|
|
| Yakın Çekim Sinema ile ilgili gündem ve haberler... |
DekaloglarYakın Çekim içerisinde Dekaloglar konusu: Söylediğiniz gibi Maria zor bir bölümmüş. -müş diyorum çünkü maalesef bu bölümü izleyemedim. ancak uyarınızı dikkate alamayıp okudum içeriği ve yine oldukça zor bir soruyla karşı karşıya bırakmışsınız.
İnsan tabiatının ...

24-02-2008, 20:34
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 841
|
|
|
Söylediğiniz gibi Maria zor bir bölümmüş. -müş diyorum çünkü maalesef bu bölümü izleyemedim. ancak uyarınızı dikkate alamayıp okudum içeriği ve yine oldukça zor bir soruyla karşı karşıya bırakmışsınız.
İnsan tabiatının zaaflarındandır sanıyorum "sır"larla olan ilişkisi. Ortada bir sır var ise mutlaka öğrenmek isteriz. Kaldı ki bu sır hayatımızı, geçmiş ve geleceğimizi alt üst edebilecek bir durumda ise işimiz oldukça zorlaşıyor.
Filmdeki baba-kız durumunun alt üst olmasına izin vermek istemediklerinden okumuyorlar mektubu belki de. (Ancak okunmamasına rağmen kız babasının o olmadığını nasıl söyleyebiliyor???) Açıp okunmuşsa dahi bunu kabullenmenin başka bir yolculuğa başlamak demek olduğunu da sanıyorum biz tahmin ediyoruz. "Bilmenin istenmeyeceği kritik sırlar"... Oldukça zor bir durum yılların ihanetine karşılık ortaya çıkan bir gerçekle sende geçmişine ihanet edebilirsin. Peki ya yılların emeğine ne olacak... onca anı... yaşamışlık...
Sorunuza gelince... Açıkçası bilmiyorum. Açmazdım sanıyorum. Ama bu bilinmezliğin başka bir sancı doğuracağını da bildiğimden için için kemirilirdim. Anne-oğul ya da baba-kız her iki durum içinde yıllardır yaşadığım durum gerçektir. (Söylemesi kolay elbette).
Not: Filmi koydukları gün çok ters bir gün. Cumartesi gecesi keyifle demlenilen bir vakitte filmi kaçırmamak imkansız oluyor haliyle. Şöyle bir araştırmaya girdim. Filmin dvd sini bulup rahat rahat izlemek en iyisi Maria. Saygılar, Selamlar....
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
Konu ucuzfilm tarafından (24-02-2008 Saat 20:36 ) değiştirilmiştir..
|

25-02-2008, 11:18
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
|
Dekalog 4'ü download edebileceğiniz adrese yönlendireyim ben sizi Ucuzfilm, özel mesajlarınızı kontrol ediniz...)
Kısa yazacağım lakin izlememişsiniz, izleyince yine konuşuruz elbette; kız babası olmadığını neden söylüyor mu?
Açık değil mi?
Aşık ya da öyle zannediyor...
Ama öykü gerçekten baba-kız olup olmadıklarını muğlakta bırakıyor velakin baba da öz kızı olmayabileceğinden şüpheli çünkü...
|

25-02-2008, 21:17
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 841
|
|
|
Aslında izlemeden elbette konuşmamam gerekirdi ama dayanamayıp devam edeceğim izninizle Maria.
Kieslowski bizimle oyun oynuyor. Kendisinin zaten bir kural tanımaz olduğunu bildiğimizden mektup biz izleyenlerine bir oyun olabilir mi???
Öncelikle şunu sormalıyım. Mektubun içinde yazılanlar izleyiciye herhangi bir şekilde gösterilmiyor değil mi??? (yani babanın "öz" olmadığı sadece kız tarafından dillendiriliyor) Bu sadece hissettiriliyor ise bizim algılarımızı kurcalamak istediğini düşünüyorum. Bir baba ve kız arasındaki aşk ancak öz baba ve kız değilse daha az sorgulanır. Öyle iken insanların bakış açısı değişir ve baba-kız iki sevgili olabilmeye daha yakındır. Sanki burada yapmak istediği tam da bu. İnsanoğlunun iki yüzlülüğü...
Not : Umarım filmi izlemeden söylediklerimle filmden ayrı bir yerde seyretmemişimdir... Saygılar...
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|

