|
|
Orhan TURAN....Şiirler içerisinde Orhan TURAN.... konusu: Erkekliğim Bozuldu; Sızıyor Bacak Aramdan
Kimlikle gezenleri polis ablukaya aldı.
Bense korkuyorum artık.
Barikat kurmuşlar, ellerinde 'kafa kağıdım'
ve tüm yön levhaları üstüme üstüme geliyor.
'bir erkeğin daha elini tutmanın' ...

01-03-2007, 23:24
|
|
|
Orhan TURAN....
Erkekliğim Bozuldu; Sızıyor Bacak Aramdan
Kimlikle gezenleri polis ablukaya aldı.
Bense korkuyorum artık.
Barikat kurmuşlar, ellerinde 'kafa kağıdım'
ve tüm yön levhaları üstüme üstüme geliyor.
'bir erkeğin daha elini tutmanın' sıradanlığını yaşarken sen
ben bekaretimi veriyordum sahil boyu...
Aşk larvasında...
Biraz daha beklesek üreyecek her yerimden.
Çaycı, küçük çocuğu kovdu; burda dilenmek yasak!
Bense altımdan sızan kanı siliyorum.
Erkeklik bozuldu; baş önde ve git yoluna...
Artık herşey mekruh ve her şey haram!
Vazgeçtim insan olmanın şerefsiz gururundan
Gurursuzum, mekruh ve haramım,
Yabancıyım, değme bana...
ve kimliksizim...
Orhan TURAN
|

01-03-2007, 23:25
|
|
|
|
İki Tenin Tümleşiği…
Boşalırken uzaklaşıyor sevda
Şimdi her hafta sonu seviştiğimiz o saate kurulu bünyem.
Pazar günü sen geleceksin, yatacağız.
Çırılçıplak olup, anadan üryan,
kan ter içinde kalacağız.
Şehvetin sınırlarını paramparça edip,
iki tenin tümleşiğinde
bir beden gibi dolanacak soluklarımız.
Boşalırken uzaklaşıyor sevda;
her içine girişim, uykusunu kaçırıyor masum düşlerimin…
Saçını çekip, alnımda toplanan terin
göğüslerine düşmesini bekliyorum.
Seni sevdiğimden midir bu özlem,
tenine duyduğum arzudan mı?
Gerçekten sevmeyeli ne uzun oldu öyle!
Tutarken elleri titreyerek
heyecandan kaçardım çocuk gibi.
Sevmeyeli uzun zaman oldu?
Ve öpmeyeli dudaklarından…
Sevişme, bedenim bekleyecek,
Saracak ruhum ruhunu…
Orhan TURAN
|

01-03-2007, 23:27
|
|
|
|
Tüm Ayrılıklara Dair
Çok geç mi oldu?
Denesek bir kez daha diyorum içimden;
Yada dışımdan.
Her ne haltsa,
İstiyorum işte;
Yeniden denesek diyorum.
Sen ve ben,
Eskisi gibi,
Birbirimize
Bakıp da gülsek,
Mutlu olsak,
Sarılsak
Hiç kopmamacasına…
Denesek diyorum bir daha…
Şımara şımara gelsem yanına,
Yaralarına tuz bassam;
Senin olsam sadece, kolun kanadın…
Yine seni ölesiye sevdiğimi söylesem
Ve sensizliğin adına ‘ölüm’ desem;
Döner misin, gelir misin?
Çok geç mi oldu?
Denesek diyorum bir daha!
Bir daha martısı olduğum deniz gözlerinin
Kıyısına konup da düşüversem suyuna...
Kalsam ve taş olsam.
Bir daha çıkmayacak,
Çıkarılamayacak ‘batık’ gibi
Derinliklerinde duruversem!
Suyundan kana kana içsem.
Yanına gelip de
Kulaklarına fısıldasam en güzel şarkıları,
Sana şiirler okusam
Ve dokunsam dudaklarına…
Denesek diyorum bir daha…
Yanaklarımın üzerinden
Boncuk boncuk süzülen
Ve tenimi ıslatan ‘yağmurdan’ içip bana
‘aşkım’ der misin?
‘Seni özledim’ deyip de
Dolanır mı kolların boynuma?
‘Canım’ diyerek sarılır mısın?
Orhan TURAN
|

