Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Sosyoloji & Psikoloji

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Adalet

Sosyoloji & Psikoloji içerisinde Adalet konusu: Ynt: Çeşitlemeler « Yanıtla #59 14 ekim 2007 01:53:18 ÖÖ » ________________________________________ Adalet (1) Adalet nedir, nasıl bir tarifi var bu kavramın? Ve bu tarif duruma göre değişir mi? Örneğin ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 20-07-2008, 03:46
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kış Armudu
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Yaş: 41
Mesajlar: 780
Blog Başlıkları: 23
Standart Adalet

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #59 14 ekim 2007 01:53:18 ÖÖ »
________________________________________
Adalet (1)


Adalet nedir, nasıl bir tarifi var bu kavramın? Ve bu tarif duruma göre değişir mi? Örneğin toplumsal adalet ile hayatın adaleti farklı mıdır? Ya bireysel ilişkilerdeki kişilerarası adalet…?

Şimdi her zamanki gibi elime bir sözlük alıp yola çıkmak var ama, neredeyse biliyorum ki sözlük adalet hakkında “adil olma durumu, hak ve hakkaniyet” diyecek…! İyi de, onlar ne demek ki şimdi??

Nedir bu “adalet”?

Adalet eşitlik midir? Matematiksel bir eşitlik midir mesela?

Yoksa tam tersi, göreceli bir eşitlik midir?

Adalet, bir durumun kurallara uygun olması mıdır ya da? Öyle tariflenecekse, bu durumda kuralların ne kadar adil olup olmadığına bakılacak mıdır?

“Hakkım olanın bana verilmesi” diyebilir miyim adalete? Bu “hak” kavramını neye dayandırıyorum peki? Dayanağım “hakça” mı ki?

Yazı, yazarken çıkıyor şu anda vallahi…

Peki neden adalet? Adalet kavramını sormamın en büyük nedeni, bunun yaşam algımızı, yorumumuzu ve kalitesini belirleyen bir kavram olması. Pek çoğumuz bu adalet kavramında, ya da ondan dolayı debeleniyor bence… Pek çoğumuzun isyanı var, mevcut bir adaletsizliğe karşı… Ya da bir adaletsizlik olduğunu düşünsek dahi itiraf bile edemiyor gibiyiz, belki de “hak etmiyoruz”dur…

Adalet aslında her yerde kavram olarak aranıyor. İzine ise sanki pek de rastlanmıyor…

Adalet nesnel bir kavram mı? Yoksa öznel bir kavram mı?

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #60 14 ekim 2007 02:01:12 ÖÖ »
________________________________________
Adalet (2)


Adalet Türkçe sözlükte “hak ve hukuka uygunluk, doğruluk” olarak niteleniyor. Dedim ya, bu beni tatmin etmiyor, ben İngilizceden gideceğim…

İngilizcede adalet “justice” demek. Yani adil olma durumu. Adil ise “just” demek. Ve just’ın kelime anlamı son derece kısa ve net : “Tam, tamam” demek… Şimdi oldu işte… Çünkü tam ve tamam olan “doğru”dur… “Olması gereken”dir aynı zamanda da değil mi? Tam ve tamam olmak istenir her zaman, hep bir “tam ve tamam” durumuna ulaşmak istemez miyiz? O bir doyum noktasıdır, varılacak son noktadır…

Ve işte belki de can alıcı kavrama da dokunduk böylece: “olması gereken”… “Gereken”… Yani, gerek ise, biz bunu “bekliyoruz”…

Tamam. İşte budur adalet talebi: Beklenti!

Adalet beklemek, karşılaşılan bir durum karşısında, ikna olunmuş bir değerler bütününe göre olması gerekeni bekleme durumudur.

Burada bu değerler bütününe ikna olmak yeterlidir. Bu değerler bütününün adil olması ise aslında gerçekten de gerekmiyor… İşte bu nedenle türlü çeşit adalet var. İkna olmayı da kabullenme olarak modifiye edelim ve bu iş tam olsun. İkna olmak için “düşünmek” gerekir… Oysa çoğumuz düşünmeyiz. Kabulleniriz… Öyle gelmiş de öyle gider, soru dahi sormayız…

Bu kadar sorgulanmamış bir durumda, bu kadar tarifi muğlak bir halde, bu kadar sisli bir kavramın peşinde olduğumuzu iddia etmek çok safdilce değil mi?

