Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Geçmişten geleceğe 'KÜLTÜR & SANAT' > Edebi Mevzular > Şiirler


N.Nedja İvanic Şiirleri...

Şiirler içerisinde N.Nedja İvanic Şiirleri... konusu: Sen Benim Gizli Öznemsin -I- Senle başlayan cümlelerin kurduğu bir uygarlığın çöküşüydü aslında bu aşk hikayesi. Kelimeleri sana iliştirince, adına aşk diyorduk. Sonbaharda dökülen kelimelerden şiir yaptık biz; Okunası belki……. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 03-02-2007, 19:00
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart N.Nedja İvanic Şiirleri...

Sen Benim Gizli Öznemsin

-I-

Senle başlayan cümlelerin kurduğu bir uygarlığın çöküşüydü aslında bu aşk hikayesi.
Kelimeleri sana iliştirince, adına aşk diyorduk.
Sonbaharda dökülen kelimelerden şiir yaptık biz;
Okunası belki…….
Yaşanmamış mevsimler yan yana gelince cümle diyorduk.
Ve cümle alem biliyordu aslında,
Koskoca bir hayatı sonbaharda idam ettiğimizi…
Ve ben, sensiz cümlelerin lirik sokağında vurmuştum kendimi;
Mevsimlerden sonbahara beş kala……………

-II-

Cümle….
İçinde bir şeyler gizli.
Arasam bulamam –ki az gizlemiştim;
Uğraşırsan göresin diye,
Açık seçik gizli….

Cümle….
Yüklemi bile vardı aslında,
Ve yüklemiştim seni tüm yüklemlerime.
Belki sevgi yükü ağır gelmişti….
Hangi kelime bu yükü kaldıracak kadar sağlamdı ki?
Dolaylı anlatımlar vardı içinde-
Ki hiçbir tümleç dolaysız olmazdı.
Öznel bir anlatımı vardı belki,
"Tanıştığımıza memnun oldum" cümlesinin.
Oysa belirtisiz sıfatı oynarken ben bu kurulası cümlelerde;
Hangi küskün zamirle açıklayabilirdim ki seni?

Hiçbir cümle senle başlamamıştı!
Oysa yükleminde de sen vardın;
Zamirler seni taklit etse de..
Görünmeyen bir öznesi vardı tüm cümlelerin,
Ve benimdin.
Sen benim gizli öznemdin….
Hiçbir belirtisiz sıfat cümle kurmaya cüret edemese de! .....


-III-

- Merhaba! ...
- ……….!
- Şey! ... Gözlerin, ellerin……
- ……….!

- Susuyorsun! Neden? Konuşsana! .......

Oda boş!
Ve şizofren cümlelerin beyne tecavüzünün bilmem kaçıncı sahnesi….
Sanırım biz geçen sonbahar ayrılmıştık
Yok yok!
Belki beş sonbahar önceydi; sonbahara beş kala….

Siren sesleri,
Ve bir gömlek kolları arkadan bağlanan…….


Ve tamamlanmamış bir cümle!
Öznesi bende gizli…………..


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 03-02-2007, 19:08
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Hüznümden Düşen Bin Parça


-----------------------------------------------------------------------------------
Yüzüm damladı hüznüme parça parça, ki her parça biraz sen ki her parça biraz da yüzün. Şimdi gölzerim kaldı gözlerin gibi ve birkaç sözüm kaldı dudak arası hüzünlerde. / / Artık damlasın bir avuç şiir hüzüne vurulan yüzümden, saklı kalmış hüznümden...
-----------------------------------------------------------------------------------


bıraktım gözlerimi
gecenin koynuna
dudakların süzülürken
kirpiklerimden
bir damla yaş olup akacağım
boynuna


sana kalsın gözlerim
ellerimi giyin
hadi
geceme dokun
ah yine güz tütüyor nefesin
caddelerde kokun

mahrem zamanların açılası perçemi
duruyor şimdi
buğulu bakışlarımda
sağanak öyküler
benden geriye kalan
belki
bir avuç gözyaşı
kırılası kalemin eskimiş kenarında
yaşanan

neyse
ellerinde kalsın gözlerim
hadi soyun ve git kadın
yüzümde kalsın öylece
çırılçıplak tenin
dudaklarımı vereceğim sana
çıplak ayak yürü
(dilimin) ucunda


ah titreyen ellerim
masum birer çocuktu aslında
artık yüzü kalmadı gözlerimin
eskidi tüm gördüklerin
hüznümden düşen bin parça


