|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Zeynep Didem...Şiirler içerisinde Zeynep Didem... konusu: Kayıp Krallık Yitik Kadın...
Adını bilmediği sahil kasabalarında kayboluyordu gölgesiyle bir başına.
Eskimiş bavulunda taşıdığı aklı firarda.
yüreği anadan üryan, fikri çırılçıplak.
Bir kadının gözyaşları dolduruyordu tozlu yollardaki ayak izlerini.
...

07-11-2007, 23:16
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
Zeynep Didem...
Kayıp Krallık Yitik Kadın...
Adını bilmediği sahil kasabalarında kayboluyordu gölgesiyle bir başına.
Eskimiş bavulunda taşıdığı aklı firarda.
yüreği anadan üryan, fikri çırılçıplak.
Bir kadının gözyaşları dolduruyordu tozlu yollardaki ayak izlerini.
Deniz deniz tütüyordu burnunda yitik aşklar ,
Ihanetler parıldıyordu bir oltanın ucundaki balığın pullarında.
Ve bir balığın cırpınışlarında can cekişiyordu yıllanmış aşklar.
Kayıp bir krallığın cıkmaz sokaklarında yürüyordu,
inceden inceye bir kan sızıyordu yüreğinin ortasındaki ustura yarasından.
Kulağındaki salyangozun cıldırtan iç sesi.
-Kaç kaçabildiğince, kurtul ondan.
kurtlanmadan,
kokuşmadan,
yokolmadan,
sarmadan benliğini.
Kemirmeden,
delik deşik etmeden tüm ruhunu tek satırla öldürdüğün hayal aşklardaki kadın.
-Kaç kaçabildiğince, kurtul ondan.
Yaklaşıyor o tanıdık son.
Hissediyor, titriyor gölgesiyle bir başına.
Son bir şans, atıyor kulağındaki zarı.
Düşeş.
ve
peşi sıra eziveriyor salyangozu kulağındaki çekiçle
kaçıncı salyangoz bu kulaklarında dağılan
parça,parça, lime,lime.
Katil gözlerle bakıyordu gölgesi limon sarı güneşe, civit mavi denize.
Ve gölgenin sahibi ölü salyangoz gözleriyle bakıyordu balıkcılara.
Düşündü.
Başkaları da bakabilirmiydi ölü salyangoz gözleriyle.
Başkaları da bilebilirmiydi ölü salyangoz gözleri nasıl bakar güneşe,
denize.
Ve kim görebilir kulağındaki salyangozu öldüren bir gölgenin katil bakan
gözlerini.
Martıların cığlıklarına takılı unuttuğu sevda şarkıları calıyordu
kulaklarında
ışıklı bir radyonun cızırtılı istasyonundan.
vokalde ölü salyangoz ,çekiç ve üzengi eşliğinde.
Adını bilmediği sahil kasabalarında kayboluyordu gölgesiyle bir başına.
Ilık meltemler okşadığında dudaklarını ilk öpüşmesi geliyordu aklına
Kimbilir hangi mahalle sinemasının son seansında kaldı sıcacık tuttuğu eller,
çekirdek ve gazoz karışımı bir tatta öptüğü o sıcacık dudakların tadı.
Ilık meltemler okşadığında tenini ilk öpüşmesi geliyordu aklına
Ve ağrısı hala kasıklarında seğiren.
ilk sevişmesi
ve
ilk kadını,
18’inde bir kısrağa ilk gem vuruşu köhne bir yatak odasında.
Kendi yapışkan tohumlarının ekşi kokusuna karışan o taze leylak kokusu genzini yakan.
Hayatla alay eden anlık zevk cığlıkları.
Kayıp krallığın sehvetli prensi.
Ve altında dans eden fahişe bakışlı leylak dalı geliyordu aklına ılık
meltemler dudaklarını okşadığında.
Kayıp krallığın ruhunu satmış sahibi,
yitip gidiyordu gölgesiyle bir başına usulca.
Yüreğinin en mahrem yerinde asılı bir fotoğraf,
kagir bir evin cumbasının göldesinde tellendirdiği o sigara dumanının ardında belirir sisli, puslu.
Dağın zirvesinden fışkırarak o kızıl nehre karışan kirlibeyaz yaşam özünün kıyısında.
Karbeyaz çarşaflara kankırmızı güller işler durur leylek kokulu ölü bir kadın……
didem 10/01/04
|

