|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
ŞizofreniSosyoloji & Psikoloji içerisinde Şizofreni konusu: ''ŞİZOFRENİNİN TARİHÇESİ''
Bu hastalık, ilk defa ayrı bir akıl hastalığı olarak Dr. Emile Kraepelin tarafından 1887’de tanımlanmıştır ve genel olarak hastalığın tarih boyunca insanlığa eşlik ettiğine inanılmaktadır.
Şizofreniyle ilgili yazılı ...

16-01-2008, 01:46
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
Şizofreni
''ŞİZOFRENİNİN TARİHÇESİ''
Bu hastalık, ilk defa ayrı bir akıl hastalığı olarak Dr. Emile Kraepelin tarafından 1887’de tanımlanmıştır ve genel olarak hastalığın tarih boyunca insanlığa eşlik ettiğine inanılmaktadır.
Şizofreniyle ilgili yazılı belgeler Eski Mısır firavunları dönemine, İsa’dan 2 bin yıl öncesine dayanmaktadır. Depresyon, demans ve şizofreni için tipik olan düşünce bozuklukları Kalpler Kitabında ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Eski Mısır’da kalp ve akıl eş anlamlı gibi görünmektedir . Fiziksel hastalıklar kalp ve dölyatağıyla ilgili semptomlar olarak kabul edilmiş ve bunların kan damarlarından yada irin, dışkı, zehirler yada kötü ruhlardan kaynaklandığı kabul edilmiştir.
Antik Yunan ve Roma literatüründe yakın zamanda yapılan bir araştırma, toplumun psikotik hastalıklarla ilgili bilgi sahibi olduğunu ama bu toplumlarda şizofreni için modern tanı kriterlerine uyabilecek bir durumun bilinmediğini göstermiştir.
Bir bakıma “anormal” kabul edilen bütün kişiler akıl hastalığı, zeka geriliği veya fiziksel deformitesi olanlar büyük ölçüde aynı şekilde tedavi edilmekteydi. İlk teoriler akıl hastalıklarına, vücudun kötü ruhlar tarafından ele geçirilmesinin neden olduğunu ileri sürmüştü. Bunlar için uygun tedavi, bu kötü ruhların çeşitli yollarla vücuttan çıkarılmasıydı. Bu yöntemler belirli müzik türlerinin dinletilmesi gibi zararsız uygulamalardan hastanın kafatasına delik açılarak kötü ruhların dışarı çıkmasının sağlanması gibi tehlikeli ve bazen ölümcül olan uygulamalara kadar uzanmaktaydı.
Akıl hastalıklarını farklı kategoriler altında ilk sınıflayanlardan biri, Alman doktor Emile Kraepelin’dir. Dr. Kraepelin bugün şizofreniyle ilişkili semptomları bulunan kişileri tanımlamak için “erken bunama”("dementia praecox") terimini kullanmıştı.
Spesifik olmayan delilik kavramı binlerce yıl kullanıldıktan sonra şizofreni ayrı bir akıl hastalığı olarak ilk defa Kraepelin tarafından 1887’de tanımlandı. Dementia praecox ve manik depresyon adını verdiği psikotik bozukluklar arasında ilk defa bir ayrım yaptı. Kraepelin dementia praecox’un primer olarak bir beyin hastalığı olduğuna ve özel bir demans formu olduğuna inanıyordu. Kraepelin bu bozukluğu, tipik olarak daha ileri yaşlarda oluşan (Alzheimer's hastalığı gibi) başka demans formlarından ayırmak için 'dementia praecox' (erken bunama) terimini kullandı. Bu terimi kullanmasının nedeni, çalışmalarının genç erişkinlerdeki demansa odaklanmasıydı.
İsviçreli psikiyatrist Eugen Bleuler, "şizofreni" terimini 1911’de ortaya attı. Aynı zamanda ilk defa semptomları "pozitif" veya "negatif" olarak ayırdı. Bleuler’in bu hastalığın adını şizofreni olarak değiştirmesinin nedeni, Krapelin'in verdiği adın yanlış yönlendirici olmasıydı çünkü hastalık bir demans değildi (daima mental kötüleşmeye yol açmıyordu) ve bazen ileri yaşlarda ortaya çıkabiliyordu.
"Şizofreni" sözcüğü Yunanca schizo (yarılma) ve phrene (us) köklerinden gelmekte olup bu hastalığın bulunduğu kişilerdeki düşünce parçalanmasını tanımlamaktadır. Bu terim, kamuoyunda yaygın biçimde yanlış anlaşılan çoğul kişilik veya kişilik bölünmesi anlamını taşımamaktadır. Bleuler'in zamanından bu yana, bilim adamları akıl hastalıklarının farklı türlerini daha kesin olarak sınırlamaya çalıştıkça, şizofreninin tanımı değişmeyi sürdürmüştür. Hastalıkların kesin nedenlerini bilmeden, bilim adamları sınıflamalarını, yalnızca bazı semptomların birlikte ortaya çıkmasını gözlemlemeye dayandırabilirler.
Bleuler ve Kraepelin şizofreniyi ön plandaki semptomlarına ve prognozlarına göre alt kategorilere ayırmışlardır. Yıllar içinde, bu alanda çalışanlar şizofreni tiplerini sınıflama çabasını sürdürmüşlerdir. DSM-III sınıflamasında şizofreni beş tipe ayrılmıştır: dezorganize, katatonik, paranoid, rezidüel ve indiferansiye. İlk üç kategori orijinal olarak Kraepelin tarafından önerilenlerdir.
Bu sınıflamalar, halen DSM-IV’te korunmakla birlikte, hastalığın sonlanımını tahmin etmede yardımcı oldukları gösterilmiş değildir ve tipler tanı için güvenilir değildir. Birçok araştırmacı “pozitif” karşısında “negatif” semptomların ağır basmasına, zaman içinde semptomların tipine ve şiddetine göre hastalığın progresyonu ve başka akıl hastalıkları ve sendromların birlikte bulunmasına göre hastalığı sınıflamak için başka sistemler kullanmaktadır. Klinik semptomlara dayanarak şizofreni tiplerinin ayırt edilmesinin hastalığın farklı etiyolojilerinin belirlenmesine yardımcı olacağı umulmaktadır.
Son yirmi yılda hızla, şizofreninin biyolojik kökenli bir beyin hastalığı olduğuna ilişkin kanıtlar toplanmıştır. Yakın zamanda bu kanıtlar, şizofrenili kişilerin beyinlerinde meydana gelen doku hasarını hassas biçimde gösteren dinamik beyin görüntüleme sistemleriyle de desteklenmiştir.
İnsanlardaki hastaların genetik kökenleriyle ilgili hızlı ilerlemelerle, çok daha etkili tedavilerin ve sonunda şifanın elde edilebileceği gelecek parlak görünmektedir.

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:03
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
*ŞİZOFRENİ NE DEĞİLDİR?
- Şizofreni kişilik bölünmesi demek değildir. Maalesef pek çok kişi şizofreni hastalarını bazı zamanlar normal yaşam sürdüren bazen de birden tehlikeli bir caniye dönüşen kişiler olarak hayal etmektedir. Bunun gerçekle alakası yoktur!
- Şizofreni hastaları nadiren çevreye zarar verebilir.
- Şizofreni kelimesi sıklıkla iki şekilde hatalı kullanılmaktadır: Ya bir konuda farklı ya da zıt duygular taşımak kastedilir (bir şeyi hem sevmek hem de nefret etmek gibi) ki bu insan doğasında bulunan bir özelliktir. Ya da değişik zamanlarda değişik davranmak anlamında kullanılır ki bu durum da hemen hepimizin doğasında bulunan bir özelliktir.
- Şizofreni erken bunama değildir.
- Aşı vb. yollarla korunması mümkün olan bir hastalık değildir.
*****
''YANLIŞ İNANIŞLAR''
- Şizofrenler tehlikeli ve saldırgandır.
- Şizofreninin tedavisi yoktur.
- Şizofrenler çalışamazlar.
- Şizofreni anne babanın hatalı tutumu nedeniyle ortaya çıkar.
