|
|
| Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya.. |
Dünyanın en büyük yalanı !Tartışmak İstiyorum içerisinde Dünyanın en büyük yalanı ! konusu: Afrikada komşu iki maymun kolonisi arasındaki genetik farklılık , bir beyaz ve bir zenci arasındaki genetik farklılıktan yüzlerce kez daha fazla .
İşte ırk bu , yani herkes aslında tek ...

12-12-2007, 01:11
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-12-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 18
|
|
|
Afrikada komşu iki maymun kolonisi arasındaki genetik farklılık , bir beyaz ve bir zenci arasındaki genetik farklılıktan yüzlerce kez daha fazla .
İşte ırk bu , yani herkes aslında tek bir insandan kaynak almakta ,(tabii adem saçmalığından bahsetmiyorum ; dinle süslenip akla uygunlaştırılmış ensestten başka bir şey değil bence) olasılıkla orta afrika kaynaklı olduğu düşünülüyor. (hitlerin kemikleri sızlasın , büyükbüyük dedesinin zenci olduğunu bilseydi kahrolurdu herhalde...!)
Yani ırk ve din ;gücü elinde bulunduranların kontrolü sağalamak için uydurdukları palavralar. İnsanı tanrıya değil , insanı insana kul yapan düzmeceler.
lanet olsun....... !
|

12-12-2007, 01:57
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Alıntı:
Bu konu ırk kavramının büyük bir yalan olduğudur bu yalan çok büyük savaşların masum insanların katili olmuştur.
Bir çok farklı yönden ele aldığınızda bu kavramın çürüklüğünü görebilirsiniz. Eğer Dine inanıyorsabız hepimizin ademden geldiğini kabul edersiniz buda hepimizin kardeş olduğudur.
|
Bu tamamıyle bilmeden yani bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmakla alakallıdır yada cahil cesareti diyemiyeceğim yaşla ilgili bilgi eksikliğidir. Kuran'ı okumak yetmez hiç bir zaman, Hadis ve fıkıh kitaplarını okumak yararlıdır en azından.
Deniliyor ki ırk kavramı yalandır, çok doğru bir söz ama Kuran açısından değildir bu konu İslam açısından ise tamamıyle bir aldatmacadır. Konu hakkında uzun uzun yazmayacağım burda, daha önce yazdığım bir konunun linkini vereceğim. Kuran'da Türk'ler kavramı ile ilgili bir konu bu, ırk kavramı yalandır diyen Arap Milliyetçiliğine yamanmış bu zihniyet tamamıyle bir yalandır.
http://www.anarsist.org/kara-delik/7...ler-sorunsali/ (İslamiyette Türkler Sorunsalı)
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak lazım.
Irkçılık en kötü düşüncesidir insanın, faşizm kendi yalanında boğulacaktır.
http://www.anarsist.org/kara-delik/7...ler-sorunsali/ (İslamiyette Türkler Sorunsalı)
|

12-12-2007, 02:04
|
|
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 157
|
|
|
bende size en büyük yalan olan EVRİM TEORİSİNİN çöküşünü söyliyimde...ademden mi gelmişiz,yoksa başka birşeyden mi düşünün biraz
|

12-12-2007, 02:07
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
|
|
|
söyleyin
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