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 03-02-2007, 19:12
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
İkinci Tekil Yalnızlık - Kipi Kendinden Meçhul Şiir -

Şiir-geceler! amca

Bir kağıt düşü çocuk bu geceler
Adına yakın bir kafiye bulsam;
Gizdüşümü olur kırık dökük heceler,
çaresiz karanlığa kaçarım



amca bir şiir daha düşmüş şu kaldırımlarda
-Islak-
belli ki yağmur yemiş güz yanından….

ben seni bulut-arar,
şimsek çakar;
korkardım
ah çocuk
yağmur yağsa
susardım;
kaldırımlardan gülücük toplardım….

şimdilerde
ben şiir-çıplağım amca!
utanır mı gece bir çocuğun gözlerinden….

-hadi ört üstünü çocuk
şehir ıslak
üşütmesin mısralar-
utanır mı hiç şair çırıl-çocuk mısralardan…

şehir susunca;
ben şiir-ağlardım amca!

Söndür şehrin ışığını çocuk,
Açıkta kalır gözyaşların..
Bir gören olmasın;
-vurmasınlar misketlerimizi-
kan adımlar çocuk bu insanlar,
bense şiir topallarım…

kapat gözlerini ne olur amca
okuma bu şiiri!

ah çocuk bir bilsen
vuracaklar herkesi

saklan amca ne olursun
önüm arkam sağım solum

ah sen henüz öldürülmemiş bir çocuksun

. . .

amca sus yoksa şiir-oynarım….


hadi çocuk mısra-uyu,
-sizde susun insanlar bağrışmayın-!

amca görüyor musun?
bak şehir!
bak insan!
yine mi gidiyorsun?

görmüyor musun?

şiir yağıyor geceye çocukların gözlerinden...
hadi durma çocuk, soyun!
çık dışarı! ..
bu oynayacağımız son oyun

gidelim mi buralardan amca
çok korkuyorum

ah çocuk şiir kovulduğum şehrin kaldırımları bu
seni topluyorum
duymuyor musun

korkmayın ne olur insanlar ! Kaçışmayın sokaklara!
küstürmeyin çocukları; kelime-ezilirim!

amca kimseler yok ki
kime bağırıyorsun

.

konuşmak kâr etmiyor düşen çocuk ben olunca

-amca sen mısra mı ütüyorsun gecelerden?


ah çocuk ana dilimi bırakıp gözlerinde,
yine şiir susuyorum…



N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 03-02-2007, 19:24
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Kadın Neydi Senin Adın

Adı yanlızca kadın,
Belki bana yasaklıydın.
Bir tadın olmalıydı ve belki bir adın.
Kapat gözlerini ve ak gözlerimden şimdi, söyle kadın neydi senin adın?

Kadın
Neydi senin adın?
Unuttum sanma,
Hala ağzımda tenindeki tadın.
Ama belki sen değil, bir başkasıydın;
Hadi söyle kadın!
Neydi senin adın?

Ya da sus;
Söyleme!
Geçen yarınları devir yüreğime…
Devir günleri, ayları, haftaları
Sen zaten geçen yıllardın.
Sen kadın!
Hadi söyle ne olur
Neydi senin adın?

Sen sabahlara düşman
Ben güneşi bekler.
Kadın hadi güneş batsın
Yine gel seviş benimle
Dudaklarımdan yakamoz aksın,
Hayatın nabzı…
Kasıklarımızda atsın
Ama dur!
Söyle yalvarırım
Kadın,
Neydi senin adın?

Giyin artık ,
Giyin ve git kadın
Sabahlar yutsun çıplak bedenini
Üstümü örtme
Sakın!
Hayaline bürüneyim
Üşütmez bilirsin
Ama dur be kadın!
Söyle ne olursun,
Neydi senin adın?

Yaz!
Ellerinde kalem olayım
Senle başlayıp başkasıyla biten şiirimsin sen kadın,
Belki bilinmez bir şarkı….
Bense kağıdın
Dur susma artık kadın!
Fısılda neydi senin adın?

Sen bir kafiye,
Bitmeyen şiir
Kadın!
Biraz da beni yaz,
Kağıdında yatayım.
Aban üstüme; düşsün mısralara saçların,
Dilime değsin tadın…
Öp beni kadın!
Ağzımda kaybolsun adın…..


