Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Tarih

Tarih Gerçekliğini herkesin kabul ettiği bir masaldır tarih.

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

İslam İmparatorluğu Ordusunda Mevaliler

Tarih içerisinde İslam İmparatorluğu Ordusunda Mevaliler konusu: İSLAM İMPARATORLUĞU ORDUSUNDA MEVALİLER ''Daha Kuteybe zamanında başlayan, Arap olmayanların paralı asker olarak mevzilendirilmesi işi, Abbasiler döneminde giderek profesyonel bir mekanızma haline gelir. Tabii böyle olmasında, gazalardan fazlasıyla zenginleşip yerleşik ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 02-12-2007, 15:59
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
Blog Başlıkları: 1
Standart İslam İmparatorluğu Ordusunda Mevaliler

İSLAM İMPARATORLUĞU ORDUSUNDA MEVALİLER


''Daha Kuteybe zamanında başlayan, Arap olmayanların paralı asker olarak mevzilendirilmesi işi, Abbasiler döneminde giderek profesyonel bir mekanızma haline gelir. Tabii böyle olmasında, gazalardan fazlasıyla zenginleşip yerleşik hale gelen Araplardan eskisi kadar askeri verim alınamamasının yanı sıra, İslamın bu egemen kavminin içine düştüğü parçalanmaların boyutuydu. Muhammed'den hemen sonra başlayan bu ciddi çıkar parçalanmalarının artık katliamlarla da engellenemez bir kurumlaşmaya ve ideolojik sistemleşmeye ulaşmasıyla Arap kavmi halifeler için bütünsel güvenirliğini yitirmişti.'' (1)

''Özellikle 9. yüzyıldan başlayarak Mevalilerin İslam ordularında kurumsal yer alışına ilişkin öncelikle anımsatılması gereken şeyler var;
a- Mevalilerin İslam ordularındaki bu yer alışı gönüllü ve idealist bir durum değil, tutsak edilmiş ve köle olarak angaryaya koşulmakdurumundaki insanların bir kısmının asker olarak mevzilendirilmesi şeklinde kölece bir yer alıştır.
b- Ganimeti paylaşan ve yurttaş olarak birinci sınıf olan Arap askerinden ayrımla paralı askerlerdir.''(2)
c- ''Veli, velâ kökünden mevlâ kelimesinin çoğulu. Mevlâ; velî, hâmi, yardımcı, dost, sahip, efendi, mâlik, nimet veren veya nimetlenen, köle, köle satın alan yahut satan, akraba, komşu, halef, konuk, amca, amca oğlu, oğul, yeğen, misafir, muhib, tâbi', ortak, hısım, yakın gibi anlamlara gelmektedir (A. J. Wensick, İA. "Mevlâ" Mad. VIII, 163-164; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, II, 495-496; Türk Ansiklopedisi, XXIV, 79).

Kur'an-ı Kerim'de mevlâ kelimesi sâhip, dost, yardımcı, efendi anlamlarında kullanılmış ve çoğu kere de bu kelime ile "Allah" kasdedilmiştir. Nitekim; "...Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi yükleme; bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen mevlâmızsın; kâfirlere karşı bize yardım et" (el-Bakara, 2/286); "O ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır"(el-Enfâl" 8/40; el Hacc, 22/78) âyetlerinde olduğu gibi ayrıca (bk. et-Tevbe 9/51; Muhammet 47/11). "Mevâli" kelimesi ise daha çok "mirasçılar" (en-Nisa, 4/33; Meryem, 19/5) ve "dostlar" (el-Ahzâb, 33/5) anlamında kullanılmıştır (en-Nahl, 4/76) âyetinde ise "mevlâ", efendi anlamına gelmektedir.