12-12-2007, 02:08
|
|
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 157
|
|
|
Evrimciler canlıların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğunu iddia ederler. Oysa bu, biyolojinin en temel kanunlarına aykırı bir Ortaçağ hurafesidir.
Darwin'in teorisinden söz edildiğinde, çoğu insanın aklına "insanın atasının maymun olup olmadığı" sorusu gelir. Oysa bundan çok daha önce, evrim teorisinin açıklaması gereken sayısız soru vardır. Bunların ilki ise, yeryüzündeki ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusudur.
Evrim teorisi bu soruya karşılık, yeryüzündeki ilk canlının, tesadüfler sonucunda cansız maddenin içinden oluşan bir hücre olduğunu iddia eder. Yani teoriye göre, yeryüzünde sadece cansız taşın, toprağın, gazların vs. bulunduğu bir dönemde, rüzgarın, yağmurun, yıldırımların etkisiyle tesadüfen canlı bir varlık oluşmuştur. Oysa evrimin bu iddiası, biyolojinin en temel kanunlarından birine aykırıdır: Hayat yalnızca hayattan gelir, yani cansız madde hayat oluşturamaz.
Cansız maddenin hayat oluşturabileceği inancı, aslında bir Ortaçağ hurafesidir. "Spontane jenerasyon" adı verilen bu teoriye göre, farelerin buğdaydan oluştuğuna, ya da böceklerin yemek artıklarının içinden "kendiliğinden" var olduklarına inanılmıştır. Darwin'in teorisini ortaya attığı dönemde ise, mikropların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğu sanılmıştır.
"CANLANAN ÇAMUR"
Yandaki çizimin bilimsel ismi "Bathybus Haeckelii" yani "Haeckel çamuru." Evrim teorisinin ateşli bir savunucusu olan Ernst Haeckel, bir araştırma gemisi tarafından okyanus dibinden çıkartılan bu karışımı mikroskop altında incelemiş ve bunun canlıya dönüşen cansız bir madde olduğunu iddia etmişti. Haeckel ve onun çağdaşı olan Darwin, canlılığı cansızlıktan kolaylıkla oluşabilecek basit bir yapıda zannediyorlardı. Oysa 20.yy bilimi, canlılığın asla cansızlıktan oluşamayacağını gösterdi.
Ancak bu düşünce, Fransız biyolog Louis Pasteur'ün bulguları ile yıkılmış ve Pasteur'ün ifadesiyle "cansız maddenin hayat oluşturabileceği inancı tarihe gömülmüştür".2
SPONTANE JENERASYON : ORTAÇAĞ HURAFESİ
Ortaçağ'da insanların inandığı hurafelerden biri, cansız maddelerin kendiliğinden hayat oluşturduğu inancıydı. Örneğin kurbağa ve balıkların, nehir yataklarındaki çamurlardan kendi kendilerine oluştukları sanılıyordu. Spontane jenerasyon olarak bilinen bu varsayımın bir hurafe olduğu ortaya çıktı. Ancak bir zaman sonra aynı inanç, biraz farklı bir senaryoyla da olsa, "evrim teorisi" adıyla yeniden gündeme geldi.
Pasteur'ün ardından evrimciler yine de ilk canlı hücrenin tesadüfen oluştuğu iddiasını sürdürmüşlerdir. Ama 20. yüzyıl boyunca yürütülen tüm deney ve araştırmalar hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Canlı hücresinin "tesadüfen" oluşması bir yana, dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarında bilinçli olarak üretilmesi bile mümkün olmamıştır.
"KİMYASAL EVRİM " EFSANESİ
Ünlü evrimci Alexander Oparin, 20. yüzyılın başlarında "kimyasal evrim" kavramını ortaya attı. Bu kavram, ilk canlı hücrenin ilkel dünya ortamında gerçekleşen bir takım kimyasal reaksiyonlarla tesadüfen oluştuğu anlamına geliyordu. Ancak Oparin dahil hiçbir evrimci bu "kimyasal evrim" iddiasını destekleyecek bir bulgu ortaya koyamadı. Aksine, 20. yüzyılda yapılan her yeni keşif, canlılığın kesinlikle rastlantılarla oluşamayacak kadar kompleks olduğunu gösterdi. Ünlü evrimci Leslie Orgel, bu konuda şu itirafı yapar: "(DNA, RNA ve proteinlerin yapısı incelendiğinde) insan, yaşamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının asla mümkün olmadığı sonucuna varmak zorunda kalmaktadır." 4
Dolayısıyla ilk canlı organizmanın nasıl ortaya çıktığı sorusu, evrim iddiasını henüz ilk aşamada çıkmaza sokmaktadır. Evrim teorisinin moleküler düzeydeki ünlü savunucularından Prof. Jeffrey Bada şu itirafı yapar:
"Bugün, 20. yüzyılı geride bırakırken, hala, 20. yüzyıla girdiğimizde sahip olduğumuz en büyük çözülmemiş problemle karşı karşıyayız: Hayat yeryüzünde nasıl başladı?"3
"Hayat hayattan gelir" kanunu, evrim teorisini geç ersiz kılarken, dünya üzerindeki ilk canlılığın yine hayattan geldiğini göstermekte, yani Allah tarafından yaratıldığını ispatlamaktadır. Cansız maddeye hayat verebilecek olan, sadece O'dur. Kuran'daki ifadeyle, "O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır." (Rum Suresi, 19)
|

