Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Tarih

Tarih Gerçekliğini herkesin kabul ettiği bir masaldır tarih.


Fenomenoloji II

Tarih içerisinde Fenomenoloji II konusu: Barbie Bebek; Kullan ve At Kültürünün En Güzel Provokatörü Ruth ve Elliot Handler, küçük kızları Babara'nın bir oyun arkadaşına ihtiyacı olduğunu düşünüp, onu diğer oyuncaklardan daha fazla eğlendireceğini düşündükleri «bir ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-02-2008, 01:59
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Standart Fenomenoloji II



Barbie Bebek; Kullan ve At Kültürünün En Güzel Provokatörü

Ruth ve Elliot Handler, küçük kızları Babara'nın bir oyun arkadaşına ihtiyacı olduğunu düşünüp, onu diğer oyuncaklardan daha fazla eğlendireceğini düşündükleri «bir genç kızın fizikî aslına çok yakın oyuncak bebek» yapmaya karar verdiler. Başardılar da...
Ruth ve Elliot Handler'ın terli uğraşlarından sonra ortaya çıkan oyuncak, o güne kadar benzeri görülmemiş güzellikteydi. Zira, boyu santimetre, göğüs çevresi 13.5 santimetre, bel kalınlığı 7.1 santimetre, kalça çevresi 13 santimetre olan ve sadece 135 gram ağırlığındaki bu sarı saçlı mavi gözlü bebek, gerçekten de tasarlandığı gibi bir genç kız görünümündeydi. Ama yarattıkları bebeğe kızları Barbara'nın seslendiği gibi Barbie ismini veren genç çift, Barbie'nin güzelliği karşısında büyülenince de, o toz pembesi masûmiyetlerini kaybederler: Barbie sayesinde yaşadıkları toprakların fırsatlar ülkesi olduğunu hatırlayıp, zaman geçirmeksizin Barbie'nin seri üretimine başlarlar ve 9 Mart 1959'da «doğan» balık burcundaki Barbie'nin tıpkılarını aynı yıl içerisinde New York'taki oyuncak fuarına yetiştirirler.

