[quote=züzü;45084]şimdi hangisi olduğundan emin olamadığım yazarlardan bi tanesi bu konu hakkında şöyle bi açıklama yapmıştı.
'aşk insanın karşı tarafı tanıma sürecidir.bizi heycanlandıran karşımızdaki insanı tanımaktır.herşeyini bilip tanıdıktan sonra insan çoğunlukla -hayal ettiğim gibi değilsin- -beni hayal kırıklığına uğratıyorsun- gibi savunmaların arkasına sığınır.ama işin gerçeği artık yeni birşey kalmadığıdır.'
Bu güzel bir söz. Ancak ilk zamanlarda yeni bir başlangıç olduğu için karşı tarafı iyi analiz edemiyoruz sanırım. Veya bazı şeyleri o dönem kabul edebiliyoruz. En önemlisi çoğu şeye daha sabırlı yaklaşıyoruz. Çünkü Karşı tarafı kaybetme riski var. Ancak zamanla bu endişe yerini alışkanlığa bıraktığında, ve karşı tarafı daha tanıdığımızda Karşı tarafta görmek istemediğimiz unsurları da görmeye başlıyoruz. En önemlisi karşı taraftan beklentilerimiz artıyor. Ve bu noktada "Hayal ettiğim gibi değilsin" demeye başlıyoruz.
Alıntı:
Janice´isimli arızadan alıntı
tabiki sahip olunduğu halde arzulamak mümkün aksi takdirde ilşkiler yürümezki... benim demek istediğim o ilşkinin başında yaşanan duyguların heyecanın yada o kendini kaptırdığın o büyülü ilşkinin zamanla monotonlaşması...
|
İnsanoğlu her zaman elinde olmayanı ister. Hapisteki birini düşünelim. Hapisteyken Tek düşündüğü şey vardır ÖZGÜRLÜK. ÖZGÜR olsunda nasıl olursa olsun. ÖZGÜR olduğunda Özgür yaşama alışana kadar Beklentisi olmuyor. Özgür olduktan sonra her geçen gün bu isteği başka şeylere kayıyor. başka şeyler istemeye başlıyor. Bu da sırasıyla Beklentilerin artması, beklentilere ulaşamama veya ulaşıp hayalkırıklığı yaşama ve sonrasında monotonlaşma diye devam eden bir süreç oluyor.
[quote=Lilith;45293]Sorun insanın kendisindedir.Çünkü yapı olarak bir türlü doymayı beceremeyen ve bir takım kriterlere yaşamaya çalışan garip guruhuz aslında..
Bu da yaşadığımız her ilişkide ki zorunlu ilişkiler hariç (aile akraba) malsef bir yerinde çarketmemizin nedeni haline geliyor..
marx güzel tanımlamıştır aslında , yabancılık hali zaman zaman kendimiz bile yadırgamıyor muyuz..
Yukarıda dediğime arka çıkan bir yazı. Sorun karşı tarafta değil kendimizde. Ne zaman elimizdeki ile yetinmeyi öğrenirsek beklentilerimizi azaltırsak güzel bir ilişkiye o kadar yaklaşırız.
Bu konuda "KUMRU" diye bir kitap var. İnsanoğlunun tatminsizliğini anlatan bir roman. Onu okumanızı tavsiye ederim. O zaman neyi kastettiğimi daha iyi özümseyebileceğinizi düşünüyorum.
Alıntı:
katre´isimli arızadan alıntı
sevgili irmak doğru insan diye bişe varmı bilemiyorum..ben inanmıyorum...yada şöyle diyelim doğru insan varsa bilee sizin deyiminzle çıkmak bu olmadan nasıl anlıyoruz..bi insnaı tanımadan nasıl anlayabilirzki doğrumu yanlışmı..hyr yanlış anlamayın bende demiyorum 100 kişi ama...kimse o 1 kişiyi beklemiyor artık bnce..
|
Doğru insan yoktur. Mükemmel İnsan da.Zaten olsa da Doğru insanla harika bir ilişki yaşanacak diye bir kural yoktur. Önemli olan iki tarafın da karşı tarafın beğenmediği yanlarına saygı duyması ve hoşgörü gösterebilmesi.Karşı tarafı değiştirmeye çalışmaması Çünkü zamanla bir ilişkide en önemli şey bu oluyor.