|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Murat Kayalı..Şiirler içerisinde Murat Kayalı.. konusu: Yüregimin Ölüm Tarihi Belli
sonrasinda beliriyor herseyin öncesi
ardı
ardına
peydahlıyorum
birincisini
ikincisini
hepsini
gayrimeşru
doğuruyorum
sonra
gidiyorum
ölü düsüncelerimin kokmuş cesetlerini
çılgınlığın mezarlığına gömüyorum
sonra
görüyorum
aptallıgın gözlerime oturmuş ...

14-10-2007, 12:24
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
|
|
Murat Kayalı..
Yüregimin Ölüm Tarihi Belli
sonrasinda beliriyor herseyin öncesi
ardı
ardına
peydahlıyorum
birincisini
ikincisini
hepsini
gayrimeşru
doğuruyorum
sonra
gidiyorum
ölü düsüncelerimin kokmuş cesetlerini
çılgınlığın mezarlığına gömüyorum
sonra
görüyorum
aptallıgın gözlerime oturmuş lekelerini
sonra
duyuyorum
icimde boğdugum seslerin akislerini
anlıyorum
beynim kendi kendisinin katili
ömür ona bir cinayet saati
sonra
okuyorum
yüreğimin ölüm tarihi belli
Murat Kayali
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
Konu duarden tarafından (14-10-2007 Saat 12:31 ) değiştirilmiştir..
|

14-10-2007, 12:34
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
|
|
|
Masal Rüya Hikaye
aslında
kış bir masal
baharlar bir rüya
güzler ise hikaye
aslında
sen
ben
ve onlar
anlatanlar
düşleyenler
dinleyenler
masal rüya hikaye
aslında
zamanı dile getiren
tarih bellenen
yüzler
binler
onbinler
bir avuç toprağın içine giren
içinde dirilen
ve sonra dillenen
dönüp
dönüp
dönenen
giden ve geri gelen
aynı harfler
aynı rakkamlar
aynı insanlar
başka olanlar
masal rüya hikaye
aslında
geçmiş bir masal
şimdi bir rüya
gelecek ise bir hikaye
aslında
ölüm bir masal
yaşam bir rüya
sonralar ise bir hikaye
orası yok burada
orası bir masal
burası var şimdi
şimdiler bir rüya
öncesi ve sonrası bir hikaye
Murat Kayalı
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|

14-10-2007, 12:44
|
 |
solus et moriturus ...
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 31
Mesajlar: 1,713
|
|
|
Bukalemun
bu alem / bu kalem / bu ün
değiştikçe
kendi kendine sorduğun
sormaktan yorulduğun
zaman sen sen oldun
biçim buldun / bir içim oldun / dudağa vurdun
gölgeye durdun
yüreğe sundun
aktın aktın
akmaktan yoruldun ve duruldun
güneşte kurudun
buhar oldun
buhar olduğun
zaman sen sen oldun
gökle barıştın / yıldızla tanıstın / ay ile kucaklaştın
geceye düştün
geceye düştüğünde
salkım saçaktın
ıslak ama sıcaktın
sen yağmur oldun
yağmur olduğunda
beni ıslattın / ağlattın / yağmaladın
beni yağmaladığında
ben anladım
seni oldum olasi yanlış yerlerde aradım
sen benim kovaladığım
ama yakalayamadığım
kaçaktın
sen bu alem / sen bu kalem / sen bu ün
sen bukalemun
tek sahibi
tek gerceği
tek resmi
değişken ama değişmez ruhumun
bağışla
hatalarım çoçukluğum
yitirdiğim sadece kabuğun
bense badem sandım
aldandım
gölgedeki gölgene yanıldım
sarılamadığımı o adem sandım
ayağının önüne uzandım
ezilsem / geçsen beni / çignensem
yemyeşilim şimdi
sana çimen olurum
sen kaybet yine kendini
ben bulurum bende seni
içimde herşey eşil
içimde sen yemyesil
varsın bütün renklerimde
sana kavuştuğumda
beni buluyorum
ben ben oluyorum
son veriyor aşk aşkın mealine
bu alem dökülüyor kaleme
kalem un ufak olur
toplanır biraraya ayrıçlar
sözler artık anlam taşırlar
bu alem / bu kalem / bu ün
bir bukalemundur
değişen sadece suretindir
ruhun ebedidir
değişmen kaderindir
o resim hep icindeki resimdir
var ama görünmez ve tarifsizdir
essiz ve tektir
uzaktan uzağa
tarif ettiğin sürekli eksiktir
eksiğini tamamlayan bir ayrı renktir
bulduğunda
sen sen oldun demektir
umduğun oldun
çünkü
sen hep o bukalemundun
Murat Kayali
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|

