|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Levent Saral...Şiirler içerisinde Levent Saral... konusu: Mavi Yüzünden Düşer Ömrüm...
sokağındayım..
gün alazı artığı yarım yüz!
mum alevi kırmızı dudaklarına gömülmüş
soğuk bir namlunun intikam sonrasında..
izbe gölgelerde suya hasret güller gibiyim
dokundum ! etimi kesen ...

17-11-2007, 23:17
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
Levent Saral...
Mavi Yüzünden Düşer Ömrüm...
sokağındayım..
gün alazı artığı yarım yüz!
mum alevi kırmızı dudaklarına gömülmüş
soğuk bir namlunun intikam sonrasında..
izbe gölgelerde suya hasret güller gibiyim
dokundum ! etimi kesen paslı hançere
yaralarımdan derdimi sordum
dağ başı omuzlarımdan düştü mavi yüzün
bin kehaneti sırtladım yıldızlarla
bin ihanetle volta attım sokağında
eğik bir gök örtemez utancımı
kırmızı gözlü şarap sabahıdır kaderim
nice yağmurların filesinden düşmüş kısmetim
köpekler kadar duymaz beni bu sokaklar
infialim duvar üstü kedi kıvraklığı sadece
henüz güvencinler uykuda!
trenlerin ilk seferleri geçmiş zamanda..
bekçilerin düdük sesleriyle bir harita alnımda
sütü bozuk yüreğim cami avlusu kundaklaması!
ilişip haram parmakları emme telaşı
baygın bir yüze köprü olsa da bedenim
yeminimi ısırıp !
kan kokan dilime doladım adını
ölmek ! bir kurşunun sıcak göğsünde..
daha değil ! daha gün tarla kuşu sesinde
kara, yoldur durgun göl kenarı bekleyişlerim
uzanıp beyaz mendille gözyaşını silmektir belki
şiirlerin hamile bıraktığı peçetelere kıyamadan
intihara yürümek ! kirpiklerinin taraçasında..
gökten ayet indirip seni sevdiğimi duyurmak
bütün ilahların dünyasında!
adını ilahlaştırmaktır belki !
daha bitmedi zamanla sakalı uzamış hesaplaşmam
bundandır!
bulutlara kaşlarını tel yapmam
rüzgârla öpüşen parmaklarımla kirpiklerine dokunmam
çırılçıplak yağmurlarla sevişmem
güneşin ikiz yatağını tarumar etmem
bıçak sırtı tehlikeye ay’ı kurban seçmem!
iki yakalı bir nehir gibi yürüyorum sana
koyaklardan duyduğun eşkıya çığlığımdır
küf kokan sıralı peykelerde sabrımın kırık dişleri
çatlak iki dudakta son öpüşün fidanı!
zengin dal memesidir gamzeme çökmüş hüzün
bir katilim ellerin / bir de üşüyen yüreğin
sınadım üçgen gözlerini ayrılığın
şakaklara mahkûm gül kederi beyazlığın!
içemedim üzüm şırası gidişinin şarabını
dağ başlarına kızıl kıyametler düşürdü şimşekler
anlayamadım ! resmi buydu ayrılığın
biçemedim ! çiftçi kederiyle emeğimi
nasırlı bir elle tırpanladım kendimi
geldim!
acımı soğutacak zıpkın bir dildir derdim
ya öldür beni
ya da sevdana öldürtürüm kendimi
|

