Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Tartışmak İstiyorum

Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya..


İnsan Ölümü yenerse.

Tartışmak İstiyorum içerisinde İnsan Ölümü yenerse. konusu: Darwin´e göre, Homo Sapiens yani biz evrimin en üst düzeyindeyiz, bunun göstergesi ise beslenmek için bir süper-yokedici olmamız. Modern bilim ve teknoloji, çok uzun bir zamandan beri, insanın hayvanlardan daha ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 19:29
Beyaz Bulut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Mesajlar: 32
Darwin´e göre, Homo Sapiens yani biz evrimin en üst düzeyindeyiz, bunun göstergesi ise beslenmek için bir süper-yokedici olmamız. Modern bilim ve teknoloji, çok uzun bir zamandan beri, insanın hayvanlardan daha üstün olduğunu tanımlamak ve kesinleştirmek için mücadele ediyor, bunun için tek bir engel var; doğanın kontrolu, eğer doğayı kontrol edebilirsek daha da doğrusu hayvanların yaptığı gibi doğa ile bütünleşebilirsek sonuca ulaşacağız. Ve doğayı kontrol etmemizin en önemli hedefi ise ölüm yani ölümü yenmek. Bilim ne yaparsa yapsın, ne kadar çabalarsa çabalasın yine de insanlar ölümün kurbanı olmaktan kurtulamıyorlar. Araştırmalar sürüyor, acaba ölümü yenmeyi başaracak mıyız? Daha ne kadar zamana ihtiyacımız var?

İnsan yaşamının süresi on yılda bir fizyolojik olarak artar. Beslenme sistemimizdeki düzelme ve gelişim, tıbbın başarıları ve sağladığı güven, göreceli olsa da kentsel yaşamın güvenliği ve son zamanlarda ilerleyen genetik araştırmalar gösteriyor ki, bazı yönlerden mekanik olsa da, çok yavaş bir tempoda yaşlanmayı kontrol edebiliyoruz. Şimdiye kadar, insanların yaşlanmakdan ölmeleri kaçınılmaz bir programdaki genetik bir kod olarak düşünülüyordu, birçok insan yeni buluşları bekliyor, en yeni ilaçları yutuyor, yaşam biçimlerini değiştiriyor ve uzun yaşamı kovalıyor. Yüzyıllar geçtikten sonra ilk kez, insan kültürü doğal ölümsüzlüğü hak ettiğinin bilincinde ve bunu istiyor.

DNA´nın ihaneti

İnsan bedeni, temel olarak kendini yenileyen ve onaran bir yapıdır; her üç günde bir deri elbisemiz yenilenir çünkü hücreler sabit olarak bölünür ve çoğalırlar ama bunun da bir sınırı vardır. Derinin büyük kayba uğradığı hallerde yetişemezler. Birçok hücre yaşlanır, DNA bunu engelleyemez veya DNA yenilenmez, zincir genetik olarak proteinlerin hasar görmesi için serbest bırakılmıştır. Berkley Üniversitesi´nden molekül bioloğu Judith Campisi, deri ve bağışıklık sistemindeki yaşlı hücre kümelerinin, 70 yaşlarındayken 30 yaşlarındakilere göre üst düzeylerde olduğunu tanımlandı. Bu iki sistemdeki yüksek oranda hücre bölünmesi öncelikle görünür yaş demekti. Öyleyse yaşlanma oluşumu için kayıp ve hasar daha çok hücre gruplarının sorumluluğundaydı. Bitkinlik, bedenin yıpranmasının doğal sonucudur, kromozomlar DNA´nın ayakkabı bağı benzeri yapısıyla ilişkilidir, DNA başlıklarına ise "Telomer" denir, bunlar DNA zincirinin veya bağının dağılmasını engellerler ve kromozomlar her bölündüklerinde yeni DNA zincirinin oluşturmak için hazırdırlar ama telomerler bunu kısa tutarlar veya uzun sürmesine engel olurlar.

