|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Wiliam Blake'denŞiirler içerisinde Wiliam Blake'den konusu: Kaplan! Kaplan! / William Blake
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?
Hangi uzak derinlerde, göklerde
Yandı ...

19-09-2007, 13:57
|
|
|
Wiliam Blake'den
Kaplan! Kaplan! / William Blake
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?
Hangi uzak derinlerde, göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi el ateşi kavrayabilir?
Ve hangi omuz ve hangi beceri
Kalbinin kaslarını bükebildi?
Ve kalbin çarpmaya başladığında,
Hangi dehşetli el? ayaklar ya da
Neydi çekiç? ya zincir neydi?
Beynin nasıl bir fırın içindeydi?
Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
Ölümcül korkularını alabilir avcuna?
Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzu'yu yaratan mı yarattı seni?
Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabilir o korkunç simetrini?
Çeviri: Selahattin Özpalabıyıklar
Ah, Günebakan!
Ah, Günebakan! zamandan bezmiş,
Güneş'in adımlarını sayar;
Gezginin yolculuğunun bittiği yerin,
O parlak diyarın peşinden koşar;
Genç adamlar tutkudan sararıp solar orada,
Ve solgun Bakireler, kardan kefenler içinde,
Kalkarlar mezarlarından, ve yükselirler,
Günebakan'ımın gitmek istediği yere.
Asla Uğraşma :Aşkını Anlatmaya
asla uğraşma aşkını anlatmaya,
aşk varolur yalnızca dile gelmeden;
nasıl hareket ederse soylu rüzgar
sessizce, görünmeden.
anlattım aşkımı, anlattım aşkımı,
anlattım ona tüm yüreğimdekileri;
titreyerek dehşetli korkularla, buz gibi,
ah! yanımdan ayrıldı.
uzaklaştıktan az sonra benden,
bir gezgin onu elde etti,
sessizce, görünmeden:
ah, bu inkar edilmezdi.
Cennetle Cehennemin Evliliğinden
Cehennemden aldığım habere göre dünyanın altı bin yılın sonunda
alevler içinde yanacağına ilişkin eski bilgi doğru.
Çünkü bu nedenle kızgın kılıçlı keruba yaşam ağacının başında tuttuğu nöbeti
bırakması emredilecek: ve bunu yaptığında tüm yaratılış yanacak
ve sonsuz ve kutsal görünecek, ki şimdi sonlu ve düşkün görünüyor.
Bu, duyumsal hazzın gelişmesi sonucu meydana gelecek.
Ancak ilk önce insanın ruhundan ayrı bir bedeni olduğu kanısının silinmesi gerekiyor;
bunu cehennemi yöntemle, Cehennem'de son derece sağlığa yaralı ve şifa verici olan,
görünen yüzeyleri eriterek saklı olan sonsuzu ortaya
çıkaran aşındırıcılarlarla baskılar yapmak yoluyla ben yapacağım.
Eğer algının kapıları temizlenseydi herşey insana olduğu gibi görünürdü, sonsuz.
Çünkü insan kendisini kapattı, ta ki tüm şeyleri mağarasındaki dar çatlaklardan görene dek.
Hasta Gül
Ah Gül, hastasın sen!
Uluyan fırtınada
Gece vakti uçan
Görünmez kurt
Keşfetti fesrengi neşeden
Oluşma yatağını;
Ve karanlık gizli aşkı
Yokediyor yaşamını.
MASUMLUK KEHANETLERİ
Görmek Bir Kum Tanesi'nde bir Dünya,
Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeği'nde,
Tutmak Sonsuzluğu avucunda,
Ve Ebediyeti bir saatin içinde.
Kapatılmış bir kızılgerdan kafese
Boğar Tüm Cennet'i öfkeye.
Kumru ve Güvercinlerle dolu bir kumru evi
Titretir Cehennem'in tüm bölgelerini.
Bir köpek, kapısında açlıktan ölen Efendi'sinin,
Haber verir çöküşünü Devlet'in.
hor kullanılan bir At yol üstünde
Yakarır İnsan kanı için Cennet'e.