07-11-2007, 23:17
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Ihlamur Kokulu Aşklara, Billur Gözyaşı Şişeleri...
Son kuşlar havalanır,
son trende gitti gider.
son vapur düdüğünü çalar ardından.
Yavaş yavaş iner akşam sulara.
Güneş penceresini kapatır.
Gün perdesini çeker.
Pembe-kızıl bir hüzün yağar tüm şehre.
Yalnıızlığa çeyrek kala, sensizliği beş geçer.
Süzülürken yitik sevdalara,
yelkeni yırtık, küreği kırık bir yürekle,
Kızkulesi aşıkları,
sessizlik….
bir yılan gibi çöreklenir benliğime.
sensizlik
bir kurt beynimi kemirir.
Yutkunamam.
Bir kelebektir sensizlik .
Boğazıma takılır.
Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığım geceleri biriktiririm,
billurdan gözyaşı şişelerine.
Gözyaşlarım, ben ve solmuş afrika menekşeleriyle seni beklerim.
Bir mum yakarım senin için,
Bir mum kendim için.
Gözlerimi kapatır sessizliğin o dayanılmaz sesini dinlerim,
Ve seni bana getirecek ayak seslerini özlerim.
Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığımız geceleri biriktiririm.
Billurdan gözyaşı şişelerine.
Ve
ıhlamur çiçeğim seni beklerim.
Umutlarım tükenmez.
Bilirim.
Umutların bittiği yerde afrika menekşeleri bitmez.
Ve ıhlamur kokmaz sevgililer.
Yavaş yavaş erir mumlar.
kara iki yılan sinsi sinsi kabuk değiştirir mumların isinde.
Ve
ansızın çalar kapım.
Tüm dallar çiçeğe durur içimde.
Öylece durursun kapımda.
Tek kelime edemeyiz
Gözyaşlarım,
ben ve
solmuş afrika menekşeleri.
Bir ıhlamur kokusu yayılır odaya.
mum ışının vurduğu duvarlarda
Iki gölgenin elleri birleşir,iki gölge hasretle sarılır.
Ve iki gölge çılgınca sevişir.
Sen ve ben,
Gözbebeklerinde ağlayan kızkulesi aşıklarınının,
pişmanlıklarını dolduruz billurdan gözyaşı şişelerine.
Öylece sessiz otururuz, mumlar eriyinceye dek.
Mumlar erir,silinir duvarlarda gölgeler.
Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığım gecede
asılı kalır sözlerin,
-gidemedim .
Son kuşlar havalanmış.
Son tren kaçmış ve.
son vapur düdüğünü çalmış.
21/01/2003
|

07-11-2007, 23:19
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Teneke Kutularda Sardunyalar...
Sardunyalar hatıra defterim...
Terkedişlerimin acımazsız sorgularında,.
boşa atılan kulaçlarla yorgun düşlerim.
Yalnızlığın kıyılarında bir solukluk dinlenme molaları.
Seni hatırlatan kankırmızı sardunyaların, iç bayıltan o ıtırlı kokusuyla karışan ıssızlık.
Sardunyalar.
Hatıra defterim.
Sandık lekeli geçmiş zaman hikayelerini anlatan çiçek.
Düş eksiği gülüşlerinin kokusu.
Bir çocuğun yara bere dizlerine basılan tuz.
Anneme sarılmayı özlemek biraz, sobası yanmayan odalarda.,
Karabasan baskını gecelerde boğazıma düğümlenen hıçkırık.
Sardunyalar.
Çalakalem karaladığım
Hatıra defterim.
Paslı peynir tenekelerine ekilmiş bir avuç umut.
Mayın tarlalarının sınır çizgilerinde intihar geceleri.
Ilık bir sonbahar arifesinde, jiletlerin öptüğü bileklerime takılmış kan çiçekleri.
Sardunyalar.
Hatıra defterim.
Zamansızdım her zaman .
En başındandı kırgınlığım.
Geç kalmışlığım vardı aşk’a.
Kabulüm.
En erkeninden uğradım ihanetleri peşi sıra,
tekeri kırık siyah kamyonumla, kağıttan kayıklar yüzdürdüğüm sokakların birinde yarım kalmışlığı çocukluğumun.
Sardunlar.
Hatıra defterlerim.
Sorularım nedensiz,
sebepsiz cevaplarım..
Birde,
zamansız gidişlerim var bilmekteyim.
Dönüşlerimse…
SUSKUNLUĞUM.
Böyle bir adamım işte.
Mekansız, apansız gidişleri severim
Ve zamansız geri dönüşleri.
Ölüm ve doğum gibi vakitsizlikleri.
Bu yüzden en sevdiğim mevsimdir ya nisan.
Zamansız açar güneş önce,
iliklerine kadar işler bahar.
Bir bakarsın akştan daha beter ıslanmış titrersin sırıksıklam..
Sardunyalar.
Hatıra defterim
Vakitsizimdir.
Vakit şimdidir..
Sana bırakır tüm yaşanmışlıkları
Takılıp bir seher yelinin ardına
giderim.
Çiğ yağar.
Üşür yüreğin,üşür çiğdem çiçek.
Üşür sardunyalar.
Zamansız adamın
zamansız aşkına ağlar,paslı peynir tenekerine ektiğimiz sardunyalar.
Sardunyalar
Hep sen kokar….
|

