|
|
| Yakın Çekim Sinema ile ilgili gündem ve haberler... |
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
En Son Hangi Filmi izlediniz? (Yorumlariniz)Yakın Çekim içerisinde En Son Hangi Filmi izlediniz? (Yorumlariniz) konusu: 21 Gram ve V For Vendetta ikiside muhteşem filmler herkese tavsiye ederim......

25-07-2008, 14:28
|
 |
arıza tespit edilemedi...
|
|
Üyelik Tarihi: 19-12-2007
Nerden: bursa
Yaş: 21
Mesajlar: 130
|
|
|
21 Gram ve V For Vendetta ikiside muhteşem filmler herkese tavsiye ederim...
|

28-07-2008, 10:08
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 361
|
|
|
dün gece-->mutlu adamlar
21 gramı çok merak ediyorum ya bir türlü izleyemedim
|

08-08-2008, 01:22
|
 |
efendisiz
|
|
Üyelik Tarihi: 08-07-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 163
|
|
|
iki saati aşkın süresiyle ilk başta sinema sanatında işitsel olarak beni zirvelerde gezdiren, daha sonra da yönetmen joel schumacher'in görsel olarak özellikle renk kullanımındaki büyüleyiciliği -kırmızı/beyaz- müzikal tarzda sanırım genel beğeni olarak üst sıralarda yer alan the phantom of the opera. filmde hayalet karakterini üstlenen gerard butler'ı fazlasıyla iyi buldum. bir yandan da şunu anladım. maske çıkınca karizma düşüyor... v for vendetta'da sonuna kadar düşmedi o maske, iyiki de düşmemiş diyorum.
|

10-08-2008, 20:57
|
 |
efendisiz
|
|
Üyelik Tarihi: 08-07-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 163
|
|
|
the doors...
ne bir biyografi tam olarak ne de bir belgesel. oliver stone yönetimindeki bu 135 dakikalık uçuş, u turn ve natural born killers'daki görsel efektleri hatırlatmakla birlikte bana, kendisinin de dediği gibi çektiği filmler arasındaki en karışık görselliğe sahip yapım olarak karşımıza çıkıyor. jim morrison'u canlandıran val kilmer, bazılarınca ilk başta şüpheyle yaklaşılmış olsa da, bu rolü fazlasıyla kaldırabildiği gözlemlenmektedir. 1960 sonrası amerika'daki bu müzik fırtınası ve yaşadıklarına ilişkin bazı detaylar meraklılar için tavsiye edilir. sonuçta gözlemleyebildiğim kadarıyla 2,5 saatlik bir filme sığmayacak bir yoğunluğa sahip bir grup. diğer taraftan da 27 yıla sığdırılan aykırılık jim adına. son olarak oliver stone'un the doors'u 19 yaşındayken vietnam'da tanıdığını ve dönüş sonrası o anti-militarist filmleri yanında bu zorlu yapıma da öncülük ettiğini söyleyelim.
|

13-08-2008, 22:45
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-08-2008
Yaş: 77
Mesajlar: 39
|
|
|
rutatu, kutsal damacana, yeşil sandalye
|

13-08-2008, 22:49
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 361
|
|
ratatouılle-bi anime.eğlendik ne diyelim  7 veriyorum.fareler falan 
|

13-08-2008, 23:57
|
 |
efendisiz
|
|
Üyelik Tarihi: 08-07-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 163
|
|
|
the elephant man.
farklı yoğunluk/derinliklerde filmleri bulunan David Lynch üstadın birçok filmine nazaran görece daha düz bir anlatımı tercih ettiği "fil adam" da cerrah rolünde popüler aktör Anthony Hopkins'in yanında fil adamı canlandıran John Hurt bence rollerinin hakkını fazlasıyla veriyor. Hem Lynch sineması hem de ilgili hastalık üzerine bilgilenmek ve hastalığın psiko-sosyal etkilerini gözlemlemek açısından kaydadeğer bir yapım.John Merrick adını belki hiç unutamayacaksınız filmden sonra... filmin, 1980 yapım olmakla birlikte siyah-beyaz olduğunu hatırlatayım.
|

14-08-2008, 09:35
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 27-07-2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 29
|
|
|
Mozart and the whale . Orjinal dvdsinin 3 ytlye düşmesini hakedicek bir film değil bence .. Tavsiye ederim bence güzel bir film ..
|

14-08-2008, 11:53
|
 |
Hakkaten Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 44
Mesajlar: 371
|
|
|
Mumya...Bilindik Mumya işte, eğlen ve unut türü bir film, aynı şeyler tekrar edilip durulmuş...Kadın oyuncu değişmiş ve hiç de iyi olmamış..
|

22-08-2008, 00:46
|
 |
efendisiz
|
|
Üyelik Tarihi: 08-07-2008
Nerden: ankara
Mesajlar: 163
|
|
the prestige-prestij
christopher nolan'ın, memento ve insomnia (şu sıralar bende de var olduğunu düşündüğüm hastalık) ardından izlediğim üçüncü filmi olan "the prestige" ile belli bir türe bağlı kalmaması ve kamerasını farklı yönlere çevirmesini, oyuncu seçimleri (özellikle baş karakterler/hugh jackman-christian bale) ve kurgu ile birlikte düşündüğümde ortaya birden fazla seyredilmeyi hakeden bir yapım ortaya çıkıyor. dönem filmlerinde de başarılı olduğunu gösteren Nolan (19.yy. sanayi devrimi), özellikle film içerisinde ışıklandırma kullanmayıp doğal ışıktan istifade etmesi ve el kamerası ile karakterlere yakın çekim uygulamasıyla gerçekçiliğe fazlasıyla yaklaşmış.sihirbazların dünyasına eğilen yapım içerisinde ana iki karakterin (bir karakterin, diğer bir karakterin günlüğünden düşüncelerinini okuması tarzındaki kurguya bayıldım) yanında bilim adamı nicola tesla'nın filme dahil edilmesi (kendisini pek araştırma imkanım olmadı ama alternatif akımı bulduğunu biliyorum, bu konulara uzağım biraz), günlük gerçekliğin ötesine geçebilme yetisi bakımından sihirbazlarımızın yanında güzel ve biraz da gizemli bir şekilde işlenmiş. ayrıca temeli romana dayanan (christopher priest-1995) bu filmin 2006 yılında seyirciyle buluştuğunu söyleyelim. düz bir kurgu olmaması sebebiyle filmden kopulmaması da tavsiye edilir, koparsanız bırakın derim, sonra tekrar deneyin... 

Das macht uns arm bei allem Reichtum, daß wir nicht allein sein können, daß die Liebe in uns, solange wir leben, nicht erstirbt
İşte bu, dostum! Bu, bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan: yalnız olamamamız: içimizdeki sevginin, yaşadığımız sürece, ölüp gitmemesi.
(Johann Christian Friedrich Hölderlin)
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:49 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|