Her feryadı Yaban Tavşanı'nın, izi sürülen,
Bir elyaf koparır Beyin'den.
Bir Tarla kuşu, kanadından yaralı,
Susturur bir Kerub'un* şarkısını.
Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış Dövüş Horozu
Ürkütür Yükselen Güneş'i.
Her Kurt'un ve Aslan'ın uluyuşu
Ayağa kaldırır Cehennem'den bir İnsan Ruhu'nu.
Yabani Geyik, orada burada gezerken,
Uzak tutar İnsan Ruhu'nu üzüntüden.
Hor kullanılan Kuzu Halk Kavgalarına yolaçar,
Ve yine de Kasabın bıçağını bağışlar.
Küçük Çitkuşu'nu inciten adam
Sevgi görmeyecektir İnsanlardan.
Kim getirirse Öküz'ü gazaba
Kadınlar sevmeyecektir onu asla.
Sineği öldüren oyunbaz oğlan
Tadacaktır düşmanlığını Örümceğin.
İşkence eden kişi Mayısböceği'nin Peri'sine
Bir Kameriye örer sonsuz Gece'nin içinde.
Tırtıl, Yaprağın üstündeki,
Yineler sana Annenin dertlerini.
Güve'nin ya da Kelebeğin canına kıyma,
Çünkü Kıyamet yaklaşmakta.
At'ını savaş için eğiten kişi
Geçemez asla Kutup Engeli'ni.
Dilenci'nin Köpeğini ve Dul'un Kedisini besle,
Sen şişmanlarsın böylece.
Akşamın sona erişiyle uçup giden Yarasa
Terketmiştir inanmayan Beyni bunu yapmakla.
Baykuş gece vakti ziyarete gelen
Dem vurur inançsız'ın korkusundan.
Sivrisinek, Yaz türküsünü söyleyen,
Zehir elde eder İftiracı'nın dilinden.
Zehiri Semender'in ve Yılan'ın
Teridir Kıskançlığın ayağının.
Zehiri Balarısı'nın
Kıskançlığıdır Sanatçı'nın.
Bir Gerçeği kötü niyetle söylemişsen
Daha kötüdür uydurabileceğin tüm Yalanlardan.
Neşe'nin ve Keder'in örgüsü çok incedir,
Kutsal ruh için örülmüş bir giysidir;
Her kederin ve özlemin altında
İpekle örülmüş bir Neşe yatar aslında.
Ki böyle olması hakçadır;
İnsan Neşe ve Keder için yaratılmıştır;
Ve bunu gereken şekilde bildiğimizde,
Güvenle ilerleriz Dünya'nın içinde.
Bebek daha fazlasıdır Kundak Bezlerinden;
Her tarafında bu İnsanlar diyarının
Eller doğdu ve yapıldı araçlar,
Dillerinden her Çiftçi anlar.
Her Göz'ün döktüğü Gözyaşı
Bir Bebeğe dönüşür Sonsuzluk'ta;
Ve yakalanır ışıltılı Dişilerce,
Ve döndürülür tekrar kendi zevkine.
Melemeler, Böğürmeler, Kükremeler ve Havlamalar
Cennet'in Kumsal'ını döven Dalgalardırlar.Bir Bebek Sopa'nın altında ağladığında
Öcünü yazar Ölüm'ün diyarlarına.
Kişi Küçük Çocuğun İnancı'yla alay ettiğinde
Alay edilecektir onunla Yaşlılık'ta ve Ölüm'de.
Kuşku duymayı öğreten kişi Çocuğa
Çıkamayacaktır çürümüş Mezar'dan asla.
Küçük Çocuğun İnancı'na saygı duyan kişi
Yenecektir Ölüm'ü ve Cehennem'i.
Çoçuğun Oyuncakları ve Sağduyusu Yaşlı Adam2ın
Ürünleridir İki Mevsim'in.
Soru Soran Kişi, ki oturuşu pek muzipçedir,
Yanıt vermesini asla bilmeyecektir.