Sonuç olarak, telomerler yeni DNA´nın oluşması için gereken sürenin kromozomlar tarafından kullanılmasına izin vermezler. Hücrelerin içini bir reaktöre benzetebiliriz, hücre sürekli yakıt üretir. Yaşlı insanlardan alınan hücrelerin araştırılması, bu yakıtın daha döllenmeden hemen sonra bir fetüs halindeyken tüketilmeye başlandığı göstermiştir. Kuramsal olarak, hücrelerin bu kadar hızlı ve çok çalışmasını engellemek ve yakıt tüketimini azaltmak mümkündür ama bu henüz kuram aşamasındadır. Çünkü hücrelerin insan olduktan sonra neden böyle çalıştıklarının cevabı henüz yoktur. Beden, enerjisinin büyük kısmını, yemekten sonra hazmederken kullanır, bir çok insanın metabolizması yavaştır, bazıları ise diet yaparak bu enerjinin kullanımını azaltmaya gayret ederler. Biologlar, laboratuar farelerinin yiyeceklerini ikiye bölüp azaltarak, yaşamlarını % 40 oranda uzatmayı başardılar. Los Angeles California Üniversitesi´nden biolog Roy Walford, günlük ihtiyacı olan 3000 kaloriyi, 1800´e indirerek, 120. yaşını kutlamayı umut ediyor. Walford´a göre yiyeceklerin azaltılması ve daha önemlisi doğru alınması, sağlıklı hücrelerin zarar verici ve yıkıcı protein gruplarından korunması yolunda ciddi bir adımdır. Özellikle de, E vitamini gibi antioxsidant vitaminlerin üst düzeyleri çok yararlı olmaktadır.

Ölümsüzlük yasal mı?

Biolojik araştırmaların umulmadık sonuçları yaşlanma oluşumunda yeni buluşları ortaya koyuyor ama normal olarak bunlar kısaltılmış olarak ancak özel tıbbi veya bilimsel yayınlarda yer alıyorlar ve toplum bunlardan haberdar olamıyor. Bunun için bir kuruluş oluşturuldu; "Yaşamı Uzatma Vakfı" kar amacı gütmeyen bir örgüt ve işi sağlıklı uzun ömür araştırmalarını duyurmak ve desteklemek; son haberler iletiliyor, yeni teknikler tanıtılıyor ve yeni ürünler duyuruluyor. Kuruluşun amacı, üyelerinin uzun yaşamaları için yardımcı olmak ve gelecekte gerekecek fonları yaratmak; ana hedef ise fiziksel ölümsüzlük. Slogan olarak da "Biz çabuk yaşlanmıyoruz, çabuk ölmüyoruz" diyorlar. 16 yıl evvel Hollywood´da Saul Kent ve William Faloon tarafından kurulan "Yaşamı Uzatma Vakfı"nın başı yasalarla dertte. Öncelikle önerdikleri özel beslenme metodları ve ilaçlara karşı çıkmaları yüzünden, FDA "ABD Beslenme ve İlaç Dairesi" tarafından sıkıştırılıyorlar. Ticari sistemin dışında olmaları bir diğer handikap. En büyük savaş ise, son yılların ünlü gençlik ilacı olan Melatonin için yaşandı ve yaşanıyor. Melatonin bir hormon ve bedeni yeniliyor. "Yaşamı Uzatma Vakfı", Melatonin´nin ticari amaçlı tıp kuruluşları ve doktorlar tarafından kontrol edilmesine karşı çıkıyor, benzeri diğer alternatif sağlık kuruluşları tarafından da desteklenen bu mücadelenin amacı ise, Melatonin ürünlerinin serbest ve ucuz satılması. Uzun süreli hastaların ilacı kullanmaya bütçeleri yetmiyor, buna rağmen dev ilaç tröstleri buna hiç aldırmadan kısıtlamayı sürdürüyorlar ve savaş sürüyor.

Onlar ölümü reddediyorlar ?

Öte yandan, ölümsüzlüğün şu anda varolduğunu da söyleyebiliriz. Uluslararası Ebedi Toplum Organizasyonu adlı kuruluş üç kişiyi ölümsüz olarak ilan etti; Charles P. Brown, Berna Deane ve James R. Stroke bir sosyal program oluşturdular; fiziksel ölümsüzlüğün bedenlerimizde gerçekten şifrelendiğini iddia ediyorlar, hücreler buna hazırlar, iş sadece onları bu oluşum için uyandırmakta. Bu üç ilginç insan "Together Forever-Ebediyen Beraber" adlı bir kitap yazarak olayı iyice tırmandırdılar; bakın ne yazmışlar; "Ölümsüzlük hücrelerini hissediyoruz, beden ölüm uykusuna benzeyen derin uyku nedeniyle buna zaten deneyimli. Ölümsüzlük zaten insanın en büyük arzusu ve amacı olarak hücrelerimizde her an titreşmektedir ve bu titreşim enerjisi hücrelerimizle bilincimiz arasında karşılıklıdır; derinlerde bunu anımsıyoruz; sürekli olarak, evet, ölümsüz doğdum, ölmek için doğmadım, demeliyiz; işte hücrenin uyanışı budur..."