- Şizofrenler tembeldir.
- Şizofrenlerin ne zaman ne yapacakları belli olmaz.
- Şizofreni karakter zayıflığından ve iradesizlikten dolayı ortaya çıkar. ( Hastalar yeterince çaba gösterseydi bu durumun üstesinden gelebilirdi.)
- Şizofrenlerin her söylediği şey saçma olacaktır.
- Mahalledeki şizofrenler çocuklarımıza zarar verebilir.
- Şizofrenler sanıldığından daha da tehlikelidir.
- Şizofreninin sebebi fazla mastürbasyon yapmaktır.
- Şizofrenlerin çocukları da şizofren olur.
- Şizofreni ömür boyunca giderek ağırlaşır.
*****
''HASTALIĞIN NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ''
ŞİZOFRENİNİN NEDENLERİ:
Son yirmi yılda yapılan araştırmalarda şizofreninin nedenleri hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Tüm hastalar için geçerli olan tek bir neden bulunmamakla beraber şizofrenin ortaya çıkmasında rol oynayan başlıca etkenleri üç başlık altında toplayabiliriz:
1. Kalıtımsal nedenler
2. Beyindeki yapısal değişikliklerin rolü
3. Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
*Şizofrenide kalıtımın rolü
Şizofrenisi olan her 10 kişiden birinin yakın akrabaları arasında bu hastalık görülür.
Şizofreni hastalarının ailelerinde bu hastalığın toplum ortalamasına göre daha sık görülmesi şizofrenide ailesel geçişin rolüne işaret eder. Örneğin, anne ya da babasından biri şizofreni hastası olan çocukta hastalığın görülme olasılığı % 12’dir. Kardeşlerden biri şizofreni hastası ise diğer kardeşlerde hastalık görülme olasılığı %8 dir. Toplumda her 100 kişiden birinde şizofreni görülme riski bulunduğu düşünülürse bu oranların yüksekliği hakkında bir fikir edinilebilir.
Ailesel yatkınlığın nedeni anne babanın yetiştirme tarzı değildir.
Hastalığın geni tam olarak bilinmiyor. Bir başka deyişle, elde edilen veriler şizofreniden tek bir geni sorumlu tutmak yerine birden fazla genin rolü olduğuna işaret ediyor.
*Beyin yapısındaki değişikliklerin rolü
Tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinde şizofreni hastalarının beyinlerinde normalde görülmeyen bazı değişiklikler olduğu saptanmaktadır.
Örneğin beyinde normalde de bulunun boşlukların hasta kişilerde daha geniş olduğu ve bazı beyin bölümlerinin normalden daha küçük olduğu görülüyor. Özellikle, beynin plan yapmak ,sorun çözmek gibi işlevleri de yüklenen ön bölümü ve önceki deneyimleri hatırlayarak o anki duruma uygun bir davranış geliştirmekte rol oynayan hipokampus bölümünün normalden küçük olduğu saptanmıştır. Bu bölgelerin işlevlerindeki aksama sonucunda hastalar günlük hayatta her an karşılaştığımız basit ya da karmaşık sorunları çözmekte zorlanabiliyor. Bu « sorun »lar örneğin yeni tanıştığımız bir kişiyle neleri konuşabileceğimiz, şehir içinde bir yerden bir yere giderken karşılaştığımız aksaklıkların üstesinden nasıl geleceğimiz gibi bize basit gelen şeyler de olabilir.
Beyin yapısındaki değişiklikler hasta kişilerin beyinlerinin normal gelişimden farklı bir yol izlediği şeklinde yorumlanır.
Bu değişiklikler doğumdan önce ya da doğum sırasında etkili olan nedenlere bağlanır.
Örneğin gebeliğin erken dönemlerinde virüs enfeksiyonları ya da doğum sırasındaki bazı sorunlar gibi.
*Beyindeki kimyasal maddelerin rolü
Beyinde milyarlarca sinir hücresi bulunur.
Bu hücreler bir telefon şebekesi gibi birbiriyle bağlantılıdır
Her hücrenin ucundan salınan bazı kimyasal maddeler komşu hücreye ulaşarak hücreler arası haberleşmeyi sağlar. Haberleşmeyi sağlayan kimyasal maddelere nörotransmitter denir.Adrenalin, dopamin, serotonin gibi…
Şizofrenisi olan kişilerde dopaminin aracılık ettiği haberleşmede bir bozukluk olduğu bilinmektedir
Dopamin hastaların beyninde bazı bölgelerde fazla miktarda bulunmaktadır. Dopamin aracılığıyla haberleşmedeki bozukluk ;hezeyan ve halüsinasyonlar, dağınık davranış ve konuşma gibi hastalık bozukluklarından sorumlu tutulmaktadır
*Haberci Belirti Nedir ?
Hastalığın alevlenme dönemine girmesinden önceki günlerde beliren öncü belirtilerdir
Şizofreni tıptaki bütün kronik hastalıklar gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir. Hastalık alevlenme dönemine girmeden önce bazı belirtiler gözlenir. Bu durumu grip olmadan once yaşadığımız halsizlik, başağrısı gibi belirtiler benzetebiliriz. Eğer bu belirtileri yaşadığımız zaman istirahat eder, C vitamini kullanırsak gribi önleyebilir ya da daha hafif geçmesini sağlayabiliriz.
Benzer şekilde, hastalar ve hastayla beraber yaşayanlar haberci belirtileri gözlediği zaman tedavi ekibini haberdar ederse alevlenmeyi erken dönemde önlemek mümkün olacaktır. Haberci belirtiler hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ancak belirli bir hasta için her alevlenme döneminden önce hemen hep aynı haberci belirtiler gözlenir
*Haberci belirtilerden bazıları..
1. İsteksizlik, ilgi kaybı
2.Aileden ve arkadaşlardan uzaklaşma
3.Dinle aşırı ilgilenmeye başlama
4. Uyku düzeninin bozulması( artma / azalma)
5.Çökkünlük
6.İştah azalması
7. Alınganlık
8. Çabuk sinirlenme
9. Küçük şeylere öfkelenme
10. Başkalarına ya da kendine zarar verme düşüncesi
11. Kendine bakımda gerileme
12. Alkol içmeye başlama
13.Cinsel konularla fazla meşgul olmaya başlama
14. Sık sık tartışmalara girişme
*Şizofreninin İnatçı Belirtileri
Hastalığın bazı belirtileri uygun tedaviye karşın (azalsa bile) tümüyle ortadan kalkmayabilir. Bunlara inatçı belirtiler denir
Bu belirtiler günden güne artma ya da azalma gösterebilir. Ancak sürekli olarak bulunma eğilimindedirler.Her hastada inatçı belirtiler görülmeyebilir. İnatçı belirtiler kişiden kişiye değişebilir. İnatçı Belirtilere bazı örnekler;
1. Sesler duymak
2. Başkalarıyla yakınlık kurmada isteksizlik
3. Başkalarına garip gelen düşünceler
4. Çökkünlük, mutsuzluk
İnatçı belirtiler kişinin yaşamını olumsuz etkiler.Kişiden kişiye değişen başa çıkma yöntemleri inatçı belirtilerin olumsuz etkisini azaltmakta işe yarayabilir.
*****
''HASTALIĞIN TEDAVİSİ''
*Şizofrenide Tedavi Amaçları :
Alevlenme dönemlerini önlemek
Alevlenme dönemlerini erken farkedip ayaktan tedavi etmek
Alevlenme dönemi yatıştıktan sonra hastalığa bağlı yetiyitimini en aza indirmek
Hastanın sorunlarla başa çıkma kapasitesini artırmak

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:04
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
ŞİZOFRENİDE DİĞER TADAVİ YÖNTEMLERİ:
1- ELEKTRO KONVULZİF TEDAVİ (EKT,ŞOK)
(Tartışmalı bir konu
Daha önce EKT alanların %90 ı tekrar EKT tedavisi alabileceğini söylüyor
Az eğitimli, ileri yaştaki , hiç EKT yapılmayan hastalar EKT ye karşı
Yeni ilaçlar EKT kullanımını azalttı
Nasıl bir yöntem?