08-11-2007, 00:21
|
 |
mavi denizim
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 572
|
|
|
söyleyecek pek fazla şey bulamıyorum.
yine harikalar yaratmışsın ebruli
ellerine sağlık............
|

08-11-2007, 08:58
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 693
|
|
|
melankoli takılmaya çok meyilli bir bünye benim ki anladığım kadarıyla ee bu da bazı yaşanmışlıkların yarattığı bir durum.Teşekkürler ebruli geçmiş zamanda şöyle salına salına dolanmama neden olan bu harikalık için yeniden teşekkür..
|

17-11-2007, 20:20
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Ateşde Yanar Buzda...
Üşüyorum.
Öyle bir ayaza kesti ki içim.
Donar saksıdaki menekşeler koklasam.
titrer bir kuşu avuçlarıma alsam.
Ağlamak istesem,
çığ düşer göz pınarlarımdan.
Ve
hep seni hatırlatır, üstümüze zamansız inen kar.
Kar’a bulanır tüm düşünceler.
İçim kar…
Dışım kar….
Hissediyorum.
İncecik biz buza yatırıyorlar yüreğimi.
Sızlıyor derinden bir yer.
Hayalin donuyor gözbebeklerimde yavaş, yavaş
Nasıl çözülür buz tutan bir yürek ?
Bilmiyorum.
Düşündüklerim.
Düşündüklerimden bir tipide kayboluyorum.
Kaybolmuşluğun kıyılarında,
utanıyorum.
Düşünüyorum.
Ah cesaret ister yapmak düşündüklerimi.
Gel gör ki oda bende yok.
Yoklukların kıyısına gömdüğüm düşüncelerimde
Üşüyorum.
Düºünce arifelerimde,
buz tutmak bir dere kenarında,
sonra erimek ilk çıkan güneşle
karışmak toprağa.
yada
sensizliğin açtığı ilk kapıda yok olmak var aslında.
İlk gördüğüm kadınla yatmak,
biraz açık saçık konuşmak var.
Ve
sayılmayacak kadar çok öpülmüş dudaklarındaki, ucuz şarap tadına inat,
seni anlatmak var biraz da.
O kadının ğöğsünde hıckıra hıçkıra ağlayarak.
Düşünmeden bu kez
“Seni özledimleri “ çıkarıyorum bu gece kilitlediğim sandıktan.
Bir camdan süzülen küçük su damlacıklarının
hüzün buğularına saklıyorum seni.
Damlacıklar ellerin önce,
Sonra gözlerin oluyor.
Ürkek,
Kırılgan,
Naif….
Bir kar tanesinin eriyişinden var ediyorum seni.
Saçlarında beyaz kelebekler uçuşuyor lapa lapa.
Ürker diye kelebekler,
korkuyorum saçlarını okşamaya.
Her dokunuşum sana
yokluğun varlığı doğuruşu en sancılısından.
Bir pervanenin ölüme kanatlanışı, mum alevlerinin en ateşli dansında.
Bir ipek böceğinin kozadan çıkışı bir uçunu kemirdiği dut yaprağından.
Gözlerine çektiğin sürmelerden kara geceler .
Zift,
katran,
zifir koyuyorum yanlızlığın adını…
Zifir renkli odalarda mine işli buhurdanlıklarda tütsülenirken kokun,
beyaz bir ölüme uzanıp,
seni düşünmediğimde,seni düşünmediğimi düşünüyorum.
Ve
yatakdaki izine sarılıp uyuyorum.
Uyanıp bazen,
niyesi yok.
Düşünüyorum.
Buz gibi ruha sunduğun ateşten bir yüreği
Buz ve ateşin sevişmelerini.
Seni .
Beni.
Akrebin kendini sokuşu gibi korkusuzca,
ölümüne ateş ve buz gibi dans edişimizi.
Buzun her dokunuşunda ateşe,
nasıl damla damla eridiğini.
Nasıl titreyip, nasıl aktığını.
Nasıl yok olduğunu mutlulukla ,
şehvetle,
ihtirasla.
Ve nasıl yandığını ateşten ateş.
Ve nasıl yeniden var olduğunu bir göl ortasında.
Biz imkansızı yaratırdık tüm sevişmelerde.
Ateş de yanardı,buz da.
şimdi üşüyorum.
Kapat pencereleri.
Boşalıyor zincirlerinden kendime verdiğim sözler.
Pişmanlık fırtınaları kapıda .
Kar olup düşeceğim avuçlarında erimek uğruna
|