17-11-2007, 23:18
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Üstü Kalsın!...
Karıştır teninin toprağını
Yaşam sende şekil alsın
Bir bak yeter diyordun
Güz yağmurları getirdim sana
_________heyelanım üstünden aksın
Bir çocuğun gözlerinde merak
Ellerinde üşümüşlük
Karton yatak
Buzdan yorgan
Karanlığa gülümseyen ay
Yıldızıyla sevişen gök
__________ve maviyi unutan yaram ! açık kalsın
Dudaklarında asılı yarım bir keşke..
Dilinde acıklı şarkılar
Kaleminde ışıldayan bakir satırlar
Kurşuna dizdiğin onca söz..
__________sende kalsın..
Olanca heybetiyle
Geçip gitsin sokağından bir elveda
Trenlerin son seferleri gibi
Boş bir bakış savur yelkovana
____________son kez tıklasın..
Gözkapaklarına çökmüş hazan
Eğsin dallarını başıboş gitmelere
Bahaneden bir sigara..
Bir çakmak..
Titrek parmaklarına dokunsun
____________çek içine ! acın demlensin..
Mutlak zamanı kaftan diye giyip üzerime
Küf yeşili bir mezbelenin tam ortasından
Serenadıyla dövüşüp hayatın..
Allı morlu uçurtma yalnızlığında
Takvasına baş eğip gökkuşağının..
_____________içimi yontarak az da..
Canımın yongasında et
Zaafımın korkusunda bekaretim kanasın..
_____________çığlığımın dişi kırık yanı
_______________________sen de kalsın
Ben yaşadım seni ! üstü kalsın.
|

17-11-2007, 23:21
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Sevdan İntikamın Olsun...
hele bir kızıllaşsın aydınlık
ay dokunsun karanlığın tenine
hele bir sussun martılar
ateşböcekleri bıçaklasın geceyi
sen beni o zaman sev
hele bir uğuldasın köpekler
sis çöksün meydanlara
korusun sırtımı zifir gözlerin
puşt inzivalara şarap dökeceğim
sen beni o zaman sev
hele sönsün ışıklar
düşsün sokaklara hıncım
yolumu budasın fahişeler
hele titresin buzdan dudağım
sen beni o zaman sev
hele bir yağsın saçlarıma kar
sigaranın dumanı kaçsın gözlerime
kapansın perdeler
intikam koksun rakı
sen beni o zaman sev
hele bir dirensin sana yalnızlığım
coplansın gururum
çalınsın bir dilim ekmeğim
çiğnensin alın terim
sen beni o zaman sev
toplansın tüm kitaplar
yakılsın şiirlerim
lâl olsun dilim
kırılsın parmaklarım
sen beni o zaman sev
zindanlara sinsin çığlığım
sorgularda ortalık malı olsun sırrım
hele bir kanasın tırnaklarım
namussuz konsun adım
sen beni o zaman sev
dişlerimde kaybolsun kahkaha
alnım değsin yağlı bir kurşuna
cibilliyetsiz ölümler çalsın kapımı
üryan bir sevişme sonrasında
sen beni o zaman sev
hele bir idam sehpam kurulsun yüreğinde
saçlarında asılı rezilliğim sorulsun
vatan satmış hain gibi bakılsın yüzüme
tükürükle yıkansın cesedim
sen beni o zaman sev
hele sussun şiirler
kopsun bağlamamım bamteli
söylenmesin türküler
ütopyamı yerle bir etsin şecerem
sen beni o zaman sev
beynimde piç olsun senli düşlerim
açlıktan gebersin sana olan sevdam
hele beni doğurana isyan edeyim
babamı (!) baba olmuş gövdemde yakayım
sen beni o zaman sev
kapısız avlulara düşeyim sensiz
çırılçıplak yağmurlar derimi yüzsün
pusatsız inkılap yumruğu çöksün döşüme
hele yedinci karanfilde üşüyeyim
sen beni o zaman sev
hele bir çocuk elini uzatsın sana
ucuz mendile pahalı düşler satan!!
toprak rengi kahve bakışlar ıslansın
yeşereyim uhrevi tılsımlarla gamzende
sen beni o zaman sev
hele bir ak memene değsin dudaklarım
kundaklanmış geleceğimle iki kolunda ağırlığım
bırak ne eşin, nede aşığın kalayım
sancılarına merhem ayva tüyü çillerimle bebeğin olayım
sen beni (!) işte o zaman sev
|

17-11-2007, 23:22
|
|
...
|
|
Üyelik Tarihi: 16-07-2007
Nerden: izmir
Yaş: 32
Mesajlar: 840
|
|
|
her sevdaya daha başlarken öldürtmüyormuyuz kendimizi...
teşekkürler paylaşımın için....
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|

