|
|
ŞiirlikŞiirler içerisinde Şiirlik konusu: EKMEK VE GÜL
Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında
Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara
Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan
Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara
“Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!”
Yürüyoruz yürüyoruz, ...

05-03-2008, 22:37
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 25-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 122
|
|
|
EKMEK VE GÜL
Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında
Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara
Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan
Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara
“Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!”
Yürüyoruz yürüyoruz, erkekler için de yürüyoruz
Çünkü hâlâ bizim oğullarımızdır onlar
Ve biz hâlâ analık ederiz onlara
En zorlu iş, en ağır emek
Ve çalışmak doğuştan mezara dek
Ve böyle sürüp gitsin istemiyoruz
Yaşamak için ekmek
Ruhumuz için gül istiyoruz!
Yürüyoruz yürüyoruz kol kola
Saflarımızda ölüp gitmiş arkadaşlarımız
Ve türkümüzde onların kederli “Ekmek!” çığlıkları
Çünkü bir köle gibi çalıştırıldı onlar
Sanattan, güzellikten, sevgiden yoksun
Biz de bugün hâlâ onların özlemini haykırıyoruz
İş ve ekmek istiyoruz
Ama gül de istiyoruz
Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adına
Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz
Paydos bundan böyle köleliğe, aylaklığa
Herkes çalışsın, bölüşülsün kardeşçe, yaşamın sundukları
İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden
Bu ekmek ve gül türküleri
Ve yineliyoruz hep bir ağızdan
“Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!”
James OPPENHEIM
Çeviri: Metin DEMİRTAŞ
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü(Ekmek ve Gül)
yüz çiçek açsın yüz fikir birbiriyle yarışsın.... mao zedong
|

08-03-2008, 20:58
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Nerden: .hiçbir yer
Mesajlar: 393
|
|
|
UNUTMAK YOK
Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan
"Oldu birşeyler" demeliyim
oturmalıyım bir taşa
kararan dünyada,
kendini yemiş bitirmiş bir nehirde.
Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların
Geride bıraktığım denizi
ya da çığlığını kızkardeşimin.
Nedir bu toprağın zenginliği?
Gün neden günle kapanıyor?
Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda?
Ve ölüm neden?
Nereden geldiğimi sormayacak mısın?
Anlatayım sana;
Kırık şeyleri
Acılı kapları
Sık sık tozlanan koca sığırları
ve tutulu kalbimi.
Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.
Ağlayan yüzlerdir bunlar,
Parmaklardır gırtlağımızdaki,
ve toprağa düşen yapraklardır.
Yiten günün karanlığıdır.
Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.
İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar,
Sevdiğim her şey
Tatlı mesajlar veren günbegün
açıkta zaman
tatlılığı artan.
Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından:
Neden kemiriyor boşa giden zaman
sessizlik kabuğunu?
Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.
O kadar çok ki ölümüz
Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
-Pablo Neruda-

.b/s/en s/b/enim
.!/?/!
.gölge'li_
|

10-03-2008, 14:31
|
|
sui generis
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
|
|
|
birden özleyiveriyorsunuz...
çoktan unuttugunuzu sandiginiz
ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz
ve özlemek için yeteri kadar tanimadiginiz birini
bir sabah çilginca özleyerek uyaniyorsunuz...
rüyalariniz içinizdeki o gizli
esrarini ele vermez büyücü
siz çarsaflarinizin arasinda
bütün tehlikelerden uzak
güvenle yattiginizi sandiginiz bir anda
usulca ruhunuza sokulup
sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri
birer birer atesleyiveriyor...
infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz...
hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak
ona dokunmak
onun sesini duymak için kivranirken
buluveriyorsunuz kendinizi...
özlemek o yakici istek
bilinen herseyi ve önem sirasini degistiriveriyor...
özlediginiz ise çok uzaklarda...
yaninda olmasini istediginiz halde
yaninizda olmayan bir tek kisi
yaniniza bile yaklasmadan
hatta onu özlediginizden
ve onu istediginizden haberdar bile olmadan
bütün hayati
bütün görüntüleri eritip
baska kiliklara sokuyor...
ahmet altan
(kendisini pek sevmesemde bu şiirini seviyorum)
|