12-12-2007, 02:10
|
|
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 157
|
|
|
Proteindeki Tasarım
Hemoglobin molekülünün karmaşık tasarımı
"İlk canlı hücre nasıl oluştu" sorusunu şimdilik bir kenara bırakıp, bundan çok çok daha kolay bir soru soralım: İlk protein nasıl oluştu? Ancak evrim teorisi bu soruyu bile asla cevaplayamamaktadır.
PROTEİNLERİN MİMARİSİ
Proteinler kendi içlerindeki karmaşık tasarımlarının yanısıra, vücut içinde de büyük bir tasarım örneği sergilerler. İnsan vücudunun büyük bölümünü proteinler oluşturur. Kemiklerimizin, gözlerimizin, saçlarımızın ya da kaslarımızın temel yapı malzemesi proteinlerdir. Üstte kaslarımızdan birinin içindeki liflerden tek bir tanesinin kompleks iç yapısı görülüyor. Bu yapının içindeki detayların her biri, farklı protein yapılarına sahip hücreler tarafından oluşturulur. Her detay kusursuz bir biçimde tasarlanmış ve organik bir malzemenin, yani proteinlerin kullanılmasıyla inşa edilmiştir. Proteinlerin bu muhteşem mimarisi, yaratılışın çarpıcı delillerinden biridir.
Proteinler hücrenin yapıtaşlarıdır. Eğer hücreyi dev bir gökdelene benzetirsek, proteinler de bu gökdelenin tuğlaları sayılabilirler. Ancak tuğlalar gibi standart şekil ve yapıda değildirler. En basit hücrelerde bile en az 2000 kadar farklı türde protein bulunur. Hücre bu çok farklı proteinlerin hepsinin olağanüstü bir uyum içinde çalışması sayesinde yaşar.
Proteinler de kendilerinden çok daha küçük parçalardan oluşur. Bu parçalar, "amino asit" adı verilen ve karbon, azot, hidrojen gibi atomların farklı şekillerde birleşmesiyle oluşan moleküllerdir. Ortalama bir proteinde 500-1000 kadar amino asit vardır. Bazı proteinler çok daha büyüktür.
Cytochrome-C proteini
İşin en önemli yanı ise, amino asitlerin bir proteini oluşturmak için mutlaka belirli bir sıra içinde dizilmeleri zorunluluğudur. Canlı bedenlerinde kullanılan 20 farklı türde amino asit vardır. Bu amino asitler protein oluşturmak için birbirlerine gelişigüzel bağlanmazlar. Aksine, her proteinin belirli bir amino asit dizilimi vardır ve bu dizilimin harfiyen tutturulması gerekir. Protein yapısındaki tek bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin değişmesi, o proteini işe yaramaz bir molekül yığını haline getirir. Bu nedenle her amino asit, tam gereken yerde, tam gereken sırada yer almalıdır. Canlı hücresinde bu dizilimin bilgisi DNA'da saklanır ve proteinler de DNA'daki bu bilgi okunarak üretilir.
Evrim teorisi ise, ilk proteinlerin "tesadüfen" oluştuğunu iddia etmektedir. Ancak olasılık hesapları bunun kesinlikle imkansız olduğunu gösterir. Örneğin 500 amino asitten oluşan bir proteinin amino asit diziliminin "tesadüfen" doğru çıkması, 10950'de 1 ihtimaldir.5 10950 demek, 1 rakamının yanına 950 tane sıfır gelmesiyle oluşan akıl almaz bir sayı demektir. Oysa matematikte 1050 de 1'den daha düşük ihtimaller pratik olarak "sıfır ihtimal" kabul edilirler.
MAYMUNLAR KİTAP YAZABİLİR Mİ?
Sitokrom-C, oksijenli solumunu sağlayan en önemli proteinlerden biridir. Varlığı yaşam için kaçınılmazdır. Son derece kompleks bir tasarıma sahip olan bu proteinin tesadüfen oluşması ise imkansızdır. Türkiye'nin önde gelen evrim savunucularından biri olan Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim adlı kitabında sitokrom-C'nin tesadüfen oluşmasının imkansızlığını, "bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar az" şeklindeki ifadesiyle itiraf eder.8
Kısacası tek bir protein bile tesadüfen oluşamaz. Bu gerçek kimi zaman evrimciler tarafından da itiraf edilir. Örneğin Harold Blum adlı ünlü bir evrimci bilim adamı, "bilinen en küçük proteinlerin bile rastlantısal olarak meydana gelmesi, tümüyle imkansız gözükmektedir" demektedir.6
Peki tüm bunlar ne anlama gelir? Kimya profesörü Perry Reeves ise bu soruya şöyle bir cevap verir:
"Bir insan, amino asitlerin rastlantısal olarak birleşiminden ne kadar fazla muhtemel yapı oluşabileceğini düşündüğünde, hayatın gerçekten de bu şekilde ortaya çıktığını düşünmenin akla aykırı geldiğini görür. Böyle bir işin gerçekleşmesinde bir Büyük İnşa Edici'nin var olduğunu kabul etmek, akla çok daha uygundur."7
|