Şüphe taşıyan sözleri yanıtlayan kişi
Söndürür Bilgi'nin Işığını.
Cırcırböceği'nin çığlığı ya da bir Bilmece
Uygun bir Yanıt'tır bir Şüphe'ye.
Karınca'nın İnç'i ve Kartal'ın Mil'i
Gülümsetir topal Felsefe'yi.
Kişi gördüklerinden şüphe duyuyorsa
Ne yaparsan yap, inanmayacaktır asla.
Eğer Güneş ve Ay şüpheye düşselerdi
O dakika sönüverirlerdi.
Prens'in Kaftanları ve palavraları Dilenci'nin
Zehirli Mantarlardır Keselerinde Cimri'nin.
Dilenci'nin Paçavraları, kanat çırparak havada,
Bölerler Gökyüzü'nü parçalara.
Daha değerlidir Yoksul'un Çeyrek Peni'si
Tüm Altınlardan Afrika sahillerindeki.
Cimri'nin topraklarını alıp satar Az Bir Para,
İşçi'nin ellerinden zor alındığında;
Ya da, eğer yukarıdan korunuyorsa,
Alıp satar tüm o Memleket'i.
Kılıç ve Tabanca'yla kuşandığında Asker
Yaz Güneşi'ne felçli bir halde hücum eder.
Biline en güçlü zehir
Sezar'ın Defne Tacın'ndan gelmiştir.
Çarpıtamaz İnsan ırkı'nı
Zırh'ın demiri kadar kimse.
Altın ve Mücevherler Saban'ı süslediğinde
Kıskançlık boyun eğecektir barış Sanatlarına.
Bir Tutku'nun içinde olmak sana İyi gelebilir.
Ama Tutku senin içindeyse bu hiç İyi değildir.
Bir Memleket'in Kader'ini belirler Kumarbaz ve Fahişe,
Devlet onlara resmi izin verdiğinde.
Orospu'nun sokaktan sokağa seslenişi
Örecektir Yaşlı İngiltere'nin kefenini.
Kazanan'ın haykırışı, bedduası Kaybeden'in
Danseder Cenaze Arabası'nın önünde Ölü İngiltere'nin
Her Gece ve her Sabah
Doğar bazıları Acı'ya.
Her Sabah ve her Gece
Doğar bazıları tatlı Hazza.
Doğar bazıları tatlı Hazza,
Doğar bazıları Sonsuz Gece'ye.
Yönlediriliriz bir Yalan'a inanmaya
Göz'ün içinden görmediğimizde,
Ki bir Gece doğmuştur, can vermek için bir Gece'de,
Ruh uyurken Işık Huzmelerinde.
Tanrı belirir, ve Işıktır Tanrı
Gecenin içinde barınan o zavallı Ruhlara;
Ama bir İnsan Biçimi'ni sergiler
Gün'ün Diyarları'nda yaşayanlara.
Senden Bütün İstediğim
Senden bütün istediğim;
Küçük bir sevgidir.
Gelen ve ağır ağır büyüyen
Değil, gelen ve giden...
Ve senden bütün istediğim;
Ümit dolu güneşli bir gün
Sevgi dolu bir kucaklayış
Değil, kucaklayış sonra da gidiş...
Senden bütün istediğim;
Beni kırmamak,
Beni bekletmemek.
Yarın çok geç olabilir.
Unutma ki vermek almaktır.
Senden bütün istediğim
Küçük bir sevgidir,
Gelen ve ağır ağır büyüyen
Değil, gelen ve giden...
Şarkı
Ne tatlıydı gezinişlerim tarladan tarlaya
Ve tadışım yazın tüm görkemlerini,
Ta ki görene dek güneşin ışınlarında
Akıp giden Aşk Prensi'ni!
Bana saçlarım için zambaklar gösterdi,
Ve utangaç güller alnım için;
Beni güzel bahçelerinde gezdirdi,
Büyüdüğü yerlerde tüm parlak zevklerinin.
