Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Sosyoloji & Psikoloji


Sürüye sahip olma..

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Sürüye sahip olma.. konusu: Günümüzde ne kadar az kendi yarattığı değerlerle yaşamaya çalışanlar. İlk sürü nasıl biraraya geldi? Mutlak ki güçsüzlüğün verdiği korkudan. Güçsüzlük (fiziksel yada fikirsel olabilir.) onları bir arada tuttu. Ne söyler ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 12:41
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
house of duarden...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,538
Blog Başlıkları: 1
Standart Sürüye sahip olma..

Günümüzde ne kadar az kendi yarattığı değerlerle yaşamaya çalışanlar. İlk sürü nasıl biraraya geldi? Mutlak ki güçsüzlüğün verdiği korkudan. Güçsüzlük (fiziksel yada fikirsel olabilir.) onları bir arada tuttu. Ne söyler sürü peki; genelde doğadakinin aynını yani önce bir "meee" sesi duyulur sonra bütün sürü hep bir ağızdan "meee". Tanrım aynı sesi çıkarıyorum yalnız değilim diye haykırır içinden sonra. Genelde gruba veya sürüye ait olmanın getirdiği doğal yanlış ise sürüye, sürüyü eleştirmek yada sürüden ayrı hareket etmenin en büyük günah sayılmasıdır. Bu grupların sürüdeki herhangi bir meesinden sonra hızla örgütlenip düşünmeden meee demek için bir araya gelmeside ayrı bir düşünme konusu olsa gerek..

Neyse uzun zamandır fazlaca Nietzsche alıntısı yapmadığımı farkettim hazır hatırlamışken yapayım.

"-Zavallı koyunlar kılavuzlarına:"Sen hep önde git.böylece seni takp etme cesaretini asla yitirmeyeceğiz" derler. Ama zavallı klavuz kendi kendine düşünür:"Hep beni takip edin. böylece size yol gösterme cesaretini hiçbir zaman yitirmeyeceğim." F. Nietzsche


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 15:35
alışamadım yaşamaya
 
Üyelik Tarihi: 13-10-2007
Nerden: osmaniye
Mesajlar: 51
şole bi şey düşündüm aslında çok ayrıntıda bi nokta ama insan, insan olmanın esiriyken elbetteki sürüdeki yerini alır, insan İNSAN OLMAKLA OLMAMAK ARASINDA Bİ ŞEY OLSA belki o zman görülenlerden ve yapılanlardan daha fazlasını daha farklısını yapabilir
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 18:31
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 30-04-2007
Nerden: Universe
Mesajlar: 1,794
NiObE güzel bir açılım yakalamışsın.
İnsan kusurlu bir canlıdır ama artık kendi evrimi üzerinde söz sahibi bir canlı olma yolundadır ki bu gerek teknolojik gerekse düşünsel açıdan hızla ivme vermektedir.
Sanırım ilerki yılllarda ya insan tanımını yenilemek yada yeni bir ırkın doğuşunu kabul ederek yeni bir isim bulmak zorunda kalacağız. Ama yakında derken evrimsel olarak çabuk ama insan zamanı olarak uzun bir dönem sayılabilecek yaklaşık 1000 yıllık bir süreç gibi gözüküyor.
İnsan geliştikçe yalnızlaşıyor ve bunun sonucunda birey , sürü arayışından uzaklaşıyor , sürüye ait olma yerine birey olarak sivrilme yoluna yöneliyor.

Konu LYNX tarafından (13-10-2007 Saat 22:23 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 21:28
ESHQUIA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
M€M€ÑTØ MØRI
 
Üyelik Tarihi: 01-01-2007
Nerden: Asrub
Yaş: 26
Mesajlar: 1,442
Blog Başlıkları: 1
Standart Sürü heryerde sürü..

Ah şimdi aklıma Elias Canetti'nin Kitle ve İktidar romanı geldi.

Sürünün en yakıcı dileği daha fazla sayıdda olmak olan, heyecan içinde bir grup insandan oluşur. Avlanma ya da kavga olsun, birlikte yaptıkları her ne ise daha fazla sayıda insanla birlikte yapmaları çok daha iyi olur.

Sürü ateşin etrafında bir çember oluşturduğu zaman, her insanın sağında ve solunda başkaları olacaktır ama arkasında hiç kimse olmaz; sırtı çıplaktır ve vahşi doğaya açıktır.

Sürünün içindeki yoğunluk daima bir yanılsamadır. İnsanlar birbirlerine sımsıkı yaslanabilirler ve geleneksel ritmik hareketlerle bir kalabalık taklidi yapabilirler, ama onlar kalabalık değildir; birkaç kişidirler ve sayı olarak yoksun oldukları şeyi yoğunlukla telâfi etmek zorundadırlar.

