Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Tartışmak İstiyorum

Tartışmak İstiyorum Düşünce ve kanıları değiştirmeye yönelik eylemleriniz için buraya..

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Türban yada Herhangi Bir İnanç Yasaklanmalı mı?

Tartışmak İstiyorum içerisinde Türban yada Herhangi Bir İnanç Yasaklanmalı mı? konusu: Alıntı: gerceksafinaz ´isimli arızadan alıntı Tam düşündüğüm gibisin,ispatladın teşekkür ederim...Ben de en azından saldırmadan fikir beyan edebileceğin bir yazı beklerdim ama olmayınca olmuyor.Siteye girmişim ne üstüne yazmışım bu kimseyi alakadar ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #141 (permalink)  
Alt 04-09-2008, 23:08
Charlie - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
biz hala Hrant Dink'iz..
 
Üyelik Tarihi: 26-08-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 188
Alıntı:
gerceksafinaz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Tam düşündüğüm gibisin,ispatladın teşekkür ederim...Ben de en azından saldırmadan fikir beyan edebileceğin bir yazı beklerdim ama olmayınca olmuyor.Siteye girmişim ne üstüne yazmışım bu kimseyi alakadar etmez,özgür bir site değil mi?
Çelik gibi düşüncesi olan o da kalemine döker.İstediğimi yazarım istediğimi yazmam zaten herkes özgür düşünce arayışı içinde değil mi?
Ayrıca eminim ki senden her bakımdan daha fazla okumuş,sorgulamış ve bilinçli bir insanım...
bu tip insanlar önce eleştirir sonra omadımıda saldırıya başlar forumun her yerinde görebilirsin bunları..belli bir yerden sonra takmıcaksın artık anlamıyosa anlamıyodur zorlamaya gerek yok


Birbirimizin ötekisi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek...

I HAVE A DREAM... (Martin Luther King)
Alıntı ile Cevapla
  #142 (permalink)  
Alt 04-09-2008, 23:14
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kış Armudu
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
Blog Başlıkları: 23
Süpersiniz çocuklar.

Konu genelleme yapılmaması gerektiği güya, ve verilen desteğe bakınız : "bu tip insanlar"...

Siz sahiden de ne dediğinize inanıyorsunuz di mi. Vah vah...

Biz de öyle yapalım. Dilimiz döndüğünce anlatalım, anlamıyorsa kendi haline bırakalım. İşin pis tarafı çok fazlasınız. Arada kaynamak canımı sıkıyor, sorun burda... Ama bunu size söylemenin alemi ne?

Ne de olsa siz de "o tip" insansınız...


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Alıntı ile Cevapla
  #143 (permalink)  
Alt 04-09-2008, 23:17
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-08-2008
Mesajlar: 42
Alıntı:
alchemy´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Süpersiniz çocuklar.

Konu genelleme yapılmaması gerektiği güya, ve verilen desteğe bakınız : "bu tip insanlar"...

Siz sahiden de ne dediğinize inanıyorsunuz di mi. Vah vah...

Biz de öyle yapalım. Dilimiz döndüğünce anlatalım, anlamıyorsa kendi haline bırakalım. İşin pis tarafı çok fazlasınız. Arada kaynamak canımı sıkıyor, sorun burda... Ama bunu size söylemenin alemi ne?

Ne de olsa siz de "o tip" insansınız...
Zaten belli,kendini güçsüz hissediyorsun.Seni kendi haline bırakıyorum,canın daha fazla sıkılmasın...
Alıntı ile Cevapla
  #144 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 00:00
HAYIR
 
Üyelik Tarihi: 04-09-2008
Yaş: 20
Mesajlar: 13
benim mohawklı halimle yediğim dayağı onlarında türbanla yiyebiliceği bi toplum olmamızı istiyenler var....

bana değil -İNSANLIĞĞA_ zarar getirmesinler istediklerini yapsınlar...

ankarada yaşıyorum ve gördüğüm manzara* gerçekleşmiycekse isterlerse pastaraftanizme inansınlar

