Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Sinemasal > Yakın Çekim

Yakın Çekim Sinema ile ilgili gündem ve haberler...


Kısa filmin suçu ne?

Yakın Çekim içerisinde Kısa filmin suçu ne? konusu: Ülkemizde ne yazık ki, uzun yıllardan beri uğraş verilmesine karşın, kısa film yapısal varlığını gerçek anlamda oluşturamadı. Zaten bu sorumluluğu salt gönüllü girişimlerle ayakta tutabilmek olası değil. Kısa film, alt ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 19-06-2007, 01:16
ESHQUIA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRI
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,424
Blog Başlıkları: 1
Standart Kısa filmin suçu ne?

Ülkemizde ne yazık ki, uzun yıllardan beri uğraş verilmesine karşın, kısa film yapısal varlığını gerçek anlamda oluşturamadı. Zaten bu sorumluluğu salt gönüllü girişimlerle ayakta tutabilmek olası değil. Kısa film, alt yapı, üretim ve dağıtım açısından, kendi başına bir sektör olarak ciddiye alınmadığı sürece bu başıboşluğun sürgit devam edeceğini söylemek hiç de zor değil.
Bir ülkede, kısa filmin gerçek anlamda var olabilmesi için bazı koşulların mutlaka yerine getirilmesi gerekiyor. Bunun en başında özerk bir “ Ulusal Sinema Merkezi ”nin varlığı geliyor. Bu kurum içinde, kısa film bölümüne kapsamlı bir yer ayrılmalı. En az üç-dört katlı bir binaya, on beş kişi kadar sürekli çalışan bir kadroya, bilgisayar donanımlarına, arşive, film izleme odalarına, web sayfasına sahip olmalı. Giderler devlet bütçesinden sağlanmalı. Dünyadaki örneklere baktığımızda kısa filmin kendi başına bir sektör olmasının atar damarını bu alt yapının oluşturduğunu görüyoruz. Fransa'da “ Unifrance ”, Yunanistan'da “ Greek Film Centre ”, Macaristan'da “ Hungary Film Unio ”, Meksika'da “ Instituto Mexicano de Cinematografia ” yada İran'da “ Iranian Young Cinema Society ” örneklerinde olduğu gibi.
Bir ülkede genç sinemacıların film üretimine katkı veren başka bir unsur ise nitelikli sinema okulları. Bu yüksek okulların, bir fakültenin bölümü olarak değil, yetenek sınavı ile öğrenci alan ayrı birer eğitim merkezleri olarak çalışması gerekiyor. Daha ilk yıldan başlayarak, yönetmen asistanlığı, ses, kurgu, senaryo, oyunculuk ve sanat yönetimi gibi bölümlere ayrılması, uygulama ağırlıklı bir program izlemesi öneriliyor. Profesyonel düzeyde teknik alt yapıya sahip olması ve bu altyapıdan öğrencilerin yararlandırılması da önemli diğer bir koşul. Dünyadaki örneklere bakıldığında, Danimarka'da “ The National Film School of Denmark ”, İngiltere'de “ London Film Scool ”, Polonya'da “ Polizsh National Film-TV& Theatre School ”, İsveç'te “ Swedish Film Institute ”, İsrail'de “ Camera Obscura School of Art ” gibi okullarının bu özellikleri taşıdıkları, buradaki genç yönetmenlerin 16mm ve 35mm formatında çok nitelikli yapıtlar ürettikleri biliniyor.
Diğer önemli bir nokta, kısa film yönetmenlerine, proje aşamasından başlayarak, filmin gösterim aşamasına kadar ciddi parasal destekler sağlamak. Bu genellikle ülkelerin kültür bakanlıkları ve ulusal televizyon kanalları tarafından gerçekleştiriliyor. Ayrıca yurt dışında, kısa filmleri finanse eden ticari prodüksiyon şirketleri var. Örneğin Avusturya'da “ Sixpackfilm ”, Belçika'da “ La Boite Production ”, Fransa'da “ Premium Films ” gibi.
Günümüz koşullarında, nitelikli bir kısa film için gerekli olan bütçe 40.000 euro civarında. Türkiye'de bugüne dek ne kültür bakanlığının, ne televizyon kanallarının, ne de prodüksiyon şirketlerinin bu boyutta bir kısa film desteklediği duyulmadı. Bürokraside ağırlığını hissettiren ticari sinemacıların yanında, kısa filmciler hep arka planlara itildiler. Birkaç çok düşük, önemsiz destekle geçiştirildiler. Samimi ve önemli bir yaklaşım olan “ TRT Genç Sinemacılar Programı ”nı ve birkaç yıl sürdükten sonra kaldırılan “ CİNE-5 Kısa film Yarışması ” nı ayrı tutarsak, genç yönetmenler, özellikle yeni açılan ve bütçesi sınırlı olan TV kanallarının, yayınlayacak bedava film aradıklarında akla gelen birer kimlik olarak varlıklarını sürdürmeye çalıştılar.
Kısa Film Festivalleri ve toplu gösteriler de, bu alanın önemli arenalarıdır. Oysa bizler, sinema yapmak isteyen ve bu serüvene kısa filmle başlayan gençlerin, festival kapsamlarında sürekli olarak önemsiz insan davranışı gördükleri, konuk ağırlamada en geri plana itildikleri, verilen ödül miktarları ve ödül törenlerindeki yerleri ile küçümsendikleri, jüri üyelerindeki isimlerin adet yerini bulsun kabilinde seçildiği bir ülkede yaşıyoruz. Örneğin bu günlerde gündemde olan “ Antalya Altın Portakal Film Festivali ”, en iyi kurmaca ulusal uzun metraj filme 60 milyar lira parasal ödül vereceğini açıklarken, en iyi kurmaca uluslararası kısa filme 1,5 milyar lirayı yeterli görebiliyor. İlginç bir ayrıntı da şu; bu ödül ancak aylar sonra ödeniyor, üstelik ödül törenine katılmak için gereken gidiş dönüş giderlerini de ödül alan kişi karşılıyor. Ürgüp Belediye Başkanlığı ise, yaklaşık bir yıl önce sonuçlandırdığı “ Kısa Film Senaryosu” ödüllerini, üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına karşın, parası olmadığı gerekçesi ile ödemeyi ret ediyor. Bu örnekleri çoğaltmak çok da zor değil. Bütün bu davranışların kaynağında, kısa film yönetmenlerine ve yapıtlarına verilen değerin göstergeleri yatıyor.
Eğer ülkemizde, beklendiği ölçüde nitelikli kısa filmler üretilemiyorsa bunun başlıca nedeni yukarda çok kısaca değinmeye çalıştığım örgütlenme, üretim ve dağıtım koşullarının yerine getirilememiş olmasıdır. Kimse suçu gençlerimizde aramasın, kimse onları beceriksiz, yeteneksiz ve yaratıcılık yoksunu olarak tanımlamaya kalkmasın. Yıllardır çok yakından izlemeye çalıştığım bu genç insanların tüm bu zorlulara karşın hala heyecanla çalıştıklarını, bir gün bir şeylerin düzeleceği umudunu yitirmediklerini görüyorum. Parklarda, sokaklarda, meydanlarda ellerindeki küçücük amatör video kameralarla dolaştıklarını, video kaset alabilmek için bile aralarında para toplamak zorunda kaldıklarını, çekim yerlerine çoğu kez yürüyerek gittiklerini, teknik sorunlarını çözebilmek için çalmadık kapı bırakmadıklarını ve daha bir çok şeyi iyi biliyorum. Ve bir gün uluslararası düzeyde, değer oldukları yeri alacaklarına da yürekten inanıyorum. Yeter ki hiç zaman yitirmeden, bu insanlarımızın benliklerinde taşıdıkları enerji ve sinema tutkusuna, yanıt verebilecek olgunlukta bir toplum olmayı başarabilelim.
Hilmi Etikan
( Bu yazı Milliyet Sanat Dergisi Eylül 2003- Sayı 534 de yayınlanmıştır.)


