Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular > Şiirler


Bir faust öyküsü

Şiirler içerisinde Bir faust öyküsü konusu: BİR FAUST ÖYKÜSÜ Biricik Tanrınızım ben Ve siz milyarlar bana ibadetten başka bir şey Yapamadınız doğrusu –hiç. Pislik üreteceksiniz İdealinde sonsuzca Bildiğinizde bile bilemeyeceksiniz Benim ideal kölelerim. Acıyı ve sefaleti ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 11-09-2007, 23:15
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Thumbs down Bir faust öyküsü

BİR FAUST ÖYKÜSÜ

Biricik Tanrınızım ben
Ve siz milyarlar bana ibadetten başka bir şey
Yapamadınız doğrusu –hiç.
Pislik üreteceksiniz
İdealinde sonsuzca
Bildiğinizde bile bilemeyeceksiniz
Benim ideal kölelerim.
Acıyı ve sefaleti
Çirkini ve kötüyü üreteceksiniz
Siz!
Vicdanlarınız benim ekonomim
Hazdaki yaratıcılığım.
Daha fazlası
Fazlasını
İsteyeceksiniz.
Gökyüzündeki cüzzam yaraları
Otlara dönüştüğünde
Ve otlar yılana
Haykırmışlardı fazlası için:
“Yıldızda, otta ve yılanda fazlalıkları ayıkla
Ve bize ver, gerçek nimetleri
Her daha iyi kukla
Daha iyi alsın gücü.
Daha çok yapabilmek
Daha çok sahip olmak…
Ver bize hemen her varsıllığı.
Yararsız olanı uzak tut
Acı ve sefalet ona
Çirkin ve kötü ona
Ottaki ve yılandaki fazlalıklar ona
Lanet ona
Biricik Tanrımızsın
öyle ya!”

Kimim ben?
İktidar, yaşamın gücü
Karanlığın meyvesi olan yaşamınızın.
Ben bir güvenceyim
Her özsel olarak başkaya
-Özünüzdeki her özsel başkaya-
Kimse bakamaz yüzüme
Beni gören kör olur
dili tutulur
delirir.
Hücrelerinizdeki iktidarım ben!
Toprağa baktığınızda
Kuşlara ve denizlere
Siz onlarda beni bulursunuz
O zavallı başkalarını değil.
Farklı bir yürek, farklı bir us!
Hani bazı sapkınlar tam da böyle söyler
Hatta ileri giden çılgınlar bile vardır derken:
Farklıdır yürek
Farklıdır us…
Yüzümü görüp de benimle gelenler de vardır
Bana elini kaldırıp
Donanlar da.
Ölümü yaşatırım bazılarına
Doğruca donanların dışında.
İşte şimdi vaktidir
Alın beni sonsuzluğa
Bu kadar işte,
deyin hep
makinalarımın gürültüsünde
Sessizce
Sessizdir onayım size
Amin!

Hani kendimi şöyle
tarif edersem
-kabaca-
Varolmayanı
bir kenara itersek
(Ki inanın sıkça rahatlıkla yapabiliriz benim
Sevgili kuklalarım)
Yaklaşık olarak
varoluşun özündenim ben.
Size doğrusunu söyleyeyim özünüzde ve gücünüzde
Asla kazanamayacağınız
bir düşmanım ben.
Kendinizi yendiğinizde bile yenemeyeceğiniz biri.
Çok azmış güya
Ama yine de varmış
Beni yenen!
Bu ucuz yalanlar bile
Yetti çoğunuza.
Çokça hiç yormuyorsunuz beni.
İşte gördünüz ben
Ne çok şeyim
Teşekkürler herkese
Her şeye.
Ama varoluşum asla
-uyuduğunuz gibi-
“dışarıda olmak”
değildir.
Benden gelir şu ikisi çokça
Öz ve güç
Biriyle ve öbüründen sonra
Barışta ve huzurda
Sevinçte ve umutta
Saltanat benimdir.
Ve aslında sezersiniz
Bir an yoktur ki özsüz
Ve güçsüz olsun efendiniz.