Bu üç kişi, kendileri gibi düşünenleri biraraya toplayarak Scottsdale Arizona´da bir komün oluşturdular. Orada ilahi ölümsüzlüğü, fiziksel yenilenmeyi kovalarken, bedenlerini temizlemeye çalışıyorlar. O kadar ilginç düşünceleri var ki, oluşturdukları ölümsüzlük enerjisinin kendilerini kazalardan koruyacağına da inanıyorlar. Bütün bunlar bir yana ama bu olaya bilim dünyasının olumlu baktığı tek birşey var; o da bilinçaltının ölümü ve öleceğini önceden kabullenmiş olması, ama bu bir kuram, henüz bilinmeyen bir yöntemle bilinçaltı ölümü reddederse acaba neler olacaktır? Örnek ise, ölümcül hastaların çok azında görülen ölüme direnme gücü ve sonunda hastalığı yenmeleri; onlar ölümü reddediyorlar ve Azrail eli boş yerine dönüyor; İşte, gizem burada ama nasıl?

İnsanın ötesi...

Felsefi olarak İnsanlık mental, fiziksel ve sosyal olarak üst düzeylere ulaşma uğraşı içinde. Ölümsüzlükçüler, şu an içinde bulunduğumuz evrim düzeyinin çok uzadığı düşüncesindeler. Buna inananlar içinde bilindiği gibi, bedenlerini iddialara göre hemen ölmeden evvel ve genel olarak da ölür ölmez likit nitrojen içinde donduranlar bulunuyor. Bir kısmı ise, ölümsüzlüğün insanların bilinçlenmesiyle oluşacağını düşünüyorlar. Tıp ve psikoloji, insanın kişiliğinin nereden kaynaklandığını söyleyemiyor ama biyoloji şunu belirleyebilir; dünyasal insan düşüncesinden ve mental oluşumdan, beyinde çalışan elektriksel sinyaller sorumluysa ve eğer insan kişiliği veya ruh, beyinde bir etki doğuruyorsa yani söz konusu elektriksel sinyallere neden oluyorsa ve benzer bir etkiyi yapay bir beyinde yaratamıyorsak, öyleyse herşey kimyasal değildir ve ayrı, farklı birşey biryerlerde vardır. Bilgisayarları aklınıza getirin; bilgisayarın "hardware" denen teknik yeterliliği yani bedeni vardır, her program "software" ise bir kişiliktir; bedenin yani bilgisayarın farklı özelliklerini ayrı düzeylerde kullanır, hele bir de bilgisayarın ana belleği çok büyük veya genişse. Ama sorun hızdır, bilgisayar insandan hızlı bir hesabı yapabilir fakat bunu nasıl yapacağını kendi düşünemez. Anlaşılabildiyse, beden=bilgisayar ile program=kişilik/ruh benzerliği olabildiğince ortadadır.

Sonuçta görülüyor ki, insan ölümsüzlüğe, bilinç olarak, bilgelik olarak, istek olarak, hatta tıbbi olarak hazırdır ama yaşam biçimi olarak, tüm alışkanlıklarıyla ve oluşturduğu sistemlerle hazır değildir. Buna daha çok zaman var; belki de gerçekten evrim artık yeni bir aşamaya yani insanötesi insan aşamasına geçmeli...
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 21:21
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,739
Blog Başlıkları: 1
Standart Ne gerek var...

Şimdi önce ne diye ölümsüz olmak

Artur Schopenhauer in Hayatın Anlamı adlı kitabında çok güzel bir paragraf vardır.
"..Varsayalım insan soyu kandırılıp harşeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulluğu(Baya bi kutsal kitaplardaki cennet figürü) Utopia ülkesine götürüldü; o zaman ne yaprdı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine dşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi..."

şimdi yeterince sıkıcıyken zaten dünya, ona sonsuz katlanma duygusu bana o kadar uzak ki, böyle birşeyin gerçekleşmesini istemem açıkcası, o yüzden sonuçları üzerine tek yorumum sıkıcılığına katıldığım..

İki ufak bir ayrıtıyı atladığımızı düşünüyorum hala insan sadece bedensel yaşam süren bir organizma olarak mı var. Değerler yaratan insanların düşünceleri hala yaşamıyormu ben hala insanlığın ölümsüzlüğü yanlış yerde aradığını iddaa ediyorum bu öncülle..


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 21:32
Beyaz Bulut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Mesajlar: 32
Açıkçası söylemek gerekirse biyolojik anlamda insanın ölümsüzleşmesi bana korkunç görünüyor. Ölümsüz insanlar çoğalacak, çoğalacak, çoğalacak... Tam bir kargaşa, tam bir hengame...