* meclise baş örtülülerin girip rektörlerin gşrememesi


ilk kurşunu ben sıktım... silahımla değil... karşı çıktım sadece
Alıntı ile Cevapla
  #145 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 00:03
Enfeksiyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hakkaten Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 44
Mesajlar: 370
İğrenç bir dogma seviciliğin yine iğrenç bir sidik yarışı şeklinde tezahürü... Ezberlenmiş dogmaların,fikir diye üç kuruşa satışı... O da olmadımı o tip insanlar , bu tip ateistler...Arada bir de sahtekar sosyalistler yokmu hepten insana kusma hissi veriyor... Aman da anarşist bir siteye sızıp bütün ateist, deist ve agnostiklere ağızlarının payını veren allahın aslanları, bir bakın kurduğunuz her üç cümleden biri, daha önce kurduğunuz üç cümleden birinin tekrarı değilmi ? Sınırları belli bir kitabın sınırları belli takipçileri, ezberledikleriniz kendi kitabınızı bile ifade etmekten aciz, özgür düşünceye ket çekmiş, birilerinin dediklerini sorgulamadan kabullenmişsiniz...Şimdi de bize niye siz sorguluyorsunuz diyorsunuz...Sorgularız biz... Kafamızda düşünmek için dizayn edilmiş bir beyin varsa, varlığımızın kanıtı da düşünmekse...Sorgulamadan düşünmek diye bir şey yoktur arkadaşlar... Bilgisayarlar düşünmezler mesela, sorguları da sizin onlara verdikleriniz kadardır... İşte onları insan beyni karşısında aptal bir makina yapanda budur... Size verilenle yetinip, sınırlarınızı kendiniz çizemiyor veya sınır tanımam diyemiyorsanız, sizin de o makinalardan bir farkınız yok demektir. Makina olmayı kabullenmeyenler de varsın o tip insanlar olsunlar...

Konu Enfeksiyon tarafından (05-09-2008 Saat 00:05 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #146 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 08:48
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-07-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 22
Alıntı:
uykusuz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bence savaşların asıl sebeplerine tekrardan bakın.Acaba din için mi savaşılmış?
Tarihteki savaşlara bakalım. Ya din için yapılmıştır ya da benim dediğim gibi insanları savaştırmak için dini kullanmışlardı. Bu ilk zamanlarda bile böyleydi.

Din Felsefesi'nde Dinlerin çıkış nedeni aşağıdaki gibi anlatılır.

İlk insanlar baktılar çevrelerine. Doğada her canlının kendine göre korunma silahı vardı. Her hayvan doğadaki canlılara göre korunma yolu belirlemişti. Ama insan nasıl korunacaktı. İnsan diğer canlılardan korunma yolunu akıl ile buldu. Peki ya en büyük tehlike olan kendi türünden nasıl korunacaktı. Sonunda Buldu. Tanrı ona bu konuda yardım edebilirdi.

Dnyada sahiplik duygusu geliştiğinde Egemenler kendi malları haricinde karşı tarafın malına göz dikti. Kendi bahçelerindeki ürünü arttırıp adil bölüşeceği halde insanlar komşu bahçeye göz diktiler.

Bunu nasıl ele geçireceklerdi. Tabi ki savaşarak Burada başka bir sorun ortaya çıkıyordu. Hükümdarlar, Din adamları, soylular Güçlerine güç katmak servetlerini ve otoritelerini geliştirmek için çıkarılacak bu savaşları nasıl açıklayacaklardı. Öyle ya, bazen binlerce bazen yüzbinlerce insanı ölüme gönderirken bu insanları hangi ortak unsur birleştirecekti. SONUNDA BULDULAR. TABİ Kİ BU DİN OLACAKTI. Bu savaşlarda ölenlerin hediyesi, tanrı katında saygınlık kazanmak olacaktı. Egemen güçlerin hediyesi ise daha çok toprak, para, sermaye olacaktı. Ki oldu da. Sağlığında insanca yaşamdan umudu kesenler Ölünce son suz mutluluğa ulaşmak için koşarak savaşlara gittiler.

Önce şunu düşünelim. Çok tanrılı dinlerde veya mitoslarda veya eski zamanlarda Savaş tanrısı vardı ama Barış Tanrısı yoktu. Neden Sence.

Şimdi de Örneklerimize bakalım.
Tüm savaşlara bak. Günümümüz dünyasına ya da hepimizin az çok bildiği Osmanlı İmparatorluğu'na bakalım. Arkadaşların da dediği gibi Haçlı Seferleri'nin amacı Din değil miydi?