Başa 2 yanlı yerleştirilen elektrotlarla (200-1000 miliamperlik, 2-3 sn süren, ancak %1 i beyne ulaşan devamlı akımla) 20-30 sn Jeneralize tonik klonik konvulsiyon oluşuyor. Hastalar önce,EKG, EEG, AC grafisi ve kan tetkiklerinin de yapıldığı dahili muayeneden geçiyor. Bu arada ilaçları kesiliyor yada azaltılıyor. 6-8 arası bir açlık döneminden sonra, kısa süreli anestezik maddeler ve kas gevşeticiler veriliyor. Tedavi ekibi, psikiyatrist, anestezi uzmanı, hemşire ve hasta bakıcıdan oluşuyor.
KİMLERE EKT YAPILIR?
*Depresyon
Şizofreni (katotonik tip, ilaca direnç)
Manik epizod
Tıbbi hastalık, ilaç kullanamama
Gebelik
Sürdürüm tedavisi olarak (haftada 1)
Etki mekanizması:
Beyinde oluşan elektriksel nöbet ile hemisfeler arası dengenin yeniden düzenleniyor, anormal aktivite baskılanıyor şeklinde görüşler var.
Reseptör ve ikincil haberci sistemlere etkileri var.
Bir başka görüşe göre de antidepresanlara benzer etki gösteriyor.
Yan etkileri;
Mortalite,
her tedavi için;
binde 2, her hasta için; yüzde 1
Geçici bellek bozukluğu, en sık görülen yan etkidir. Başağrısı, kas ağrıları da tedavi sonrası görülebilir
Uygulama şeması:
Haftada 3 kez, günaşırı, toplam ortalama 7 kez yapılır
Kontrendikasyonlar:
kafaiçi yer kaplayan lezyonlar
Mİ, anevrizma, )
2- BİREYSEL PSİKOTERAPİLER, GRUP TEDAVİLERİ
(Bireysel Psikoterapiler;
Tek başına kullanılmaz, ilaç tedavisi ile birlikte olmalı.
Güven ilişkisi ilaç kullanımına uyumu arttırır.
Her hasta için kendine özgü yaklaşımlar olmalı.
Güvenli, terapötik, iletişim, yedek ego,
Gerçeğe yönelimli, destekleyici terapi,
Terapi sıklığı ve süresi değişken
Grup tedavileri:
*Yatan-ayaktan hastalara uygulanır,
En az bireysel psikoterapiler kadar etkilidir.
7-12 Üyeli gruplar, haftada 1 kez toplanır, 1 saat sürer. Hastalara semptomlarıyla başa çıkmada yardımcı olur. Kişilerarası etkileşimin artması hedeflenir. Destekleyici yaklaşımla, grup dışı iletişim de teşvik edilir.
Sosyal beceri eğitiminde; Etkili konuşmada temel ilkeler, bir sohbeti başlatmak -sürdürmek –sonlandırmak, Sorun çözme teknikleri , şizofreni nedeniyle yakın çevreyle yaşanan sorunlar(hastalığı saklama, ailenin eleştirel tutumu) , Hastalık belirtilerinin çevreyle ilişkilerde yarattığı sorunlar(paranoid düşünceler gibi) Okulu bırakma ya da kayıt dondurma veya işe başlama, bırakma gibi önemli olaylar öncesinde grubun görüşünü alma, İşyeri ya da okulda yaşanan sorunlar gibi konular ele alınır. Sohbet edebileceğimiz yeni insanlarla nerede karşılaşabiliriz? Bu kişilerin sohbet etmeye istekli olup olmadığını nasıl anlarız? Yeni tanıştığımız biriyle sohbete nasıl başlayabiliriz? Gibi soruların cevapları aranır.
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri A.B.D, Psikotik Bozukluklar
Araştırma Programı (PAP) da halen 3 şizofreni hasta grubu , bu tarzda çalışmaktadır)
*****

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:06
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
'AİLENİN TUTUMU:''
*Ailelerin Psikotik Hastalığı Olan Yakınlarıyla İletişimde Dikkat Etmeleri Gereken Noktalar:
Psikotik hastalık ; bir insanın hissetme, bağlantıya geçme, davranma yeteneklerine zarar vermesine rağmen genellikle hastanın temel doğasına zarar vermez. Önceden sevilen ya da sevilmeyen şeyler değişmez.
Bir şizofreni hastasından ne beklenebilir?
Hasta yakını olarak yanlış umutlardan kaçınmalıyız!
Gerçekdışı beklentilerin hem bize hem hastamıza zararı olur.
Hastaneden yeni çıkmış birine basit ev işleri dahi ağır gelebilir , fakat bu kendine ait işleri yapamayacağı anlamına gelmez.
Yakınımız okula, işe gidebilir mi?
Bu konuda üzerinde bir baskı hissetmezse gitmesi daha kolay olacaktır.
İşlev düzeyinin artması zamana bağlıdır.
Kendisi için ,kendi bakımı ve sahip oldukları şeyler için sorumluluk almaya cesaretlendirilebilir.
Hasta olan yakınlarının üstüne duygusal olarak fazla düşen ailelerde hastalığın alevlenme olasılığı daha yüksek bulunmuştur.
*Aşırı duygusal ilginin biçimleri:
Ses tonu;
Sesin eleştirel bir ton taşıması
Örneğin ; Sen hala yataktan kalkmadın mı? gibi
Sesin şiddeti;
Örneğin ; yukardaki cümlenin yüksek sesle söylenmesi,
Eleştirel bir tarzda yapılan yorumlar;
Örneğin ; Sen zaten ben söylemeden kalkmazsın ki ! gibi
Kişisel eleştiriye yönelik saldırgan sözler;
"Bıktım senden"
"Bizi mahalleye rezil ediyorsun"
"Senin yüzünden eve misafir çağıramıyorum"
"Şimdi polis çağırıp seni Bakırköy'e tıktıracağım"
Aşırı koruyucu tutumlar
Önemsiz konularda çok fazla endişelenme;
Örneğin; dışarıya çıktığında başına birşey geleceğini düşünme.
Aşırı koruyucu bir tutum içine girmek. Örneğin , yalnız gidebileceği yerlere birlikte gitmeyi istemek,
Aşırı müdahaleci olmak. Örneğin ; dışarı çıkarken montunu giy ya da mavi kazağını giy demek gibi.
*Genel Tutum
Yakınınızın inatçı , ağzı sıkı olmadığını hatırlayın.Zor bir zaman geçirdiğini , kendisine neler olduğunu anlamaya çalıştığını , bu tür bir karışıklığı kelimelere dökmenin hiç de kolay olmadığını düşünmemiz , cevap vermemesine , zamanını kullanmasına izin vermemiz , söylediği şey mantık dışı da olsa , uzun zaman da alsa dinlemeye çalışmamız ve sabırlı olmamız önemlidir.
''NASIL DAVRANALIM?''
*Ailenin daha sakin ve telaşsız davranabildiği durumlarda hasta kendini daha rahat hisseder
- Hastanızın rakibi değil dostu olduğunuzu unutmayın
- Eksik gördüğünüz şeyleri doğrudan eleştirmeyin
- Hastalığı ile ilgili endişelerini anlayışla karşılayın
- Yapmak istemediği şeyler konusunda zorlamayın
Ancak ilgi gösterdiği aktivitelere teşvik edilebilir.Örneğin; markete gitmek hoşuna giderdi, şu anda da gidebileceğine inanıyorum gibi.
Bazen de benim için süt alırsan ben de sigaralarını alabilirim denilebilir.
Bazen de hastaya basitçe hareketlerinin sonuçlarını hatırlatmak önemli olabilir. Örneğin ; senin kararını anlayabiliyorum fakat anlaşmamız senin markete gidip alışveriş yapabileceğin şeklindeydi denilebilir.
- Sorgulayıcı olmayın!