Oyuncakçıların «pin-up kızları»na alenen meydan okuyan dirilikteki göğüsleri ânında fark edilen Barbie'ye karşı gösterdikleri fundamentalist tepkileri imalatçıları açısından heves kırıcıydı ama, Ruth ve Elliot Handler, kendilerini yeşil renkli dolarların cennetine götürecek yolun, oyuncak satıcılarının fundamentalizminden değil de, standlarının önüne yeni gördükleri güzeller güzeli Barbie bebeğe sahip olabilmek için biriken kız çocuklarının çığlıklarından geçtiğini sezecek kadar zekiydiler de. 9 Mart 1959'un üzerine sonraki 9 Mart'ları devrildikçe, Barbie, dünyadaki bütün kız çocuklarının âdeta yegâne ilâhesi haline gelecekti. Bunun elbette çok sayıda nedeni vardı. Bahis konusu nedenlerden biri, imalatçı şirketin Barbie için sürekli yenilenen bir gardrop hazırlayıp, pazarlamasıdır. Mesela, 1959'da, tüketim tutkusunun ve "aptal sarışın" imajının aynası son moda daracık döpiyesiyle feministleri kızdırabilcek bir Marilyn Monroe'dur adeta. 1962'de, kırmızı pelerini, şapkası, eldivenleri ve topuklu ayakkabılarıyla hanım hanımcık bir genç kız olur. 1971'de, dağınık uzun saçları ve alnındaki bandıyla uyum içerisindeki gezginci çingene pembesi ile budizm oranjından dalgalı püsküllü kıyafetiyle Woodstock'dan gelen hippy'e benzer. 1985'de şeker pembesi ile süt beyazı renklerindeki kıyafetiyle high society'den hoş bir iş kadını olur. 1993'de Chirstian Dior ile Paco Rabanne tarafından dikilen haute couture kıyafetleriyle podyuma çıkar. Ayrıca, o yıl en fazla hangi meslek kitleleri cezbediyorsa, o mesleğin en üst seviyesindeki "kadın" hüviyetini kazanan Barbie'nin pahalı gardrobuna bir de meslekî kıyafetleri dahil edilmektedir. Rakkamlar, gardrobu akımlar ve modaya göre değişen Barbie bebeğin bugüne kadar 900 milyon kadar farklı kıyafete, 1 milyar çiftten fazla da ayakkabıya sahip olduğunu gösteriyor. 9 Mart 1959'dan günümüze kadar, barbie'nin gardrobu için harcanan kumaş ise, takriben 100 milyon metre. Bu rakamlar kız çocuklarının nesnelerle ilişkilerinde tüyler ürpertici geçiciliğin son derece çarpıcı emareleridir. Kız çocuklarının nesnelerle ilişkilerindeki geçicilik, Barbie bebeklerin de, sadece kısa bir müddet kullanıldıktan sonra atılan ve günün modasına göre yenilenen kıyafetlerinde belirse iyi, asıl dehşet tek bir Barbie tiplemesinin bulunmamasından kaynaklanıyor. Zira, Barbie'nin her yıl yenilenen çok sayıda versiyonu bulunuyordu. Hatta, barbie'nin, 1990'larda "The Cosmetiv and Reconstructive Surgery Clinic of Atlanta'da geçirdiği bir dizi estetik operasyonlarla eskisinden daha farklılaşan bir versiyonu daha mevcut.
Versiyonlardaki çeşitlilik, hiç şüphesiz, kız çocuklarının geliştirilmiş yeni modellere sahip olabilmek uğruna eski Barbie bebeklerini ellerinden çıkartmalarına yönelik bir kültürel teşebbüs. Geleceğin sosyolojisine meydan okuyan Alvin Toffler'ın ünlü eseri 'Gelecek Korkusu-Şok'da belirttiği gibi, yeni geliştirilmiş modellee sahip olmak uğruna eski Barbie bebeklerini sevinçle ellerinden çıkaran yeni nesil kız çocukları ile, bir çocukluk boyunca tek bebeğe sevecenlikle sıkı sıkıya sarılıp parçalanıncaya kadar saklayan annenleri ve büyükanneleri arasındaki kalıcılık üzerine kurulu toplumlarda, geçicilik üzerine kurulu tüketim şiddeti toplumları arasındaki karşıtlığı keşfedebiliriz.

Lakin, değişen sadece eski Barbie'ler değillerdir; bunlar daha kısa müddet içerisinde kullanılıp atılanlar ve anında yerlerine yenileri ikame edilenler Barbie'nin arkadaşları ve hayvanları da olmuştur. Toffler, Barbie bebeğinin ve onun kıyafetlerini, arkadaşlarını, hayvanlarını, hatta versiyonları vasıtasıyla kendisini değiştiren kız çocukları için, «küçük kız doğduğu andan itibaren kullan at kültürü»nün bir parçasıdır der. Erich Fromm ise 'Sahip Olmak ya da Olmamak'da, doğdukları andan itibaren kullan at kültürü'nün bir parçası olan bu çocukların oyuncaklarını çok kısa süre içerisinde değiştirmek eğilimindeki karekterlerini, pazar iktisadı karekteri olarak tanımlar: Pazar iktisadı karekteri, ne kendisine ne de başkalarına karşı bir yakınlık hissetmediğinden, hayatındaki değişimlere hep ilgisiz kalan "en canlı" tiptir. Bu «canlılık», onun egoist olmayışından değil, aksine, kendisi dahil hiç kimseyle, veya hiçbir nesneyle yakın ilişkide olmayışının tabîî neticesidir. Kısacası pazar iktisadı karekteri, asla bir birey değil, hislerini kaybetmiş bir tüketici'dir. Tüketici'ler ise, birey olamadıklarından, hayatlarından rüzgar gibi geçen değişimlere kolaycı ve pratik gözle bakacaklardır. Dolayısıyla, vaktiyle sahip olabilmek için ısrarcı çığlıklar attıkları Barbie bebekler dahil, nesnelerin ön kapısından girip de anında arka kapısından çıktıkları "yeşil panjurlu" evlerini kuşatan acımasız kültürde, kendisine karşı derin bir yakınlık hissedilmediği için rahatça çöpe atılıp, yerine yenisi ikame edilebilecek bir "prestij kazandırıcı satın alınanlar" haline geleceklerdir.

