Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Sosyoloji & Psikoloji


Narcissos ve Narsizm...

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Narcissos ve Narsizm... konusu: Alıntı: Narcissos ve Narsizm Yunan mitolojisinde Ovidipus 'un aktardığı ilginç bir hikaye: Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur. Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 15-10-2007, 20:22
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
solus et moriturus ...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,679
Blog Başlıkları: 1
Standart Narcissos ve Narsizm...

Alıntı:
Narcissos ve Narsizm


Yunan mitolojisinde Ovidipus 'un aktardığı ilginç bir hikaye:
Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur.
Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
İşte böylesine umutsuz bir aşka tutulur


Ekho hiçbir zaman kendi konuşamamakta ; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden
söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedir.


Narkissos arkadaşlarını ararken, “biri var mı burada” diye sorunca, Ekho da “burada”diye cevap verir. Bunun üzerine Narkissos da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho, umut ve sevgi içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş Narcissos her halde Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider…

Ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle der:
“Dilerim oda sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”

Acılar Ekho 'yu yer bitirir, sonunda taşa dönüşür. Sadece sesi kalır.
Ekho 'nun dileğinin gerçekleşmesi Narcissos için uzak görünmektedir. Çünkü kendini beğenmişin başka birini gerçekten sevmesi olanaksızdır. Ama tanrıların adaleti er geç yerini bulacaktır.


Bir gün Narcissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona aşık olur

Narcissos bu sefer gerçekten sevmiştir, ellerini bu kusursuz! güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. Tıpkı Ekho gibi, sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. Zaten kıvılcım elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyormu?

Sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. Daha sonra periler Narcissos ’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar: Nergis. O günden bu yana nergis kendini beğenmişliğin sembolüdür.


Orman tanrıçaları; Narcissos 'un kendi yansımasını gördüğü su pınarını gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulurlar.
Tanrıçalar pınara neden ağladıklarını sorarlar.

-Narcissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.

-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerinee orman tanrıçaları. Bizler ormanlardaboşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından.

-Narcissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş gol.

-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? diyee karşılık vermiş iyice şaşıran tanrıçalar.
Hergün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu.
Gol bir sure sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:

-Narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.

Kaynaklar:

1. Colette Estin / Yunan ve Roma Mitolojisi,
2. Psikiyatrist Net psikiyatri ve psikoloji sitesi.
3. Paulo Coelho / Simyacı
Çoğumuz yukardaki mitolojik hikayeyi biliyoruz ve psikolojik olarak narsist kişilik özelliklerini bu hikayeden başlayarak öğrendik.

Şimdi ne olduda bildik hikayeler anlatıyorsun diyen olabilir? Aslında kendini beğenme olgusunun narkinsostan bu yana ne kadar çok değiştiği aradığım. Yani hikayede kendi güzelliğine aşık olan bir insan görüyoruz yani bir alandaki yetkinliğine (Fiziksel güzelliğin yetkinlik olmadığını billiriz elbett okuyanda bilir ama kavram olarak çarpıcı gelir belki diye) tutulmuşluk. Ya şimdi şimdi hiçbir yetkinliğe sahip olmayan (değer olarak) bizler. Kendimizi çirkinliğe karşı sevmek pozitif bir yaklaşım olabilir ama bunları görmezden gelmek bunun dışında olsa gerek. Kendi çirkinlik ve güzelliklerinizde en çok kendinize dürüst olmalı birey. Mitolojik hikayemizi değiştirelim mi.

Narcissos çirkinliğinden saklanmak için uzak diyarlara kaçtı.Burada gölgeler ve çalılıklar arasında kendi güzelliğini (olmayanı) anlatıp gece ormanın içinde kaybolurdu. Ve hep aynı yerde kendi için ağlardı. Zaman geçtikçe hikayelere kendide inanmaya başladı ama gece ağlama nöbetleride artmıştı, dökülen gözyaşlarından bir göl oluştu. Narcissos göle eğildi anlattığı hikayelere o kadar bağlanmıştı ki, beyninde yarattığı görüntüyle karşılaştı orda, biraz daha eğildi....


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche

Konu duarden tarafından (15-10-2007 Saat 23:38 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 16-10-2007, 00:19
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Narsizm hakkında

Narsizm, Freud narsisizm sözcüğünü uzun bulduğu için sevmezdi, herhalde aşırı öz-sevi olarak tanımlanır. Ama her tanım yetersizdir -kaldı ki bu çok kaba bir tanım.