"Ne düşünüyorsun"
"Niye böyle yapıyorsun" gibi sorular sormayın
- Günlük yaşamadaki olaylardan söz etmeyi deneyin
- Neler yapmak istediğini konuşun
- Öncelikle temizlik, giyim ve düzenli yemek konusunda teşvik edin
İyi dengelenmiş , yüksek protein ve vitamin içeren yiyecekler hazırlayabilirsiniz ya da bunlar için teşvik edebilirsiniz. Yüksek miktarda karbonhidrattan kaçınmak ( patates kızartması,çikolata ve kahve v.b ) fakat tartışmaya da girmemek önemlidir.
- Düzenli bir şekilde uyumak ; belli saatlerde yatıp belli saatlerde kalkmakla ilgili de teşvikler olabilir.
- Ev işlerinde sorumluluk verin
- Sosyal ortamlara katılmaya teşvik edin, ancak zorlamayın, eve bir arkadaşını yemeğe çağırmak uygun olabilirken düğüne gitmesi sıkıntı verebilir.
Şehir dışında piknik, yürüyüş, araba gezintisi yapmak için öneride bulunulabilir.
Sizinle sohbet etmek yakınınıza zor gelebilir
Ancak birlikte bir şeyler yapmaktan hoşlanabilir
Örneğin; birlikte TV izlemek, müzik dinlemek, iskambil oynamak, sizin bir şeyler okumanız gibi
- Tanıdığı ya da tanımadığı kişilerin yanında sıkıntısı olursa bununla nasıl başa çıkabileceği konusunda tavsiyelerde bulunun
O ortamdan uzaklaşıp , dikkatini başka şeye verebileceği,
Konuyu değiştirip , istediği hoşuna gidecek bir konuyu açabileceği v.b
- Kronik hastalığı olan birisiyle yaşamak sorumluluk isteyen bir durumdur. Bunu ızdırap ve onunla sonsuza kadar yaşayacakmış gibi düşünmeyin.
- Onun dışarda diğer insanlarla iletişim içinde olmasına izin verin.
- Kendinizi de ilginç aktivitelere dahil etmeye çalışın ki bütün hayatınız hastadan ibaret olmasın.Örneğin tatillere çıkabilir , ilgi alanlarınızla uğraşabilirsiniz.
- Birçok aile üyesi ; sinirlenme , utanma , suçluluk , panik , üzüntü , gücenme yaşayabilir.Bunlar doğal tepkilerdir , bunları hissettiğiniz için kendinizi suçlamayın.
''HASTALIĞIN ALEVLENME DÖNEMİ YATIŞTAN SONRA; ( HASTANEDEN ÇIKIŞ SONRASI)''
- Sakin ve yavaş sesle konuşun
- Basit cümleler kurun
- Günlük faaliyetleri hep aynı saatte yapın, hastanız ne zaman eve geldiğinizi, yemeğin kaçta yeneceğini vb. bilsin
- Bir şey söyleyip sonradan vazgeçmeyin
- Neyi niçin yaptığınızı açıklayın
- Hastanızı fazla kontrol etmeyin, rahat bırakın. İlk günlerde istemezse yemeği tek başına yemesi daha uygun olabilir
- Takdir ettiğinizi gösterin
- İlaçlarını düzenli almasını ve randevularına gitmesini hatırlatın, ancak zor kullanmayın
''İLAÇ TEDAVİSİNDE YAŞANAN SORUNLAR,
İLAÇ ALMAYI REDDETME NEDENLERİ''
1. Hasta olduğunu kabul etmemek
2. İlaca bağlı istenmeyen etkiler
3. İlaç almanın hasta olduğunu hatırlatması
4. Kendisini iyi hissettiğinden ilaç almayı unutmak ya da ihtiyacı olmadığını düşünme

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:09
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
'NELER YAPILABİLİR?''
1. Yakınızın ilaçla ilgili yakınmalarını dinleyin, anlayışlı olmaya gayret edin
2. Tehdit etmeden ilaçlarını düzenli kullanmazsa hastaneye yatabileceğini anlatın
3. İlaçları yemeğine karıştırmayın
4 . Evde başka ilaç kullananlar varsa herkes aynı saatte ilacını alabilir
5. Yakınınız ilaç almayı kesinlikle reddediyorsa 2-3 haftada bir injeksiyon şeklinde kullanılan ilaçlara geçilebilir
''KENDİNİZ İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?''
*Kendi sağlığınıza dikkat edin !
*Beslenmenize dikkat edin
*Yeterince uyuyun
*Mümkün olduğunca yürüyüş yapın
*Her gün kendiniz için belirli bir süre ayırın
*Bir kursa devam edebilirsiniz
*Belirli aralarla dost ve yakınlarınıza gece gezmesine gidebilirsiniz
*İmkanlarınız uygunsa tatile çıkın
*Kendinizi suçlamaktan veya eleştirmekten kaçının
*Üzüntü ve sorunlarınızı yakınlarınızla paylaşın
*Aile içinde işbölümü yapın
*Ailenizin diğer üyelerini ihmal etmeyin
*Her şeye karşın hayatın devam ettiğini unutmayın. Bu hastanız için de iyi olacaktır.
*****
'' HASTA YAKINLARI İÇİN 14 İLKE. ''
1. Şizofreninin nadir görülen bir hastalık olmadığını KABUL EDİN. Nadirmiş gibi görünmesi bu konu üzerinde fazla konuşulmuyor olmasındandır.
2. Şizofreni hakkında en kısa zamanda mümkün olduğunca fazla BİLGİ EDİNİN.
3. Asla KENDİNİZİ SUÇLAMAYIN . Kendini suçlamak hastalıkla başa çıkmaşansınızı yok eder. Unutmayın ki son araştırmalar şizofreni gelişmesinde hasta yakınlarının bir kusuru olmadığını göstermektedir.
4. Bu konuda etkili olan tedavicilerden YARDIM İSTEYİN. Bu kişilerin şizofreniyle mücadele konusunda sizinle işbirliğine istekli olmasına, hastalığı anlamanıza yardımcı olabilecek özellikte olmasına dikkat edin.
5. Şİzofreni Dostları Derneği gibi, hasta yakını dernekleriyle BAĞLANTI KURUN.
6.Şizofreni gibi karmaşık bir hastalıkla mücadele ederken sadece kendi doğru bildiklerimize göre davranmanın yetmeyeceğini KABUL EDİN. Yakınlar olarak bu konuda eğitime ihtiyacımız var.
7.Yakınlar olarak bizlerin maruz kaldığı ,giderek artan baskıların nereden kaynaklandığını DÜŞÜNÜN.
8.Ailenin diğer üyelerinin gereksinimlerine de DİKKAT EDİN.
9. Şizofrenisi olan birisi için kendinizi sınırsızca feda etmenin etkili bir bakım ve mücadeleye zarar verdiğini UNUTMAYIN.
10. Şizofrenisi olan yakınınızla sabahtan akşama kadar birlikte vakit geçirmenin işleri bozabileceğinin FARKINA VARIN
11. Özellikle evden dışarı çıkmanızı kolaylaştıracak hobiler edinin, faaliyetlere katılın, arkadaşlıklar KURUN VE SÜRDÜRÜN.
12. Hem kendinizin hem yakınınızın özgürlüğünü sağlayacak bir bakış açısı GELİŞTİRİN.
13. Bu mücadelede başarıya ulaşan hasta yakınlarını diğerlerinden ayıran şeyin değişebilme ve olaylara farklı bakabilme yeteneği olduğunu farkedince ŞAŞIRMAYIN
14. KENDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN.
*****
''HASTALIĞIN TEKRARLANMASINI ÖNLEME KONUSUNDA HASTA YAKINLARINA ÖNERİLER''
1- Yakınınızın en yakın ve en devamlı destekçisi olduğunuzu unutmayın
2- Yakınınızın hastalığı, teşhisi ve hastalık belirtileri konusunda bilgi edinin.
3- Yakınınızı hasta olarak kabullenin, gösterdiği davranışları size karşı yapılmış kişisel hareketler olarak değil, hastalığın belirtisi olarak görün.
4- Yakınınıza karşı saygılı olun, bir çocukla konuşuyormuş gibi değil iki erişkin gibi konuşun.