Kanatlarım tatlı Mayıs çiğleriyle ıslandı,
Ve Apollo alevlendirdi sesimin öfkesini;
Beni ipekten ağıyla yakaladı
Ve altın kafesine kapatıverdi.
Bayılıyor oturup dinlemeye şarkılarımı,
Sonra, gülerek, eğleniyor benimle, ve oynuyor;
Sonra çekip uzatıyor altın kanadımı
Ve özgürlüğümü yitirişimle alay ediyor.
|

23-10-2007, 22:23
|
|
|
zehirli ağaç
William Blake
Zehirli Ağaç
Kızmıştım bir dostuma,
Açıldım ona, kızgınlığım geçti,
Bir hasmıma kızdım
Söyleyemedim, kızgınlığım aştı beni,
Ve kızgınlığımı; suladım korkularımla,
Gözyaşlarımla gece ve gündüz,
Güneşlettim gülümsemelerle,
Oyunlarla, yalanlarla, hilelerle,
Büyüdü biteviye günden güne,
Parıldayan bir elma oldu dalında,
Hasmım da farkına vardı,
Benim elmamdı, biliyordu,
Kutup yıldızının şavkının perdelendiği bir gece,
Girdi bahçeme ve elmamı yedi,
Sabah olduğunda gördüm ki,
Hasmım ağacın altında yatıyordu sereserpe.
A Poison Tree
I was angry with my friend.
I told my wrath, my wrath did end.
I was angry with my foe.
I told it not, my wrath did grow;
And I water'd it in fears,
Night and morning with my tears;
And I sunned it with smiles,
And with soft deceitful wiles;
And it grew both day and night
Till it bore an apple bright,
And my foe beheld it shine,
And he knew that it was mine,
And into my garden stole
When the night had veil'd the pole.
In the morning glad I see
My foe outstretched beneath the tree.
ŞAİR HAKKINDA
WILLIAM BLAKE
Poetikada klasik şairler tanımlamasındadır. Yapıtları kadar yaşamı da ilginç olan İngiliz şair, ressam, heykeltraş ve gravürcü Blake; 1757 yılında Londra'da bir tuhafiyecinin oğlu olarak dünyaya gelir. Sanata resimle başlar ve çok geçmeden 11 yaşında ilk şiirlerini yazmaya başlar. Çocukluğunda Shakespeare, Milton'u okur ve klasik dönem ressamlarını inceler. Hayata atılması ve para kazanmaya başlaması gravürledir. Kardeşiyle birlikte gravür dükkanı açar ama kardeşinin ani ölümüyle kapatır ve artık yaşamında yeni bir dönem başlamıştır. Kardeşinin ölümü onulmaz bir yara açar, akıl ve ruh sağlığını yitirir. Melankoli başlar, gerçek ve hayal birbirine girer. Bu dönemde devrimci fikirlerin yanında, klasik hristiyan düşüncesine karşı çıkar. Bu dönemde 'Ayda bir ada', 'Tüm dinler birdir ve doğal din yoktur', 'Masmyet şarkıları', 'Thel'in kitabı', 'Cennet ve cehennem evliliği', 'deneyim şarkıları', 'Fransız devrimi' 'Cennetin kapıları' ve 'Bir özgürlük şarkısı' yayınlanır... Oysa daha önce sadece 'Şiir taslakları'' adıyla şiirler yayınlamıştır. Dinlerle ilgisinden sonra Urizen kitabı, Los kitabı ve Ahania kitabı yayınlanır. Son yıllarında Sonsuz İncil'i yazar ve son resmi okuma yazmayı öğrettiği karısı Catherine'indir. 1827 yılında ölür. Hayatı boyunca ne maddi sıkıntıdan ne de eleştirmenlerin hırpalamalarından kurtulamamış, ölümüne dayanamadığı eşinden iki yıl sonra 40 yaşında iken veda etmiştir hayata. Son sözlerinin 'Rabbim, ruhuma yardım et' olduğu söylenir. Mezar taşında ise 'Dedi kuzgun: Hiçbir zaman' yazar.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:19 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|