24-03-2007, 02:46
|
|
|
|
Gariplik Üçlemesi
Bir Gariplik Üçlemesi
İyi / Kötü / çirkin
Dedi ki;
“Ayrıldık diye söyleme gülüm
Ayrılık bedenlerin,
Ruhum senin!”
Dedim ki;
İyi (Bende özledim)
Bir de bana sor!
Bilmem mi?
Eskişehirde mazot bırakır,
Tellere tutunur da gider,
Ve sessiz dediğin istasyonlarda
Garip çığlıklar;
Raydan, telden ve kentten,
Sudan, yoldan ve sesten,
Her yerden!
Ebced hesabımsın
Harflere, rakamlara bulanmış
Topladığım sen!
Bulduğum sen!
İki ilgisiz şehrin kesişmesi?
Yine sen!
İnanmazsan sor;
O son istasyona!
Teselli etme beni!
Bedenin 'uzak'
Ruhun 'yakın' diye!
Kaç 'yakın' gördüm,
Yüzyıl vardı aramızda,
Kaç 'uzak' unuttu gülmeyi!
Yanımdaydın madem
Öpseydin ya beni!
Kötü (Ya bedenin?)
Biz ayrılmadık!
Olası bir ayrılıktan yaralarda açılmadı!
İşte tam da böyle!
Ayrılır gibi olduk kavuşmadan
Sen ve ben gider gibi…
Korkma;
Vapurlar insan yığını
Ve hepsi dolu kalktı
O kör limandan.
Üstelik de uğurlamıştım
İlk gördüğümde seni!
Sonra yine 'öyle' değil!
İstasyonlarda çığlık da vardı!
Bir feryat gibi
Kendinde yankılanan…
Sen, seslere giderken,
Ben kendime döndüm.
Doyumsuz bir iştahın,
Ecelsiz sandığın,
Gururuydu yenildiğin!
Ama gerisi doğru
Bir liman şehri var dilimde
Ayrılığa dair fora çekmiş
Sen kefili, kaptanı benim,
İçimde batan gemilerin
Ayrıldık diye söyleme gülüm
Hiç başlamamışken…
‘Ruhum senin’ hiç deme,
Başkası dokunuyorken!
Çirkin (Yüz)
Say ki, kısırlığının dölüyüm!
İlhamına mecal olacaksa,
Yalandan da olsa sev;
Ayrıl, seviş, kavuş benle!
Sonra gitmelerin…
Her gelişin arası bin yıl
Ruhun nerde,
Bulduğun cesette?
Orhan TURAN
|

01-04-2007, 22:12
|
|
|
|
Su ve Ateş
Sen su ol! Ben ateş...
Ve hiç bir "ateş"
bir suyun ardında görülmedi yeryüzünde...
Hiç bir ateşte suyun peşinden gitmedi!
Ateş yakıp giderken; izledi su...
Söndürdü bazen, bazen buharlaşarak…
"Nefretlik bir adam" olmadım hiç.
Sadece, bunun bir "yarış" olmadığını anladım.
Zafer için bir bayrağım yok.
Ya da yenilgi için bir sığınağım.
Açıktı göğsüm, ben durdum;
Ve gelen içime girdi.
Şimdi salıverdim “her şeyi”...
"Hiç bir şey" için...
Mantığım, seni "henüz" kavradı.
"beraber olma" düşüncesinin / "imkânsızlığını"...
Ya da adına ne diyorsan; onu...
Biz ancak, iki ayrı adada inşa edilmiş,
İki ayrı ahşap binanın,
İki ayrı penceresinden,
İki ayrı zamanda bakan bireyleri olabiliriz...
Gerisi fantezilerimize kalmış...
Fanteziler açık;
Sevişiriz de, üreriz de...
Ya da severiz;
Ama hiç gerçek olmaz…
Orhan TURAN
|