5- Sakin ve net olun
6- Tutarlı olun, benzer durumlarda aynı şekilde davranmaya çalışın
7- Kurallarınız, neye izin verip neye vermediğiniz ve yakınınızdan bekledikleriniz net olsun.
8- Sevecen bir mesafeliliği koruyun, fazla yakınlık da yakınınızı huzursuz edebilir.
9- Yaşamınızın kargaşaya sürüklenmesine izin vermeyin, aktif olun.
10- Ailenizde hasta yakınınızdan başka insanlar da olduğunu unutmayın, onları ihmal etmeyin.
11- Hastanızın durumu kötüleşse bile olumlu yaklaşımınızı sürdürün.
12- Eleştirileriniz genellemelerle olmasın (sen zaten hep böyle..), net bir davranış ya da sözü eleştirin.
13- Yakınınızın şu anki işlev düzeyine odaklanın
14- Bütün olumlu adımları ve davranışları takdir ettiğinizi gösterin
15- Uzun vadeli amaçları küçük adımlara bölün.
16- Yakınınızın çok hasta olduğu dönemlerde onunla teması azaltmayı düşünün.
17- Yakınınızın tedavisi ve hastalığın gidişi ile ilgili kayıtlar tutun, belgeleri saklayın.
18- Kendinizi kurban gibi görmeyin, biraz dinlenip güç topladıktan sonra mücadeleye devam edin
19- Yakınınızı karar vermeye teşvik edin.
20- Neşenizi kaybetmeyin
(HASTALAR İÇİN 10 EMİR)
*Birinci Emir
İlaçlarını almayı aksatmayacaksın
Sorunları çözmek için ilacın tek başına yeterli olmadığını biliyoruz.İlacı yutmayı kolaylaştıracak sosyal destek programlarına da ihtiyaç var.
*İkinci Emir
Gününü ve geceni iyi ayarlayacaksın. Yeteri kadar uyumaya özen göstereceksin.
Uyku biraz tartışmalı bir konu. Yeterince uyumazsanız bunun ardından hastalığınız alevlenme dönemine girebilir. Öte yandan bazı şizofrenler çok fazla uyuyorlar. Öğlenden sonra saat ikide hala üzerinde pijamaları olan kişiler tanıyoruz. Bu kişilerin boş zamanlarında ne yapacağını bilmemesi de çok doğal ,çünkü bu saatleri uyuyarak geçiriyorlar. Yeni grup ilaçların uyku verici yan
etkileri daha az. Hepimiz uykudan kazandığımız zamanı nasıl değerlendireceğimizi düşünelim.
*Üçüncü Emir
Stresten uzak duracaksın
Söylemesi kolay, yapması zor...
*Dördüncü Emir
Herkesin her gün yaptığı şeyleri sen de yapacaksın
Şizofrenisi olan kişiler de günde üç öğün yemek yemeli ; düzenli aralıklarla banyo yapmalı, traş olmalı. Ayrıca evini ya da odasını temiz tutmalı. Temizlik yapma konusunda güçlük çekiyorsanız
yakınlarınızdan yardım istemelisiniz.
*Beşinci Emir
Uyuşturucudan uzak duracaksın; alkol ve sigarada aşırıya kaçmayacaksın.
Sokakta satılan uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler hepimiz için tehlikeli ve yasak. Bağımlılık yapan ya da geçici bir keyif veren ilaçlardan da uzak durmalı. Bu tür ilaçlar sanki sıkıntıları rahatlatıyor gibi düşünülse de psikotik alevlenme dönemleri
arasındaki iyilik dönemlerini kısaltıyor.
Alkol ne iyi ne kötü. Ancak çok içmemeye dikkat etmeli.
Şizofrenisi olup da sigara içmemek neredeyse imkansız gibi, ancak aşırı sigara içmenin kullanılan ilaçların olumlu etkilerini zayıflattığını hatırlatalım.
*Altıncı Emir
Yaşantının belirli bir düzeni olacak
Hep aynı saatte yatmaya, kalkmaya, yemek yemeye özen göstermek gerekiyor.
*Yedinci Emir
Her gün için program yapacaksın
Bütün gününü yatakta geçirmeyeceksin. Her gün yararlı bir şeyler yapamaya gayret et. İsteksizliğinin üstesinden gelerek ev dışındakı faaliyetlere katılmaya çalış.
*Sekizinci Emir
Başkalarıyla bağlantıyı kesmeyeceksin
Arkadaşlarınla ve diğer psikotik hastalarla , tanıdıklarınla ilişkini sürdürmelisin. Psikotik insanlar bazen çevreden uzaklaşma eğiliminde olurlar. Bu da iyi bir işaret değildir.
*Dokuzuncu Emir
Psikiyatristinle ve tedavi ekibiyle bağlantını kesmeyeceksin
Hastanelerdeki bürokratik işlemlerin sıkıcılığı nedeniyle bu bazen güç olsa da...
*Onuncu Emir
Her hafta jimnastik ya da bedensel egzersiz yapacaksın
Böyle bir alışkanlığı olmayanlar için başlangıçta zor gelebilir.
Bunun en kolay yolu her gün düzenli olarak yürüyüş yapmak. Her sabah yarım saat , ya da sabah akşam. Ayrıca evde jimnastik yapabilirsin ya da bir jimnastik salonuna kaydolabilirsin.

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:17
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
'ŞİZOFRENİ İLE İLGİLİ YASAL KONULAR''
*Şizofrenisi olan bir çocuğumuz var
Şizofrenisi olan bir çocuğumuz var. Babası memur (yada emekli) ancak çocuğun yaşı ondokuzu geçti. Rahatsızlığı nedeniyle davamlı ilaç kullanması gerekiyor. Rahastsızlığın şiddetlendiği dönemlerde hastanede yatması gerekiyor. Tedavi masrafları çok ağır. Bir çözüm bulabilirmiyiz ?
--Şizofrenisi olan çocuklar yaşları kaç olursa olsun aile yardımından süresiz yararlanabilirler. Kendisine bakmakla yükümlü olan yakını; memur, emekli, sigortalı ya da Bağ-Kur mensubu olabilir. Sonuş Değişmez. Hasta yakını memur, emekli ya da Bağ-Kur'lu ise devlet hastanelerine, sigortalı ise SSK hastanelerine dilekçe ile başvurmalıdır. Tercihen tedavi görülen hastaneye başvurmak uygun olur; "Çocukta şizofreni denilen akıl hastalığının bulunduğu ve süregenlik kazandığı bu durumu ile çalışarak hayatını kazanamayacağını, bir başkasının bakımına muhtaç olduğunu, babasının (ya da annesinin) sosyal haklarından yararlanmasının uygun olduğunu" belirtir resmi bir sağlık kurulu karnesi çıkartabilirsiniz. Rahatsız olan çocuğunuz süresiz olarak aile yardımından yararlanır--
*****
*Şizofreni tanısı ile tedavi gören bir yakınım var
Şizofreni tanısı ile tedavi gören bir yakınım var. Babası memur (ya da emekli ya da Bağ-Kur mensubu). Sağlık karnesi var. Ancak hastanede ilaçları birer kutu yazıyorlar. Çabucak bitiyor. Takdir edersiniz ki ayda birkaç kere şizofrenisi olan bir kişiyi hastaneye götürmek, poliklinikte beklemek, muayene ettirmek hem çok zor oluyor hem de kişinin tüm gününü alıyor. Bir de ilaç ücretinin %20'sini ödüyoruz. Maddi yönden zorlanıyoruz. Bunlara bir formül bulunabilirmi?
--Aslında bu konuda hekiminiz size yol göstermeliydi. Bir dilekçe ile rahatsızlığı olan kişinin tedavi gördüğü hastanenin baştabibliğine başvurursanız sorun çözülür. İlgili hastanenin sağlık kurulunca "Hastanın şizofreni tanısıyla tedavi gödüğü, devamlı ilaç kullanması gerektiği bu nedenle %20 ilaç katılım payından ve bir kalemde bir adetten fazla ilaç yazılması maddesinden muaf tutulmasının uygun olduğuna" dair rapor düzenlenir. Artık yakınınızın muayenesinde hekiminiz 2-3 aylık ilacı bir reçeteye yazar. Bu ilaçların %20 katılım payını ödemezsiniz. Yani eczaneye hiç para vermeniz gerekmez. Bunun için de hekiminizin reçetenin arkasında "....... hastanesinin .......... tarih ............. sayılı raporu ile muaftır" diye yaıp imzalaması gerekir. Reçeteyi, hastane idaresine onaylatırken bu ibareyi de onaylattırmayı unutmayın. Ayrıca eczane sizden raporunuzun tasdikli bir fotokopisini isteyecektir. Yanınızda bulunsun.--
*****
*Şizofreni tanısı ile tedavi görmekteyim.