17-11-2007, 23:01
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Kırık Düşler Yolculuğu...
ilk günden içine düştüğümüz hayatta
vuruluruz herbirimiz bir yerinden illá
benim yazgım değil mutluluk, bilirim senin de
gerçek elimde, kırılacak bir düşsün günün birinde
doğduğum yıl bindokuzyüzatmışüç
kimbilir, ölüm nerde
yoruldum yıkılan günleri onarmaktan
kalp kezzap içti, ruh üryan gezdi
ruhsatsız bir gölgeydi sarıldıklarım
nerde konaklasam, hep bir yol geçti
yürek! Kılıfında paslanan hançer
darımı çalan kuşları vuramadım
aç kalmayı öğrettiler bana, doymak nasıldır..?
nasıldır bir cana kıymak..?
sefasını sürdüğün günlerde akıyor kanım
söylesene, nasıldır aşkın kanadını kırmak..?
tarihsiz karışmışsın soyuma, uzak kalamadım
talihsizliğim değilsin, bilirim talihim de
yaşama ait değil adın, ben yazmadım
düşsün günün birinde, seni gerçek kılamadım
sen mezarsın
yıl (….)
kimbilir, şimdi hangi yolcunun duasındasın
bir şafak karşıladım ve güneş kuşandım
geceyle işim yok artık yıldızlar söneli
tutulmuyorum aya kurtlar göçeli
kapımı aylardan bir tek mayısa açtım
ısınıyorum, yavaş yavaş
huzur! Kökümde sakladığım meyva
kopardığın yapraklardan hep yeşeriyor dalımda
açmayı öğrettiler bana, kurumak nasıldır..?
aşı tuttu içini oyduğun ağacım
söylesene nasıldır, asalak bir tırtıl olmak..?
hasat vaktim değilsin, yılbaşım da
bana uğraman bir zaman şaşkınlığı olmalı
söylemeliyim sana bilmediğin bir vakti
saat onikiye beş var
kimbilir, daha ne kadar yol gitmelisin
ilk günden içine düştüğümüz hayatta
şaşırırız yolu herbirimiz bir yerde illá
benim yazgım değil kaybolmak, dilerim senin de
geçmis elimizde, bırakılacak elbet bir yere günün birinde
doğduğum yıl bindokuzyüzatmışüç
yaşıyorum işte böyle yıllardan ikinibinyedide
|

17-11-2007, 23:02
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Kabul Buyurdum Düşlerini...
varsayıyorum …/…herşey söylediğin gibi
sen bergamot kokuyorsun …/…tanıyorsun tenimi
duyuyorsun…/… kendime susmuş içsesimi
kabul buyurdum düşlerini
madem hal budur …/… uzat ellerini
yan yana …/… yana yana sevişelim
uzaklaştırıp
her aşkın bir sonu olduğu gerçeğini
unutalım…/… yakalım kandilleri
inanıyorum …/… yüreğin misk hanesi
kaderin cilvesini taşıyorsun …/… yükümü de anlıyorsun
duyumsuyorsun …/… görünmez yaramın acısını
kabul buyurdum gülüşlerini
madem hal budur …/ …dök neşeni
yabancılaşıp
oturduğumuz hüzünlü semtlere
kaçalım …/… gülüşlerimizin kanatlandığı yerlere
kandırıyorum …/… senin de kendini bile bile kandırdığın gibi
herşey göründüğü gibi …/… tuvalime alıyorum istediğin şekilleri
boyuyorsun … / … karanlık bir gecede solan gözlerimi
kabul buyurdum renklerini
madem hal budur …/ …dudağıma feda et ellerini
parçalanıp
kendimizi bildiğimiz suretlerde
tanışalım …/… düşlerimizin ateşinden arda kalan küllerde
varsayıyorum …/…herşey söylediğin gibi
sen dikiyorsun …/…benim üryana biçtiğimi
içiyorsun…/…ikram eylediğim acı şerbetimi
kabul buyurdum misafirliğini
madem hal budur …/… doldur tasını
ağız ağıza …/… can cana içelim
sarhoşlaşıp
ten boylarını aşalım
kaybolalım…/… káfir olup gönlün darağacında salınalım
|

