Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Siyahlı Kadınlar

Serbest Kürsü içerisinde Siyahlı Kadınlar konusu: Siyahlı Kadınlar Dünyanın dört bir yanında binlerce üyesi olan “siyahlı kadınlar”, yerel olarak ve kendi kurallarını koyarak çalışan bir savaş karşıtı ağ. İlki 6 Ocak 1988’de birinci intifada sırasında Kudüs’te, ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 07-07-2008, 21:32
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
Exclamation Siyahlı Kadınlar

Siyahlı Kadınlar

Dünyanın dört bir yanında binlerce üyesi olan “siyahlı kadınlar”, yerel olarak ve kendi kurallarını koyarak çalışan bir savaş karşıtı ağ. İlki 6 Ocak 1988’de birinci intifada sırasında Kudüs’te, israil askerlerinin işgal edilmiş topraklardaki vahşetine karşı olan İsrailli kadınlarca başlatılan Siyahlı Kadınlar hareketi, genellikle suskunluğu temsil eden siyahlar giyinmiş bedenleriyle savaş karşıtı mesaj vermeyi amaçlayan kadınların, belli zaman ve mekanlarda sessiz nöbetler tutmasından oluşuyor. Kadınlar şiddet kurbanları için yas tutarken, ellerinde şiddete karşı dövizler tutuyorlar. Arjantin’deki Mayıs Meydanı Annelerinin esinlediği Siyahlı Kadınlar Hareketi, 1991’de ilk grubun Miloşeviç uygulamarına karşı Yugoslavyayı ziyaretlerinden sonra her yerde yerel Siyahlı Kadınlar’ın oluşmasıyla yaygınlık kazandı.

Irak savaşına karşı ABD’de mühimmat taşıyan trenlerinönüne yatarak dikkat çekmiş, Türkiye dahil Avusturalyadan Japonyaya, Hindistandan Belçikaya, Mısırdan Tunusa, otuzdan fazla ülkede çeşitli çatışmalara karşı gösteriler yapmış, çatışan tarafların kadınlarını barış hedefi etrafında bir araya getirmiş, barış hareketine katılanlara hukuk ve bilgi desteği sağlamıştır.

Florida’dan bir grup siyahlı kadın, eylemlerine başlamadan şu bildiriyi okuyorlar:

“ Kendi adlarına konuşamayan susturulmuşlar: kadınlar, çocuklar, anneler, babalar, kız kardeşler, erkek kardeşler, teyzeler, yeğenler… ‘Yeter artık! Yeter!’ deme hakları ellerinden alınmış bütün insanlar..
Sessizliğimiz kuşlara, çekirgelere, sincaplara ve kertenkelelere kendilerini ifade etmek için bir şans veriyor, onların sesini ve barışın müziğini duymamızı sağlıyor. Sessizliğimiz sayesinde, bizlerin hergün mahvettiği çevremizdeki güzelliği bize gösterme fırsatı buluyorlar.
Sessizliğimiz toprağın kendi başına yankılanmasına izin veriyor –insanlar olarak yarattığımız gürültünün, zihnimizi çelip açgözlü yıkıcı eylemlerimizi gözlerden gizlediğinin farkına varmamızı sağlıyor. Herkesi kurbanlaştıran bir çeliş bu. Unutulanları ihmal etmemize yol açan bir zihin çelişi.
Sessizliğimizi bu gezegenin yoldan çıkmış tüm önderlerine karşı yüksek bir ses olarak koruyoruz.”

Metis Yayınlarının 2008 Yaratıcı Direniş Ajandasından alıntılanmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 07-07-2008, 21:34
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 274
Exclamation Kadınlar Barışı Kurmanın Yollarını Konuşuyor

Kadınlar Barışı Kurmanın Yollarını Konuşuyor

Zaharijevic, Selek, Özsökmenler ve Akkoç, çatışmanın toplumsal cinsiyet kodlarını daha kuvvetle ürettiğini, kadınların barış masasına mutlaka oturması gerektiğini söylüyor.

