İnsan; kusursuz canlı, tanrının en kıymetli yaratığı, ona sunulan dünyayı istediği gibi kullanan, buyruk altında yaşayıp yaşamamaya karar verecek nitelikte dizayn edilmiş üstün varlık, anlayan anlatan, seven sevilen, üzen üzülen, inanan inanamayan,gören, işiten, algılayan, ağlayan, gülen, itaat eden, hiçbir şeye mecbur olmayan, inisiyatif sahibi, sonsuz özgürlük içerisinde kendini hapsetmiş aciz canlı. . .
Kusursuz bir bedenden daha kusursuz bir akıl, alçakgönüllü olduğu için(!) aklını tamamen kullanmayan kendini kısıtlayan, kurallar koyan, sürü içerisinde kalıp mutlu olmayı amaç edinen, sürü için kendini unutan, kendi unuttuğu gibi unutturmayı amaç edinen, evlatlarına daima iyiyi güzeli öğretirken onları da sürüye katmak için çaba gösteren, yolunu unutan ve bir daha hatırlamayan muhteşem organizma.
Hangi yolda olduğunuzu, ne için burada olduğunuzu çoktan unuttunuz, yürümeyi de unutursunuz artık. . .
Canınız çok mu kıymetli? Onun için kumaşlarla kendinizi korudunuz kıyafet dediniz, sığınaklar yaptınız ev dediniz, hayatta kalmak öldürmek için aletler yaptınız silah dediniz, yürümek zor geldi atları kullandınız araba dediniz, ayakta kalmak huzursuz etti ağaçları kestiniz hayvanları öldürdünüz koltuk dediniz, güzel görünmek istediniz yer altına girip altın çıkardınız mücevher dediniz.
Her şey mükemmel görünüyor. İnsan kendine yakışanı yapıyor çünkü. İnsana en çok yakışan ne biliyor musunuz? Hiçbiriniz bilmiyorsunuz bana kalırsa.
Bu kadar güzellik içerisinde yaşayamadınız örgütlendiniz. Soy dediniz ırk dediniz parçalandınız. Yerinizi beğenmediniz, kendinizi üstün gördünüz, silahlarınızı yenilmez buldunuz, daha güzel yere geçmek için bütün şartları yerine getirdiniz. Güçsüz olanı yani sizce orda yaşamayı hak etmediğini düşündüğünüz toplumu yok ettiniz, öldürdünüz. Çünkü güçlüydünüz, açgözlüydünüz, bencildiniz.
Gücünüzü göstermek için göz kamaştırıcı mabetler yaptınız. Silahlarınızı daha özenle yapmaya başladınız. Kıyafetlerinizi büyüleyici göstermek için elinizden geleni yaptınız.Sonunda hepiniz öldünüz. Hepiniz ölmediniz aslında öldürüldünüz.
Sahip olduğunuz onca silah, ev, araba, kıyafet, mücevher, rütbe, şan, şöhret size sahip olmaya başladı. Önceleri siz sahiptiniz, siz ölçüp biçtiniz ona değer verdiniz. Daha sonra onlarla birlikte size değer verildi.
Siz altına sahiptiniz daha sonra altın size sahip olmaya başladı. Onunla beraber siz, siz oldunuz. Üstünüzde taşıdığınız altın sizi taşıyordu artık. Gözleriniz kör olmuştu. Hırsınızla beraber öldünüz. Hatta ölürken bile onlarla öldünüz yanınızda değerli eşyalarınızı da gömdünüz. O kadar aç gözlüydünüz ki öbür dünyaya da statünüzü götürecek gibi mezar taşınıza yazdırdınız. Kendinizi onlar uğruna öldürdünüz.
Evet şimdi cevap vereyim canınız hiçte kıymetli değil. Hoyratça kullandınız çünkü değer biçilerek verilmedi sizlere. Bedava dağıtıldı. Siz sadece kendinizi kandırdınız, kandırmakla kalmadınız inandırdınız da. Değerlerinize bir bakın isterseniz maddi şeyler ne kadar yer tutuyor, neredeyse her şey onlar değil mi, yazık.
‘’Bir şeye değer veriliyor paha biçiliyorsa, o şey değersizdir.’’
Bize sonsuzlukta dahi taşıyabileceğimiz değerler de vardır ki bunları unutalı uzun zaman oldu biliyorum. Erdemli, dürüst, yardımsever insan olmak sadece sözcüklerde. Erkekliğin yüzde doksanı kaçmak dediniz erdemi yok ettiniz. Kö
prüyü geçene kadar ayıya dayı denilir dediniz dürüstlüğü yok ettiniz. Önce can sonra cana dediniz yardımseverliği yok ettiniz. Aslında yine yakışanı yaptınız insanlığa, yok ettiniz.
Bencilliğiniz yüzünden her şeyi mahvettiniz. Evreninizi, değerlerinizi ve kendinizi. Ne yaparsanız kendiniz için yaptınız adını koymadan.
Evet mükemmel insan!
Eserine bak ve övün. Her kayıbınız cinayet sonucu ölüyor artık.Sürü de olan kurban olmayı bekliyor hiçbir şeyin farkında olmadan.Açgözlü bir kurdun gelip onu afiyetle yemesini bekliyor.Ne kadar aşağılık bir ölüm. Hepsini en başından beri hak ettiniz.
Erkan sizi selamladı
–––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––– ––––––––––––––––––––––––––