|
Bu şiiri başka bir tartışma platformunda bir ay önce okumuştum...Tokat gibi gelmişti bana ...Sonra Fulya Engin yazıp aradım ve diğer şiirlerini de okudum...Şair hakkında bende fazla bir şey bilmiyorum, istersen kendi satırlarıyla tanıyalım beraberce...
Fulya Engin
Başkalarının yaşamlarını , isteklerini , korkularını , zevklerini , yeteneklerini , ideallerini kendimin sandım hep. Oysa baştan beri ben hiç yoktum sanki. Varlığımı hissetmek için kullandığım tüm o insanlar , kitaplar , filmler , dinlemeler , anlatmalar beni yok edip durdular sanki. Bir muzun kabuğunu soyar gibi üzerimdeki tüm ocular sıyırmam halinde ortaya kim ya da ne çıkar , işte ben onu merak ediyorum. Peki bu durumda o "ben" i algılayacak gözü nereden edineceğim ? Belki de algı yanılgının kaynağıdır , ne olduğumuzu görebilmenin önünde duran koca bir duvar gibi , kendimizle kendimiz arasında duran ince ama işlevsel bir ayraç gibi. Çünkü algı başında saydığım tüm o şeylere bağımlıdır. Belki de insan evde kendine elektro şok uygulamalıdır. Ya da kontrole ve algıya böylesi - sinek gibi - yapışıp kalmamalıdır. Bildiğimiz ve sarıldığımız anlamıyla yaşam pek tabi bir olamama hali olabilir , bu anlamda ölümün tanımsız boşluğu bizi bize kavuşturabilir. Yoksa ! 76 ‘ dan beri bir kadın var. İsmi Fulya. Çalışıyor , kendine bakıyor , özel bir şirkette eğitmenlik yapıyor. Ben onunla yaşıyorum.
Canımdan seslenen şunu derdi belki de tanıtmak için kendini
Hey sen , aydınlığını becerisi sanan , karanlığını savunan bir candan sesleniyorum tüm varlığa
Sen aydınlığını seviyorsun. Ben ise aydınlıklardan korkuyorum ,ahlaklı insanlardan ürküyorum , iyilik severlerdense tiksiniyorum , öğretiler bulaşıcı hastalıklar gibi , inanmıyorum insanoğlunun kurduğu düşe , ben çoğunun deli zırvası dediği Nietzshce ’ i okurken yüksek sesle ağlıyorum , Sartre ’ yi Schopen’i okurken ne dediklerini * kendimden * iyi anlıyorum. Bu ne senin için ne benim için bir tercih meselesi değil besbelli. Sen yalnızken nasıl aydınlıksan ben de yalnızken öyle karanlığım , sen ne kadar sosyal bir yüzle şehre , alışverişe ve merkezlere akıyorsan ben de o kadar kurt kanlıyım. Biz seninle iki yüzüz sadece , bir güneşe diğeri batışa bakan cephelerde , bunlardan yerinmek ya da övgü ile söz etmek -bize ait yaratımlar yerine koyup da- delice. Ama bak yapıyoruz genede. Oluş olduğunu kabul etmek kolay değil . Ben aydınlık ile karanlığın iki yüzünü algılama noktasında sınıra sürdüğüm icin kendimi , karanlık yanlardan gelme bir mülteci gibi , daha da batıyorum topragıma.
Belki de bu yüzden geceleri yalnız uzananlardanım karyolasına
|