Bir alıntı yapalım İslam kitabından,

Fitne ortadan kalkıp din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vaz geçerlerse bilin ki düşmanlık ancak zalimlere karşıdır. (Bakara 193)

Buradaki "Fitne" yi Müeahid, İbn-i Zeyd ve Abdullah b. Abbas gibi İslamla ilgili düşünürler "Allah'a ortak koşmak" inkâra düşmek olarak açıklıyorlar.

Yine aynı kişiler Âyette zikredilen "Din" kelimesinden maksat, ise, Allah'ın emir ve yasaklarına itaat etmektir diyorlar Bu şekilde olunca Türkçesini şöyle diyebiliriz bence. "Ey müminler, yeryüzünde Allah'a ortak koşma inkâra düşme fitnesi sona erinceye kadar ve yalnız Allah'a kullak edilip deninceye kadar kâfirlerle savaşın."

Ya da İslam Peygamberinin aşağıdaki hadisine ne demeli?
Ben, şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, Muhammed Allah'ın Peygamberidir."deyinceye, namazı kılıp zekatı verinceye kadar ben onlarla savaşmakla emrolundum. Onlar bu şeyleri yaptıkları sürece kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslamın getirdiği haklar müstesnadır. Onların herbirinin hesabı Allah'a aittir.(Buhari, el-İman, I7; Müslim, el-İman, bab: 36, Hadis No: 22)
Bu hadis bir çok islamiyete inanaların katıldığı bir çok savaşa esin kaynağı olmamış mıdır?

Fatih İstanbul'u fethederken neyi kullandı? İslam peygamberinin, istanbul'un alınmasıyla ilgili bir sözünü kullanmadılar mı? Timur'la Yıldırım Beyazıt'ın arasındaki savaşta ikisinin İslam'ın farklı mezheplerinden olduğu da bir gerçek.Timur inanç ve yaşayış bakımından Günümüzdeki alevilerin inanç ve düşüncelerine daha yakın diyebiliriz.

Günümüzde bile Papa , tek bir cümlesiyle yüzbinlerce , hatta milyonlarca Hıristiyanı savaşa dahil edebilir.Üstelik Hıristiyanlar’ın bir çoğu -hepsi değil- bu savaşa hoplaya zıplaya katılır.Ve katılanlardan kimisi ölür , savaşılanların kimisi ölür.

Aynı şekilde Bugünkü islami terörist örgütler neyi kullanıyorlar.

Avrupa'da Katoliklerle Protestanların bir yüzyıl boyunca birbirini boğazladığı din savaşları neydi? Müslüman ülkelerine Haçlı seferleri düzenlemediler mi. Muhammed Döneminde neden savaşılıyordu. İslamı yaymak için değil mi? Osmanlılar Viyana kapılarına dayandığında 'Darül harp' ve 'cihat' anlayışları kuşatmanın temelini oluşturmuyor muydu?

Bu konu çok geniş. Şimdilik bu kadar.


DO WHAT YOU WANT, DO IT UNTIL YOU FIND

Konu mavisyan tarafından (05-09-2008 Saat 08:52 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #147 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 14:01
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-07-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 22
Sedat Memilli'nin çok sevdiğim bir kitabı (Kendini Arayan Tanrı) 'ndan alıntıdır :

Tanrı İnsan şöyle der :

Ey insanoğlu;
Var olduğun ilk zamanda çevrene bakındın. Önce korkuyu tanıdın.

Korkuyu bilgi ile aşma yerine, Kendine bir efendi tayin ederek kurtuluşunu kul olmakta gördün. Korkuna efendi olacağın yerde, korkuyu kendine efendi yaptın.

Anyalamadığın her olayı, anlamaya çalışmak yerine, çıkarına uygun yakıştırmalar yaparak geçiştirdin. Böylelikle ruhunu tutsaklığa teslim ettin. Kendine ördüğün hapishane içerisinde ömrünü aldanmalarla tükettin.

Yaşamını bir takım kavramlara kurban ettiğin gibi, ölümünü de Kurban ettin.

Ölme Özgürlüğün elinde olmadığı halde, uğrunda ölünecek binlerce boş inanç ürettin. Kendin için yaşamayı beceremediğin için, kendin için ölmeyi de beceremedin.