Hukukî bakımdan mevali, Arap toplumunda İslâm'dan önce bulunduğu gibi, müslümanlıkla hukukî durumları daha da belirlenmiş bir sınıf olarak meydana gelmiştir. Hakim sınıf ile köleler arasında azadlı köle veya esirlerden oluşan bu sınıf, bağlı olduğu aileye, kabileye veya beldeye mensup insan grubunu meydana getiriyordu. Bu özellikleri ile Roma İmparatorluğundaki "Libertinus", yani azadlı kölelere benzemekte idiler. Cahiliye devrinde mevali de -hangi dinden olursa olsun- sahip bakımından bir fark gözetilmemekte iken, müslümanlık, Mecusî, Yahudi ve Hristiyanların mevali sahibi olmaları yasaklamıştır (el-Mâide, 5/51).

Mevali üç kısma ayrılıyordu:

1- Itk mevalisi: Köle ile efendisi arasında, hürriyetini satın alma yoluyla olur ve mükâtebe yani yazışma suretiyle bağlanırdı. Bir köle, değeri olan parayı çalışarak kazanıp efendisine ödemekle hürriyetini elde ederdi. Veya efendi, bir esiri gördüğü mühim bir hizmetten dolayı da azâd edebilirdi. Aynı şekilde bir adam kendi kölesine, meselâ; "Şunu yaparsan hürsün" derdi. Köle o hizmeti görürse hür olur ve sâhibinin mevlâsı (azadlı kölesi) sayılırdı.

2- Akid mevalisi: Bir şahsın diğer bir şahsa, bir kabileye veya beldeye, bir hizmet ile veya her ne sebeple olursa olsun, intisap etmesiyle ve bu intisabın asırlarca devam etmesiyle ortaya çıkardı. Ayrıca İslâm fetihlerinden sonra İslâm'a giren kavimlere eski Mezopotamyalılar, Suriyeliler, İranlılar, Türkler, Hind ve Berberîlere Mevalî adı verilmiştir. Yine, İslâm'dan önce Medine'de bulunan Yahudiler de Evs ve Hazrec kabilelerinin mevalisi durumunda idiler. Akid mevalisinde Arap muharipler hakim sınıf; mağlup kavimler ise mülâzemet, karışına ve muaşeret yoluyla Arap kabilelerine mensup oluyorlardı. Bu anlaşmaya "Velâyil-muvâlât" adı veriliyordu. Muvâlât, bir şahsın diğerine "Sen benim mevlâmsın. Ölürsem bana mirasçı olursun, mirasım sana kalır. Sağ olduğum sürece beni müdâfaa ve himâye edersin" teklifinde bulunması, karşı tarafın da "Kabul ettim" demesi ile akid yapılmış olurdu.

3- Rahim mevalisi: Bir kabile erkeklerinin mevâliden zevce (eş) almalarıyla meydana gelirdi.

Araplarda velâ bir takım umumî ve hususî hüküm ve kurallara tabi idi. Umumi ahkâma göre mevlâ, hürden aşağı, köleden üstün kabul edilirdi köle gibi satılamazdı. Özel hükümlerde ise hür gibi muamele görmezdi. Mevlâ, hür bir kadın veya kızla evlenemezdi. Diyeti de -sanki köle imiş gibi- yarı yarıya hesap edilirdi. Kısasta da cezası yarı olarak tatbik edilirdi. Hususi ahkâmda en mühim konu miras meselesiydi. Meselâ; Itk mevlâsına mirasçı olunur, fakat kendisi mirasçı olamazdı. Akid mevlâsına ne mirasçı olunur ne de kendisi mirasçı olurdu. Rahim mevlâsı ise hem mirasçı olur hem de kendisine mirasçı olunurdu.

Bu hukuki düzen Dört Halife ve Emeviler devrinde geniş çapta kullanıldı. Neticede İslâm Devletinde hakim sınıfı teşkil eden Arapları azınlıkta bırakacak kadar büyük bir mevali kitlesi ortaya çıktı. Daha sonra Emeviler, bu kalabalık mevali kitlesine karşı kesin ve sert tedbirler almaya başladılar. Bu da, mevâli topluluğunun Emevilere karşı teşkilatlanmasına yol açtı. Hatta zaman zaman Şiiler ve Haricilerle işbirliği yaptıkları bile oldu.