26-02-2008, 04:26
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
Alıntı:
ucuzfilm´isimli arızadan alıntı
Bu sadece hissettiriliyor ise bizim algılarımızı kurcalamak istediğini düşünüyorum. Bir baba ve kız arasındaki aşk ancak öz baba ve kız değilse daha az sorgulanır. Öyle iken insanların bakış açısı değişir ve baba-kız iki sevgili olabilmeye daha yakındır. Sanki burada yapmak istediği tam da bu. İnsanoğlunun iki yüzlülüğü...
|
Bu müthiş bir çıkarsama...
Müthiş...
Evet ikiyüzlülüğümüzle bizi tokatlıyor.
İzleyiciye içten içe -kendini rahat hissettirmek için- öz olmadıklarını düşündürüyor, ne muhteşem bir imgesel vuruş...! Ve bunu o yüzden muğlakta bırakıyor...!
Çok iyisiniz Ucuzfilm, Dekalogları sizinle çoğaltmayı artık ısrarla talep ediyorum...!
|

02-03-2008, 03:13
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
|
Dekalog Piec/5: "Öldürmeyeceksin"
"Yasalar, doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir. İnsanlar, başkalarını yönetmek için hukuku icat etti. Yasalar, kim olduğumuzu ve nasıl yaşayacağımızı belirliyor. Biz yasalara ya uyarız ya da ihlal ederiz. İnsanlar özgürdür. Onların özgürlükleri, başkalarının özgürlükleri ile sınırlandırılmıştır. Ceza, intikamdır. Özellikle, zarar vermeyi amaçlayan cezalar, suçu önlemiyor. Yasalar, kimin için intikam alıyor? Masumlar adına mı? Masumlar mı kanunları yapıyor?
...
Mahkûm olmanın sonuçları ya da birisini mahkûm etmenin toplum üzerinde caydırıcı olacağı, 50. Madde'de belirtiliyor. Genel olarak caydırıcı. Adaletli olduğu tartışılır sert kararlar genellikle adaletsizlik doğurur. Habil'den bu yana verilen hiçbir ceza bireyi geliştirmedi..."
Bölüm idealist bir avukatın giriş sınavında kurulla olan "suç" ve "ceza" üzerine yukarıda aktardığım savunmasıyla başlıyor.
Jacek'in öyküsü basit ve sıradan. Taşralı 20 yaşında bir genç. Kızkardeşi öldürülüyor; aynı köyden beraber votka içtikleri ve aynı gece kız kardeşini ezen traktör şöförüne olan öfesinin intikamını, şehre göçtükten sonra rastgele seçtiği bir taksi şöförünü öldürerek almaya çalışıyor. Yaptıklarının anlamını sorgulamaktan vaz geçtiği bir "kaybetmiş" gencin idamla sonuçlanan öyküsü.
Filmde dikkat çekici birkaç ayrıntı basit hikayenin "cinayetin" resmi ya da gayr-ı resmî olduğunda cinayet olmuşluğundan çıkmayacağını ve "öldürmeyeceksin" emrinin hem idama mahkum eden yargıcın hem de sanığı savunan avukatın vicdanına bıraktığı tortuyla, iki tarafa birden seslenen bir "emir"olduğunu çıkarsatıyor.
Jacek'in öldürdüğü taksi şöförü "iyilik" abidesi değil lakin yine de Kieslowski cinayeti işleyen çocuğu da "iyi" yansıtmıyor ekrana; izleyende hiçbir acıma duygusu yaratmadan yalnızca "cinayetin" tüm türevlerinin aynı ikiyüzlülüğü barındırdığını sorguladığı için emsallerinden farklı bir "öz"e oturtulmuş "idam" temasının hakkaniyeti sorgulanırken.
"- Ama o gün, eline ip sardığı gün...
Ordaydım.
- Nerede?
- Aynı cafede, aynı anda, bir yıl önce, sınavdan sonra oradan geçiyordum.
Bir şeyler yapabilirdim."
Polonya'da idam iple gerçekleştiriliyor, Jacek'in de "kurban"ını iple öldürmesi cinayetler arası hiçbir ahlakî farklılık olmadığını "simgelemek" amaçlı kullanılmış olsa gerek. Her iki kurban da öleceklerini anladıklarında geride bıraktıkları "kadınlarına" (taksi şöförü karısına, idamlık mahkum annesine) birer hatıra bırakmayı son arzuları olarak diliyorlar, bu da ölümden önce düşünülebilecek tek şeyin geride kalan "güçsüz"ü düşünmek olduğunu vurgulamakta. Ve her iki cinayeti de engellemeyi başaramayan avukat "bir şeyler" yapamamanın acısını filmin sonunda "senden nefret ediyorum" diye defalarca bağırdığı; -muhtemel insanî acziyetiyle- Tanrısına öfkesini kusuyor.
"Karar:
Polonya Halk Cumhuriyeti adına 27 Kasım 1987 Varşova Mahkemesi, Jacek Lazar davasında onu Waldemar Rykowski'de 16 Mart 1987'de soygun ve cinayetten suçlu bulmuştur. Ve ilgili kanunun 148 Maddesi 1. Paragrafı 44 Madde 2. paragrafına göre cezası idam ve vatandaşlık haklarının alınması hükmüne varılmıştır. Temyiz başvurusu reddedilmiştir.
Karar şimdi infaz edilecektir."
Gündüz Andrzej Wajda'nın bir baş yapıt niteliğindeki 'Danton'unu izledim, o filmi ayrı bir başlık altında irdeleyeceğim velakin Cumhuriyet (halk) adına işlenen "cinayetlerin" legalleştirilmesine çarpıcı bir diğer örnek olan Dekalog V, serinin en iddialı bölümlerinden biri olarak yerini hafızalarımızda alacaktır...
Not: Filmleri sıcağı sıcağına irdelemeyi tercih ediyorum velakin metinlerin doyurucu olmama riskini göz alarak.
|