Yaratmış olduğun sürekli ve sonsun efendi için ölmeyi kutsal saydın. Şunu bilin ki ey insanlar; insana insanca yaşamayı ve insanca ölmeyi layık görmeyen bir tanrının, Tanrılık Sıfatı yoktur.

.

Arkadaşlar illa ki üstünlük veya sınıf arıyorsanız unutmayın.

Üreten Üretilenden,
Yapan, yapılandan
Düşünen, düşünülenden üstündür.

Düşünen, Üreten, Yapan bizleriz. Düşünülenden, Üretilenden,Yapılandan Üstün olan biziz.


DO WHAT YOU WANT, DO IT UNTIL YOU FIND

Konu mavisyan tarafından (05-09-2008 Saat 14:03 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #148 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 17:26
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,823
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
uykusuz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Bence savaşların asıl sebeplerine tekrardan bakın.Acaba din için mi savaşılmış?
Evet, tarihin bütün dönemlerinde din için yapılan savaşlar görebiliriz. Hatta bunu mübah kılmak için insanlar şehitlikle kandırılmış, savaşmaya teşvik edilmiştir. Belki böyle bir kavramdan bahsedilmese bu denli savaş meraklısı da, milliyetçisi de olmazdı.

Alıntı:
gerceksafinaz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Böyle bir katliam bilmiyorum ki zaten din insanlar için varolduğuna göre emir ve yasakları da insanlara göredir ve doğru olanı gösterir.

Ama ne olur her insana göre doğru başka olabilir,bana göre insanı öldürmek yanlışken,bir başkasına göre doğru olabilir...

Herkesin doğrusuna o sebeple bakılmaz ama genel geçerli doğrulardır.
Cennet ve cehennem yaratıcı sevgisinin önüne geçemez ama yaratıcı da kendisini seveni ve sevmeyeni ödüllendirmek ve cezalandırmak için cennet ve cehennemi de yaratmıştır.Zaten o bunu cennet ve cehennem için yapanı bilir ve yaratıcıyı tanımayan cennet ve cehennemi de kaale almaz....
Din insanlar için var diyemeyiz çünkü öncelikle yasakçıdır ve bana göre de insanlar tarafından üretilmiştir. Hiçbir şekilde insana hitap etmediği gibi aksine onun karşısındadır. Zevk veren ne varsa kısıtlanmış, fiziki yapılarına aykırı giyinmeleri emredilmiştir. Yine kendi ahlakına karşı bulduğu eylemler için insanlara fiziksel şiddet uygulanması emri verir ki bunları hiç de insani bulmuyorum.

Alıntı:
gerceksafinaz´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Sözleriniz çelişkili değil mi?"Yaratılanı yaratandan dolayı sevmek"diyorsunuz ve insana olan sevginin kökeninde bir Yaratıcı varlığı olmasından kaynaklanıyor.Bir korku varsa da amiyane bir korku değil,yoğun bir sevgiden dolayı olan korkudur.Sevdiğinin sözünden çıkmaktan dolayı onun sevgisini kaybetme korkusu...
Ama insanlar için genellemeler yapmak gibi bir yanlış yapmam.Küfredenler şunlar,küfretmeyenler şunlar bunlar gibi...
İnsan yoğun sevgi duyduğu bir varlıktan neden korksun ki? Hatta varlığını dahi hissedemediği bir şeye karşı neden yoğun bir sevgi duysun? Din ya da tanrı gibi bir kavramdan bahsedilmese yine de onu hissedecek miydiniz acaba? Ah evet, insanlık tarih boyunca tanrı ihtiyacı duymuştur. Dinlerden önce de vardı, günümüzde onlara putperest diyoruz ve gülüp geçiyoruz farkı neyse...
Genellemeden bahsetmişken dinlerin ya da senin dininin kendinden olmayanlara ya da ateistlere bakış açısından ve onlara karşı tanımlarından bahseder misin bize?