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 14:56
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Melodik Bir Travma

Yıkılmış bir kentin sokak lambalarıydı tek ayakta kalan
Sensiz bir şehri en iyi onlar gösterirdi,
Belki toz, biraz duman
Yalnız,
Terk edilmiş.
Bir tek onlardı senden arta kalan
.

Yıkılmış bir yüreğin melodik travmasıydı kulağımda çınlayan,
Sensiz bir beni en iyi onlar anlatırdı.
Hangi besteme senle baslaşam;
Detone bir hüzün olup, düğümleniyorsun şurama
Acemi konçertolardan

Bir sokak lambasıyım
Notaların hazin sokağında,
Varsın görünsün içimin yıkıntısında majör yalnızlığım

Söndürsem ışıkları diyez bir karanlık
Minör bir de umut, portrelere asılmış; yıkık,
Sus koyulmuş bir ayrılık…

Terkedilmiş bestelerin bemol melodisiyim,
Yitik bir esin kıyısında gezinen,
Sense;
Melodisi tutsak ayrılıkların lanetli sol anahtarı


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 14:57
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Tanrının Günahkar Piçleri
--------------------------------------------------------------------------------
Tüm söylenmemiş sözleri kusacağım tanrının ağzından. Bilindik bir tanrı değil, çaresizlikle kıvranan tanrının sözlerini haykıracağım. Tanrı adına söylenmiş tüm yalanları silip kutsal kitaplardan yakacağım günahkar dilimi ey ademin kutsal dölleri!

--------------------------------------------------------------------------------


Yere
Ve göğe
Ve yazgısı yazılmamış bir avuç toprağa
Belki henüz doğmuş bir çocuktu karanlık
doğmamış bir ışık kadardı belki
Yanlızlık

Oysa doğdukça azalan
Azaldıkça çoğalan
Tanrılardık
Olmayandan çok
Ve olmayan kadar yok

Ateşe
Ve suya
Ve karanlığa gebeydi söz
Oysa hiç duyulmayan bir sesti hüküm
Ve gece emri kılan köz
Işıktı
Ol diyen Tanrıdan ateşlerde sınanan yüküm

Ey yok
Bir ateş kıl dirilen topraklara
Ve bir kıvılcım ver Ve bir kül

ey har
Ve ateşte çırpınan kül
Beni köze hüküm kıl

Savrul topraklarıma
Közü söze kılan alevlerde kavrul

Oysa töze alevi katıp
Közü üşüten
Tanrılardık
Yaratırken
Yaratıldık!


Şimdi anladım say
Yok olandan var olan tanrıydı har
Ve ateş
Ve kül
Say ki sözümü yoka sayandı var
say ki közümü vara sayan tanrıydı har

ve
yerin göğü emzirdiği kubbeydi tanrının titreyen elleri
ve
ateşin közü öptüğü yerdi buhurunda eriyen nefesi
gecenin güneşi gördüğü
ve
toprağına suyun aktığı yerdi
tanrının ıslanmış gözleri

şimdi anladım say günü ve geceyi
duydum say çatırdayan toprağın feryadıydı
döl tutmuş tohumlar
say ki ya çamurdandı
ya kandan tohuma küs doğumlar

ki ne zaman yağsa yağmur
gök kubbede ağlar altıncı gün tanrılar



ve çamur
ve kan
say ki bir bebeydi ağlayan
say ki ilk nefesin feryadıydı toprağın kulaklarında çınlayan

ırmak
ve toprak
birleşti dudaklarında tanrının ağarırken tan
ey kan
verip toprağın rahmine seni
bana bula etimi
daha kaç bebeye süt olur toprağın günahkar memesi

ve bir çığlık yırtarken toprağın sızlayan rahmini
doğdu topraktan doğu
say ki gihondu
akarken ellerim aden’in böğründen
bir avuç suydu
günah
kendine doğup kendine dökülen


ey kil
öp doğunun çıplak tenini
ve bil

dökülüp ateşin koruna sağdım aşur’un gözlerinden
tanrının dölünü
say ki çocuktu tenimde kabaran ırmak
say ki fırata soyunup
dicleye giyinen anaydı toprak


ve ne zaman doğsa güneş
dört ırmaktan doğarım
doğuya
peşime düşer bir ateş
anamın rahminde kül olur
yanarım