Bir ay ömrü kalan bir insan için her saniye önemlidir. Tam tersi ölümsüz bir insanın hiçbir anı değerli değildir.
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 22:58
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2007
Nerden: Universe
Mesajlar: 1,794
Konuyu fenasinin başlatığı açılımla devam ettirmeye çalıştım , bilimsel açıdan değil , daha çok düşünsel açıdan ve yarattığı etkileri açısından.
Bilimsen açıdan ele almak istemiyorum , çünkü ayrı bir thread konusu olduğuna inanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 11-10-2007, 23:01
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2007
Nerden: Universe
Mesajlar: 1,794
Alıntı:
Beyaz Bulut´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Açıkçası söylemek gerekirse biyolojik anlamda insanın ölümsüzleşmesi bana korkunç görünüyor. Ölümsüz insanlar çoğalacak, çoğalacak, çoğalacak... Tam bir kargaşa, tam bir hengame...

Bir ay ömrü kalan bir insan için her saniye önemlidir. Tam tersi ölümsüz bir insanın hiçbir anı değerli değildir.
Evrenin genişliğinin yanında çoğalmamız genede büyük bir problem değil

İnsan ölümsüzlüğü yakaladığında daha gelişmiş bir canlı olma yolundada büyük bir adım atmış olacak ve bu da çoğalmadaki azalmaya yol açacaktır bu arada.
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 13:26
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
Standart yapay yaşam formu oluşturuldu. bundan sonra ne olur?

bence bu aşamadan sonra heroes dizisi gerçek olur. yakında insanlar ikiye ayrılabilir. yapay insanlar (uçan-düşünce okuyan-duvarın arkasını gören) ve sıradan insanlar...
Alıntı ile Cevapla
  #17 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 13:46
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 13-10-2007
Nerden: İZMİR
Yaş: 34
Mesajlar: 2
ÖlÜm Denen Şey Sadece Bu DÜnyada KullandiĞimiz Kaba Madde Formu Olan Bedenİmİzİn Yİne Aİt OlduĞu Yere Yanİ Buraya Birakilip TekamÜl YolculuĞumuza İhtİyaÇlarimiz Nİspetİnde Devam Etmektİr.yoksa Zaten Aslolan Beden DeĞİl Tanrisal Enerjİ Denen O Saf Enerjİdİr Kİ Dİnler Buna Ruh Derler...kuantum FİzİkÇİler De Artik Evrende HerŞeyİn Bİr Ve Tek OlduĞunu AÇikliyor Ve İspat Edİyorlar.sadece Mevlanaya Yanİ Tasavvufa Bİr GÖz Atalim.daha Üst Bİlgİlere UlaŞmak İsteyen Dostlara "dÜnya KardeŞlİk BİrlİĞİ"sayfasina GÖz Atmasini Önerebİlİrİm.
Alıntı ile Cevapla
  #18 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 13:49
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 13-10-2007
Nerden: İZMİR
Yaş: 34
Mesajlar: 2
İnsanin Ve Evrenİn İŞleyİŞ Sİstemlerİ Bİrbİrİne Çok Benzİyor.burada Ne Yapiyoruz.neden Geldİk.gÖrdÜklerİmİz Madem Hayal Veya Yansimaysa GerÇek Ne.bu Yalan DÜnya İÇİn Mİ Bunca Negatİflİk?
Alıntı ile Cevapla
  #19 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 20:25
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
İnsanin Ve Evrenİn İŞleyİŞ Sİstemlerİ Bİrbİrİne Çok Benzİyor.burada Ne Yapiyoruz.neden Geldİk.gÖrdÜklerİmİz Madem Hayal Veya Yansimaysa GerÇek Ne.bu Yalan DÜnya İÇİn Mİ Bunca Negatİflİk?
Lütfen bize hamaset değilde bilgi verirseniz, bizde sizin bahsettiğiniz şeylerin düşüncelerinizden öte ayrıca bir bilgi ve belge birikimi olduğunu anlar, o zaman bizde yazdıklarınızı mantık süzgeçlerimizden geçirebilecek bilgilerle donanır ve bu tartışmanın özüne dönmüş oluruz. Örneğin; sn. beyaz bulut gibi...
Alıntı ile Cevapla
  #20 (permalink)  
Alt 19-10-2007, 01:54
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse "Bu, Allahtandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, "Bu, senin yüzündendir." derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar? (4/78)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
insan, olumu, yenerse


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Filozofların Ölümü non serviam Felsefe 3 25-07-2008 15:10
Jean Paul Sartre: Albert Camus'nun Ölümü Üzerine akeboshi Edebi Mevzular 1 19-01-2008 15:37
Jorge Luis Borges: Bir İlahiyatçı'nın Ölümü akeboshi Edebi Mevzular 1 18-10-2007 00:25
İnsan Yasası non serviam Şiirler 0 24-06-2007 09:57


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:31 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org