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #149 (permalink)  
Alt 05-09-2008, 18:34
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: Son
Yaş: 20
Mesajlar: 1,035
Alıntı:
non serviam´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Genellemeden bahsetmişken dinlerin ya da senin dininin kendinden olmayanlara ya da ateistlere bakış açısından ve onlara karşı tanımlarından bahseder misin bize?
Non serviam,

Soruyu bana sormamışsın ama izninle ben cevap vermek istiyorum.. Böyle bir konunun es geçilmesini istemiyorum kendi adıma .. İşte Kuran'ın Müslüman olmayanlara karşı tavrı, aşağıda ki gibidir..


HAYVAN

BAKARA (171) : İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.

A'RÂF (179) : Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.

FURKÂN (44) : Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

MUHAMMED (12) : Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.

MÜDDESSİR (51) : Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

MÂİDE (60) : De ki: “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”

MERYEM (86) : Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün!

YALANCI

EN'ÂM (28): Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.

TEVBE (107) : Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.

NAHL (39) : (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!

NAHL (105) : Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

MÜ'MİNÛN (90) : Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

ŞU'ARÂ (222) : Onlar, her günahkâr yalancıya inerler. (223) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

ZÂRİYÂT (11) : Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve “Muhammed şairdir, delidir” diyen) yalancılar kahrolsun!

MÜCÂDELE (18) : Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.

AZGIN

BAKARA (15) : Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

A'RÂF (186) : Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

YÛNUS (11) : Eğer Allah insanlara, onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

MÜLK (21) : Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.


KALEM (31) : Şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!”

MUTAFFİFÎN (12) : Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkar eder.

ve daha yüzlerce...

SAPIK

FÂTİHA (7) : Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

BAKARA (16) : İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. (175) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) (256) Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

ÂL-İ İMRÂN (90) : Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. (164) Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

NİSÂ (116) : Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür. (136) Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse derin bir sapıklığa düşmüş olur.

A'RÂF (146) : Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.

İBRÂHİM (3) : Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. (18) Rablerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların işleri, fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer. (Dünyada) kazandıkları hiçbir şeyin (ahirette) yararını görmezler. İşte bu derin sapıklıktır.

NAHL (36) : Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah onlardan kimini doğru yola iletti, onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

HAC (12) : O, Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

NEML (81) : Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.

ŞU'ARÂ (97) : “Allah’a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”

SEBE' (8) : “Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?” Hayır öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

ZÜMER (22) : Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay haline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.

FUSSİLET (52) : De ki: “Ne dersiniz? Eğer o (Kur’an) Allah katından olup da siz de onu inkâr etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”

ŞÛRÂ (18) : Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.

ZUHRUF (40) : Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

AHKÂF (32) : Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.

KÂF (27) : Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”

ODUN

ENBİYÂ (98) : Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka kulluk ettikleriniz cehennem odunusunuz. Siz oraya varacaksınız.

CİN (15) : “Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.”

AKILSIZ

BAKARA (13) : Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

MÂİDE (58) : Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

KAFİR

Bu aşağılama sözünü tek tek aramaya gerek yok sanırım, Kuran’ın her yeri inanmayanlar kastedilerek sarfedilmiş bu sözle doludur. Kafir, kelime anlamıyla “küfür eden” demektir. Kullanım anlamı, “Allah’a inanmayan, reddeden”dir. Çünkü Allah’a inanmamak, ona küfür etmektir. Bu da Kuran’ın yaratıcısının mantığı ve yaklaşımıdır.

BAŞKA İNANÇLARA SAYGI

EN'ÂM (74) : Hani İbrahim babası Âzer’e, “Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.

HAC (30) : Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse bu Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında bütün hayvanlar size helal kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının.

MÂİDE (41) : Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları halde ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler, sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler...

MÂİDE (51) : Ey inananlar! yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

MÂİDE (64) : Bir de yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar!..

MÂİDE (82) : (Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle yahudiler ile Allah’a ortak koşanlar olduğunu görürsün...

TEVBE (30) : yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

AHKÂF (5) : Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Alıntı ile Cevapla
  #150 (permalink)  
Alt 17-09-2008, 12:29
Enfeksiyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hakkaten Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-06-2008
Nerden: İstanbul
Yaş: 44
Mesajlar: 370
PEÇEYE ÖFKE // PARVİN DARABİ - ROMİN P.THOMSON -OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP


Mutluluğu ne büyüktür kafes görmemiş kuşun
Kafesten kaçabileninki ise kat kat fazla
Bizim kafesimizin kapılarını açtılar
Heyhat! Ama önce kanatlarımızı kırdılar...
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:04 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org