|
|
Gökçehan Daçe...Şiirler içerisinde Gökçehan Daçe... konusu: Kıta Yalnızlığı...
Sonra…
…Sonra buluta girdi yaşam
Sen çoktan yol almıştın hayatımızdan,
Ben
yalnız, ürkek
ve nükseden ergenlik sancılarımla evime dönüyordum…
Evvel zaman içinde
Uzanıp göğün üstünden koklarken saçlarını
Bilmiyorum; ...

10-02-2008, 01:25
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
Gökçehan Daçe...
Kıta Yalnızlığı...
Sonra…
…Sonra buluta girdi yaşam
Sen çoktan yol almıştın hayatımızdan,
Ben
yalnız, ürkek
ve nükseden ergenlik sancılarımla evime dönüyordum…
Evvel zaman içinde
Uzanıp göğün üstünden koklarken saçlarını
Bilmiyorum; hangi iklimin çocukları incitti böyle gönlünü...
Öğrenemedim…
Şimdi,
Kime açılıyorsa kirpiklerin,
Onu yürekten yaşat,
Çünkü kaç takvim geçse de üstünden
Ben satır aralarında hala ölüyorum…
|

10-02-2008, 01:26
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Seyr-i Zaman...
Hiçbir yüzü tamamlayamıyorum
hiçbir hikâyeyi sonlandıramadığım gibi
bir tek notalar…
Dudaklarımda yaban tebessüm,
eski bir fotoğraftan başlıyor seyir;
başakların ortasında ya öğlen ya ikindi
hayatı mırıldanırken öyle sırtüstü
uzaktan şapkanı al diyor annemin sesi
bilmiyor oysa; güneş çarpmasından daha çok acıtacak bir gün anılar…
bilmiyor…
Askılarım dizginliyor bir kalbin telaşını
her yanımı sarıyor zaman
ben hiçbir yüzü tamamlayamıyorum…
İçime ne vakit çarpsa bu keman kasveti
yenilgiyi tamamlıyor notalar,
ne saklanacak kimsem var
ne sayıklayacak adını…
Eski bir yara taşıdığım beni büyüten
Öznesini fiiline vurduruyor intihar
Duvar diplerine döndürür bu yaşam beni…
bir tek notalar…
İlk kar düştüğünde, bir tetik çekiliyor içimden
sesi zor duyuluyor
ve bir türlü öldürmüyor büyüten yara
bir türlü ayrılmıyor kafesten…
Avuçlarım dağlanmış oysa bak çoktan,
dudaklarımda yalan tebessüm
Eski bir fotoğrafta bitiyor bu seyri zaman
Unutmalıyız...
|

10-02-2008, 01:28
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
7,65 (Finish Düeti)...
Cesedi, içeride duruyor.
Kanı avuç içimde... Kırmızı yağıyor kar,
ve geceyi kasıklarından vuruyor tüm can sıkıcı ihtimaller
cam açık, yaz vuruyor içeri,
ketenden yaz…
Kar niyetine yağıyor erotik polenler,
kimler sevişecek daha seninle!
bilmiyorsun...
Gramofonda harakiri balladı
Bumerang ritminde tik taklar,
Ölümcül bir aparatmış aşk,
adam asmacayla başlayan cellâtlıklar…
yani biz…
İçeride duruyor cesedi! Anlamıyorsun!
avuç içimde…
Dudakları aynı, gözleri…
kışa dönmüş ipeksi temmuz teni...
Tutanak:
Maktul katili enseler
donuk bir ifade vardır yüzünde;
Otopsi ücretini öderim, otoparka karışmam der mezarcı…
Şehir, kalemi kırar…
Yavaşça kapanır perde (gece)
ve ölümle yapılan “finish” düeti…
|

10-02-2008, 01:31
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Son Yazım...
yazgımı yaşıyorum...
...istemeden ve de kan kaybıyla, giderek eksilerek...
Son...
Kanlı yenilginin savrukluğu
vururken yüzüme tekil gecede,
Bileğimde jilet diye dolaşıyor yoksunluk
aynada hiç olmaksa bu!
yatağım dönme dolap
duvarım zifir
olanca gücüm
tüm ölü sevinçlerimle
bulanıyorum geçmişe
ve ruhum en içinden çekiliyor
|

