Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Sosyoloji & Psikoloji

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Kendi Kısır Döngüsünde İnsan..

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Kendi Kısır Döngüsünde İnsan.. konusu: Kendi kısır döngüsünde insan... Bugün bazı sözler ve aptallıklar üzerine konuşacağız. Özellikle aptalların ben öyle değilim demediği bir yazı olmamasıdır, okuduktan sonra kalanın… Kendi çelişkisinde insan inanılmaz masum gözükür izleyiciye, ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 12-02-2008, 23:01
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
Blog Başlıkları: 1
Standart Kendi Kısır Döngüsünde İnsan..


Kendi kısır döngüsünde insan...

Bugün bazı sözler ve aptallıklar üzerine konuşacağız. Özellikle aptalların ben öyle değilim demediği bir yazı olmamasıdır, okuduktan sonra kalanın…

Kendi çelişkisinde insan inanılmaz masum gözükür izleyiciye, nedir bu masumiyet yakıştırması hepimizin aynı aptallığı sık sık tekrarlamamızdan mı kaynaklanır. Bir kuşak, bir çağ mı yaptı acaba bunları bize! Mutsuz insan modeli: Nerdeyse tüm dünyayı içine almaya başlamıştır bu model, yüzeysel mutlulukların arkasında, maskelerin ardında bir mutsuz ifade bulunmakta artık. Neden en fazlada bu çağda sanki bir salgın halinde tüm insanlığı eline aldı? Birçok nedenden en sık tekrarlanan üzerinde gezinmek belki de en iyisi; Nietzsche’nin “umut kötülüklerin en sonuncusudur” aforizması üzerine yapılan sohbete göz atmışlar bilir, hemen hemen tüm dünyada ki insanlar buna içten inanır; işte mutsuzluk bundan sonraki ahmaklıkta yatmaktadır. Bilmesine rağmen yinede umut etmekten kendini alamamaktadır insanoğlu. Oysa çok çabuk öğreniriz kelimelerin içinin çoktan boşaltıldığını ya da kelimelerinizi kullanan insanların ses tellerini çalıştırmaktan başka amaçları olmadığını. Buna rağmen umut eder insanoğlu, neyi peki; anlaşılmayı ve yalnız olmadığını hatta anlamsız olmadığını umut eder. Kurgusunda mükemmelleşen kendinin, hayal( aynasal yansıma) olduğunu görmemeyi umut eder. İçten içe bilir ama itiraf edemez kendi dâhil her şeyin anlamsız bir boşluk olduğunu. Eski bir yasadır oysa “hiçlikten hiçlik çıkar”. İşte bundan sonra her gün kendi kurduğu kısır döngü halini almış yaşamı yaşamaya devam etmesi mutsuzluğunun derinleşmesine yol açar. Bu kurguyla yüzleşmedikçe de boşluğu kadar umudu artar artıkça daha aptalca şekilde inançlara, kavramlara, dinlere ve tanrılara sarılır yarattığı. Tan kızıllığında* ki değişiyle “en büyük aptallığımız yanlış olduğunu bildiğimiz öncüllerden sonuçlar çıkarmamızdır”. Peki, nedir bu kısır döngünün çıkışı; sanırım yeni dinler, yeni felsefeler ve dürüst tanrılar yaratmak ama bu çağın insanı bunun için asla yetkin hale gelemeyecektir der boşluğun. İşte son söz burada söylenir. Nedir Zerdüşt’ün bahsettiği üst insan ve hangi zamandadır. (işte bu umutta benim ahmaklığım)


House of Duarden

*Tan kızıllığı : Ahlaksal Önyargılar üzerine düşünceler “F.Nietzsche”


Not: Ne sizce bu çağıl hastalığı değil mi ?


House of Duarden
Alıntı:
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 13-02-2008, 04:30
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Belki "masumiyet" de bahsettiğiniz içi çoktan boşaltılmış kelimelerdendir Duarden. Belki de irdelenmesi, didiklenmesi gereken birçok kavramdan biridir de.
Pek beylik deyişle, çağımız postmodernizme evriliyor git gide.
Ne diyor postmodernizmin o meşhur karşılaştırmasında; "İhtiyacen bilgi", "Sanatın üretimleşmesi", "Bölünmüşlük duygusu ve benliğin merkez olmaması, çoklu ve çatışmacı kimlikler"* vs vd vb. (*Vikipedia)
Demkaçkının bir yazısını anımsattı metniniz, "derdimiz umut" diyordu o da. Bir dert ve bir çare olarak «umut»un varlığından bahsediyordu. Hakabe'nin burkacı gelir hep aklıma, battıkça batan ve burgusunda daha da çok canımızın yanması için sürekli çevirdiğimiz. Ve belki de her "çırpınış" bataklık kanunu gibi vukû buluyordur.
Ve sonra yarattıklarımız, anlamlandırdıklarımız, mitleştirip de üzerine titrediklerimiz.
Bazen «insan»a çok güveniyorum Duarden, onun her şeyin üstesinden gelebilecek kadar zeki olduğuna, kabiliyetli olduğuna inanıyorum. Bazen de tam aksi.
Belki de o çok "güçlü" olamayan canlılar yaşamsal evrimlerinde böylesi ayakta kalıyorlardır, ruh sağalmasını böylesi sağlıyorlardır, kim bilir...
Ama ben «yüksek umutlar» olmaksızın da yaşanabileceğine inanmıyorum, hepimizin derinlerinde hem de o en septik, hiçci derinliklerinde kırıntıları var umudun...
Tolstoy "bir şeyler bekliyormuş gibi yapmak" diyor buna; belki de hepimiz bir şeyler bekliyormuş gibi yapıyoruzdur, aslolan varılacak yer olmadı ki zaten hiç, aslolan yol ve yolculuk...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kendi, kisir, dongusunde, insan


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kendi Şiirlerimiz Daisy Şiirler 120 26-11-2008 01:02
Kendi DenemeleriniZ LiberterKedi Edebi Mevzular 44 08-07-2008 17:17
Kendi Cenaze Töreniniz desdamona Hayata Dair.. 51 30-12-2007 22:37
Kendi halinde bir deneme drunken lord Edebi Mevzular 2 28-12-2007 21:04
Kendi Kendini Yarat pesimist Sosyoloji & Psikoloji 4 12-02-2007 12:39


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org