Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Tartışmak İstiyorum

Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya..


O sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız?

Tartışmak İstiyorum içerisinde O sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız? konusu: Oğullarının 'çocuk kalmasını' isteyen aileye hem eleştiri hem destek geldi. Spastik engelli Veysel ve Tolga'nın ailesi de 'Ashley yöntemi'nden yana çıktı Umut Mert'in gelişimini, büyüdükçe yatağa mahkûm olacağı kaygısıyla 13 ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 24-03-2007, 21:26
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a
Question O sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız?



Oğullarının 'çocuk kalmasını' isteyen aileye hem eleştiri hem destek geldi. Spastik engelli Veysel ve Tolga'nın ailesi de 'Ashley yöntemi'nden yana çıktı

Umut Mert'in gelişimini, büyüdükçe yatağa mahkûm olacağı kaygısıyla 13 yaşında ve 19 kiloda durdurmak isteyen Evren ailesi, 'vicdansızlar'a kadar varan tepkilerle karşılaştı. Ancak aynı acıları paylaşan aileler arasında onlar gibi düşünen başkaları da var. Engelli çocuklarını artık büyütmüş olan iki aile, Evrenleri destekliyor, hatta te-daviyi zamanında yaptıramamaktan yakınıyor. Ailelerin böyle düşünmesinin en önemli gerekçisi, devletin engellilerin bakımı için gerekli desteği sağlayamaması ve 'bizden sonra ne olacak' kaygısı.
Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Psikolog Tekin Başar, önceki gün Evren ailesinin sorunlarını dinledi. Anne Füsun Evren, oğlunu taşıyamaz hale geldiğini söyleyince, Başar, "Engelli ailerinin genel sağlık sorunu boyun ve bel fıtığı" dedi.
Evrenler Türkiye'deki bir milyonu aşkın engelli ailesinden sadece biri. Peki diğer aileler ABD'de uygulandığı kızın adıyla anılarak 'Ashley tedavi'si diye nitelenen yöntem hakkında ne düşünüyor.


Anne intihar etti

Hasip Yazar'ın spastik engelli oğlu Veysel, 17 yaşında. 13 yıllık çocuk özlemi ardından doğmuş. Üç aylıkken havale geçirmiş ve spastik teşhisi konulmuş. Çiftin 13 sene sonra bir de kızı olmuş. İkinci çocuk üç aylıkken, 'o da engelli olur' korkusuyla depresyona giren anne intihar etmiş. Hasip Yazar da Veysel'in hem annesi hem babası olmuş: "Kızıma ikinci eşim bakıyor ama Veysel'in her şeyiyle ben ilgileniyorum. Ergenlik bunalımı yaşıyor. Kendi başına yürüyemiyor. Gökkuşağı İlköğretim Okulu'a götürüyorum. Gecede yedi-sekiz kere temizliğini yapıyorum. Füsun hanıma yürekten destek veriyorum. Rahmetli eşim de 'bu çocukları donduralım, öyle kalsınlar' diyordu. 47 kiloluk oğlumu sırtımda taşıyorum, diz kayması ve bel fıtığı hastasıyım."


'Patlama noktasında'

Süheyla Yapıcı'nın oğlu Tolga 17 yaşında ve 40 kilo. Dört yaşında başlayan tedavisi 13 yıldır sürüyor. Elinden tutunca yürüyor, işaretle kendini ifade edebiliyor. Son yıllarda ergenlik bunalımı yaşıyor. Çevresine ve kendisine şiddet uyguluyor. Isırarak ellerini parçalamış. Tolga iki, annesi beş yıldır psikolojik destek alıyor. "Eşim patlama noktasında" diyen Süheyla Yapıcı da Füsun Evren'e destek veriyor:
"10 yıl önce bu tedavi olsa, gözüm kapalı yaptırırdım. Engeli nedeniyle okullara ' kabul edilmiyor. Kaynaştırma Programı olan bir okulun yapımına destek veriyoruz ancak bu okul da 15 yaşı geçtiği için Tolga'yı kabul etmedi. Oysa Avrupa'da çocuğu, doktor ve hemşire eşliğinde bir araçla kapıdan alıyorlar. Ben hasta olsam, çocuğuma kim bakacak. Biz yaşlanınca kızlarım, Tolga'ya bağlı bir hayat yaşayacak. Güvenebileceğimiz hiçbir yer yok. Güvenebileceğimiz merkezler kurulmalı."

kaynak:radikal



Hayatta bağlandığınız belkide tek varlıklar cocuklar ,cocuklarımız(olmus yada olacak),ve onalr bizim canımızdan biriyken.
Birden dogumdan sonra ortaya cıkan kalıcı hastalıklar ,

ve bizi secim aşamasına getiren durumlar?

Yukarıda bunalrdan biri var sadece ve gundemki bir konuda aslında.

Biz olsak neler yapardık bu aile yerinde?

Gecekten cevap veremeyecegım sorular arasında bu konu.

Konu titania tarafından (24-03-2007 Saat 21:32 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 25-03-2007, 00:41
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,621
Blog Başlıkları: 1
ailenin kararına saygı duymak gerektiğini ve bunu istemekte haklı olduklarını düşünüyorum. böyle bir olay yaşamadım fakat az çok çevreden duydum. çocuk ergenlik çağını geçtiği zaman hiç de hoş olmayan şeyler yaşayacaktır.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 25-03-2007, 19:48
Daisy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sevmek Hayattır
 
Üyelik Tarihi: 07-02-2007
Nerden: Başkent
Mesajlar: 111
Aileyi yargılayanları ve hakaret edenleri kınamak gerekir aslında. Uzaktan davulun sesi güzel gelir ama yanına yaklaştıkça kulağınızı parçalar. Olayın içinde yaşamadan, ailelerin karşılaştıkları zorlukları ve yaşadıklarını bilmeden havaya eleştiriler savurmak çok kolay.
Eminim o ailelerde böyle bir karar almak için mücadele vermişler, olayın artısı ve eksisini düşündükten sonra canlarından bir parça olan çocukları adına böyle bir karar almışlardır.
Ben olayı yaşayanın en doğru kararı verdiğine inanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 26-03-2007, 16:57
silent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 11-02-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 27
Mesajlar: 99
Allah kimsenin başına vermesin ama çok zor. Başa gelmedik olaylar hakkında yorum yapmaktan hiç hoşlanmasam da empati yaparak aileyi anlamak hiç de güç değil. Herkes sağlığının çok çok iyi olmasını ister elbet. Ama malesef bazı şeyler elimizde değil ve parayla pulla yerine konmuyor. ÇEKEN BİLİR demişler. Hastalık başa gelince hasta olana da çok zorr bakana da. Her iki tarafın da hayat standartları ve kalitesi öyle düşüyor ki...Bir ameliyat sonrası bakım bile hepimize güç gelirken, ömür boyu çekilecek bir hastalığı her iki taraf açısında düşünmek gerekir. Kimseyi verdiği kararlardan ötürü yargılamamalı. Bıçak kemiğe dayanmasa çaresizlik olmasa kim istemez ki çocuğunun büyümesini, gün görmesini????

Konu silent tarafından (26-03-2007 Saat 17:01 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:58 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org