Taner Ay
Mayıs 1995 Düşler Dergisi Sayı: 11 Syf; 30-31
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 08-02-2008, 20:47
...
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 839
ne kadar güzel bir başlık. "en güzel provokatör". zaman içerisinde bunların erkek için olanları çıktı elbette. onlar "çirkin"di eylemlerine uygun olabilecek şekilde. çocuk sahibi olduktan sonra "korunma" durumunun daha zor olduğunu çocuğumuz büyüdükçe farkettim. "zehir"lenmesini engellemek için elimizden geleni yapıyorken kaçınılmaz an ile karşılaşır oluyorduk. anlatmak bir yere kadar etkili oluyor ama sokağa çıktığında durum farklı oluyor ki en nihayetinde bir çocuk bu. elbette bireyin ruh ve ekonomik durumu yazıda da belirtildiği üzre gözönünde bulundurulmadığından iki ucu b.klu değnek anı yaşıyorsun. alsan bir dert almasan bir dert. sonra bu pazar popüler kültürle kafa-kol ilişkisine girdiğinden tv'ye, müziğe ve sinemayada dahil oldular. her taraftan kuşatmaları devam etti önce bireyin ellerinden geldiğince içlerini boşalttılar ardından bu boşlukları doldurmaları için "kullan-at" lar hazırladılar. kız çocukları için barbi, erkek çocuklar için street fıghter, büyükler için cep telefonları, makyaj malzemeleri, plazma tv'ler, arabalar, vs vs vs'ler görevlerini layıkıyla yapmıştır. ne güzel bir son cümle "prestij kazandırıcı satın alınanlar". boşluk doldurmaca oynuyoruz hep birlikte. katılım sonsuz...

anlatmadan edemeyeceğim. geçen yıl'dı sanıyorum. kızımızın "zehir"lenmemesi için "acemi cadı" ve türevi dizileri izlemesini uygun bulmuyorduk. bir gün kreş'ten arkadaşı ailesi ile birlikte misafirliğe geldi. baktık ki bizim kız arkadaşıyla birlikte paşalar gibi acemi cadı oynuyor. noluyoruz olduk önce tabii ki. öğrendik ki çocuklar aralarda kendilerince "acemi cadı" yani "sihircilik" yani "kolaycılık" oynuyorlarmış... ne diyebilirim ki...


Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 09-02-2008, 02:41
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Evet yaşamımızda ne çok farkına dahi varmadığımız görüngüler rol kapıyorlar değil mi Ucuzfilm. Benim hiç barbie bebeğim olmadı, annemin bezden diktiği üç bebeğim vardı, onlarla oynardım. Doğuda görev yaptığımız için de öyle süslü oyuncaklarımız olmazdı, büyümeme ramak kala bir et bebeğim oldu, gözüm gibi baktım ona. Ama nesil böyle bir nesil değil artık. Biz de ilerleyen yaşlarımızda bu tüketim çılgınlığına katıldık farkına bile varmaksızın. Birçoğumuzun hiç kullanmadığı özelliklerle bezeli cep telefonları var, birçoğumuz sıklıkla pc değiştiriyoruz, çalışan elektronik aletleri yeni modeli çıktı diye çöp ediyoruz. Oysa az gelişmiş ülkelere teknoloji satıp borçlandırıyor üretici devler. Makale eski bir dergiden, taa o zamanlardan belliydi yani halimiz, ilginç bulduğum için üşenmedim daktilo ettim diğer arkadaşlar da okuyabilsinler diye. Fenomenoloji serisi bitince genel bir metin yazabilmeyi umuyorum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
fenomenoloji


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Fenomenoloji I maria Tarih 3 03-01-2008 21:11


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:27 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org