Mevâli, Abbâsiler ve diğer İslâm devletlerinde aynı şekilde devam etti. Osmanlılar döneminde de bunlar hayli yekûn teşkil ediyorlardı'' (3)
d- ''Mevâlî, azat edilmiş köle, sahip, veli, hâmi, yardımcı, efendi, nimet veren, tabi olan, kendisine nimet verilen, kölenin efendisi gibi anlamlara gelen mevlâ1 sözcüğünün çoğuludur. Bu anlamlardan farklı olarak, İslâm’ın ilk dönemlerinden başlayarak Arap kökenli müslümanlar “hürr/özgür”, Arap kökenli olmayan müslümanlar ise“mevâlî” olarak isimlendirilmiş ve bu kullanım yaygınlık kazanmıştır.'' (4)


''İşte kurumsallaşmanın sonucudurki yöneticiler, kendi güvenlikleri ve egemenlik alanlarının denetim altında tutulmasının zorunlu gereği olarakbulundukları alanın insanlarından olmayan askeri birlikler oluştururlardı. Örneğin Irak özgülünde halka güvenmeyen valiler yanlarında Suriyeli Araplardan askeri birlikler bulundururlardı. Bu uygulama devletin halka yabancılaşması oranında kurumlaşır; yabancılaşma Arap halkın bütününe yaygınlaştıkça Halifeler, bu kezde Mevaliden gitgide daha çok insanı paralı asker olarak mevzilendirme yoluna giderler. Muhafız ordusunda başlayan uygulama giderek tüm ordulara yaygınlaşır. Mevalilerden kurulu bu ordular, sefalet ve köleliğe karşı gelişen ayaklanmalarla, mezhep ayrılıkları ve iktidar çatışmalarıyla çalkalanan İslam topraklarında ''huzur'' sağlamanın temel aracı olurlar. İşte bu lejyon ordularının içinde aslan payı, savaşçı gelenekleri nedeniyle Türk kökenlilerin olmuştur.'' (5)

Saygın Arap tarihçisi Mes'udi'nin de belirttiği gibi; ''Mu'tasım, büyük bir istekle Türkleri arıyor, Türk tutsakları toplatıyor ve satın aldırıyordu. Bu yoldan 4 bin tutsaktan kurulu bir birlik meydana getirdi. Bunlara klaptanlı, el işlemeli kumaştan giysiler giydirdi, sırma işlemeli kemerler bağlattı ve birliği özel üniformalarıyla ordunun öteki birliklerinden ayırdı.'' (6)

Sefalet ve köleliğe karşı ayaklanmaları bastırırıken kullandıkları acımasız yöntemlerini boş zamanlarda yerli halkı talan ve yağma ederek üstlerinde uygularlardı.

''Halifenin de müsamasından istifade ederek Bağdat'ı adeta bir talim sahası haline getirmişlerdi. (Arap) Halk, açıktan açığa bunlara karşı gelemiyor ise de kenar mahallelerde Türkleri öldürmekten geri durmuyordu.'' (7)


''Paralı köle ordusu uygulaması, doğası gereği böyle trajik sonuçlarıda beraberinde getirir. Halifeler, iyiden iyiye güçlenen köle komutanları bu kez vali atayarak yanlarından uzaklaştırmaya yönelir. Ama çürümüşlüğün tüm bünyeyi kuşattığı böylesi bir ortamda, bu da çöküşü durduramaz.'' (8)

Aslında Mısır toprakları, ilginç bir örnek olarak Türk köle komutanlarının önderliğinde üç isyancı devlete beşiklik edecektir. 868'de kurulan Tolunoğulları Devleti 905 yılına kadar egemenliğini sürdürür. Ardından 933'de Abbasilerin Mısır genel valisi, Ferganalı Türk kökenli Suriye valisi Tugaç'ın oğlu İğşid bağımsızlığını ilan ederek İğşidoğulları Devletini kurar. 969'da Şii Fatimilerin Mısırı ele geşirip yıkması ile son bulur. Bir diğer köle askeri devleti de Memluklar (Kölemenler)dır. Memluk Develeti, Abbasilerin Mısır eski emiri Melik el Salih'in karısı Şecerüldür ile evlenen muhafıs birliği komutanı Aybey'in 1250'de ayaklanıp Mısıra el koyması ile kuruldu. Ancak sonları, yine kendileri gibi köle (memluk) olan Çerkez Memluklar tarafından 1380'deki yenilgiyle belirlendi.

