çürümüş düş kokulu odalarda
ıslak bir hayal kırıklığına açılır
kapıların köhneliği
duvarlara sinmiş sahte orgazm senfonileri
arabesk sloganlar hecelenir aynalarda
sımsıkı utanca susar pencereler
kirli bir nehir akar buruşuk yatakta
kadın ki acının asi cambazı
dikenli teller üzerinde
dirimle ölüm arasına gerili
yırtık hevesleri diker kasıklarında
içinden geçer kezzaplı gecelerin
yaslayarak başını umudun omzuna
kirli banknotlar işgâl eder
hoyrat coğrafyasını şehvetin
feci halde kadın yüzün güneş öpücüğü
sen ki düşlerime teyellediğim sarı papatya
harbi söyle hiç yüreğin kekelemeden:
sahi kaç amperdir kalbinin akım şiddeti
kaç desibel susar kırmızısı umudunun
bulutları öperken tenindeki ince kuşlar
fena halde ela gözlerin uçurtma şenliği
sen ki ömrüme yağan umut sağanağı
harbi söyle hiç yüreğin kekelemeden:
sahi kaç kırlangıç silindi göğünün seyir defterinden
kaç baharı ıskaladın elinde ölüm çiçekleri
karanlığa koşarken içindeki masumiyet tayları
gecenin G noktasına değdi tenimiz
kırmızı bir zelzele tenin tenha yerlerinde
dilbaz oldu şehvet nefesin örtününce bedenime
nefesin ki önsözüdür yağmurlu devinimlerinin
kâşifi benim gövdenin saklı şehrinin
ellerimle heceleyerek kat ettim
boydan boya beyaz atlasını teninin
yüzünün güneyindeki minik gelincik
tarlasına konuyor eşek arıları dilimin
ah yarim, ömrümün gizli öznesi
ah o memelerin Çanakkale Geçilmez gibi
uzanıyor Çin Seddi gibi
bir omzundan ötekine
bu imlâsı şaşı gecede
egemenlik kayıtsız şartsız memelerinde
serkan engin
Ünlem Temmuz 2006
2006 Şiir Yıllığı ( Veysel Çolak / İLE Dergisi )
kedere bıçak çekip jilet atarlar cehenneme
tinerle ovarak cesaretlerini
mideleri tenha düşleri lâl
acıya sallanmış bir çift zardır gözbebekleri
intihar marşıyla geçerler önümüzden
şiddet emzirir deve dikeni ömürlerini
hayatın ıskartasıdırlar
kan revan okunur tarihçeleri
kazınmış tenlerinden masumiyetleri
umutları alabora olmuş daha açılmadan denize
omuzlarına kimsesizlik kuşları konar
her dilde italik yazılır boyunları