Şizofreni tanısı ile tedavi görmekteyim. Yeşil kartım var. Hastanede yatmam gerektiğinde ya da muayene için polikliniğe gittiğimde ücret ödemiyorum. Ancak ayaktan muayene edildiğinde yazılan ilaçları kendi paramla almak zorunda kalıyorum. Bu ilaçları ücret ödemeden elde etmenin bir imkanı yok mu ?
---Evet var. Bir dilekçe ile tedavi gördüğünüz hastaneye başvurunuz. Hastaneden "Şizofreni rahatsızlığı nedeniyle çalışarak hayatınızı kazanamadığının, bu ilaçları devamlı kullanmanız gerektiğine" dair bir sağlık kurulu raporu alırsanız sorun çözülür. Bu rapor ile ikamet ettiğiniz ilçenin kaymakamlığına başvurmalısınız. İlçe sosyal dayanışma fonu ile ilaç masraflarınızı karşılayacaktır.--
*****
*Şizofrenisi olan bir yakınım var.
Şizofrenisi olan bir yakınım var. Çok mağdur durumda. Kendisine maaş bağlanabilirmi ?
--Evet 2022 sayılı yasa gereği kendisi hakkında bir resmi sağlık kurulunca malüllük raporu düzenlenirse maaş bağlanabilir. Bunun için durumunu bildirir bir dilekçe ile ikamet ettiği ilçenin kaymakamlığına başvurması gerekir. Kaymakam dilekçeyi Mal Müdürlüğüne havale eder. Mal Müdürlüğünde, bu yasadan yararlanacaklar için özel hazırlanmış rapor formları vardır. Mal Müdürlüğü ilgili hastaneye bir üst yazıya ek olarak iki rapor formunu gönderir. Gönderilen hastanenin sağlık kurulunca "Şizofreni olduğu, çalışma gücünü %70'in üzerinde kaybettiğine" dair rapor düzenlenir. Hastane tarafından bu rapor Mal Müdürlüğüne gönderilir. Gerekli işlemler sürdürülür. Ve 2022 sayılı yasaya göre şizofrenisi olan kişiye maaş bağlanır. Ayrıca da yeşil kart verilir.--
*****
*Şizofreni tanısı ile tedavi gören bir öğrenci var.
Şizofreni tanısı ile tedavi gören bir öğrenci var. Okuluna devam edemiyor. Öğrencilik haklarını kaybetmemesi için ne yapılabilir ?
--Okulundan resmi bir yazı yazılarak tedavi gördüğü kuruma durumu sorulursa ya da ailesi dilekçe ile başvurursa tedavi edildiği hastanede durumu değerlendirilir. Sağlık kurulunca "hastalığı sebebiyle kayıt haklarının dondurulmasının uygun olduğu" şeklinde rapor düzenlenir. Tedavi ile alevlenme dönemi geçince okula devam edebilir.--
*****
*Oğlumuz şizofreni tanısı ile tedavi görüyor.
Oğlumuz şizofreni tanısı ile tedavi görüyor. Askerlik çağı geldi. Ne yapmalıyız ?
--Tedavi gördüğü kurumdan ve ya özel psikiyatrından epikriz (rahatsızlığın belirtileri ve tedavisine ilişkin bilgi içeren rapor) alarak askerlik şubesine başvurmalısınız. Şube sizi asker hastanesine sevkedecektir. Oradaki psikiyatr oğlunuzu muayene eder, epikrizi inceler, gerekirse ileri tetkikleri yaptırır. Sonuçta askeri hastanenin sağlık kurulunca şizofreni tanısı almış bir kişinin askerliğe elverişli olmadığı şeklinde rapor düzenlenir.--
*****
*Şizofreni olan bir devlet memuru işinden olurmu?
--Bir devlet memuruna şizofreni tanısı konulursa yasal olarak uzun süreli istirahat kullanma hakkı vardır. Belli bir süre tedaviden sonra klinik durumu uygun olursa istirahati kesilip daha hafif bir görevde çalıştırılmak üzere işe başlatılabilir. Ancak klinik gidiş uygun değilse istirahat hakkı sonuna kadar kullandırılabilir. Sağlık kurulu raporları ile şizofrenisi olan kişiye azami 6 aylık dilimler halinde 36 aya kadar istirahat verilebilir. Bu sürenin sonunda da malülen emeklilik yoluna gidilebilir.--
*****
*Memuriyette bunca yıllık emeği var
Bir tanıdığımız memur işyerinde kendisiyle uğraştıklarını söyleyerek doğru dürüst işe gitmez oldu. "Göreve gitmiyor" diye müstafi saymışlar. Daha kötü oldu, evden dışarı çıkmıyor. Şimdi şizofreni teşhisi konmuş. Memuriyette bunca yıllık emeği var. Ne yapılabilir ?
--Bugün için şizofreni tanısı kesinlik kazanmış ise muhtemelen işi bırakmasına neden olan sorunlar rahatsızlığının ilk belirtileridir. Tedavi ekibi de bu kanıda ise kurumuna bir yazı ile durum bildirilir. Kurumu resmi bir yazı ile duruma açıklık getirilmesini isterse; ilgili hastanenin sağlık kurulunca kişide "Şizofreni denilen akıl hastalığının saptandığı, bu hastalığın sebep olduğu düşünce bozuklukları nedeniyle işini bıraktığı bu nedenle müstafi sayılma işleminin iptal edilerek malulen emekli edilmesinin uygun olduğu" kanaatini bildiren bir rapor düzenlenir. Bu rapor dikkate alarak kurumunca gerekli işlemler yapılır ve kişinin mağduriyeti giderilir.--
*****
*Şizofrenisi olanlar evlenebilir mi?
--Medeni kanuna göre; akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez. Demek ki resmi sağlık kurulunca tıbbi sakınca bulunmazsa şizofrenik bir hasta da evlenebilir. Tıbbi sakınca bulunup bulunmadığının tespiti psikiyatristlerin görevidir. Sağlık kurulu uygun görürse şizofrenisi olanlar da evlenebilir.--
*****
*Diğer eş nikahtan sonra itiraz ederse.
Diğer eş nikahtan sonra itiraz ederse ne olur?
--Medeni kanuna göre; eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı varsa evlenme geçersiz sayılır. Demek ki kişide sadece bir akıl hastalığı (örneğin şizofreni) bulunması evliliğin geçersiz sayılması için yeterli değildir. Ancak bu hastalığı, evlenmeye engel olacak derecede ise evlilik geçersiz sayılır. Şizofreni tanısı olan bir hasta evlenmeden önce, resmi bir sağlık kurulundan evlenmesinde tıbbi bir sakınca olmadığına dair rapor almışsa evlilik geçerlidir. Böyle bir rapor almamışsa; diğer eş nikahın iptali için yasal yollara başvurabilir.--
*****
*Eşi boşanabilir mi?
Evli bir insanda şizofreni hastalığı başlarsa eşi ondan boşanabilir mi?
--Şizofreni tanısı konması hemen boşanma gerekçesi oluşturmaz. Türk Medeni Kanun'una göre; (akıl hastalığı) sebebiyetiyle boşanmanın mümkün olabilmesi için sadece rahatsızlığın mevcudiyeti yeterli değildir. Ek olarak;
- Rahatsızlık dolayısıyla rahatsızlığı olan eş müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale getirmez olmalıdır.
- Rahatsızlığın şifası mümkün olmamalıdır.