02-03-2008, 11:50
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 841
|
|
|
Öldürme Üzerine Kısa Bir Film. İzlerken bana Barda'yı anımsattı. Ve bu bölümdeki görüntü yönetimine ayrıca hayran kaldım. Fonda sürekli varolan safra yeşili ton ile bizleri ayrıca rahatsız etmeyi başardığını söylemeliyim.
Taksiciyle karşılaştığımızda puslu ve soğuk havada üşüyen bir çifti aracına almayarak kendisine öfke duymamızı sağlıyor yönetmen. Çok da üzülmemize gerek yok hissiyatını vererek yine özden uzaklaştırmaya çalışıyor. Jacek ise taksiye bineceği zaman yanlış yönlendirdiği Bir çifti atlatarak aynı mertebeye ulaşıyor. Yani bu arkadaşlar ne yaşarsa mustahaktır. Jacek kendisine yaşatılanlar için taksiciyi cezalandırıyor, "Adalet" ise taksiciye yaptıkları için Jacek'i.
Avukatın filmin başında parça parça söylediği ve Maria sizin eklediğiniz kurallar çok etkileyiciydi. Ve bence (Barda'yla benzettiğim nokta) bizi tokatladığı an avukat'ın ağzından dökülen bir cümle. "Birşeyler yapabilirdim"... Barda'da bu kimsenin ağzından dökülmüyor ancak Akar bunu seyircinin sorgulamasını istiyordu. Kieslowski ise bunu söylüyor. Ve soruyor "Siz Ne Yaptınız"...
Birde önce öfkelenmemizi sağladığı Jacek ve Taksiciye son dakika müdahalesiyle merhamet duymamızı sağlıyor yönetmen.
Not 1: Maria metniniz fazlasıyla doyurucu. Teşekkür ederim aktardıklarınız için.
Not 2: Bir sonraki bölümünde derin sorgulamalara sebep olacağını düşünüyorum. Ve sanıyorum taksiye binmeye çalışan hanımlardan birinin öyküsü olacak.
Not 3: Bu filmin Polonya'daki idam cezalarının 5 yıl ertelenme kararına sebep olduğu söylenmekte ayrıca...
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
Konu ucuzfilm tarafından (02-03-2008 Saat 12:01 ) değiştirilmiştir..
|