17-11-2007, 23:25
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Yarım Yüz...
yalan! hepsi yalan
bir dağın sırtından yeşil gözlerine düşüşüm! yalan..
mayası yosun, uçurtmaları vurulmuş
martıların deniz tutkusuna hasret bir gök!
avuçlarımdaki toprağa ağlar
sorgu sabrımı sınar yüzümün postalı..
yalan işte! özgürlüğüm ülkem kadar yalan
dudaklarımda paslanmış sırların kilitleri
bütün bombalar çocuk gözlerinde patlar
asit yağmurlarında yıkanır tütün
annemin çeltikle çiftleşir kadınlığı
dişlerimde çatırdar onurumun çatısı
yalan işte! yalan, sol yanımda hasretinin sancısı
çelik rengi ayazın yatağı şakaklarım
tetiğin gerildiği kurşun kadar yakınım ölüme
tutsak çıkmazları tekmeler hırsım
sevdan bir yağmur damlasında düşer gömlek cebime
yayılır küstüğüm kelimeler kirpiklerimin deltasına
yalan işte! yalan, çift gamzenin bir gamzeyi öpüşü
fırtına sonrası izbe sessizliği kurşunlar nefesim
içimin derin zindanında tek mahkûmdur sesin
kanadı kırık yanımda bir güvercin masumluğu
ateşi ekmek diye yavrusuna yediren anne şefkati!
nasırlı ellerde kurumuş yüreğimin çeşmesi
yalan işte! yalan, fırtınanın güneşi sevmesi
ne tuhaf kendime kahkahanı mezar yapmam
vurulup perçeminin gölgesinde! ne tuhaf..
aynı rotada iki gemi! vuslata menzil kör karanlık
bir dalganın azizliğinde pişmanlık..
kadranı kırık yelkovan çaresizliği! ne tuhaf
bakışın iki yıldız gibi parlar gökyüzünde
uykusuzluğun kızıl bir gün doğurur fecirden
inanma yalan! tuhaf biraz yalandır zaten
yalan! hepsi yalan..
sana kuşandığım azimle savaşım! yalan
bir dilenci gibi yüreğini dilenmem
zenginliğimin maskesi! yalan..
kaldırımüstü pazarlıklar kadar et kokan
şose boylarında gebermiş köpekler kadar rezil
çöp kokan bir ağızda dönen dil! yalan..
çoğunun yüzünü unuttuğum..
kimi esmer, kimi sarı, kimi beyaz kadınlar
göğüs uçları morarmış kiminin! dudakları yara
saçları kurumayan kadınlar..
yalan! yüzlerinde annemi aradığım..
geniş bir yüzdü! hiç birinde bulamadığım
kurşunlanan çocuklar gibi önümde geçmişim
bir ihanet sonrasına bedel biçilmiş ömrüm
soramadım kelimelere çilemi! onlarda yalan
korkunun izlerini sakladım gülüşüme
ışığı çağırdım karanlığın kenarından yüzüme
yalan işte..
seni sevdiğimde sevmediğim de! yalan
|

18-11-2007, 10:04
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: Westanbull
Yaş: 18
Mesajlar: 435
|
|
|
Sen ne yaptın be ebruli ... Gerçekten güsel bunlar.. Teşekkürler.. Canımı yaktın diyebilirim ama yinede gsel şiirler..
|

18-11-2007, 20:55
|
 |
....!
|
|
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 323
|
|
|
güzel ve çalıntı levent saral ı bilen bilir atıldığı sitelerden okumaya bile tenezzül etmiyorum