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 19-06-2007, 10:09
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,478
kısa film sinema atılım yapmak isteyen kişilerin ilk uğraşlarıdır.

hemen hemen bütün yönetmenlerin mutlaka çektikleri bir kısa film var

va bence ülkemizdede bu kısa film işi git gide ilgi çekiyor festivaller yapılıyor

özellikle bazı üniversitelerimiz bu iş için ön ayak oluyorlar...

ülkemizde şu anda kısa film çekmek isteyenlerin hemen hemen hepsi belki birilerinin dikkatini çekerim diye çekiyor..

sant için kısa film çeken çok az kişi var...


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 19-06-2007, 10:14
Omerta Veritas
 
Üyelik Tarihi: 16-02-2007
Nerden: Eskişehir
Yaş: 32
Mesajlar: 214
Kısa film insanlara daha sanatsal geldiği için ve ağır göründüğü için uzak duruluyor bence..
Aslında gerçek sinema, gerçek film budur...
Çünkü 2 saatte istediğiniz herşeyi anlatabilirsiniz..Ama kısa filmde anlatmak ve yansıtmak gerçekten uzmanlık gerektiriyor
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 19-06-2007, 10:15
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,226
Ülkemizde bir filmde Mehmet Ali Erbil yoksa ya da Özcan Deniz gibi kıl tipler yoksa o filme film demeyen yapımcılar var maalesef. Sinema ülkemizde saant için değil para ve şöhret için yapılıyor.

Zira nasılki tiyatro sinemanın kökeni ve doğduğu yer ise aynı şekilde bana göre kısa film sinemanın gelişmesi için en büyük etmen.

Hattori'nin dediği gibi şuan dünyanın en büyük yönetmenleri arasında bulunan bir çok yönetmen kısa filmler çekmiş ve bu kısa filmlerin beğenilmesi ile adını yazdırmışlardır sinema tarihine.