12-12-2007, 02:10
|
 |
_b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 994
|
|
|
ne çabuk yazdın habip şaşkına döndüm galiba.. bu konuda ki gereksiz msj larımın silinmesinden hiçbi rahatsızlık duymacağımı belirtiyim..
DeKadaN EtKi_!!
/gölge'li_
|

12-12-2007, 02:11
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Alıntı:
habip20´isimli arızadan alıntı
bende size en büyük yalan olan EVRİM TEORİSİNİN çöküşünü söyliyimde...ademden mi gelmişiz,yoksa başka birşeyden mi düşünün biraz
|
sn habip20, okuduğunuz üzere ben öyle işkembe-i kübradan atmıyorum aynen kuran'dan ve hadislerden yazıyorum. varsa aksi düşünceniz benim gibi belge ve kanıtlarla yazın. Ben peygamber ve kuran sözünü yazıyorum. Ben yazımda tek kelime evrim teorisinden söz etmiyorum, nerden benimle bağlantı kuruyorsunuz? Sezgilerinizi ve inancınızı değil somut kuran ve hadis ile ilgili bilgilerinizi konuşturun bence. yaşınız itibari ile fıkıh konusuna girmiyorum dikkat ederseniz ayrıca.
saygılarımla
ebu_fenasi b.acz
|