17-11-2007, 23:06
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Bazen/Elimde Bir Kahve Taşı/Dolaşırım Okyanusları...
bazen içim bir gece
güpegündüz ay gözüm
kararır kalırım kendimde
gün güneş düşmez dilime
bazen elimde bir kahve tası
dolaşırım okyanusları
düşerim balığın ağın derdine
görürüm çare yok
beni dibe çeken kedere
bazen tepeden tırnağa kavgadayım
yoklar ülkesini kuşatırım
vurulur yüreğim her adımda
esir düşer umutlarım yaşanmışlara
zafer yine anılara
bazem içim daralır vakitsiz
çiçeklerime uğrarım
mikro kozmik muhabbet ederiz kimsesiz
bir yaprak daha çoğaldığına sevinirken akşam sefası
utanır unuturum yakınmayı
ama unutmam toprağa dokunmayı
bazen lunapark kurulur yüzüme
bedava ve her sevinç herkese
yaşam dağıtırım önüme gelene
karikatürünü çizerim asık suratlı aşkın
çizmeli kedisi olurum hayatın
uyur kalırım üstünde bir atlıkarıncanın
bazen hiç birşey olmaz
yaşar giderim öylesine
insanlık hali işte
gün dediğin benzemiyor birbirine
üstelik
saniyeler bile kendince
değiştiriveriyor dünyayı istediğince
bazen elimde bir kahve tası
dolaşırım okyanusları
çıkarım adaların keşfine
görürüm gidilecek bir yer yok
durur kalırım olduğum yerde
Murat Kayalı
|

17-11-2007, 23:07
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Döndür Şimdi Şu Çızık Kırkbeşliği Tersine...
hüznümüzün kışına bir ateş yaksaydık en başta
sonra içimizdeki kardelenlerin yaprağını uyandırsaydık usulca
sıfır nokta yediyüzlük …/…şişeleri boşaltsaydık akabinde
su verseydik anasona … / …biraz da roka kuru düş bahçelerimize
döndür simdi su çızık kırkbeşliği tersine
elim uzanmadan düğmelerine
açmalıyım sözlerin yakasını
al dudaklarımdan şiirimin en fiyakalısını
teninde sırala mısralarımı
beraber okuyalım yürek sayfalarımızın günahlarını
ne görürsem aládır… / … gözlerin gösterecek
neye dokunursam … / … tenin bilecek
sevişmek
sevgili
böyle kutsal bir ilahi
topla içimden haram meyvalarını …/… cenneti biz yakmadık
takın bir orospunun en şehvetli duvağını
sen koydun sen kaldır bütün yasak ve olmazları
bir sevap eyleyeceksem o da bu gece yüreğimin sarhoş zinası
yüreğimse sana başımın gözümün sadakası
ne kadar ağlatırsan revadır … / … için yıkanacak
ne yazdırırsan tenine … / … baki ve devadır
sevişmek
sevgili
böyle kutsal bir ilahi
korkutuyor senide aşkların masa örtüsü gibi temizi
altındaki tahtada hayalinin aralığından geçmeyen ayakizleri
bir de acıtıyor içini … / … yüreğini yakalatma şüphesi
daha buraya oturmadan yaktım ben hepsini
korkma
hiçbir soyut düşüncenin tutanağında yok koordinatlarımız
aklın yerküresinden sildim meridyenleri
bir tek sen
bir tek ben
biliyoruz
acılarımıza diş geçirdiğimiz yeri
sevişmek
sevgili
böyle kutsal bir ilahi
sevişmek
sevgili
yaşamın en saygı duyulacak gizi
iyi sakla
seni
beni
bu geceyi
döndür simdi su çızık kırkbeşliği tersine
yaramı örtüp gitmeden önce
|