ki ne kadar doğuysa o kadar çıplaktı toprak


ve su
ve buğu
yedi kez aktı tanrının ellerine
ey tanrım okşa adenin savrulan saçlarını
say ki ellerinde ağu der toprak

ve tinime rüzgar
ve tenime çamur
şimdi içtim say bir avuç suyu
gördüm say adenin kesilen göbeğini
ve doğumu

say ki deşerken toprağın kanlı rahmini
tuttum tanrının çamurlu ellerini

ki ne zaman ıslansa toprak
bir doğum sancısı sarar tanrının gözlerini


ve can
ve kan
aktı toprağın terli alnından
ve karnından söküp tanrının sözlerini
açtı gözlerini
insan

say ki gördüm inleyen toprağın günahkar bedenini
say ki öptüm toprağın çatlamış ellerini

ki ne zaman doğsa insan
ağlar
çamura bulanır yanaklarımda kan
dirilir topraklar


ve etim
ve kemiğim sızladı
dokunurken ellerim çamurlu göbeğime
say ki dokunsam kendime ellerim günaha gebe
ve tenim
yalnızdı
say ki sesim
keşfedilmemiş ilk tanrısı kuşların
ad verirken toprağa düşen her ete
say ki dilimden yaratılmış tanrıydım

belki bu yüzden ne zaman dokunsam kendime yalnız bir çığlık olur tanrı
hep kendime kanarım

tanrım kendi günahımda boğ beni
senden doğdum
sök etimi
kemiğimi

tanrım yarıp göğsümü çıkar kendimden kendimi
say ki bana bir ben borçlusun
say ki içimden
yine etimden
ve yine kemiğimden

tanrım sol yanımdan al tözümü
tanrım duy sözümü
çatırdarken göğüs kafesim
çırpınırken tenim
tinime bağışla günahkar ellerimi

say ki böğrümü deşerken yalnızlık
söktüm kaburgamı
say ki öptüm çamurlu ellerimi
akıp beni yaratanın gözlerinden
atıp kendimi aşur’un sevdasından
kattım yokluğuma dirilen etimi
günahımla yıkandım
nasıl olsa tanrının gözü yaşlı çocuklarıydık
doğduğumuz yerden doğurduk

şimdi anladım say karnımda büyüttüğüm günahkar yanımı
ki hangi yanıma dokunsam
bir kadın sesi işitirim tanrıdan
çamura bulanır sesim
kendimden doğarım


ve kadın utancıma biçilen kefen
oysa topraktı tanrının ellerinde dirilen beden
ve çırılçıplaktı
say ki rahmine dudak sürdüğüm
uykulara küs topraktı



ey günah
kadını terime sevap biç ateşe düşen tenimden
say ki duydum tanrının soluğunu çektikçe içime havva’nın buğulu nefesini
say ki
kırıp toprağın hükmünü dinledim nasıl da inliyor tanrının aşk artığı bedeni


şimdi anladım say tanrının yalnızlığına biçilen elleriyim ben
dokundukça aşka çoğalan
şimdi anladım say dökülürken dilim toprağa havva’nın bedeninden
öptüğüm tanrının üryan dudaklarıymış meğer

ve sesi
ve nefesi işittim ateşin masum çocuklarından
ne tenime secde edendi alev
ne tinime zuhuru üfleyendi rüzgar

belki bu yüzden estikçe ellerim havvanın saçlarından
bir ateş sarar tanrının gözlerini
kül olur savrulurum toprağın çamurlu koynundan

şimdi anladım say iblisin tutuşan saçlarını
say ki ne yılandı toprakta sürünen dilim
ne yalandı günahlarda kavrulan elim

belki bu yüzden
ne zaman bir kadın öpsem
bir meyve düşer dalından
döner kaburgama secde ederim

daha kaç günaha giyinir ki insan


ve lanetti
ve kehanetti
üstümdeki elbise
ya dilimdi karnının üstünde yürüyen yılan
ya
yapraktı havvanın tenine örttüğü yalan

duydum tanrının lanetli sözlerini
ve gördüm havvanın çırılçıplak tenini
belli ki günaha akacak bir avuç suydum