12-12-2007, 02:11
|
|
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 157
|
|
|
Hücredeki Tasarım
BEYİN HÜCRESİNİN KOMPLEKSLİĞİ
Tek bir beyin hücresi kendisi gibi 10 bin kadar hücre ile sürekli bir bağlantı içindedir. Bu haberleşme ağı, dünya üzerinde kurulmuş tüm telefon santrallerinden çok daha komplekstir.
Tüm canlılar hücrelerden oluşur. Tek bir hücre bile kendi kendine yetebilir; kendi besinini üretebilir, hareket edebilir ve diğer hücrelerle haberleşebilir. Olağanüstü bir teknolojiye sahip olan hücre, canlılığın tesadüfler sonucu oluşamayacağının kesin bir ispatıdır.
Tek bir proteininin bile tesadüfen oluşamayacağı hücre, evrimin "tesadüf" iddiasını tamamen anlamsız hale getiren bir tasarım harikasıdır. Hücrenin içinde, benzetme yapmak gerekirse; enerji santralleri, kompleks fabrikalar, dev bir bilgi bankası, depolama sistemleri ve gelişmiş rafineriler vardır.
BİTKİ HÜCRESİ
İnsan ve hayvan hücrelerinin yanı sıra bitki hücresi de bir yaratılış mucizesidir. Bitki hücresi, günümüzde hiçbir laboratuvarda gerçekleştirilemeyen bir işlemi yani "fotosentez" işlemini gerçekleştirir. Bitki hücresinde bulunan "kloroplast" isimli bir organel sayesinde bitkiler su, karbondioksit ve güneş ışığını kullanarak nişasta üretirler. Bu besin maddesi, yeryüzündeki besin zincirinin ilk halkasıdır ve yeryüzündeki tüm canlıların besin kaynağıdır. Bu çok karmaşık işlemin ayrıntıları günümüzde hala tam olarak çözülememiştir.
Darwin zamanında hücrenin bu olağanüstü yapısı hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Dönemin ilkel mikroskopları altında hücre belli belirsiz bir leke gibi görünüyordu. Bu nedenle gerek Darwin, gerekse onun dönemindeki diğer evrimciler, hücrenin tesadüflerle oluşabilecek son derece basit bir su haznesi olduğunu sandılar. Canlılığın tesadüflerle açıklanabileceği inancı, bu ilkel bilim anlayışı nedeniyle kabul gördü.
Vücuda giren mikropları yakalayan bir savunma hücresi.
Oysa 20. yüzyıldaki bilimsel gelişmeler, canlı hücresinin akıl almaz derecede kompleks bir sisteme sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu denli karmaşık bir tasarıma sahip olan hücrenin, evrim teorisinin iddia ettiği gibi rastlantılarla oluşmasının imkansız olduğu bugün anlaşılmış durumdadır. Elbette insanın bile oluşturamadığı kadar kompleks bir yapı, "tesadüf" ürünü olamaz. Ünlü İngiliz matematikçi ve astronom Profesör Fred Hoyle, bu imkansızlığı şöyle açıklar:
"Tesadüfler sonucu bir canlı hücresinin meydana gelmesi, bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla tesadüfen bir Boeing 747 uçağının oluşması kadar imkansızdır."9
Hoyle, bir başka yorumunda ise şöyle der: "Aslında, yaşamın akıl sahibi bir varlık tarafından meydana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin neden yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Bunun (kabul edilmemesinin) nedeni, bilimsel değil, psikolojiktir."10
TESADÜFLERLE UÇAK OLUŞUR MU?
Hücre o kadar detaylı bir tasarıma sahiptir ki, ünlü bilimadamı Fred Hoyle (sağda) onu bir Boeing 747 uçağına benzetir. Hoyle'a göre nasıl bir uçak tesadüfen oluşamaz ise, hiçbir hücre de asla tesadüfen oluşamaz. Aslında bu örnek bile yetersizdir. Çünkü insanoğlu bilgi ve teknolojisi sayesinde dev uçaklar yapabilmektedir, ama hala tek bir hücre dahi yapamamıştır
|

12-12-2007, 02:14
|
|
yıvgım
|
|
Üyelik Tarihi: 20-11-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 157
|
|
|
konumuz dünyanın en büyük yalanıydı ve ben en büyük yalan olduğuna inandığım EVRİM TEORİSİNİN çöküşünü anlattım sizlere...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:48 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|