Öz-sevi, hayvansal yanımızdan gelen öz-sakınımın bilincimizde şu bu farkındalık düzeyiyle yaşadığımız doğal kökenli bir şeydir. Ve bunun a priori uçsuz bucaksız bir erimi olduğunu söyleyebilirim. A. Adler, İnsanın "Tanrı olma isteği"ni doğal bulur; ya da daha iyi bir deyişle doğadan gelen meşru nedenleri olan bir tuhaflıktır.

Narsizm'de bir başka görüş libidinal bir doğal nedenleri olan ve libidinal kökenli rahatsızlıklar yaratan bir cinsel sevi'nin kişinin kendi üzerine yatırımını yaptığını, belirli bir oto-erotik durumun yansıması olduğudur. Ben burada biraz da yorumla libidosu pozitif özellik, yani cinsel enerjiyi kendi bedeninde toplama özelliği gösteren kadın cinselliğinin daha narsistik bir yapıda olduğunu, keza kişi pasif eşcinsel yatırımlarda yaptığında narsistik karakterde, yani sevilme nesnesi olarak yatırımı kendine yaptığı için aynı tipte erkeğe oranla daha fazla narsistik karkaterde olduğunu söyleyeceğim. Avantajı şudur: Dürtülerden kaynaklanan maskelenmiş/yüceltilmiş duygularda kadını daha yetenikli kılar, Doğa/Tanrı böylece kadına özsevi'nin daha çok, daha iyi yaşandığı cinselliği vererek kendi üstün-körü rasyonellik düzeyinde bile olsa kadının kendisinin sakınımında, onu hiç mi hiç yüzeyde görülemeyecek bir yetenekle donatarak kendini iyi yaşam koşullarında tutmaya çalışan kadına narsizm desteği ile bir numaralı içgüdüsü annelik içgüdüsünde de ussal olarak çok yetersiz varlık olan bebek-çocuğun dürtülerinden kaynaklanan duygularını daha iyi anlamasını ve ona yardıma neredeyse bir hayat adayabilecek yeteneği verili olarak koyar. Dezavantajı da şudur ki: Kendi-için varlığına yoğunlaşan kadın, yahut kadınsılık gerçek, doğru gibi konularda büyük bir verili yetersizlikle başlar hayata. Dürtülerden kaynaklanan duygulara yoğunlaşması ve yeteneği nasıl onu maddi konularda-yaşamı idame etmede belli bir başarı için yeteneği ona veriyor ve onun o konulara yoğunlaşmasını sağlıyorsa, zihinsel-ussal konularda da zamanını, enerjisini, giderek hemen her tür çabasını kısıtlayıcı bir engel olacaktır...

Narsizm, mantıksal olarak öncelikle iyi olandır; yukarıda söylediklerimle çelişkin bir özsellik taşımasına karşın. Her ruh taşıyıcısı mükemmel/kusursuz/en iyi olmak ister ve bu kavramlar ne görgül olmamasına ne de zamanın ya da bengiliğin içinde asla görgül olamayacak oluşlarına karşın ve ussal insanda bunu bilmeye yeterli bir varlık olmasına karşın, kendisinin bir yanıyla çelişerek ve haklı olarak da çelişerek idealine, eş deyişle Tanrı olma özlemine yöneltici, ilkin iptidai bir canlı olma, kendini cansızdan ayırma, kendini cansızdan ayırarak cansızı kendi için kullanma farkında kendini ortaya koyar, sonra bölünerek ya da yaklaşık 2.5 milyar yıl önce başka bir tek hücreli canlıyı yiyerek kendini/birini ileri sürer/ortaya koyar/ispatlar, sonra bölünerek kendi tikel ölümüne karşın türünün devamı için kendi üstünlüğünü cansıza üstünlüğünü kendince ispatlar. Ardından bu enerji, narsizm, aşkın diyalektiğinde sefil ve yüce olarak; severek ve örneğin yardımseverliğe yayılarak ve başkalarının acıları pahasına kendini ileri sürerek, yokedici, yıkıcı istekleri kendi sözümona ve/veya gerçeklik olan yüceliği adına başkalarına verdiği zararda yetersizlik bulduğunda, kıyıcılığını kendine -şu istenmeyen yetersize- yöneltir. Ve en sona bir soru kalır: Ruh, kendindeki bir özselliğin hikayesini hikayesinin sonuna doğru görür. Aslında sadece görür gibi olur: Bu şeyin, narsistik enerjinin gerçeği nedir acaba? diye sorabilir. Çemberinin tamamlanmasına az kalmıştır. Ve biricik yol ayrımı da bence bu sorunun öncesinde yapılır. Yanıt öncesi böyle bir sorunun meşruluğu tartışılarak örneğin...
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 03:03
sui generis
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
Narsist Siir