şimdi anladım say yuttuğum toprağın kokusuymuş ağzımda sütüm
gördüm ki tenime kustuğum ateşin koruymuş dölüm
say ki her ana biraz da günahıma gebe

söyle bana tanrım tinime giydirdiğin et midir bu zulüm



bildim
anaymış bir avuç toprak
bu yüzden acıyla doğarmış her evlat
anladım ki bir çığlıkmış doğmak

gördüm tanrım
ne zaman dayasam dudaklarımı anamın memelerine
toprakla dolar ağzım
bu yüzden doğdukça ölüme büyür günahkar gövdem
ve ne zaman haykırsa bir kadın
çıldırır toprak
acıyla doğarım

belli ki anamın rahmine yazılmış son cezayım

şimdi anladım say kadının zahmetini
ve iblisin rahmetini

kim bilir daha kaç kez ağlarım

çünkü topraksın dedi dilim
toprağa döneceksin

tanrım kov beni cennetlerden ateşin kızıl koynuna
koy adenin bahçesine kerubinin hışmını
ve dört yanıma korlu kılıcını

ey aşk bağışla beni tende soğuyan terin buğusuna
ve tenimi şahit kıl havvanın kokusuna

ve kadın ilk dinim
şahittir ellerim

daha kaç sevaba soyunur ki insan






Ve kaine düştü kinim
Ben ki günahın semeresiyim
Ve habile sustu dilim
Meğer ölüme gebeymiş ellerim


say ki doldurup havvanın rahmine toprağı
kasıklarından fışkıran kandı tenim


ben ki
duydum habilin kanının sesini yükselirken topraktan
yırtıldı kulaklarım haykırırken kan

ben ki kain’in lanetli etiyim
ben ki habil’in çürüyen kemiğiyim

işte bu yüzden ne zaman açsa ağzını toprak
kan dolar dişlerim yedi kez yutarım öcümü
toprak kusar kinini
bir kez daha doğrarım


ve eşti
bir yanım kardeşti
tanrım dilimi gömdüm dudaklarım doğururken
aşk emdiğim memelerini
gördüm ki günahım karnı burnunda bir ateşti

tanrım
daha ne kadar çiğner ki insan toprağın sırtına yazılmış hükmünü
daha kaç ana çeker ki gömüldüğüm toprağın çekilmez yükünü

ve hanok doğdu ağlarken adenin sol yanı
ve irad hanokun kanı

anladım ki çoğaldıkça kendimizden azaldık
anladım ki bakarken yüzüne lamekin
yetmiş yedi kere aldık öcünü toprağın
say ki aşk için bedenlerimizi yaktık
giyindikçe aşkı soyunduk
günahkar bedenimizi inkardık

şimdi anladım say eşi ve kardeşi
say ki kurban ettiğimiz aşkı gömdük toprağın rahmine
belki bu yüzden hep alnından öptük eşi
belki bu yüzden toprak misali sırtımızdan besledik kalleşi

işte
ya aşkı inkardı insan
ya öylece sevişmekti isyan


işte
biz ki böyle çoğaldık ey ademin dölü
bastıkça toprağın yüzüne bir yanımız ölü
biz ki böyle yıkandık günahlarımızla
anladım ki günahkar doğarmış her bebek ey havvanın külü

şimdi anladım say öldükçe nasıl çoğaldık
gömerken havvanın günahkar piçlerini
anladım ki sevişmeyi günah kıldık


ey ilk doğan bebeğin feryadı
bildim ki günahım bir avuç toprak
kim bilir belki bu yüzden hep sırtımızda toprağın nefreti
ne zaman doğsam
o zaman kucaklayacak

ve ademden doğan
ve havvadan kalan
ben ki günahın zürriyetiyim tanrının sızlayan etinden kopartılan

şimdi anladım say tanrının sonsuz eziyetini
say ki yırtıp yerin yüzünü
gömdüm tanrının en mahrem sözünü
say ki kurban ettim tanrının dilini soyunurken topraktan
ben ki tanrının kırılmış elleriyim aşklardan arta kalan

ve gördüm ve duydum
ağladığını
seni korkularla çoğaltan ben
ey tanrım işte ben buydum

şimdi anladım say tanrının pişmanlığını
ve nuhun inayetini
say ki aşk dileneceğim dirilen ateşlerden
açıp yefetin günahkar ellerini

ah aşk
ben ki kendimi inkarım
daha kaç ateşle tenimi yıkarım
ben ki insan
ya aşkı suya katar tanrıları yakarım
ya köze basar etimi küllerimi yutarım

