Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular > Şiirler


İnsanın boğazını düğümleyen bir şiir

Şiirler içerisinde İnsanın boğazını düğümleyen bir şiir konusu: Çanakkale Savaşı ile ilgili bir çok şiir yazılmıştır. Ama bu şiir kadar beni etkileyeni olmadı bugüne kadar. O kadar etkileyici, hüzünlü ama güzel ki... Şu laf çok klişe olmuş olabilir ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-11-2007, 18:23
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 898
Red face İnsanın boğazını düğümleyen bir şiir

Çanakkale Savaşı ile ilgili bir çok şiir yazılmıştır.
Ama bu şiir kadar beni etkileyeni olmadı bugüne kadar.

O kadar etkileyici, hüzünlü ama güzel ki...
Şu laf çok klişe olmuş olabilir ama bu şiir için tam anlamıyla gerçek bir laf: Okurken gözyaşınızı tutamayabilirsiniz.




Bir Savaş Ardı Destanı


“söyle arkadaşım” dedi Anadolulu Mehmet
yanıbaşındaki Anzak erine
“nerelerden kopup gelmişin
neden çökmüş bu mahzunluk üzerine”

“DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak
“öyle yazmışlar mezar taşıma
doğduğum yerler öylesine uzak
örtündüğüm topraksa gurbet bana”

“dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet
“değil mi ki bizlerle birleşti kaderin
değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet
sen de artık bizdensin

sen de bencileyin bir Mehmet”



Çanakkale toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar

değil mi ki sizler alamasanız bile
bu topraklar almış sizleri basmış bağrına
sizlere de artık vatan sayılır Çanakkale

“ya sen” dedi Mehmet
oyun çağındaki İngiliz erine
“yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne”

“yaşım sonsuza dek on beş”
dedi ufak tefek İngiliz eri
“köyümde askercilik oynar
coştururdum trampetimle bizimkileri

derken kendimi cephede buldum
oyun muydu gerçek miydi anlamadan
bir sahici kurşunla vuruldum
sustu boynumdaki trampet

son verildi böylece oyundan bozma işime
Geliboluda bana da bir yer kazıldı
mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı
öyküm de künyem de bundan ibaret”



yağmur yağıyordu usul usul toprağa
gözyaşları düşerek üstüne sanki
damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
sahibini yitiren bir trampet

“ya sizler” dedi Mehmet
dünyanın dört kıtasından
mezarlar dolusu erlere
“hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiniz yerlere”



kimi İngilizdi kimi İskoç
kimi Fransızdı kimi Senegalli
kimi Hintli kimi Nepalli
kimi Avustralyadan Yeni Zelandadan Anzak
gemiler dolusu asker
her biri niye geldiğinden habersiz
Gelibolunun oya gibi koylarından sızarak
tırmanmışlardı dağa bayıra
siper siper yara gibi yarılan toprak
mezar olmuştu savaş ardından onlara


kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
kiminin de mezar taşında
on altı on yedi on sekiz yaşında
EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİği yazılı
Çanakkale topraklarında

her birinin erken biten yaşam öyküsü
eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı

“anlamaz mıyım” dedi “halinizden kardeşler”
adına yazılı taşı bile olmayan asker
Anadolulu Mehmet

“ben de yüzyıllarca yaban ellerde
neyin uğruna bilmeden can vermişim

kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
ilk kez Çanakkalede ermişim

uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak
ekip biçtiğim padişah mülkü toprak

değil mi ki sizler alamasanız bile
bu topraklar almış sizleri basmış bağrına

sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale”




Çanakkale toprağının
üstü cennet altı mezar
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar

bir garip savaştı Çanakkale savaşı
kızıştıkça kızgınlığı dindiren
ara verildikçe ateşe
düşmanı kardeşe
döndüren bir savaş

kıyasıya bir savaştı
ama saygı üreten bir savaş

yaklaştıkça biribirine
karşılıklı siperler
gönüller de yakınlaştı

düştükçe vuruşanlar toprağa
dostlar gibi kaynaştı

savaş bitti
ölenler kaldı sağlar gitti
köylü köylüne döndü evli evine

kır çiçekleri geldiler akın akın
çekilen askerlerin yerine
yaban gülleri dağ laleleri papatyalar
kilim kilim yayıldılar toprağa
siper siper
toprağın savaş yaralarını örttüler

koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine
çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
silah yerine saban tutan elleriyle
geri aldı savaş alanlarını doğa
can geldi toprağa silindikçe kan izleri

yeryüzünde cennet oldu öylece
o cehennem savaş yeri

şimdi Çanakkale Gelibolu
bahçe bahçe
ülke ülke
mezar dolu

üstü cennet altı mezar
Çanakkale toprağının
kavga bitmiş mezarlarda
kaynaş olmuş yiten canlar




“huzur içinde uyusun”
vuruştukları toprakta
kavgadan kinden uzakta
yanyana dostça yatanlar



Bülent Ecevit
1988
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
insanin, bogazini, dugumleyen, bir, siir


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yapay zeka ve İnsanın geleceği LYNX Kara Delik 13 06-01-2008 08:51
HİROŞİMA-NAGAZAKİ İnsanın kaybettiği an duarden Tarih 5 23-12-2007 23:34
Çeviri Şiir maria Edebi Mevzular 12 04-10-2007 13:50
Bu Şiir Bir Şehir... Ebruli Şiirler 0 25-05-2007 22:31
şiiR gordion Komik Çizgiler 0 10-02-2007 14:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:22 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org