13-03-2008, 15:58
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,285
|
|
'Elma'dersem çık tuvalden!..
Ay benim bitiren öksüzlüğüm,
Ay benim sararan ömrüm
Bir eski resim değer gözlerime
Ölürüm..
Ben senin yasak ülkene düştüm
Bilsen nasıl düştüm!
Yoruldum yokluğunda
Sesinin
En yanık noktasında
İşte bahar!
İşte gözlerin!
İşte ben!
‘Elma’dersem çık tuvalden
Bir eski resim getir bana
Sonra beni götür
Parça_parça
Ay benim çocuk gönlüm
Ay benim kör gözlüm ay
Bir eski resim değer gözlerime
Ölürüm…
Ben senin yasak ülkene düştüm
Bilme,
Nasıl düştüm
Gözlerin benden yana değil artık
Yağlı boya bir istanbul…
İşte öfkem!
İşte sabrım!
İşte ben!
‘Elma’ dersem çık tuvalden…
Zamana sığmıyorum artık
Ve;
‘Elma’diyorum…
Gülten KAYA ..
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

13-03-2008, 18:12
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Nerden: .hiçbir yer
Mesajlar: 393
|
|
|
İnandım öleceğime ve duydum yakındaki soğuğu
sesin kaybettiğim yalnız ömrümde,
ağzın günümdü benim ve toraktaki gecem
ve tenin öpücüklerimle kurulmuş ülke.
Demek şu an defterler tükendi
dostluklar, üst üste birikmiş hazineler,
ikimizin kurduğu şu pırıl pırıl ev:
her şey son verdi varlığına ayırıp gözlerini.
Çünkü aşk, kıydığında yaşam bize
yüksek bir dalgadır dalgaların arasında
ama yazık eğer ölüm kapımızı çalıyorsa.
Yalnız senin bakışındır boşluğu engelleyen
senin parıltındır yalnız yok oluşun karşısında:
ve yalnız senin aşkındır geceyi kapayan yeniden.
-Pablo Neruda -

.b/s/en s/b/enim
.!/?/!
.gölge'li_
|

14-03-2008, 18:22
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,285
|
|
Ve kirli
Ve büyük bir sirk çadırı gibi, uçsuz bucaksız
Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Biz içkiler içerken.
Edip Cansever
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

14-03-2008, 21:00
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 31-01-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 38
|
|
|
HAYAL OYUNU
Ellerindi ellerimden tutan
Ellerimdi ellerinden tutan...
Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi
Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin
Kimbilir kaç martılar halinde
Bir masada karşı karşıya
Seyrederken dudaklarını senin
Dile gelmiş ilk Türkçeydik
Henüz başlamış kül rengi bahar
Ne savaş, ne barıştık biz...
Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar
Manolyaya gece konmuş kumrular...
CAN YÜCEL

hiç aklından çıkarma İthaka'yı, oraya varmak senin yazgın...
|

18-03-2008, 13:47
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,285
|
|
Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden. Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece.
İlhan BERK
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

18-03-2008, 17:48
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 13-11-2007
Yaş: 21
Mesajlar: 13
|
|
|
SİZ AŞK'TAN N'ANLARSINIZ BAYIM?
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum...
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmay
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!
Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!
Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!
DİDEM MADAK
son zamanda beni etkileyebilen tek şiir...(tarzını beğenmememe rağmen garip bi çekicliği var bende)
aynı masalları dinlemelerine rağmen ötekiler hiç böyle bir şey yaşamadılar(novalis)
la viva muerte
|

18-03-2008, 22:08
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 18-03-2008
Mesajlar: 71
|
|
|
SOBE
Büyüyorum
Gözümde yaşlar büyüyor
Sırtımda yük
Yürüyorum
Sevilen bana yürüyor
Kalbimde düş
Soruyorum
Cevaplar beni soruyor
Sonum dönüş
Sağım çamur
Solum kumar
Atsam kırılır zarlar
Kaçın çocuklar
Sağım solum sobe
Saklanmayan EBE!
Engin Ekdur
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:59 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|