şimdi anladım say tanrının aşk tüten feryadıydı nuhun gazabı
anladım ki düşecek her yağmur damlası birazda toprağın azabı
say ki günahlardan duyarım fırtınaların sesini
şimdi terk ettiğimiz aşkı biçeceğiz tanrının gözyaşlarından
belki bu yüzden ne zaman kopsa bir fırtına
sırılsıklam sevişirken bulurum kendimi yükselen sularda

daha kaç tufandan doğar ki aşk

tanrım
ben ki senin aşk tüten son çocuğun bağla göbeğimi
toprağın yüzü üzerinden sil dudağımın izlerini
şimdi nuh için ağla
gözyaşlarını içeceğim aşk adına

ve sustu yer
ağlarken gökler
kırk gece sevişip toprak gibi yıkandım çırılçıplak bir avuç suyla
anladım ki hiçbir yaprak örtmez tanrının mahrem gözlerini
bu yüzden sevişirken insan soyunurmuş toprak
ne kopan fırtınalar paklar aşk kokan ellerini
ne de günahkar dilim yıkar aşk içtiğim tenini

daha kaç kez sevişip çoğaltacağım tanrım seni!

Ve çekildi sular toprağın dudaklarından karnına.....
Oturup araratın çırılçıplak göğsüne
Yedi gece girdim koynuna

Şimdi anladım say tanrının ahdini
Say ki duydum tanrının ağlarken sesini
Anladım ki aşka çoğalacak bedenimdi tanrı
Bu yüzden sevişin derim ey ademin bebeleri
Ne zaman girsen bir aşkın koynuna
Ter ile yoğurup varolduğun toprağı
Titreyen bedeninden tanrılar doğuracaksın
Şehvetinden sırılsıklam kül olup yanacaksın

Daha kaç aşkın kavmine düşer ki dölüm


Ey kavmim
Üstümü örtmeyin
Bil ki şarap ile yıkandı elim
Bil ki üzüm emdi benim günahkar dilim
Bu yüzden çıplaktır tenim
Örtmeyin üstümü ey nuhtan kopan kavmim
Ayıbımdan ellerinizi çekin



Ah dört yana dağılan kavmim
Şimdi anladım say nasıl bölündü bin bir parçaya nuh ile yıkanan bedenim
Say ki kopartıp şinar diyarında dört bir yana attığımdı günahkar dilim

Ateşlerde yıkanıp topraklarda yanandı aşka sürgün ellerim

belki bu yüzden
pişirip toprağı kor ateşlerde
kerpiçten şehirler kurarım
ne zaman bir medeniyete göçecek olsam
hep ağır gelir toprağın sırtına ayaklarım
gördüm ki
bir ben çiğnerim toprağım yüzünü
bir toprak çiğner benim yüzümü




şimdi anladım say aşk uğruna kurduğum medeniyetleri
say ki yırtıp göğün nefesini
çıktım babilin tepesine
say ki kavruldum bakarken tanrının gözlerine

anladım ki babilden iner tanrı yeryüzüne

işte bu yüzden ne zaman sevişsem döner babile bakarım
nice aşktan medeniyetler kurar günahkar tenimde tanrılar yakarım


ey aşk
işte buymuş sana sunduğum sırrı dilimin
sana söylenen sözlermiş dudaklarını yırtan ibrahim’in
ey aşk
senin için soyunup dudaklarını kadınlar ve erkekler
dile gelir çırpınır aşka uzanan eller
adını fısıldar günahkar geceler

şimdi anladım say ibrahimin aşka konan sözlerini
anladım ki ne zaman sevişsem
ibranice bir şarkı söyler
kanadı kırık serçeler

ey aşk bana ibrahimin dilini ver
giyinip söylenmemiş tüm sözlerimi günahlarla sevişeceğim
sesimi aşka susan tanrı duysa yeter


ey ses söküp dişlerimi
koy ishakın avuçlarına
ve ey toprak çiğneyip acıdan kıvranan dilimi
tükür yakubun suratına

ey kor
beni yakubun yerine alevlerde yor
ben ki tanrılara adanmış yalanların dağılmış külüyüm
ben ki ishakın gözünü sokan yılanların dölüyüm

