Bence kadın hakları , zenci hakları , eşcinsel hakları diye ayırmak yerine bütünlüklü bir özgürlüğü savunmak gerekiyor. Bununda yolu bence kollektivist mücadele örgütlenmeleri değil kişinin en yakın olduğu çelişkinin üzerine cesurca gitmesidir.
Birey odaklı olmalı mücedele şekli. Laf ya da yazı ile değil önce davranışla yürütmek lazım kanaatimce mücadeleyi. Bu anlamda kadın hakları mı ? Kadının toplum tarafından kadınlığa biçilmiş nizamlara itaatsizliği , erkeğin "light erkek" denilerek küçümsenmesinin üzerine gitmesi ! Bunlar yadsınabilir şeyler mi ?
Bir zamanlar saçı uzun olanlar erkekler dayak yerlermiş "sen ne biçim erkeksin " denilerek. Demek ki o zamanlarda erkekler için saç uzatmak cesaret istiyordu. Şimdi erkekler küpe de takıyor .
Hoşgörü totaliterizmi kendi içimizde üretmememize yol açar. İnsanlarla olan ilişkilki tarzlarımız birey birey toplumu şekillendirir. Bireylerin tüketim alışkanlıkları kapitalizmi, kapitalizm ise bireylerin tüketim alışkanlıklarını belirler.
Özgürlükçülük evvela kendimizde başlar. İlla topluca yürüyüp duvarlara slogan yazmaya gerek yok . Kendi yaşamımız , kendimizle ve diğerleriyle ilişkimiz mücadelenin kendisi olsun.
Ben belki küçük birşey ama kendi resmimi ve isim soyadımı kullanıyorum. Tüm radikal düşüncelerimi tüm çelişkilerimle ortaya döküyorum. Anarşist (!) adlı bir sitede. Bu bir şekilde kendimi de ortaya koymam , duygu ve düşüncelerimin arkasında olmamdan dolayıdır. Küçük ama birşey . Gizlemiyorum . "Buyum " diyorum. Bu ve bunun gibi küçük şeyler birleşecek ve anlamlı bir büyüklük oluşturacaktır kanımca .
Biraz konu dışına çıktım sanırım .