Keza meşhur Gazneliler Develeti de bir köle komutan tarafından ve komplolarla kurulur. Samani Devletinde komutan olan Alp Tekin, Samani emiri 1. Abdülmelik b.Nasr'ın ölümü üzerine 961'de darbe yapr, darbenin başarısızlığı üzerine kaçarak Gazne'yi işgal eder ve yeni devletin temellerini atar.

Neticesinde, Köleci bir toplum olan İslam İmparatorluğunda, mevali, memluk, kölemen olarak bahsedilen bu lejyoner ordunun asıl unsurunu oluşturan Türk kölelerin ilk dönemlerde İslamın yayılmasına ve zorla elde edilen hilafet makamının korunmasına yardımcı olurken, ilerleyen dönemlerde bu ara sınıf develeti ele geçirek güce ulaşmış ve fiili olarakda parçalanmış olan İslam devletlerini birer birer ele geçirmişlerdir. Bu tarihsel düzeni oluşturan sebep ve sonuçları bize en iyi şeriatçı yazar H.D.Yıldız açıklar.

''1- İslam toplumunun özelliklerinden biri de Onun bir köleci toplum olmasıdır.
2- İslam egemenliğine giren topraklar köle ticareti ve köle tacirleri cennetidir.
3- Tarım ve diğer ekonomik yaşamın gelişimi köle ticaretinin ve avcılığının gelişimini sağlamıştır.
4- İnsanı köle yapmayı hazmedebilen her köleci toplum gibi İslami toplumda da köleler, bütün siyasi ve sosyal haklardan yoksun, ağır koşullarda çalıştırılıyorlardı.
5- Kölelerin bu ağır şartlara karşı meşru ayaklanmaları, her köleci devlette olduğu gibi İslami devlet açısından da, ''güvenliği tehdit'' eden, ''Tanrının iradesine karşı çıkan'', dolayısıyla ''gayrı meşru'' bir unsur olarak kabul ediliyordu.'' (9)

Sonuç olarak, İslam İmparatorluğu tarihi aynı zamanda bir kölecilik tarihidir, uzun bir süre var olmasını ise bu kölelerden oluşturdukları ve bir ara sınıfta topladıkları çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu ordulara borçludurlar. Osmanlıdaki Yeniçerilerin yapılanmasıda benzer bir şekilde 18. yy. ortalırına kadar yaşatılan bir yapılanma olarak gelmiştir.Bütün bunlarıda yüksek İslam ülküsü için yapmamışlardır. İlk başlarda gazalardan elde edilen ganimetleri, egemen Arap efendilerine terk ettikleri halde güçlenmeleri ile doğru orantılı olarak aldıkları ücretlerle yetinmeyip ganimete el koymak ve toprak sahibi olarak egemen sınıfta statü ve yer edinmek için savaşır olmuşlardır.




1- Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman olduk? s.137
2- Erdoğan Aydın, age, s.137
3- Ahmet GÜÇ
4- Yrd. Doç. Dr., GÜ Çorum İlahiyat Fakültesi İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi.
5- Erdoğan Aydın, age s.139
6- Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi c.3,s.1178
7- H.D.Yıldız, İslamiyet ve Türkler s.70-6
8- Erdoğan Aydın, age, s.143
9- H.D.Yıldız, age, s.82
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
islam, imparatorlugu, ordusunda, mevaliler


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Abd, Roma İmparatorluĞu Gİbİ ÇÖkÜyor Mu? LYNX Anketler 36 08-11-2007 23:13
Ilımlı İslam modeli LYNX Güncel Mevzular 22 17-09-2007 01:34


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:22 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org