Eğer ülkemizde varolan bir çok kısa filmci yurtdışında olsa idi şimdi onlarda belki adını duyuran syönetmenler olurdu.
En basitinden yurtdıışndaki Türk kökenli yönetmenlerimize bakın.
Bence adamlar TR'ye gelmemekte haklı. Maalesef ki gerçek bu.
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 19-06-2007, 10:28
HattoriHanzO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
O Bir Kılıç Ustası
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Gezici Festival
Yaş: 28
Mesajlar: 1,478
şu anda ülkemizin en iyi yönetmenlerinden olan Fatih akın ve Ferzan özpetek onlara geekli ilgiyi göstermiyoruz diye sanatlarını dışarda yapıyorlar.

çünkü biz onların filmleri yerine mehmet ali ve özcan deniz gibi adamların filmlerini tercih ediyoruz...


.
.

"Bence birisi bu şehri alıp klozete atmalı ve üzerine sifonu çekmeli."
Travis Bickle - Taxi Driver
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 10-07-2007, 07:49
Slam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kel
 
Üyelik Tarihi: 09-03-2007
Mesajlar: 177
Kısa filmin suçu, yine izleyeninin, seçtiği iktidardır.
Sanata önem vermek yerine, sanatı satarak "başarı" peşinde koşmak, kısa filmin aldığı ölümcül darbedir.

Çünkü uzun metraj, daima ticari bir amaç güderken, kısa film, ticari amaçtan uzak, sanatın yanındadır; en büyük destekçisidir.

Konu Slam tarafından (10-07-2007 Saat 07:51 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 25-12-2007, 11:53
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,011
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Slam´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kısa filmin suçu, yine izleyeninin, seçtiği iktidardır.
Sanata önem vermek yerine, sanatı satarak "başarı" peşinde koşmak, kısa filmin aldığı ölümcül darbedir.

Çünkü uzun metraj, daima ticari bir amaç güderken, kısa film, ticari amaçtan uzak, sanatın yanındadır; en büyük destekçisidir.
Sanat zaten bir metadır, yüzyıllardır da bu şekilde üretilmiş ve tüketilmiştir. Batı'da kısa metrajlı Filmler birer ticari değerdir aynı zamanda, uzun metrajlı filmler yeni yeni kazanmaya ve kazandırmaya başlamışken ülkemizde, kısa metrajlı filmlerden de aynı performansı beklemek yanlış olur.

Kaldı ki geçmişte festivallerin bazılarında kerhen aldığı desteği artık kendi festivallerini yapacak noktaya getirebilmiş bir sektörün var olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kısa film başlı başına bir yapıttır günümüzde. Kendi dilini ve kültürünü yaratmaktadır ülkemizde.

Popüler kültür günümüzde her yerde dayatılırken, kişiler üzerinden yapılan polemikler ancak o kişilere yarar. Popüler kültür kötü değildir, kötü olan onun Emperyalist oyunların aktörü haline getirilmesidir. Film sektörü eskiye nazaran çok daha fazla kazandıran bir sektör haline gelmişken, yönetmen ve yapımcıların da bu kazançtan en fazla nemalanacakları yerlere yönelmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Keza aynı şekilde oyuncular ve diğer sinema emekçileride benzer düşüncelerdedirler.

İzmir'deki kısa film festivalinin ilk düşünceden hayata geçirildiği günleri hatırlıyorum da ülkemiz ve insanımız çok mesafe kat etti bence.
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 25-12-2007, 13:07
Mephisto - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Revamped
 
Üyelik Tarihi: 25-02-2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 555
Alıntı:
Slam´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kısa filmin suçu, yine izleyeninin, seçtiği iktidardır.
Sanata önem vermek yerine, sanatı satarak "başarı" peşinde koşmak, kısa filmin aldığı ölümcül darbedir.

Çünkü uzun metraj, daima ticari bir amaç güderken, kısa film, ticari amaçtan uzak, sanatın yanındadır; en büyük destekçisidir.
Kesinlikle her harfine katıldım, ama şunu unutmamak gerek neticede izleyici yolun nereye gideceğini belirler.
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 25-12-2007, 16:57
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,687
Blog Başlıkları: 5
izleyici genelde sanattan çok adı sanı pek duyulan filmlere gitmekten yana davranır. istisnalar hariç tabi ki .
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 25-12-2007, 17:09
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 898
kısa film'i edebiyatta şiir'e benzetiyorum
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kisa, filmin, sucu


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kısa film üzerine birkaç söz ESHQUIA Yakın Çekim 0 19-06-2007 01:14
Kısa Film Seçecek! HattoriHanzO Yakın Çekim 0 17-06-2007 18:00
Hiç Bir Filmin Yarısından Çıktığınız Oldumu HattoriHanzO Yakın Çekim 10 03-03-2007 00:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:11 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org