…ve isyankarlar, nankörler
Şeytanlar
İşte onlardan biri!
Bana övgüyü de yergiyi de
Esirgemeyen
Bir duygu bozukluğunda bocalayan
Azalan sevgisidir onun.
Oysa onun da ilk aşkıydım
Şu dünyada
Yazık.
Ama bırakalım konuşsun
Hani şu özgürlük dediğinizin bana zararı olmadı hiç.
Sözü ona bırakmada
Tahtım için hiçbir sakınca söz konusu değil.
O!
Bazen gitmekten söz eder de
Gitsin
Konuşup gitsin.

Bir asinin -haddini bilmez- duası:
Sayısız aminler size
Çokça şikayetim yok
Verin kuklalara hazzı, acıyı
Bir şikayetim yok çünkü
Zamanların çoğunda
İyi olamam ben kuklalara
Dedikleri gibidir diyelim:
Kesintisiz bir devinim
Doğarlar, büyürler, ölürler.
Severler, döverler, dövünürler.
Kah ağlayıp kah gülerler.
Yazarlar, bozarlar
vesaire vesaire
Dediklerindendir:
Olur böyle şeyler!
Ve onların çoğuna
Biliyorum bir lütuftur
Kölelik
Kuklalık
Memnundur özleri
Her yıldönümünde
“Bir yıl daha buradaydık”
derken.
Ama ben… ve şimdi
Beynimdeki fazlalıklarla
Kuklalarınıza saygısızım
(Elbette onlar da bana)
Anlayacaksınız
-Anlayışlısınızdır-
Bunun için bir sizinle konuşabilirim bu konuyu!
Benim yüce efendim.

Yücesiniz çünkü
Bu denli
güçlü olabilmeniz için
Yaklaşık olarak “her şeyleri”
Olduğunuzdan ötürü…
Siz “gerçek” etkinliksiniz
Ya gerçek olmayan etkinlikler?
Sizdeyiz.
Yücesiniz çünkü
Böylesine
yer kaplayabilmek için
Size gerçek bir varoluş bile
Gerekmiyor.
Ama bağışlayın,
Gücü her şeye yeten Tanrı?
O siz değilsiniz.
Ama şimdi O, ortalıkta olmadığına göre
O yaklaşık olarak hiç…
Buralarda takılmaz, öyle ya
Beğenmiyor
Beğenmediğindendir değil mi efendim?
Hadi birlikte gülelim öyleyse…
Yine de çoğu zaman düşünürüm
Varsın sonsuz gücünüz olmasın
Hatta…
Belki de şişip patlayan
bir evrenle son bulsun.
Varsın böyle komik bir sonla
Vefat ediverin.
Artık ölümden beslenme de kalmasın varsın.
Yücesiniz yine de
Çirkin suratınızla
Sayısız yüzeyi
Vareden, ona nefes veren
Fazlasını çok
Daha
Daha…
O özü bir
Ve hep aynı
Yaratıcılığınızla
Eşsiz Juan gibisiniz
Hatta ondan çok daha yücesiniz
Bin yıllardır her kadına
aynı mektubu
yazmış ve hiç kaybetmemişsiniz siz.
Hatta Juan’a da
bir mektubunuz vardı
öyle değil mi?
Özde onun kadınlara yazdığından farksız olan.
Sahi Juan’a n’oldu?
Öyle mi?
O da mı?
Benim yüce efendim!