27-05-2007, 20:55
|
|
|
|
Döl Artığı...
Yoruldum...
Her buluntunun
"kayıp ertesiydi" geçen zaman...
Soruldum,
bulunmak istemedim;
kaçtım durdum.
beni alıp götürecek sandım,
her konuştuğum!
yüzüm amâ
dilim kilit,
hep sustum;
Tutundum;
Zamansız durakların
"kayıp ertesiydi" bulduğum
Sezeryan aşklardı kesen yüreğimi
Ne zaman çok istesem
En kanlı yerimden vuruldum...
Korktum,
döl artığı bir adamın cürmüydü
dudaklarımdan savurduğum.
Orhan TURAN
|

27-05-2007, 20:57
|
|
|
|
İmkânsızlığında Yaşamak Seni
Ne tuhaf…
Oysa seni isterken, sensizliğe kaçırılmak…
Elime tutuşturulmuş resmi evraklar
Ve yanıma oturtulmuş şahitlerle
Sana buradan bakmak;
Yanarken, ırmaklara bakmak gibi…
Hiç geçmeyecek tenimin yanıkları,
Doyamadığımız gecelerin ücrasından,
Sabahlarından sökerek günbatımına,
Sonra akşamına,
Sonra kollarıma
Ve kollarına
Sere serpe uzanıp yığılır gibi,
Göğüslerinde soluk almak…
Arzularken, şimdi seni böylesine
İçimde yaşatmak mı kaldı geriye,
Söyle?
Hangi baharın kadınısın sen
Yeşilleri işlenmiş yüreğime
Ve saçların,
Esmerliğime inat,
Kahpeliğe tezat
Deli bir isyan gibi!
Dikilmiş karşımda!
Orhan TURAN
|

14-06-2007, 23:51
|
|
|
|
Her Günüm Sana Gebe, Hiç Doğuramadığım...
Söylenmiş sözlerim var!
Dirilmiş ölüler mezarlığından
Adımı yazarak gel
Adın yazılı ruhuna…
Öyle bir “anne” ki şu gönlüm,
Her gün yeni bir “çocuk” doğurur
Bu “sen” olursun; kırmızı elbisenle…
Kimi zaman da bir çamur;
elime bulaşık!
Ve sürgün…
Sürülür, sürünürüm…
Hırçın kelimemsin
Çıktığı ağzı beğenmeyen…
Söylenmemiş sözlerim de var!
Ölmüş sessizlik ve buhran!
Adımı vermeden çal,
İsimsiz yaz duvarlara…
Bir et yığınıyım ben
İçinde ölü ceninler taşıyan
Elma desem de çıkma,
Aşk desem de!
Yol desem de çıkma,
Gel desem de…
Ana rahmim kapalı,
Üryan çeperlerimde kal!
Kimi zaman bir sûr / kıyametten kalma
Kopsa da çıkma, kopmasa da…
Orhan TURAN
|

01-07-2007, 19:51
|
|
|
|
Soyun Usulca…
Sus!
Soyun usulca…
Ruhumun askılığına bırak
Kuşandığın her şeyi
Gir içime,
Uzan içimde,
Kal öylece;
Sonsuza kadar…
Orhan TURAN
|

01-07-2007, 19:54
|
|
|
|
Al Beni
Aç aranı; geldim…
Derin vadilerine tutunduğum ey!
İhtirasa meyil her yanı,
“Ayıp şeyler” çağının…
Sonra; derin nefes…
Bir bir döküldü;
Hazanda vurgun yapraklar gibi…
Çıplak, örgülü duvarlarım!
Al beni…
En mahrem yerine,
Gözlerinin yanından;
Kasık arana…
En ayıp yerine…
Ve üstüm başım,
Her yanım ıslak!
Yapraklarım dökük,
Dağlarım çıplak…
Orhan TURAN
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:29 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|