10-02-2008, 01:37
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Keyfe Keder...
Sonu virgül bağımlısı hikâyeler...
Tutanaklar, tümceler ve günceler
atmaya kıyamadığım tozlu acılarım var...
ve bir de,
(k)ansız kesiklerim, hiç iyileşmeyen.
Senin de var, biliyorum...
gerçekle mecazi...
Büyük harfle başlardık anlatmaya, hiç unutmadım.
Bir çift terliğe bakıp ağladığım geceler...
Ya veletlik veyahut bilgelikten,
öyle ya
yok ortası,
sonu virgül bağımlısı hikâyeler...
Küçük harfle fısıldamayı öğrendiğimde aşkı,
başka bir adamın bakışlarını giydirdim kirpik sarnıçlara
horozu kur tetiği çek...
Düşerken çıkardığım sesti AŞK.
Hatırlıyorum da...
Önce kesiklerim iyileşti,
zaman geçti
onlardan oldum, diğerlerinden
(b)aşka yabancılıkla suçladığım bu adam...
"tehlikeli madde" yazdım
ve astım göğüs kafesimin üstüne
öyle ya
önce tutuşur sonra yanardı can
heyhat!
Güçlü olmak, his kaybına yol açtı bende
bunu da biliyorum.
Çok heceydi oysa Aşk!
Kaç bilinmeyenli denklem!
Olmadı, olmuyor
imtina ettikçe kederden
kendimden geçiyorum...
Bazen ruh, bazen düşünce
bazen yok olup gidiyorum
Kopan bir kuyruk gibi
kendinden var olmuyor ne ben
ne öte yanım
küçük harfle fısıldıyorum büyük Aşkımı;
bir tek sus duyuluyor...
|

10-02-2008, 18:09
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 898
|
|
Çok güzel... Bayaa bir güzel 
Bilmediğimi< şairlerin şiirlerini paylaşıyorsun bizimle, tşk ederiz Ebruli
Bu şairimizin kitabına nasıl ulaşabiliriz, bir fikrin var mı?
|

10-02-2008, 19:08
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
Rica ederim... Kitapçılarda bulabilirsin Uzağında kül diye yeni bir kitabı daha çıktı
|

10-02-2008, 19:22
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 898
|
|
bu verdiğin şiirler hangi kitabında yer alıyor. ismini verir misin? 
|

10-02-2008, 20:33
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
Bilmiyorum ki Ben sitesini takip ediyorum...
|

16-09-2008, 22:14
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,739
|
|
Derinden Kes, Aşk Damlasın...
Biraz aşk yani ondan çok Acı...
“Hastalıkta ve sağlıkta...” diye son buldu masal...
yalnızdık oysa hala
düştüğümüz her tende
doğumda ve kefende
efendisi katledilmiş havariler kadar
ve çıplak…
var olmakla başlayıp yok olmakla kapandı perde...
Derinden Kes,
Aşk damlasın…
Bedenini terk eden her kavmin ardından
kendi içine saklanan,
cüzamlı çocuklar gibi
sadece kendini terk edebildin sen
kimseyi değil!
Maskeli günahlara değmedi etin
hangi düşlerini teğet geçip
hangi acılara saplandığını bir bilsen...
oysa hep kendi kanındı bulaşan elin yüzüne
lavanta kokulu çeyiz sandıkları
neden oldu hep bunlara
öyle olmasaydı,
farz et ki, öyle olmasaydı
bil ki, bunca yazmazdım sana
bil ki, başka satırlarda arardım seni
belki de yanından öyle geçer giderdim
ama öyle değil
ne çok parmak izi bırakmışlar suskunluğunda be kadın!
florası bozulmuş ritimsiz bir kalp
kırık fanusunda zamansız beliren
atlı karınca öyküleri serpilmiş
dalgın bakışlarına…
git gide çoğalan hipermetrop kabusların
ve üşüyorum anne…diyen sesin bile duyulmuyor artık
kimsecik olmuşsun sen, un ufak
aysız gecelerde hortlayan ötenazi hükümlerin
ve anti-depresanlarınla bir başınasın
herkes vardı
ya da
hiç kimse yoktu sahnede
ne çok parmak izi bırakmışlar suskunluğunda!
Sana söylüyorum!
ak pürçekli başını seven
o tutunduğun eller de hiç var olmadı
ve her gerçek gibi bunu da göz ardı edip
sımsıkı kavradın sen yine…
artık seslen kudretine su katılmış hayata!
adaletsizliğin tüm kanıtı
kapanmış göz pınarlarında saklıyken
artık seslen!
“yaramın kabuğunu kaldırıp seni oraya gömüyorum” diye haykır!
ve uzaklardan duyulan
bir Chopin noktürnüyle son bulsun yaşam
Onlar istedi diye sevmedin
biliyorum
ama onlar hiç var olmadı...
Gökçehan DAÇE
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:30 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|