bu yüzden kördür dilim
sağırdır aşka dokunan ellerim

ah aşk yükleyip sırtıma yakubun vebalini
iki büklüm analara say toprağın çilesini
beni anamın rahminden sorun ey yakubun bebeleri
neden toprak kokar ishakın buruşuk elleri

daha kaç bebeyi yıkar ki yağmur
saçlarında ağarırken anamın
daha kaç evladı kucaklar ki çamur
böğrünü deşerken babamın

anladım ki babamın kasıklarında büyüyen elleriyim aşkın
tanrının evinden anamın kucağına uzanan

ey aşk emzir beni rahelin günah akan göğsünden
ben ki yusufun dudaklarıyım günahların sütünü emen
ben ki kör kuyuların koynuna atılmışım ey aşk
bırakıp sevaplarımı tanrıya sağ beni memelerinden

şimdi duydum say yusufun feryadını
say ki sustum ağlarken aşk
atıp kendimi kör sağır kuyulara
say ki seni çektim aşk tüten kasıklarımdan ey tanrı
anladım ki seviştikçe yüzüne kustum içtiğim gözyaşlarını

bu yüzden yusuf olur girerim her aşkın koynuna
ben ki bin bir kadından doğarım aşk adına

daha kaç kadın gebe tanrım sana!


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 15:00
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Trajedik Şiir

Gözlerin!
Sana mı ait,
Yoksa ödünç mü aldın gökyüzünden?

Peki ya yüzün;
Hangi denize d ü ş m ü ş
Yanağının kenarında ki yakamoz?

Yüzün düşmüş gözlerime,
Ya da gözlerin mi düşmüş düşlerime?

Yağmur düşmüş yüreğe,
Yüzün gözlere.
Bir gül düşmüş dudağa;
Düş belki
Çiğ düşmüş yanağa….

Bir aşk düşmüş yol kenarına
Bir yaşam toprağa;
Yağmur misali
Kaldırım düşmüş aslında,
Bir beden düşmüş kaldırıma.......

Aşk düş!
Düş aşk!

Her şey düşmüş;
Ben düşmüş,
Sen düş……

Oysa…

Uyusak da düşmüş,
Uyansak da……



N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 15:02
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Gölge Oyunu

gelir gibi oluyorsun
oysa
uzuyor gölgen

gider gibi uğurluyorum sesini
buruşuk bir merhabanın cebinde
hoçakalıyor gölgem


duydum ki oralarda
telaffuzu yasak bir merhaba
sürüyormuş izini gölgenin

susar gibi oluyorum
ıslanıyor gölgem


N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 15:04
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
İkinci Çoğul Yalnızlık

Bi gülücük borç versene amca!

........

Ah çocuk,
Ödünç versene saçlar ı m ı (!)

Bir zamanlar pas tutmuş aynalarda öper d i m,
Islanmış yalnızlıklar ı n ı (!)

Çocuk,
Kapama gözler i m i.
Yumma sakın
O küçük eller i n i.


Sus çocuk,
Ağlama!
Bırak sakallar ı n da kalsın,
Büyümüşte küçülmüş yan ı m.

Sen şu amcaya
Bi öpücük borç versene bakalım.

Annemi gördün mü ayna amca?

Ah afacan kahroluşlarım.......



N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 25-02-2007, 15:12
duarden
Guest
 
Mesajlar: n/a
Ey Tanrıların Kutsal Orospusu Sisifos'a Uzuyor Sakallarım


Mitolojik fahişeler fışkırırken kasıklarımdan
Afrodit"in meme uçlarına
Döküldü saçların
Bilmem hangi tanrının kıllanmış göğsüne

Ve tüm acılar yıllanmış etimde
Kemiğimde

Ne sen vazgeçebildin Olimpos"un orospusu olmaktan
Ne de ben ölüp Afrodit uğruna
Zeus"lar inadına doğmaktan

Haydi yağ Maia
Taşıma toprağıma
Heyhat

Sıkıştırıp hayalarımı
Haykırdım Sisifos"un sakallarına
Ey tanrıların kutsal fahişesi
Yat altına Zeus"un
Ki bilmem kaç Sisifos
Kan tutmuş parmaklarımda
Dokunurken
Günah kokulu toprağına

Ve unut şimdi
Daha nice tanrılar becerecek üç kuruşluk etini
Bense
Taş vuracağım sırtıma
Sen ve
Tanrıların inadına



N.Nedja İvanic
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
siirleri, ivanic, nnedja


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:46 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org