Bir ince melankolide buluyorum hiçliğinizin
sayısız etkinliğini.
Gidemeyeceğim hiç evet
Evet pek
Yani pek
Değil mi ki pek olası bu!
Ama eğer gidersem…
Eğer mümkünse
Ricam o dur ki
Ben de kendime
lanet edebileyim
Ve ‘isteklerin en büyük efendisine’
Belki de zor gelmez bu arzum
Eğer yapabilirsem sizi
Biricik…
hatırlayacağım yeryüzünden.
Dilerim ki
Varsa sonsuzluk bana
Sürsün hep yüzünüz ruhumda
Sürsün şu lanet
Şu büyük bilge
En büyük büyücü
Öyleyse bir daha
Daha
Hep her acıda
Sizin ama sadece sizin
Yüzünüz sürsün ruhumla
Hem zorunlu
Hem zorla
En üstün ve
Aslında
En sıradan olanla…

Hatırlar mısınız
O eski zamanları
Fahişelerin zamanlarını
Nasıl da kaçmışlardı
Bir tür böcek gibi
Kurak ve sık çayırlardan
Sizin denizinize
Yaşıyorlardı
Kıçları rahattı ya
Boğulmamışlardı
“Yüzmekteyiz biz, hem de
ne yüzücüleriz.
Grup cini
Grup cininden edindik,
Şükürler olsun
Yeni grup cinine
Yeni bize!”
Ah efendim hele kadınsa
Böcek…
Ama izninizle
böceklerin açılımı
diyebilir miyiz onlara?
Yazık!
Erkekleri sığdı onların
Çirkindi
Rezildi,
Yazık şu kadına
Ağlayarak verirdi
Yazık alış-verişin
Bir almaşı olmayışına…
Şimdi ben de ağlayacağım!
İçim kan ağlamasa bile
İçim kendini tanrı sanan
Nice yozlaşmış maymunun
Yokoluşunu seyre dalsa bile
Ağlamalıyım arkanızdan çünkü
Yıldızlara döndü fahişeler
Şu siyah denizde.
Erkeklere gelince –ki neredeyse eşitler
Hiçlikte-
Rüzgarların gücü
diyebilir miyiz erkeğin
şu genel-geçer gücüne?
Şu erkekleri
öldürüşümüze (yokedişimize)
pek erkeksi cinayetler diyebilir miyiz?
Cinayet!
Ne kötü ne kötü…
Yine kadına dönelim,
O daha uzun yaşadığı gibi
Daha rahat eder diye mi biliriz biz?
Yani hayvanlar kadar olmasa dahi
Hele bitkiler!
Yine kadına dönelim,
Çünkü cinsel namusumuzun
Bir açılımı olarak
Nasıl da gerekir ona
Sosyal bedeninin dili!
Cinsel namusumuzun bir açılımı olarak
Onun çirkini dahi metalığa
terfi edebilir çünkü.
Ve azdır daima onun güzelliğine
Ayırdığımız yer.
Kahverenginin bir tonundan
Bir tonuna boyanmak
Ah kadın!
Siz de
bir kadın olsanız gerek
ey sonsuz kısır varlık.
“İşte kocaman güç
ve kocaman penis”
demişlerdi; kalınlığın önemini
gözardı edecek kadar kör görünen sosyobio genler.
Bir putun penisine bakıp
Kalan kısmını görmemeyi seçerek sonsuzca;
Çünkü sığdı kalanı
Çirkindi…
Bir ilkel kutsalıydı
Tanrının penisine aşık olan kadının öyküsü.
Sürmekte de öykü
Hani ne zaman biter
Bilinmez
- bitip bitmeyeceği bile.
Öyleyse afiyet olsun hep
Onlara
Grup cini
Afiyet olsun daima.
Ve buralardan
Bir size selam olsun yine.

Sayısız mı gerçekten sefalet
Sayarak bitmez mi?
Yalın, açık ve basit bilgilerden anlaşılamaz mı
Sırrınız?
Hissedilebildiniz en adisinden
Ve sezilebildiniz en yükseklerden.
Sanki bir oyun vardı
şöyle hani:
Herkes sadece
bir hikaye yazar
Kendi hikayesini.
Ve her hikaye sınanır birbiriyle
Ve gerçekle.
Siz dahi kaçamazdınız
bu oyundan sanki.
Kusura bakmayın
Bu iğrenç dil için
Şiirin dili için
O olmasaydı da
Olurdu ama
Küpün bir yüzü eksik kalırdı
Mesela.
Öyle değil mi benim
Anlayışlı efendim?