Savaş sürüsü ikinci bir insan sürüsünün varlığını gerektirir; savaş sürüsü karşıt sürü henüz oluşmamışsa bile, her zaman düşman olarak gördüklerine cephe alır. Daha erken dönemlerde savaş sürüsünün nesnesi sıklıkla tek bir canlı, intikam alınması gereken bir insandı. Kurbanını bilmesindaki kesinlik bakımından savaş sürüsü bilhassa avcı sürüsüne yakınlaşır.

Sürü hep bir ağızdan haykırışlarla kendi kendisini cesaretlendirir ve sürü elemanlarından her birinin sesinin toplamı olan bu gürültü yadsınamaz. Bu ses yükselip alçalabilir; ama süreklidir, tam saldırı anında da mevcuttur. Sonunda ele geçirilip öldürülen av bütün sürü tarafından birlikte yenir. Adet olarak her üyeye bir pay düşer; hayvanlar arasında bile paylaştırmanın ilk adımları görülebilir.

Yukarıdaki oluşumlara hayvanlar dünyasından bir model bulunmasının zor olduğu doğrudur; ama söz konusu işlemlerin somutluğunu, doğrudanlığını ve şiddetini ifade edecek daha iyi bir sözcük bilmiyorum.


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 13-10-2007, 23:43
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
Bir dostum hep "sıradan ve sürüden insanlar" diye tanımlar "ötekinin ötekisini"...
Düşünce tarihine bakıldığında, sürüngen atalarımızdan itibaren, hayvanlar tek başlarına var olabilirken, insanın bir arada varlığını sürdürmesi mümkündür, hayvanlar belli iklimler ve doğa şartları altında soylarını sürdürürken, insanlar dünyanın neresinde olursa olsun yaşayabilmektedirler. Elbette insan doğaya eksik bir varlıktır ve bir arada yaşamak zorundadır. Bu bir aradalığın da aynılaşmış, simülize edilmiş kitle veya yığın tepkileri doğurması çok olağan. Fromm'un bir kitap kapağı geldi aklıma. (Ah keşke tasarımcısını bilseydim...) Bir kalenin içinde onlarca cenin halinde insan ve kaleden dışa doğru merdivenler; oysa kimse o merdiveni kullanmayı istememekte; enfes bir özgürlük korkusu tasviriydi. Sürü mantığı da sanıyorum bu özgürlüğü kullanmama acziyetidir. "Şeylerle" tabiiyetini sürdüren insanın "özgür olamaycağını", "içsel"liğini kavrayamayacağını herhalde en güzel Köpek Diyojen'in bir küp içinde yaşama tepkisi anlatır.
Oysaki gündelik lükslerimiz/gereksinimlerimiz, bizi şeylere (öznenin dışındaki tüm nesnelere) bağımlı hale getirdiği ölçüde de "sürüleşiyoruz"...

Güzel bir konu Duarden, takip edeceğim...
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 04-02-2008, 02:58
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
house of duarden...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,538
Blog Başlıkları: 1
Ne kısır döngü değil mi her zaman bir sürü olacak dişlerinin arasına kan almak için ve buna yüksek amaçlar biçecekler, yüksek sesle yada fısıltı halinde sırtlanca yapılan her saldırıyı ululayacaklar. Hayat hep aynı sıkıcı oyunu oynayacak ... koyun yada sırtlan farketmeyecek


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 04-02-2008, 03:07
simyaci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
φιλοσοφία
 
Üyelik Tarihi: 24-01-2008
Nerden: Endülüs
Mesajlar: 188
her hayvan cinsi, kendi grubuna katilim saglayarak surunun olusumuna devam saglar. yani tavsanlarin kecilerin yilanlarin birarada oldugu bir suru yoktur. insan da bir hayvan cesidi olduguna gore, herkes, kendi fikirdasina kendi renkdasina sokulma ihtiyaci hissetmistirki buda kesinlikle icgudusel bir olaydir.. iste bu noktada diyoruzki bunun adi milliyetcilikdir bir adim sonrasida irkcilikdir.. en kucuk sekile bile milliyetciligi guzel gostermeye calisan bir insanin hic bir samimiyetine inanmiyorum !!!


ben yagmur agladim

Konu simyaci tarafından (04-02-2008 Saat 17:03 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 17-02-2008, 00:15
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
Standart Her sürünün bir de çobanı ve çobancıkları vardır...!