Hatta adeta “adaletsiz”…

Adalet, çok ilginç bir kavram… Tanım itibarı ile tarafsız olması gerekirken aslında son derece taraflı, hatta güç dayatıcısı bir durum sanki adalet…

Adalet eşitlik demek değil. Eşitlik ancak matematikte kendi mutlak açıklamasını bulacak bir kavramdır. Oysa bizler insanız. Elma ile armut nasıl eşit olabilir? Kadın ve erkeğin eşit olması gibi… Üreten ve üretmeyenin eşit olması gibi… Neydi o forum konusu? Mahkumlar oy vermeli mi? Mahkum ile dürüst vatandaş aynı kefede oy verecekse eşitlik nerede?

Neye göre eşitlik? Neye göre olduğunu bilmiyorum. Ama neye göre olmaması gerektiği bence ortada: matematiğe göre eşitlik yok ortada. E
Demek ki bu eşitlik kavramı olayı açıklamaz…

Adalet talebi, sanırım kendi doğrularımıza, kendi algı ve isteklerimize, kendi bilgimize göre bir beklenti kurma durumudur.

1940’lı yıllarda, ABD’deki beyaz insanlar, siyahların yoldan çekilmesini ve onlara yol vermesini talep ederlerdi. Bu onlara göre “adil”di…

Sonra bir Martin Luther King çıktı, kendileri için kendi adaletini istedi…

Bir “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” olmasaydı, “insanca”lığın tarifi neye dayanarak yapılacaktı ki?

Adalet dediğimiz şey, aslında tarafsızlık demektir değil mi?

Yoo, aslında hiç de değil sanki! Tarafsızlıktan ziyade, hangi taraf’ın tarafsızlık dayatmasının rayiçte olduğuna bakıyor…

Yaz yaz bitmez… Gerisini sonraya mı bıraksak ne…?

Ynt: Çeşitlemeler
« Yanıtla #63 21 ekim 2007 04:14:42 ÖS »
________________________________________
Adalet (3)


Taraf olan kişilerden adalet beklemek ne derece akılcı? Taraf olması kaçınılmaz olan kişilerden adalet beklemek ne derece adil? Tarafsız olması gereken kişiler ise gerçekten de tarafsız olabiliyorlar mı?

Bir annenin bir kavgada kendi çocuğuna, diğer çocuk karşısında kayırıcı olmamasını beklemek ne derece adil?

Bir kişi, adalet dağıtması beklenen bir konumda olabilir, taraf olması için görünürde de bir sebep yoktur. Ama kişinin içini bilebilir miyiz? Öznel yargılarını, zaaflarını, kendi açmazlarını ve güvensizliklerini…? Bunların, kararları üzerinde yaratacağı adaletsizliği öngörebilir miyiz?

Belki de adaletsizliğin temelinde yatan en önemli şeylerden biridir bu: adalet sağlayacak kişinin içindeki adalete engel öznellikler ve önyargılar…

Bir de tam tersi var tabi. Bu adalet olgusunu uygulaması gereken kişinin, bu önyargıların “default” (fabrika formatlı) varlığına önyargılı yaklaşması durumu… Kısaca, önyargılı olmamak adına, bu kaygının ifade bulduğu bir tarafsızlığı da aşan kayıtsızlık durumu ve nihayetinde adaletten uzak kalan bir tutum sergilemesi…

Adaleti uygulaması gereken kişinin kendisini önyargısız irdeleyememesi durumu çok yaygın olduğundan, yerel mahkemelerin verdiği kararların bir üst mahkemede tekrar yorumlanma yolu, pekçok dava için açıktır. Üst mahkeme ise karar vermek üzere bir kişiden değil, birkaç kişiden oluşan bir kurul halinde varolur.

Ne kadar kanun ve kural yapılırsa yapılsın, bazı durumlarda olay kanun ve kurala birebir uymaz ve bu durumda adalet sağlayıcının yorum yapması konusunda ona bir manevra alanı sağlanmıştır. Demek ki aslında, ne kadar da kural kanun yapılsa, insanın öznelliği ve kuralları amacından saptıracak kadar çarpıtabilecek öznellikte yorumlara ve yargılara varabilmesi gayet evrensel bir durum. Kısaca bu tüm demokratik yargı sistemlerince görülmüş bir zaaftır. Herhangi bir sistemde, eğer üst mahkeme, ya da karar mercii tek bir kişiden oluşuyorsa, orada öznelliğe ve yanlışa kapı çok açık demektir.