- Bu durumun resmi bir sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi şartıyla diğer eş boşanma davası açabilir.--
*****
*Aylığı/Gayrimenkulü olan
Aylığı/Gayrimenkulü olan şizofreni tedavisindeki bir kişi, bunu çarçur edip yokluğa düşüyor. Nasıl bir önlem alınabilir?
--Vesayet (korumalık) altına alınması uygun olur. Türk medeni Kanunu'na göre bir kişinin "akıl hastalığı" sebebiyle işlerini göremez halde olması ayrı olacak daima başkalarının yardım ve bakımına muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması halinde kendisine bir vasi (koruman) atanır. Şizofreni bu tanıma uyar. Şizofrenisi olan kişinin yakınının mahkemeye başvurması uygundur. İlgili mahkemenin talebi üzerine resmi bir sağlık kurulunca gerekli rapor verilir. Mahkemece vasi atanır. Vasi, vesayet hakiminin denetimi altında şizofrenisi olan kişinin işlerini takip eder.--
*****
*Suç işlediğinde hapse girer mi?
Şizofrenisi olan bir kişi herhangi bir suç işlediğinde hapse girer mi?
--Soru böyle sorulduğunda yanıt evettir. Şizofrenisi olan bir kişi herhangi bir suç işlediğinde hapse girebilir. Yani tutuklanabilir. Çünkü suçluyu yakalayan güvenlik güçleri savcı ve sorgu yargıcı kişinin hasta olup olmadığını bilemez.--
*****
*Şizofrenisi olan bir kişi hapis cezası alır mı?
Şizofrenisi olan bir kişi hapis cezası alır mı?
--Soru böyle sorulduğunda (ki doğrusu budur) yanıt hayırdır. Çünkü şizofreni rahatsızlığı olan kişi etrafında olup biten olayları kendi hezeyanları doğrultusunda yorumlar. Dış dünyayı yanlış algılaması sebebiyle giriştikleri eylemlerine karşı sorumlu değillerdir. Cezai ehliyetleri yoktur.--
*****
*Ceza nasıl işleme konmaz ?
Peki mahkeme kişinin şizofreni olduğu kararına nasıl varır? Ceza nasıl işleme konmaz?
--Yargılama sırasında sanık, sanık yakınları ya da sanık avukatı kişinin hasta olduğunu ileri sürebilir. Bunun saptanması için mahkeme kişi hakkında gözlem kararına varır. Savcının isteği üzerine de olabileceği gibi sanığın duruşmalarındaki davranışları nedeniyle de mahkeme doğrudan gözlem kararı varebilir. Gözlem sonucu adli tıp ya da ruh ve sinir hastalıkları hastanesi sağlık kurulunca şizofreni tanısı kesin olarak konursa suç ne olursa olsun ceza verilmez.--
*****
*Suç işlediğinde serbest bırakılır mı?
O zaman şizofrenisi olan kişi suç işlediğinde serbest bırakılır mı?
--Hayır. Ceza Kanunu'nun ilgili maddesi gereğince "şifa" buluncaya kadar bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde muhafaza ve tedavi edilebilir. Suç ağır cezayı gerektiriyorsa bu süre en az bir yıl olmalıdır.--
*****
*Ömür boyu akıl hastanesinde mi kalır?
Bu durumda şizofrenisi olanlar suç işlediklerinde ömür boyu akıl hastanesinde mi kalır?
--Tehlikelilik riski olmayan, tedaviye uyum sağlayan, dışardaki hayata uyumu konusunda yeterli sosyal, desteği olan şizofrenisi olan kişiler sosyal şifaya kavuşunca haklarında rapor düzenlenir. Mahkeme de uygun görürse taburcu edilir. Ancak bu kişilere 15-20 yıl süreyle 3 ya da 6 ayda bir kontrol muayenesi kaydı konur.--
*****
*Şizofreni rahatsızlığı cezaevine girdikten sonra başlarsa.
Şizofreni rahatsızlığı cezaevine girdikten sonra başlarsa ceza kaldırılır mı?
--Bir kişi cezaevindeyken şizofreni raharsızlığı başlarsa ailesi ya da avukatı cezaevi idaresine başvurur. Adalet Bakanlığı'ndan infaz tehiri istenir. Zira CMUK'una göre "Akıl hastalığına tutulan mahkumlar hakkında hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı iyileştikten sonraya birakılır." Bu talep üzerine Adalet Bakanlığı bilirkişi kurumdan rapor ister. Kişinin şizofreni olduğu CMUK'un ilgili maddesinin uygulanması gerektiğibe dair rapor verilirse, tedavisinin sağlanması amacıyla cezası ertelenir ve tahliye edilir. Ayrıca Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'na tanıdığı yetkilerden biri de (madde 104) sürekli hastalık sebebi ile belirli kişilerin cezalarının kaldırılabileceği yönündedir. Bu maddeye göre Cumhurbaşkanı şizofrenisi olan bir mahkumun cezasını affedebilir.

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:18
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
''ŞİZOFREN OLAN ÜNLÜ KİŞİLER''
Tom Harrell - Jaz Sanatçısı
Jaz müziğin John Forbes Nash’I diye de anılan Tom Harrell, tüm engellere karşın şizofreniye karşı başarılı bir mücadele verdi ve son 30 yılın en önemli trompetçilerinden birisi olmayı başardı.
Meera Popkin - Broadway Yıldızı
Meera Popkin Cats ve Miss Saigon gibi ünlü Broadway ve Londra müzikallerinin yıldızıydı. Ve bu dönemde şizofreni teşhisi aldı. Hayatı sahnelerde, limuzinlerde geçerken bir anda çok zor şartlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Ama şimdi son derece iyi, evlendi ve yakın bir dönemde bir bebek bekliyor.
John Nash - Nobel Ödüllü Matematikçi.
Farklı bir matematik dehası olan John Nash gençliğinde şizoreni ile tanıştığında hayatı bir kabusa dönüşebilirdi ancak bunun yerine hastalığa karşı verdiği 30 yıllık bir mücadeleyi zaferle noktaladı ve 1994 yılında ekonomi alanında Nobel ödülü kazandı.
Andy Goram - İskoçyalı Futbol Oyuncusu / Kaleci.
İngiliz gazeteleri İskoç kaleci Rangers takımında oynayan (daha sonra Manchester United futbol kulübüne kiralandı) Andy Goram’a şizofreni tanısı konulduğunu bildirdi. Goram İskoçya’nın en iyi kalecesi ve Rangers’da oynadığı sıralarda onu rahat bırakmayan diz yaralanmalarına rağmen Avrupa’nın en iyi kaleceleri arasında sayılıyor. Üstün reaksiyon yeteneği ve cesareti onun ilk kez İskoçya kaptanı olduğu 1986 Oldham Athletic player kupasından sonra Dünya Kupası sırasında tanınmasını sağladı.
Lionel Aldridge - Süper Kupa kazanan Futbolcu
Lionel Aldridge 1960’larda Green Bay Packers ile Süper Kupa dahil üç dünya şampiyonluğu kazandığında hayatının zirvesindeydi. Şimdi sadece başını suyun üstünde tutabildiği için mutlu. Aldridge düzelme göstermiş bir paranoid şizofren.
Peter Green - Fleetwood Mac grubunun gitaristi
Bir zamanlar Britanya rock’ının en ünlü gitaristlerisden olan Green sonunda bir asit kurbanı olarak yıllarını akıl hastanelerinde ve kliniklerde geçirdi ve elektroşok tedavisi uygulandı.
Syd Barrett - Pink Floyd elemanı.
Pink Floyd onsuz olamazdı. Barrett grubun ilk yıllarında, bestelerin çoğunu yazıyor, vokal yapıyor ve gitar çalıyordu. Akıl hastalığı nedeniyle grubu bıraktı (yada grup onu bıraktı)...
Alexander "Skip" Spence ve Bob Mosley - 1960'ların rock grubu Moby Grape’in (ve Jefferson Airplane for Skip Spence) in üyeleri.
