Tamu Öyküleri nedir?
Karanlığın hüküm sürdüğü ölümcül İstanbul...
Zalimlerin gece gevrek kahkahalar attığı, acizlerin sessizce ağladığı her daim leş sokaklar. Bir avuç zoraki kahramanın kötülüğün ve adaletsizliğin binbir yüzüne karşı verdiği umutsuz mücadele. Burası "Tamu Öyküleri", burada kimse güvende değil.
Tamu Öyküleri dünyanın ve Türkiye'nin bizim bildiğimiz hali ile varolmadığı, alternatif bir gerçeklikte geçen bir dizi hikaye olarak tasarlanmış bir sinema serisi. Toplam 10 öyküden oluşacak olan serinin tamamlanan ilk bölümü, "Camgöz" aynı zamanda serinin stili ile ilgili bir pilot niteliğinde.
Amacımız heyecanlı ve özgün öykülerin yanısıra her yeni bölümde aynı evrenin farklı öğelerini bir mitoloji oluşturarak anlatmak. Her kaliteli mythos gibi Tamu Öyküleri de belirli yaratıcı sınırlamalara ve tanımlamalara sahip. Bunlardan en önemlisi atmosferin karamsar ve tehlikeli olması. Heryer kötülüğün çoktan kazandığı bir dystopia.
Tamu kelimesinin anlamı gibi, etraf adeta cehennem.
Tarzımız ilham aldığımız film noir ve 1950'lerin dedektif filmlerinin yanısıra, doğaüstü öğelerle bezeli. Hiçbir kabus evrenimizde olamayacak kadar korkunç ya da hiçbir canavar inanılamayacak kadar kadim değil.
Bütün bu karanlığın ve kötülüğün ortasında, umut da var. Zoraki, isteksiz ve görünüşte bencil olan kahramanların azimli çabaları. Bütün dünyanın zalimlere teslim olduğu bir dönemde pes etmeyen, inatçı ama yalnız neferler. Acizlerin ve yardıma muhtaç kurbanların son sığınağı, bir avuç cesur, mücadeleci ve sıradışı protagonist.
Ama tıpkı bizi motive eden kara filmlerdeki gibi tüm kahramanlarımız da acı çeken, kendi vicdanlarıyla boğuşan kusurlu varlıklar. Mükemmellikten çok ötede, hataları ile varolan, insanlıkları ile öne çıkan anti-kahramanlar.
Malum; tümü boka sarmış bir dünyada, kahraman dedikleriniz de karanlık olur...
Yapanlar
Tamu Öyküleri projesi Türk sinemasının yeni neslinin bir ürünü olmak için tasarlandı. Yönetmeninden oyuncusuna, yapımcısından makyörüne kadar her bölüm farklı yeteneklerin ve hevesli sanatçıların buluşma noktası olacak.
Gerçek anlamda bir mitolojinin oluşması için, sadece bir bireyin yaratıcılığının değil, aynı zamanda birçok farklı bakış açısının yorumuna ihtiyaç var. Ancak o zaman bir seri bütünüyle tüm topluma ait olmuş olur. İlk bölümü yapanlar bizdik, ama ilerleyen öykülerde siz de bizden biri olabilirsiniz.
Bu hepinize açık bir mektuptur:
Kuruşuna kadar kendi cebimizden, emeğimizden ve de inancımızdan çıkan bu filmlere sizler de dahil olabilirsiniz. Maddi veya manevi yardımlarınız bizim için paha biçilmez değerdeler. Her bölümü elimizdeki olanaklar ve bu olanaklarla ulaşılabilecek en mükemmel öyküleme arasında bir uğraş olan Tamu Öykülerini sadece seyirci olarak değil, yönetim veya yapım takımının bir parçası olarak da takip edebilirsiniz.
Burası Türkiye. Sponsorlar kıt, yetkin yapımcılar ise soyu tükenen ayrı bir tür gibi. Abidik gubidik şarkıcıların film yıldızı olabildiği ancak usta metod oyuncularının kıt kanaat geçindiği sürreal bir memlekette yaşıyoruz. Bu yüzden destek davetiyemiz kaliteli bir sinerji içine girmek isteyen herkese açık.
Pek sevdiğimiz, ve uğruna tahmin bile edemeyeceğiniz zorluklar ve badireler atlattığımız bu özgün öykü serisine maddi veya manevi yardımlarınızın dokunacağına inanıyorsanız
alper@caglararts.com adresine eposta'larınızı gönderebilirsiniz.
Bu projede şu ana kadar emeği geçen herkesin ismini bir sonraki sayfaya yazmaya çalıştık. O bizim şeref duvarımızdır. Umarız ki bu proje sizlerin beğenisi ve desteği ile son bölümüne kadar sürer, ta ki o duvarda isim bolluğundan dolayı yer kalmayana kadar.
http://www.tamuoykuleri.com/ sitesinden alıntıladığım yukarıdaki yazı ilginizi çektiyse serinin tamamlanan ilk kısa filmi olan "Camgöz", diğer adıyla "Kan ve Vanilya" için:
http://www.tamuoykuleri.com/izlebolum1.html
belki bir camgöz'de sizsinizdir kim bilir? keyfini çıkarın