Peki ya adaletsizliğin bize karşı yapılmamış olması, yapılanın adaletsizlik olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Bunun cevabı da çok farklılaşır sanırım. Kural aynı kural olmasına rağmen, kimilerine göre başkalarına uygulanan çifte standart hiç de rahatsız edici değildir, kimilerinin ise adalet duygusunu derinden rencide eder. Sonucundan onlar etkilenmeseler bile.

İşin tehlikeli kısmı adaletin nasıl tecelli edeceğini tatminkar bir şekilde belirleyip uygulayamayan sistemlerde, kişilerin kendi adaletlerinin peşine kendilerinin düşmesidir. Adalet uygulamasını adilane gerçekleştir(e)meyen sistemlerde fason adalet merkezleri ortaya çıkar, örneğin mafya gibi… Ya da daha münferit girişimler; mesela kaatillik…

Uzlaşılabilecek kişileri dahi zıvanadan çıkartır adaletsizlik. Öncelikle telaffuz edilmiş bir eşitlik düzenine rağmen ortada bir eşitsizlik ve hatta keyfiyet varsa, kimse bundan haksız etkilenen tarafın olayı olduğu gibi kabullenmesini beklememeli. Daha da ötesi, bundan direkt etkilenmeyen kişilere de verilen dolaylı bir mesajdır bu : sizi es geçtik ama yarın namlumuzun ucunda sizin olmayacağınızı kim garanti edecek?

Evet, annem babam bana karşı adil olmalı. Bu onlardan yana beklentimdir. Kaçınılmaz bir beklentidir bence. Devletim bana adil olmalı, benden daha eşit olanla aynı vergiyi veriyorum, hatta belki daha fazla. İşyerinde üzerine düşeni yapan bir elemansam, patron kulağının üzerine yatan ama onun poposunu öpen ya da başka bir nedenden dolayı yumuşak karnının bulunduğu bir başkasının beni ezmesine göz yummamalı. Bunlar beklentilerimdir. Sorgulanacak bir tarafları olduğunu düşünmüyorum, çünkü yok.

Bu beklentiler sorgulanıyorsa, belki de o kokuşmuş, adı var kendi yok sistemlerde yer almamanın zamanı gelmiştir.

İnsanlar çaresizlikten veya umutsuzluktan dolayı birşeyleri bitirirler. Bazan bir istihdamı, bazan bir evliliği, bazan da yaşamlarını… İnsanları çaresiz ve umutsuz bırakacak her oluşum adalet kavramına vurulmuş kocaman bir baltadır. Her adaletsizlik, adaletsizliğe prim veren daha fazla kişiye gebedir.

Dünyadaki yaşamı yaşanılası olmaktan çıkartan en sakat durumlardan biri belki de bu adalet-adaletsizlik durumu…

Ayşen Akgül
Kaynak: www.seeurchin.blogspot.com


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 20-07-2008, 07:13
PACUKO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
LEVENT HOCA
 
Üyelik Tarihi: 16-07-2008
Nerden: KONYA
Yaş: 40
Mesajlar: 23
Ben konuyu türkiye ye getiriyim..adalet işte bu ülkede yok..çok güzel adalet sarayları var ama içinde
adil yargı arama ..Af çıktı ,yeni tck kanunları çıktı..hiç kimse iplemedi..neden çünkü inanmıyor kimse adalete ..osuraktan teyyare..ceza evleri tıklım tıklım..yargıtay daydaki dosyalar buğday ambarı gibi..İnsanın gözünü korkutuyor..bu sebeplerin tek nedeni var..insanlar adalete inanmıyor ve kendileri veriyor cezayı ..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
adalet


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
"Ağzına İşeyeceksin" ( Diyarbakır Cezaevi ) kurtulush Güncel Mevzular 18 10-09-2008 17:46
Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA ) kurtulush Serbest Kürsü 0 06-07-2008 20:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:12 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org