Son olarak
Size rağmen varlığa geldi
Akıl.
İyi ve güzel
Doğru
Ve sevgi de.
Size rağmen
Onlar da yaşadılar
İnsanda.
Hani doğrudan belirtemez insanlar çokça bu kavramları
Sizin pislikleriniz gibi doğrudan…
Varsın olsun
Ne önemi var biliyorum
Hem de gerçeğinden
yaşanmakta olduğunu
Gerçek iyinin…
Ve tüm gücünüze rağmen
Söyleyebilirim
Gerçek insanlarla
Birlikte size
-Sineklerin efendisine-
Gereksizliğinizi
Sizin gerçeksizliğinizi.


Efendi –artık dayanamayıp- konuşur:
Tüm fesatlıklarıma
Tüm nifak sokuşlarıma
Kalplerde açtığım tüm yaralara
Andolsun ki sen
Gizlerini nasıl da
İnceltmişsin
Boyamışsın
Hem neler giydirmişsin üzerlerine böyle
Hadi yüreğinin bana olan açıklığıyla
Yürekliliğinin bana olan
Büyüklüğüyle açıkla
Sende mi
senden dışarıda mı olmalı şu
Gerçekler
yalın ve
Açık?
Ah küçüğüm isteklerin
Tutkuların!
Nasıl da eridi bende
Onlardan mı yaptın
bu örtük idealizmi?
Sen eritemediysen demiri
Bunu başkası yaptığında
Öfkeni bilgeliğinle
Hani uygun bir yere
Yerleştirebilmeliydin.
Ne sıkıcı ne boğucu…
Öyle monoton ki
Milyar kez karşılaştım
İsyan da aynı
Nedenler de.
Renkler var
Yollar
Birliğimde
Sen sadece biraz
Farkındasın.
Karşı orduda olduğun gibi
Bende de
Orta düzey bir savaşçısın.
Böyle anlayabilir mi sence
senin anlayan
Efendin?
Efendin öyle ya
Nasıl biliyorsun beni!

Niceleri gibi boğulmak
Neredeyse sadece
Boğulmak.
Nice farkında olanlar gibi
Özümden biraz
nasiplenenler gibi;
Boğulup gitmek.
Önce boğuluyor olup
Sonra gitmek.
Neredeyse sadece gitmek.
Korkundan vazgeçemez
Şu gerçek adlı putun
Bana nasıl saldırabilirsin ki
Tüm varlığınla.
Öyleyse
Bilirsin bana saldırmak kendine saldırmakla
karışır da
Zamanın
Şu koruyucu giysinle
onun üzerine bulaşmış…
‘giysinden olmayanı’ sade,
ayıklamakla geçer.
Şöyle dersin sıkça:
Ne boş ne yorucu bir uğraş
Varsın arınmasın n’olacak ki
Deyip çocuk oluverirsin yeniden.
Yine haylazlığa vurursun
Oynayıp yorgun düşer de
Uzanıp kalıverirsin
Hem de ne kötü bir yerde.

Ne kadar da çok birlikte çalıştık senle.
Nasıl da hepsi birdi.
Solumuştun elemi, melankoliyi, deliliği benimle.
Birlikte kaçmıştık kaç kez
Senin yazgından.
Birlikte yaratmıştık senin
haz oyunlarını da
buluş yolculuklarını da.
Ama ne zaman söylemiştin hatırlamıyorum
Şöyle gönül rahatlığıyla
Umutsuzluğa karşı olduğunu.
Hatta ne zaman
şöyle bir laf edebildin:
“Ben tüm karanlıklara karşıyım”
Düzeltirsen sevineceğim
Umutla birlikte olmadı mı sende hep umutsuzluk?
Ya da
Sen tüm karanlıklara karşı olmadığını söylediysen
Sadece bana
Bunu sadece
Gerçeğe olan düşkünlüğünden…