11-01-2008, 22:27
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Birgün Yakalanırsan İçindeki Çığlığa...
karşılaşacaksın
götürdüğün benimle …/… aldıklarını vermeye hazırla yüreğini
kaybolmayacak
bir resimim …/…sen şimdiden aşksızlığını onayla
hemen geçmişi kurut ve düşlerini çabuk boya
havada bulut var
bilirsin yağmur çok yakışır bana
birgün yakalanırsan içindeki fırtınaya,
güneşe sırtını döndüğün yerde kendine bir sığınak ara
konuşacaksın
kaybettigin sesinle … /…içinde öldürdüğün çocuğu duymaya başla
unutulmayacak
bir ağıtım …/… “bizi bitirme” diyen kısmını hatırla
sonsuzluğa daha çok var
bilirsin naftalinle dayanır o hırka da
birgün gönlünün ayazında kaldığında
sana ayrılmış yün battaniyelerini hatırla
gideceksin
eskiyiveren yeniden …/ … eskitemeyeceksin çünkü hasretini
teninde taşırken tenimi … / …kaçırdığın yöne çevir gözlerini
suçlanamayacak
bir sevdayım … / …hataları döndürürken bir günaha
sevapları duasız bırakma
birgün düşersen hayatın merdivenlerinden
kırıkçıya bedel olarak veriver sana yazdığım şiirlerinden
karşılaşacaksın
kırık düşlerimle … / … akılla sevişirken kesildiğinde
akmayacak
bir damla gözyaşıyım … / … nedenlerin ve niçinlerin derinliğinde
mutluluğunla göm beni
birgün yakalanırsan içindeki çığlığa
senin için sustuğum bütün zamanları hatırla
|

11-01-2008, 22:31
|
|
Yitikmavi
|
|
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Mesajlar: 1,744
|
|
|
Beni Ayakta Gömün...
kömür haline gelmişti …/ … yakmıştınız yüreklerinizi
sürgündüm
dönmeye çalıştım yaşama geri
„ Kentinizin sokaklarında, içinizdeki o uzlaşmaz, paylaşmaz
ve nefretle aşınmış korkunç hapishanelerinizin gölgelerini gördüm.“
uzaklaştırdınız sevgimi
yeryüzünün en boyun eğmez yüreğiyle yaşadım
öldüm
beni ayakta gömün
hersey bir işaretti …/…o lanetli ateşiniz sönmemişti
üzüldüm
bulutlar yağmur toplamaya gitmişti
“ Bana burada reva gördüğünüz herşeyi kendi yüreğinizde
yaşamamanıza özen gösterdim.”
dağıttım gülüşlerimi
yeryüzünün en dik yamacından atladım
öldüm
beni ayakta gömün
herşey bitmişti…/ … aşk eski bir nefesti
güldüm
terziler bana kanatlar dikmişti
“ Sözü edilen yaratık aşağı bir yaşam formuydu, ama elinde
meşaleler taşıyıp şarkılar söylüyordu.“
şeytanı çiviledim
yeryüzünün en aydınlık penceresinden baktım
öldüm
beni ayakta gömün
firar yardımcılarımdınız …/… adımı sakladınız
göçtüm
herkes bana bir isim vermişti
„Alçakgönüllü olun; kendinize güvenin; riskleri hesaba katın.“
çoğalttınız beni
yeryüzünün en derin yüreğiyle sevdim
öldüm
beni ayakta gömün
ey sahip
diz çöktüm
yaramı ör
küçük kızıyım ben
anneannemin
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:14 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|