BİA Haber Merkezi

12-10-2007

Tolga KORKUT

Kadın aktivistler Zaharijevic, Selek, Özsökmenler ve Akkoç feminist bakışın militarizmin ataerkil karakterini deşifre edeceğini, bunun toplumu dönüştürme fırsatı olduğunu söylüyor.
Diyarbakır'da 29-30 Eylül'de düzenlenen "Türkiye'de Kürtler: Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler" konferansındaki "Barışa Cinsiyet Penceresinden Bakış" oturumunun konuşmacıları Sırbistan'daki "Siyahlı Kadınlar" (Women in Black) hareketinden Adriana Zaharijevic, KAMER'den Nebahat Akkoç, Amargi'den Pınar Selek ve Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler'di.

Zaharijevic: Savaşa karşı konuşan kadınlar ataerkil, otoriter yapıyı dönüştürür

Zaharijevic, silahlı çatışmaların kadınları daha farklı etkilediğini, kadınların bütünlüğüne yönelik stratejik saldırıların bu nedenle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nce savaş suçu sayıldığını, ancak kadınlara yönelik bu saldırıların savaşın "doğal" sonuçlarından görüldüğünü söyledi.
Çatışmaların kadınların potansiyelinin bastırıldığı, haklarından vazgeçirilip "destekçi" yapıldığı, kadınların çıkarlarının "kurban/mağdur" kalıbıyla yine erkekler tarafından temsil edildiği ve karar mekanizmalarından uzaklaştırıldığını saptayan Zaharijevic, "Çatışma ortamlarında toplumsal cinsiyet kodları daha kuvvetle üretilir" dedi.
"Savaşın etkileri sürerken konuşan kadınlar, savaşa karşı çıkıyorlar. Eylemleri ataerkil, otoriter yapıyı dönüştürüyor" diyen Zaharijevic, Sırbistan'daki savaşa karşı çıkan feminist ve pasifist grupların bugün milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe ve militarizme karşı ve toplumu dönüştürmek için mücadele ettiğini, ayrıca başka coğrafyalardaki kadın hareketleriyle dayanıştığını da anlattı.

Akkoç: Şiddeti, çatışmayı gerekçesiz reddetmek

Akkoç, kadınların şiddetle mücadele etmeye başladıktan ve "kendi hayatlarının öznesi olduktan" sonra her söyleneni sorguladıklarını, kendilerinin dışında tarif edilmiş bir sorun kalmamasına gayret ettiklerini söyleyerek "Kürt sorunu nedir?" sorusunu "Benim Kürt sorunum nedir?"e çevirdi ve yanıtladı.
Çocukluğunda Kürtçe öğrenememesinden, Manisa'da gittiği okulda "Niye geç kaldın pis Kürt?" azarını işitmesine, artık Kürtçe öğrenmiş genç bir öğretmenken Zeydan köyünde Zazaca konuşan öğrencilerle ancak el kol hareketleriyle anlaşabilmesinden 80'lerde Diyarbakır Cezaevi'nin hem içinde hem dışında yaşanan şiddete, Diyarbakır'daki öğretmen ve kadın mücadelesine, gözaltına alınışına ve kadınlarla birlikte bağımsız çalışmaya başlamasına, yaşadıklarını anlattı.
Akkoç daha sonra "Ben olsam ne yapardım?" sorusunu sordu. Yanıtlarından bazıları şöyle:
  • "Asli unsur" demezdim. Bunun için özür dilerdim. Çünkü azınlıktakileri reddetmek, iktidar kavgasına girmek demek.
  • Şiddeti, çatışmayı gerekçesiz reddederdim.
  • Bağımsız kadın çalışmasına ağırlık verirdim.
  • 100 yıl öncesiyle yüzleşir, bu topraklarda kimlerin yaşadığını düşünürdüm.
  • Farklılıkları yaşatmak için kapsayıcı olurdum.
"Kendi sahip olduklarımızı paylaşarak başlamak"

Hep birlikte tartışabilmek için katılımcı demokrasinin şart olduğunu söyleyen Akkoç, "Katılımcılığın olmadığı süreçler birilerini nesneleştiriyor" diye konuştu.
"Ayrımcılığın panzehiri tanışmak, konuşmak ve duygudaşlık kurmak. Buna kendi sahip olduklarımızı paylaşarak başlamak gerek."