02-03-2008, 17:39
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
|
Aslında tüm Dekaloglar'da filtre var Ucuzfilm lakin en çok 'Öldürme Üzerine Kısa Bir Film' (Dekalog 5) ve 'Aşk Üzerine Kısa Bir Film'de (Dekalog 6, haftaya izleyeceksiniz) filtreyi kahve/yeşil bir tonla iyice belirginleştirmiş ve izleyiciye o "sıkıntılı" ruh halini pek âla geçirebilmiş, size katılıyorum.
İdam cezalarının kaldırılması doğrudur, bir filmle neler oluyor dememeli, bizdeyse genelde önemini yitirince hassasiyetli konulara dokundurulur biliyorsunuz, sanatın politikaya dümen olabilmesi güç.
Geçen bölümü izlemediniz, lakin bu bölümde de dikkatimi çekti (daha evel farkedememiştim) yolda ve hapishanede merdiven taşıyan, soluk benizli sıska adam, bir evvelki filmde de vardı, orada da kız mektubu okumak için gölün kenarına gittiğinde kano taşıyordu. Bölümleri hem diğer bölümlerin baş rôl oyuncularıyla, hem de böyle küçük karekterlerle bağlıyor.
Not: Barda'yı ne yazık ki izlemedim, hatta sinema zevkine güvendiğim bir dostumun çok kötü bir film olduğunu söylemesi üzerine gitmekten vazgeçtiğimi anımsıyorum.
Yanılmış mı dersiniz?
|

02-03-2008, 18:03
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 841
|
|
|
Dekalog 3 de bu denli baskın değildi. filmlerde en sevdiğim renk aslında safra yeşili. Elbette uygun yerde kullanıldığı zaman... Barda ile ilgili söylenecek çok şey var. Bana kalırsa türk sinema tarihinin en iyi filmlerindendir. Filmdeki şiddet birçok insanı rahatsız etmesine rağmen o şiddetin yerli yerinde kullanıldığını düşünüyorum. Üzerinde konuşuşlması gereken bir filmdir Barda. İzlemenizi isterim Maria...
Selamlar...
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|

09-03-2008, 13:34
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 841
|
|
|
Dekalog 6 – Zina Yapmayacaksın
Aşk Üzerine Kısa Bir Film…
Emir bunu söylüyor. Zina Yapmayacaksın… Kieslowski ne anlatıyor. Aşk…
Tıpkı önceki bölümde olduğu gibi seriden kendini ayırmış ve uzunu sinemalara konuk olmuş bu bölümde posta görevlisi ve süt dağıtıcısı Tomek karşı apartmanda oturan aslında kendinden yaşça büyük Magda’ya aşıktır. Önceleri teleskopuyla gözetlediği orta yaşlı ve güzel Magda’ya ilerleyen süreçte -her tek taraflı aşkta olduğu gibi- sesini duyurabilmek için çaba gösterir. Ve kendini ifade ettiği gün aşka inancı kalmayan Magda ile masum Tomek’i zorlu bir süreci katederken izleriz.
Aşk Yoktur , Yanızca Cinsellik Vardır… Magda’ya göre hayatın gerçeği budur. Tomek’e sorar, “-Benimle öpüşmek istiyorsun?” , “-Hayır” , “Dokunmak istiyorsun”, “-Hayır”, “Benimle yatmak istiyorsun”, “-Hayır”, “Peki benden ne istiyorsun” Tomek’in cevabı filmin özüdür… “Hiçbirşey!!!”… Sevmenin insanı nasıl güzelleştirdiğini ve arındırdığını görürüz Tomek’in yüzünde. Karşılığında herhangi bir beklenti olmaksızın sevmenin… Oysa Güzel Magda’da gördüğümüz ise daha farklıdır. Elbette serinin izleyebildiğim bölümlerinde hep tanık olduğumuz durum burada da görülüyor. Kieslowski karakterleri durum değiştiriyor. Kalp kırıklığının cezasını kendisine kesen Tomek’in bu anından itibaren Magda’nın değişimi gibi.
Teleskop: Tomek’in Magda’yla ilişkisini sağlayan araç. Ve Tomek teleskopuna özenle bakıyor. Kullandıktan sonra üstünü örtüyor. Kullanacağı zaman örtüyü özenle kaldırıyor. Sevdiği kadının yerine konumlandırıyor, onu gözetlerken kullandığı aracı. Ve burada yine Kieslowski bazı değerlerle oynuyor. Aslında kirlenmemiş olduğunu söylediğimiz Tomek “Zina Etmeyeceksin” emrine itaat ederken ahlaksız!!! başka bir eylemle Magda ile ilişkisine başlıyor ve bizlerinde tanıklık etmesini sağlıyor. “Röntgencilik”…
Bir dayatmanın ardında aşk, sevgi ve cinsellik üzerine az sözcükle, güzel bir müzikle ve yeşilin yanına bu kez birazda sarımsı (sıkıntılı, huzursuz ve ilahi renk) tonlarla yine sorguların içine gömüyor Kieslowski bizi. Filmin finalinde şu soruyla kalıyoruz. (başka konularda bolca işlendiği için bunu soru olarak yöneltmiyorum)… Cinsellik, varolduğu hakkında türlü söylentiler olan “aşka” kurulan tuzakmıdır??? Ya da aşk cinselliğin katilimidir??? Birbirini destekleyen bu iki duygunun varlığı bu emre itaat etmemize ne kadar izin verebilir???
Saygılar…
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|