Ben bendeki seni seviyorum
Sendeki seni degil
Ben sendeki seni bile tanimiyorum belki
Belki de kendimi seviyorum seni severken
Ya da seni seviyorum diye kendimi seviyorum

cupid of hatred
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 22-10-2007, 03:38
serhoş
Guest
 
Mesajlar: n/a
Narsisist bir kişiyi nasıl tanıyabiliriz. Kolaylıkla tanınabilen bir tip vardır. Bu tip kendi kendine yeten bir kişinin tüm belirtilerini gösterir; boş sözler ettiği zaman bile kendini çok önemli birşey söylemiş gibi hisseder. Başkalannın söylediklerini çoğunlukla dinlemez ya da onlara ilgi duymaz. (Zeki bir insansa, bu tutumunu sorular sorarak ya da karşısındakine ilgi duyuyormuş gibi yaparak saklamaya çalışacaktır.) Narsisist kişiyi her türlü eleştiriye karşı gösterdiği aşın alınganlıktan da tanıyabiliriz. Bu alınganlık her türlü eleştirinin geçerliliğini yadsıyarak, kızgınlık ya da üzüntüyle tepki göstererek ortaya konulur. Pek çok durumda narsisist eğilim alçakgönüllülük ya da alttan alma tutumuyla gizlenebilir; narsisist eğilimli bir insanın alçakgönüllülüğünü kendine hayran olmak için bir neden olarak kullanması da az rastlanan durum-lardan değildir. Değişik belirtileri ne olursa olsun tüm narsisizm türlerinde dış dünyaya karşı gerçek ilginin kesilmesi ortak özelliktir.9
Narsisist insan bazan yüzündeki anlamla da kendini ele verebilir. Bu insanlann yüzlerinde bir yumuşaklık ya da bir gülümseme vardır; böyle yüzlerdeki anlam bazılannca yumuşakbaşhlık, bazılannca da saf, güvenilir bir çocuksuluk olarak algılanır. Narsisizm, özellikle aşın biçimlerinde çoğu zaman kendini gözlerde acaip bir parlaklıkla belli eder; bu parlaklığı bazı kişiler yan ermişlik, bazdan da, yarı delilik belirtisi olarak görürler. Narsisist kişilerin çoğu hiç durmadan konuşurlar — yemekte çoğu zaman yemek yemeyi unutur, herkesi bekletirler. Arkadaşlan ya da yemek, onlann gözünde kendi "ego'larından daha az önemlidir.
Narsisist tüm kişiliğini her zaman narsisizmin nesnesi olarak görmez; çoğu zaman kişiliğinin bir bölümünü, örneğin onurunu, zekâsını, fiziksel gücünü, mizah yeteneğini, yakışıklılığını (bazan saç ya da burun gibi çok küçük aynntılara dek inebilir bu) narsisizmiyle bütünleştirir. Bu kişilerin narsisizmleri bazan da korkmak ya da tehlikeyi önceden sezmek gibi normal bir kimsenin övünç duymayacağı acaip niteliklere dek uzanır. "Kişi" kendisinin belli bir yönüyle özdeş-leşir. "Kim" olduğunu sorduğumuzda verebileceği en doğru yanıt, onun kendi kafası, ünü, parası, penisi, vicdanı vb. olduğudur. Çeşitli dinlerdeki putlar insanın çeşitli yanlannı gösterir. Narsisist kişiye göre narsisizminin nesnesi onun ben'ini belirleyen bu yan niteliklerinden biridir. Ben'ini sahibolduğu nesnelerle özdeşleştiren kişi, onuruna yöneltilen bir aşağılamaya aldırmazken sahibolduğu nesnelere yöneltilen saldınyı yaşamına yapılmış bir saldın olarak görür. Öte yandan ben'ini zekâsıyla özdeşleştiren insan için aptalca bir şey söylemiş olmak o denli acı vericidir ki bu acı derin bir ruhsal çöküntüye yol açabilir. Bununla birlikte
Bazan kendini beğenmiş, narsisist bir insanla kendisini değersiz bulan kişiyi ayırt etmek kolay değildir, bunların ikincisi, başkalarına ilgi duymadığı için değil kendinden kuşkulandığı, kendini değersiz bulduğu için övülmek ve beğenilmek ister.

alıntı
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:20 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org