Ben Ben'im
|

19-11-2007, 04:16
|
 |
...
|
|
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
|
|
|
Ne yazık ki -ben de Salih gibi düşünüyorum-, diğer arkadaşlar gibi mest olmuş bir şekilde ayrılamadım sayfadan. Levent Saral mahlası bana pek de olumlu şeyler anımsatmıyor ne yazık ki...(
Vakti zamanında bol eklektik ve intihalli onlarca şiirden ötürü defalarca şiir paylaşımı yapılan sitelerden atılmış bir isimden bahsediyorum. İntihal deyince neden bahsettiğimi örnekleyerek ayrılayım sayfadan.
Beni Düşün / UNUTMA
Gün batarken karanlığın koynunda
Alnını yalayan sisli bir esintiyle
Hasretin bağrına hüzün serperek
Ve akşama göz yaşları ekerek
Beni düşün..unutma
Üşümüş / titrek mum alevinde
Göğsüne amansız ağrı çökeldiğinde
Göz kapaklarında ki azgın nehirde
Beni düşün..unutma
Beni düşün yeni günün ufkunda
Kalp atışlarınla şah damarında
Ve kanayan bir yüreğin tam ortasında
Seni koruduğumu bil..
Bil ki..mermilere siper ettiğim bu bedenle
Dudağım ki kırmızı öpüşünle
Sana kavuşmak için
Savaşıyorum..
Çiğ düşerken sarı renkli goncaya
Tenine susamanın şakaklarıdır gördüğün
Buzdan bir isyan dudaklarına düştüğünde
Beni düşün..unutma
Beni düşün kızılcık seherinde
yanağında bıraktığım resimde
Düşün ki..sallansın için
Ve tırnaklarınla tenime kazıdığın biçimin
Solmadığını bil..
Bil ki..yangınıma değsin gözyaşın
Beni düşün acıklı bir şarkı da
Türkülerin bam teli notasında
Ve bu hemencecik özlem
Beynimi kemiren sesinde ki ıslığın
Tenime akıttığın zemzem suyu terinin
Kurumadığını bil..
Bil ki..dağları titreten isyan çığlığımla
Her ne varsa kolların da can vermeme engel
Yakıp yıkıp bıçkın alevlerin ortasından
Sana ulaşmak için
Direniyorum..
Beni düşün bir bebek gülüşünde
Bülbüllerin figan olmuş sesinde
Deli rüzgarların ense kökünde
Sana boşalmak için
Çorak toprağına hasret bulut olduğumu bil
Bil ki..keşfedilmemiş yamaçlarına düşeyim
Azgın sellere katıp kırık umutlarını
Taze iki yapraklı bağrında huzura kavuşayım
Seninle savaşayım..
Levent Saral
Beni Düşün, Unutma
Ay doğarken bir söğüdün ardından
Göl yüzünde sisli bir esinti ile
Akşamın göğsüne hüzün serperek
Ve Yağmurdan geceye çiçekli perdeler çekerek
Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA
En umarsız en umutsuz günümde
Bağrına bir yumruk çökeldiğinde
Ve dağların mazlum ateşi
O güzelim saçlarına cayır cayır yanıp ulaştığında
Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA
Beni düşün bir kavganın içinde
Helal bir ekemeğin peşinde
Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin
Can çekişen o son parçasınıda, sana sakladığımı bil
Bil ki haykırırcasına bu esir gövdemi yakarcasına
Kavuşmak için o serin bağrına
Ateşten bir yol arıyorum
Kar yağarken mor dağların ucundan
Sol yerinde sessiz bir inilti ile
Yastığın yüzüne yaşlar dökerek
Ve Akşamdan gizlice bir ah çekerek
Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA
Kan kızılı bir gelincik seherinde
Sırtıma kahbe bir hançer indiğinde
Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm
Çığırtken bir gazete başlığında
Çığlık Çığlık sana kavuştuğunda
Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA
Beni düşün şehre her yağmur yağdığında
Islak ve kırılgan bir türkünün içinde
Göğsünden dudaklarına, doğru sancılı bir isyan kabardığında
Bastırarak kalbini avuçlarınla
Sesini okşadığımı bil
Bil ki yalvarırcasına, uzayan yollara dağılırcasına
Sonsuz bir mahşerin ortasında
Bir zemzem suyu gibi seni seni özlüyorum
Yusuf Hayaloğlu
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:18 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|