İkisi de 1960'ların rock grubu Moby Grape’in (ve Jefferson Airplane for Skip Spence’in) elemanlarıydı. 1998’deki bir habere göre "Moby Grape'in en yaratıcı bu iki bestecisi Spence ve Bob Mosley şizofren olmuşlardı. Spence halen bir akıl hastanesinde, sahneye çıkamıyor, Mosley 1990 ların ortasında evsizdi ama Ağustos 1997’de bir New York şovu için grubu yeniden katılmıştı.
Roger Kynard "Roky" Erickson - 1960'ların Austin kökenli grubu TheThirteenth Floor Elevators’un elemanı.
1960’ların Austin’li grubu TheThirteenth Floor Elevators’ın elemanlarından Erickson 1967’de uyuşturucu bulundurmaktan tutuklandı ve şizofreni nedeniyle akıl hastanesine kapatıldı. Erickson psikiyatri kliniğinden çıkınca (1972), bir şiir kitabı yayınladı. Akli dengesizliğine rağmen, kara mizah ve doğaüstü tınısıyla ürkütücü ritim ve bluesları ve rahatsız edici canavarlarla dolu liriğiyle, psikodelik yenilenme ve punk-rock akımın sırasında yeniden sahneye çıktı..
Joe Meek - 1960'ların İngiliz plak yapımcısı
3 Şubat 1967’de, bilinmeyen nedenlerle, kiracısı olduğu kadını tabancayla vurdu. Kadın onun yakın bir dostu ve Joe’nun giderek artan psikotik davranışlarını halâ tolere eden birkaç kişiden biriydi. Sonra silahı kendine çevirdi ve dünya plak yapımcılığının öncüsünü yitirmiş oldu.
James Beck Gordon (Jim Gordon) - James Gordon devrinin en büyük bateristlerinden biriydi
James Beck Gordon devrinin en ünlü bateristlerinden biriydi. Altmışlı ve Yetmişli yıllarda John Lennon, George Harrison, Eric Clapton, the Everly Brothers, the Beach Boys, Judy Collins, Joe Cocker, Frank Zappa, Duane Allman, Carly Simon, Jackson Browne ve Joan Baez ile birlikte çalmıştı. Ancak müziği son buldu ve şizofreni hastası oldu.
Charles "Buddy" Bolden – Caz Müzisyeni
Bir müzisyenin akıl hastalığı, onun caz yaşamında yaratılıcılık sağlamış olabilir. Şizofrenisi olmasa, Charles "Buddy" Bolden – bazılarınca caz hareketini başlatan adam olarak kabul edilir – doğaçlamalarını yapamazdı.
Mary Todd Lincoln - (eski ABD başkanlarından) Abraham Lincoln’ün karısı
Amerikan tarihinde erkeğin bu denli onurlandırıldığı ve kadının bu denli kötülendiği başka bir çiftin olduğunu düşünmek zordur. Mayıs 1875’te, eski First Lady, Mary Todd Lincoln, yargıç Marion R. M. Wallace tarafından delilikle suçlandı. Mary’nin oğlu Robert duruşmada annesine karşı tanıklık etti. Jüri onun bir akıl hastanesine kapatılmasına karar verdi. Mary, Batavia, Illinois’de özel bir hastane olan Bellevue Place’e yatırıldı.
Vaclav Nijinsky - Ünlü Rus Dansçı
Nijinsky’nin ünü bir dansçı olarak parladı ve sonra 30 yılını bir akıl hastanesinde geçirdi. Ancak onun bir kuyruklu yıldız gibi yükselişi ve düşüşü Batı kültürü üzerinde kalıcı bir etki bıraktı. O da Cezanne ve Picasso, Debussy ve Stravinsky, Proust ve Joyce’un dahil oldukları kültürel patlamanın bir parçasıydı.

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 02:21
|
 |
psychedelic
|
|
Üyelik Tarihi: 05-01-2008
Nerden: Eskişehir
Yaş: 22
Mesajlar: 74
|
|
|
Hepsi alıntıdır aldıgım kaynakta baska kaynaklardan almıs.En önemlisi uyusturucudan uzak durun...

Soğuk psikozlu gözlerin ardındaki inatçı hezeyanlar...
|

16-01-2008, 13:27
|
 |
virtüöz
|
|
Üyelik Tarihi: 26-11-2007
Nerden: ....
Yaş: 23
Mesajlar: 481
|
|
|
Falatbar arkadasımız cok iyi bir sekilde acıklamasini yapmıs.Aslında ne kadar fark etmesek de önemli bi konu Sizofreni...
Sizofreni hastaligiyla ile ilgili cok genis anlamda arastırmalar yapmıstım bulundugum sehirdenden baska bir sehirlere gittim buldugum bilgileri cd'de toparladım bunu merak için yapmadım bir sebedi vardi tabikide...(bu bilgileri hepsini burda sizinle paylasmicam ama belli basli olanlari yazcam.
Sizofreni genellikle kendi ayakları üzerinde durmaya hazırlanan genç insanları vuruyor.Bilim adamları bu genclerin büyük ölçüde çevresel faktörlerden etkilendigini düsünüyor...(issizlik,güvensizlik vs...)
Sizofreni kadınlarda daha az rastlaniyor ve baslama yasi da erkeklere oranla biraz daha gec...
Sizofreni hastalari genelde zeki olurlar.Bir film senaryosu yazacak kadar hayal güçlülerini cok iyi kullanırlar...(Genelde psikolojik gerilim tarzinda senaryo yazarlarmıs)
Sizofreni hastasi normal bir insan gibi günlük yasayisına devam eder.(Ögretmense eger her sabah okuluna gider)
Bir şizofrenin insana zarar verme veya adam öldürme olasılığı cok düsüktür...(normal insanlar bile cinayet işliyor ama bir sizofreni adam öldürürse hemen hasta damgasini yiyor!)
Bİr sizofreni hastasinın sigara içme ihtimali yüksek olduğu için genelde akciger hastasidirlar...
Sizofreni tedavi edilmezse kişi kendini sokaga atiyor ardından tüberküloz veya hepatit gibi hastalıklarıni kapabiliyor...
Sizofreninin tedavisinde haplar yetersiz.Son yapılan çalışmalar göre doktorlar artık terapi ve sosyal çalışmaların bir çok şizofreninin tedavisinde mucizeler yaratabileceğine inanıyor...
Sizofrenin türlerine göre ilac tedavisi yapiliyor.Bir sizofreni hastasi günlük hap tüketebiliyor...
Ne olursa olsun bir sizofreni hastasi yüzde yüz iyilesmez...
Sizofreni bir bayan hamileyse eger kesinlikle gebeligin ilk üc ayında ilac kullanmamalıdır...
Yaslı olan sizofreni hastalarımız da yan etkileri az olan ilaclar yani düşük dozlarda ilac kullanmalidirlar...
Sizofrede kullanılan ilaclarin yan etkileri şu sekilde anlayabiliriz:
Erken zamanda anlasilan sizofreni...
jest ve mimiklerde azalma
deride yağlanma
konuşmada zorlanma
tükürük üretme
el ve ayaklarda istem dışı titremelerin görülmesi
küçük adımlarla ve öne doğru hafif kambur bir şekilde robot gibi yürüme
Gec zamanda anlasilan sizofreni...
agiz şapırtma
duduklara titreme
şaskınlık hali(genelde yaslilarda cok görülür)
vücud ısının dengesiz olmasi
kaslarda katılasma
atesin cıkmasi
görme bozuklugu
bayanların adetten kesilmesi ve memeden süt gelmemesi
Etrafimizda sizofreni olan insanlarimiz var kim bilir belki yakın bir arkadasin belki okulda hergün gördügün bir ögretmenin...
Bu tarz insanlara onlara ön yargiyla yaklasılmamalı,onlari anlamaya calısılmalı,iyimser olunmalı bir sizofreniden de bazi seyler ögrenebiliriz...(hayat bu belli olmaz öle ben onlardan cok sey ögrendim hemde fazlasiyla...)
pire için yorgansız yatarım
yorganı satar pire beslerim
beslediğim pireyi satar tekrar yorgan alırım
böylece pire sosyalleşmiş olur...
Konu Caneyy tarafından (16-01-2008 Saat 13:30 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:49 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|