10-03-2008, 12:03
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
|
|
|
Dekalog 9'da da irdelenen "Cinsellik olmadan aşk nereye kadar aşk"tır vurgusu bu bölümde kadının ağzından aşk yoktur'la perçinleniyor. Orta yaşlı yalnız kadınlar Kieslowski'nin Dekalog kadınları arasında yer alıyor. Aşk'a inancı olanlar ve olmayanlar olarak Dekalog 6'da aşka inancı olmayan bir kadın yansıyor ekrana. Her şeye rağmen kadın aşık olmak istiyor ama ona biçilen rôl erkeklerin onunla sadece yatmak istediklerine dair bir rôl. Tomek'in yanında kaldığı yaşlı kadının da delikanlıya bahsettiği üzre 'kadınlar öpüşmekten hoşlanır gibi yaparlar ama aslında aradıkları şevkâttir'. Tomek bakir bir erkek ve cinselliği bulaşmadığı "saf" bir aşk'ı kutsal bulanlardan, aşk'ı dokunmaksızın yaşanan bir duygu olarak benimsemiş. Kadının da böylesi bir "aşk"a aslında ne çok ihtiyacı olduğu -bencesi- "süt" metaforuyla yansıtılmaya çalışılmış; ne çok süt aldığına dikkat ettiniz mi Ucuzfilm? Süt filmin sonunda bakir çocuğun spermleriyle özdeşleştirilmiş, doğrudan aktarmak yerine Kieslowski'nin sembol ve mataforlarla sinema diline hakimiyeti hayranlık duyulası. Teleskop da sizin de bahsettiğiniz üzre Ucuzfilm, çocuğun "dokunabildiği kadını"; yine bu imgeye çocuğun incelikli tavrı dikkat çekici.
"Aşk Üzerine Kısa Bir Film" olarak yenilenen sinema uyarlamasında, finalde kadın sütü masaya döküyor ve Tomek boş süt şişesini kaldırıp kadına "şevkat"le sarılıyor, bu kadının düş'ü olarak yansıyor perdeye. Bencesi burada yoğunluklu olarak işlenen yalnız kadınların "şevkat" arayışları ve güncel yaşamlarının onları bu şevkatten uzaklaştırıcı gerçeklikleri arasında "aşk"ın varlığına dair inanç sorgulamaları.
Tek kadının içinde iki kadın var filmde; biri umarsız, bencil ve cinselliğini doyasıya yaşamaya kodlanmış günümüz yalnız modern kent kadını, diğeri; aşk isteyen, merhamet'e aç...Tomek karekteriyse kadının nicedir unuttuğu bu ikinci kimliğine dokunabilen "masumiyette". Oysa ki filmde sizin bahsettiğiniz gibi röntgencilik'i ahlaksızlık olarak algılamamıştım ben, asıl ahlaksızca olanı kadını gözetlerken kadının sevişmeye başladığı sahnelerde dürbünden uzaklaşmasıydı; klasik aşık olduğun kadını .ikmeyecek mantalitesiyle erkeğin ikiyüzlülüğünü vurgular cinsten; erkek 19 yaşında bir bakir çocuk olsa da erkek nihayetinde.
Beyazlı adam'ı bu kez çok bariz görebildiniz değil mi Ucuzfilm? Tüm insanlık durumlarının bir tanığı adeta...
Dekalog serisine dünya sinema tarihinde "şöhret" getiren bölümlerinden biri olarak anılır Dekalog 6. Bencesi -birkaç kez farklı ruh halleriyle izlemiş olmama rağmen- Dekalog serisinin en cılız bölümüdür.
Benden de en derin saygılar...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:04 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|