"İnsanın yeryüzünde rahatını kaçıran gizemlerin" ardından bu gizemleri telafi edecek, onaracak ve sağaltacak bir "çoban" arayışı yüz yıllardır varlığını korumuştur sanırım.
«Sızlanma», kanayan yarayı büsbütün azdırma hazzı adınadır. Aslında kimseden kötülük görmediğini bile isteye inanan sürüdekiler; asık suratlı, gücenmiş ve haksızlığa uğramış gibi bir ifade takınabilirler, bunu en çok da sürüdeki diğerlerini etkilemek için yaparlar; ah "zevk veren bir güceniklik" hali...Bu gruptakiler özgürlüğe kavuşmak yerine tutsaklık için yanıp tutuşurlar, özgürlük onlar için bir ruhsal külfettir, böyle bir çaba da zahmetli ve gereksizdir, iradelerini "çobana" teslim etmek de en akıllıca tavırdır onlar için, kendilerini çobandan daha akıllı buldukları da olur böylesi kurnazlıklarının arkasında içten içe. Teslimeyetle önderlerini sıklıkla terk eden, arkasından vuran, menfaati uygun düştüğünde makas değiştirenler vardır. Neşeli bir duyarsızlıkla aşağılamaya başlarlar böyle durumlarda, artık çobanları onlara arzu ettikleri "mucize"yi verememektedir ve başka sürülere katılmak için başka diyarlara göç ederler.

Bir de şu varyasyonu vardır; sürü'den hissetmediklerini defaatle belirtip, sürünün yaptığı hemen bir çok şeyi onaylayıp bilgiçlik taslayanlar; bu kişilerin çoğunlukla "çoban" olmaya niyetli yüsek zeka ve anlayış sahibi tavırları gösterişle ve abartıyla devam eder; sürüyü anladığını, yeri geldiğinde sürü adına kendini öne attığını, ve onların içlerinin ferah olması için mutluluk vaddettiğini tekrarlarlar.

Nihayetinde sürü, rûhi emeği her daim dışlayıp, kendilerine öğretilen normları kabullenir ve bu kurallardan kendi menfaatlerine uygun düşenler adına yığın halinde mücadele verir ve "av"larını parçalamaya gayret gösterirler.

Nietzsche amcamızla bitireyim;
"Kalabalıkların hakimiyetinden daha tiksinti vereci bir şey olamaz."
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 17-02-2008, 00:22
duarden - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
house of duarden...
 
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,538
Blog Başlıkları: 1
Evet hemen her durumda bu gerçek vardır maria. Daha acısı sürü kendini eleştirenleride sürü sayar; çünkü anlamca başka bir alternatif yoktur onlar için. Sürü kavramı dışında bir yaşamları olmadığı içinde hep böyle algılanacaktır, ne yapalım " ne kadar yukarıya çıkarsanız o kadar küçük görünürsünüz aşağıdakilere " Nietzsche . Sanırım birgün yine yazmak zorunda kalacağımız bir konu olarak kalacak bu.


"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche

Konu duarden tarafından (17-02-2008 Saat 00:34 ) değiştirilmiştir.. Sebep: ....
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 17-02-2008, 00:50
Sosyopat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kızıl arıza Багэр
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: stenbol
Yaş: 34
Mesajlar: 677
bir çok tanımlama yapılmış farklı açılardan sürüye dair,fakat bazı bölümlerde sürü psikolojisi ile kitle hareketleri birbirine karıştırılmış...


sürü,zorunluluktan yada tatminden kaynak alan bir yanaşma biçimidir iletişim/paylaşıma dair...kitle hareketiyse içinde fikirsel birliktelik barındırır...

bu sadece tanımlama yapılırken açığa çıkan bir hata değildir...aynı şekilde eylem halinde de benzer durum meydana gelir...birey zorunlu bir yanaşma hissiyatıyla bazen kitle hareketlerine katılır...ihtiyaç dolayısyla kendisine katılım göstermiş bireye kitle hareketlerinin gereksinimi yoktur ama bu durumun bilincinde olarak bazen kullanabilirde...ondandır zaten eski diye anılmaya başlayan bir sempatizan/militanın belli bir süre sonra ayrılması o kitle hareketinden,çünkü arayışın adı tatmindir,fikir ilgilendirmez...


sürüye dair ne söylenecek çok şey vardır,ne görmezden gelinecek az şey...sonuçta psikoloji sadece insana has bir durumdur,öyleyse olmasıda normaldir sürüde yer alma ihtiyacı,diğer birçok şey gibi...fakat şunuda belirtmek istiyorum ki,sürü psikolojisini anlamaya çalışmak yada tanımlamak farklıdır,sürüye ait olmadığını ıspat etmeye çalışmakta farklıdır...


imza dediğin nedir ki?...solumayı bilmiyosak yaşamı,iz bırakmaya değermi?....Кызыл Багэр
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
suruye, sahip, olma


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İnternetine Sahip Çık ... İnternet Yaşamdır titania Güncel Mevzular 24 07-12-2007 12:55
Naomi Campbell'in en ideal vücuda sahip olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı. LYNX Kara Delik 17 22-09-2007 03:59
Ya sahip çıkmasalardı? Mental Köşe Yazıları 0 18-05-2007 15:04


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:59 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org