18-11-2007, 18:32
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 898
|
|
|
son dönem Türk Şiiri "karmaşa" üzerinden yürüyor. Öyle karmaşık şiirler yazılıyor ki, anlayabilmek için derviş olabilmek lazım biraz
|

27-11-2007, 01:20
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
:( tam yatacakken kötü oldu bu şiir:(
Meleklerin duasıdır...
doğmadan ölmüş melek oğlumun anısına...
“ Zamansız açtı dalda bir tomurcuk ve zamansız esti bir rüzgar.
Açmadan soldu tomurcuk dalında, kırıldı dal kederinden.
ve
Bir damla yaş aktı yaşlı ağacın gövdesinden.
Ve o yaş en parlak yıldız şimdi, o ağacı gökyüzünden seyreden.”
***
Söz verdim, ağlayamam.
ağlarsam üzülürmüsün.
söyle anne,
“Annesiz büyür mü bebekler ? “
Mavi boyalı bir odadayım.
Hafiften bir ışık .
Heryerde hastane kokusu.
Oysa burnumda senin kokun olmalı.
Biriri tutuyor elimden, birileri birşeyler söylüyor.
Ağlayamıyorum.
Ağlama üzülür diyorlar.
Söz verdim, ağlayamıyorum.
Peki ağlarsam üzülürmüsün?
Ağlamak istiyorum.
Gözlerimi kapatıyorum.
Gözlerini görüyorum.
ellerin yumuk yumuk.
Ellerini uzatıyorsun.
Uzanıyorum ellerine
Tam tutacakken kayboluyorsun.
Gözlerim açıkken görmek istiyorum seni.
Çünkü ne zaman kapasam gözlerimi kayboluyorsun.
Nisan yağmurları zamanı.
Gökyüzü sağanak sağanak.
Söz verdim gözlerime sağanak
yasak.
Ağlayamıyorum.
Kurt ,kuş
börtü böcek ,
toprak sırılsıklam .
Uyuyup kalmışım bir vakit
Burda duruyor pijaman ve patiklerin.
Çırılçıplak göndermişler seni.
Oysa Nisan yağmurları zamanı.
Nasıl üşür insan bilirim.
Anne ,
“Melekler örtermi kanatlarıyla ölen bebeklerin üzerini ? ”
Uyuyup kalmışım bir vakit.
yanımdasın.
Kollarımın arasında.
Mis gibi süt kokuyorsun.
bir yıldız kayıyor geceden.
Ağla diyorsun.
Ağla anne üzülmem.
Toplar göz yaşlarını bana getirir melekler.
Özlediğimde kayan bir yıldızda seyrederim yüzünü,
Senin yerine melekler uyutur beni.
Ve melekler senin ninnilerini söyler.
Ve melekler üstümü kanatlarıyla örter.
Üşümem.
Ve üzülme anne ölen bebekler büyümek için annelerini bekler.
09/01/2003
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:12 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|