Selek: Kadınların barışa katlımı politik bir seçimdir

Selek, "Savaş dünyada bir sistem olarak kurumlaşıyor, en kötüsü, buna alışıyoruz" derken savaşların bitirilmesinde kadınların, yoksulların, yoksunların ve sermayesizlerin belirleyici olamadığına dikkat çekti.
"Barış kadının doğasında var" söyleminin bir yolla savaşı doğallaştırdığının altını çizen Selek, kadınların barışa katılımının politik bir seçim, karar olduğunu vurguladı. Kadınların savaş karşıtı mücadeleyle daha çok görünür olduklarını söyledi.
Annelik üzerinden politikanın sakıncaları olduğunu, savaş güçlerinin bunu tersine kullanabildiğini, "Barış Anneleri"-"Şehit Anneleri" ikilisi üzerinden örnekledi.

"Barış görüşmelerini erkekler ve savaşanlar yapıyor"

Kadınların barış mücadelesindeki rollerinin kadın hareketinin gücüne bağlı olduğunu söyleyen Selek, barış görüşmelerini erkeklerin ve savaşanların yaptığına da dikkat çekti.
Selek, Savaşa yol açan sürecin toplumsal cinsiyet üzerinden şekillendirildiğini, militarizmin ataerkil değerlerle yaygınlaştığını bu nedenle savaşı aşmak için feminist bir perspektife ihtiyaç olduğunu söyledi.
"Değerlerin nasıl kurulduğunu anlatan, çatışmanın görünür nedeni olan baskının toplumsal cinsiyetle ilişkilerini kuran bir feminist analize ihtiyaç var. Feminist analiz 'haklı-haksız savaş' ayrımını reddeder. Tıpkı tecavüzü reddettiği gibi."
Böyle bir eylemin ataerkilliği de sarsacağını söyleyen Selek, Türkiye'de kadın hareketinin militarizme ve milliyetçiliğe dair tavır almada ortaklaşamadığını, demokratik bir feminizm hareketine ihtiyaç olduğunu da vurguladı.
Özsökmenler: Savaş esas olarak kadını mülksüzleştiriyor

"Savaştan kadınlar nasıl etkileniyor?" ve "Savaşa erkek ideolojisini reddederek nasıl bakmalıyız?" sorularını soran Özzsökmenler, Diyarbakır'da "yalnızca kadınların ve çocukların yaşadığı" yoksul evleri örnek verdi. Kadın merkezinde "hâla çığlıklarla uyanan" kadınları da anımsatan Özsökmenler "Türkiye'nin büyük bir rehabilitasyon yükü var. Ama rehabilitasyon için adım atılmıyor. Çünkü çatışmanın varlığı kabul edilmiyor. Savaş esas olarak kadını mülksüzleştiriyor" diye konuştu.
Barış çalışmalarının yaygınlaşamadığını saptayan Özsökmenler "Savaşın toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmesi, kadınların mutlaka barış masasına oturması gerekiyor" dedi. Bunun için kadın barış hareketinin ortaklaştırılmasının, toplumdaki diğer hegemonyalara da karşı çıkıyor olmanın fırsat olabileceğinden söz etti.
Özsökmenler, bir karşı koyuş tavrı olarak, Kürt kadınların eşleri kavga ettiğinde tülbentlerini çıkarıp yere atmaları geleneğini de anımsattı. (TK)

Kaynak: http://www.bianet.org/english/katego...rini-konusuyor
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kadinlar, siyahli


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Bir Kadın Galata Köprüsü'nde Balık Tutunca... piaaa Güncel Mevzular 8 07-07-2008 02:37
İran Namussuz, Yaramaz Kadınlar Dergisi kurtulush Serbest Kürsü 2 07-07-2008 00:26
Siborg Manifestosu kurtulush Köşe Yazıları 2 06-07-2008 22:11
Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA ) kurtulush Serbest Kürsü 0 06-07-2008 20:24


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:57 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org