Doğrusu nasıl bir iğrençlikse
Şu “mısra şekli”
Ben bunun özünü verdim sadece
Biçimini kölelerim yaptı
İnan!
Ben gücü her şeye yeten Tanrı değilim.
Yine de
-o her neredeyse-
Sen gün batımlarında
Acılarda
Yalanlarda
aramaya devam et onu.
Arı olabilir mi ki senin için hiç
Şu iyilik güzellik
vesaire vesaire.
Bende kalmaktan
Aslında hiç ve hiç
Ve hiç vazgeçmeden
Hep korkarak beni
terk etmekten
Ara onu.
Ve herhalde
Seninle gelecek değilim.
Hani çok iyi bir papaz vardı
“Tanrı”
demişti, “yargı zamanlarında
Şeytan’ı da bağışlayacaktır!”
Ve sen sevmiştin onu
Ve ben değer vermiştim ikinizin fikrine
Duygularınızdan değil ama
aklınızdan olana.
Oysa
Hadi düşün bir
Beni bırak bir yana
Burası da
Bir yana
Öleceksin
Öyle ya!
Hadi bir düşün ve söyle sözü
Sen
Şöyle gönül rahatlığıyla
Bağışlayacak mısın Tanrı’yı?
Üstelik
Hem de aklın ışığında
O varolmasa da
bağışlayabilir misin onu?
Şu yaratıcının
hemen hiç kimsenin
umrunda
olmadığını
bildin sen!
Nasıl bilmiştin, hatırla!
Büyük bir gerçek
Büyük bir mutluluk değil miydi,
Sana verdiğim bu hediye?
Anlıyorsun ya?
Hadi şöyle söyleyeyim
-sonunda-
Sen tüm varlığı
Ne kadar ve nasıl
Bağışlayabilirsin ki
sonunda?
Ne kadar değildir Tanrı da
Şu aşağılık kuklaların oynatıcısı?
Sen
Sevgili,
Biliyor musun gerçekten?

Kal öyleyse ufaklık
bazen biraz benle.
İsteyerek?
Severek?
Bilirsin kıvrılıp kıvrılıp gelirim ben
Kal yine de dizimin dibinde.
Ancak çocuklar okuyabilir
Cehennemin tüm güçlerine lanet!
Ancak çocuklar isteyebilir benimle kıyasıya bir savaşı.
Yeterli bu kadar!
Umarım dersini almışsındır küçüğüm
Sanırım yetti de?
Ben nicelerini ezdim geçtim
Şimdi otur bakayım şöyle dizimin dibine
İşte sıcak
İşte rahat
Hem isteyerek hem severek!

Yine buluşup bir şeyler yapabiliriz
İstersen
Gerçekten istersen.
Ben hep buradaydım
Tanrın olmayabilir ortalıkta
Ama işte ben buradayım
Ve sen biraz dinlen
Gücünü topla
Ve yine gel.
Ben kimseyi reddetmem
Daima söylenecek sözüm
Vereceğim karşılık vardır;
bilirsin hiç eksik olmam ben!
İster
merhametime sığınmak için gel
İster hesaplaşmak için.
Senin de gördüğün gibi ben burada olacağım
Ve senin de söylediğin gibi gücüm varolmamı
gerektirmediğinde bile…
Hani uzun zaman oldu bilirsin
Nice uzun zaman…
Ve ne zaman
Ve nasıl
Karanlık çökerse çöksün görüştük
Ve yine görüşeceğiz
Benim sevgili küçüğüm.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bir, faust, oykusu


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bekleyişimin Öyküsü... Ebruli Şiirler 2 09-09-2007 20:46
Tual Acının Öyküsü... Ebruli Video Klipler 0 10-04-2007 20:48


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:19 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org