Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA )

Serbest Kürsü içerisinde Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA ) konusu: Afganistanda anti-fundamentalist bir oluşum olan devrimci kadın birliğinin sitesi: Revolutionary Association of the Women of Afghanistan (RAWA) ************************************************** ************************************************** **** Birleşik Devletler ve Köktenci Yamakları Afganistan’daki İnsan Hakları İhlallerinin Baş ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 06-07-2008, 20:24
Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-06-2008
Mesajlar: 275
Exclamation Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği ( RAWA )



Afganistanda anti-fundamentalist bir oluşum olan devrimci kadın birliğinin sitesi:

Revolutionary Association of the Women of Afghanistan (RAWA)



************************************************** ************************************************** ****

Birleşik Devletler ve Köktenci Yamakları Afganistan’daki İnsan Hakları İhlallerinin Baş Failleridir

RAWA*


12 Aralık 2007

Çeviren: Sezin Gündoğan (Feminist Kadın Çevresi)

ABD ve müttefikleri Afganistan’daki askeri varlıklarını “Afgan insanlarına özgürlük ve demokrasi getirme” bahanesi ile haklılaştırmaya çalıştılar. Ama son otuz yılda gördüğümüz ve de halkımızın durumundan anladığımız gibi, ABD hükümeti her şeyden önce kendi politik ve ekonomik çıkarlarını düşünüyor ve Afganistan’ın en hain, en anti-demokratik, en kadın düşmanı ve en ahlaksız köktenci çetelerini silahlandırıyor.

Birleşik Devletler’in son birkaç yılda binlerce kez yalanlarıyla birlikte öne sürdüğü sözde “teröre karşı savaş”ın maskesi düştü. Birleşik Devletler Kuzey İttifakı’nın suç çetelerine güvenerek demokrasi, insan hakları, kadın hakları gibi pek çok değeri oyuncak etti ve kederli ulusumuzu utanç içinde bıraktı. ABD, Pul-e-Charkhi, Dasht-e-Chamtala, Kapisa, Karala, Dasht-e-Lieli’deki katliamların, 65.000 Kabillinin öldürülmesinin ve ülke genelindeki onlarca toplu mezarın sorumlusu olan insanlardan bir hükümet kurdu. Şimdi ABD, Molla Ömer ve Gülbeddin Hikmetyar gibi katilleri de hükümete çekmeye çalışıyor. Bu da “teröre karşı savaş”ın başka bir ikiyüzlülüğü olacak.

Kuzey İttifakı’nın güç kazanması, insanlarımızın özgürlük ve refah umudunu yok etti; hayal kırıklığına uğrattı. Aynı zamanda Bush yönetiminin, sırf bizim insanlarımız mutlu olsun diye terörizmi bertaraf etme niyetlisi olmadığını kanıtladı. Birleşik Devletler yönetimi komik bir anti-Taliban oyunu oynamakta ve aslında kendi yarattığı küçük, marjinal ve örümcek kafalı bir çeteyi mağlup edemeyen bir süper güç rolüne bürünmüş durumda. İnsanlarımız ABD’nin Taliban ve El Kaide’yi ortadan kaldırmak istemediğini son birkaç yıldaki deneyimleriyle öğrendi. Eğer bu çeteleri yok etseydi, Afganistan’da bulunmak ve bölgedeki ekonomik, politik ve stratejik çıkarlarını gerçekleştirmek için ileri sürecek bahanesi olmayacaktı.

Aşağı yukarı yedi sene sonra Afganistan’da hala barış yok, insan hakları, demokrasi ve yeniden yapılanma yok. Tersine, yoksulluğumuz ve çektiğimiz acılar her geçen gün artıyor. İnsanlarımız ve hatta talihsiz çocuklarımız Cihadi çatışmalarına (mesela 6 Kasım 2007’de Baghlan’da gerçekleşen patlamaya), Taliban’ın hedefi belirsiz patlamalarına ve ABD/Nato’nun hiç bitmeyen bombardımanlarına kurban gidiyor. Karzai takımının parçası olan ve kilit hükümet menzillerine sahip Kuzey İttifakı’nın kan emicileri, Afganistan’da barış ve demokrasinin önündeki birincil ve en tehlikeli engel olmaya devam ediyorlar. Bu mafya çetelerinin sahip olduğu onlarca yasadışı özel güvenlik şirketi, kötü niyetlerini gerçekleştirmeleri ve tehlikeyi canlı tutmaları için yeter de artar bile.

İnsan hakları ihlalleri, suç ve ahlaksızlık doruk noktasına ulaştı, öyle ki Karzai Bey parlamentonun bakanlarına ve üyelerine dostane ricalarda bulunmak ve “bazı şeyleri dozunda bırakmalarını” istemek durumunda kaldı. Hapishanelerde tecavüze uğrayan kadınların şikayetleri o kadar arttı ki, parlamentodaki savaş lordlarının yandaşı bir kadın bile durumu kabul etmek zorunda kaldı.

Rabbani, Halili, Mesud, Sayyaf, Fahim, İsmail ve diğer suçlular “ISI” [Pakistan Gizli Servisi] ve “VEVAK” [İran İstihbarat ve Güvenlik Servisi] ajanları oldukları için 90’ların başında “lider” olabilirlerdi, ama ISI Generali mafya babası Hamid Gul’u ordularının başına geçmesi için davet ettiler. Ama bugün, ahlaksızlıklarının ve yaptıkları yanlış şeylerin üstünü örtmek için Pakistan karşıtı sloganlar üretiyorlar. Daha ileri gidebilirler ve Pakistanlılara zarar verebilirler. Ancak hiçbir zaman Pakistan’ın kirli eylemlerinden, köktenci çeteler yaratarak bu çeteleri insanlarımızın üzerine saldığından bahsetmezler. Daha önemlisi, genişleyen, gitgide daha yıkıcı hale gelen ve kültür ve medya ajanları yoluyla daha aktif bir şekilde her yerde karşımıza çıkan merhametsiz İran rejimi karşısında da sessiz kalıyorlar. İran rejimi yanlısı siyasetçiler ve entelektüeller, demokrasi ve insan hakları için en az Taliban’ın barbarizmini ve terörünü “silahlı ulusal direniş” olarak adlandıran ve savunan entelektüeller ve siyasetçiler kadar haindir.

Afgan Kadınlarının Devrimci Birliği (RAWA), yasama, yürütme ve yargı organları uyuşturucu ve savaş tüccarlarının ya da bunların Taliban, Gülbeddin, Parcham ve Khaliq yanlısı suç ortaklarının elinde olduğu sürece, yoksul halkımız için olumlu hiçbir şey yapılmayacağını defalarca duyurdu. Aksine bu merciler kronik suçun, uyuşturucu ticaretinin ve zengin olma niyetlisi mafya çetelerinin yağmalarının devam etmesini sağlayan bir mekanizma haline gelecek.

Eğer Birleşik Devletler hükümeti, Karzai’nin yerine Cihadi suçlular dışında yeni bir kukla koysa da, bu halkımız için sadece bir aldatmaca olacaktır ve günümüzün trajedilerinin tek bir insanın omuzlarına yıkılması anlamına gelecektir. Böyle bir hareketin ulusumuz için olumlu bir sonucu olmayacaktır. Sadece halka dayanan ve adil bir seçimle başa gelen, her şekilde köktencilerden bağımsız bir başbakan Afgan halkı için ideal olurdu.

Yabancı birlikler El Kaide, Taliban ve Gülbeddin teröristlerini yok etmek ve Kuzey İttifakı’nı silahsızlandırmak yerine insanlar arasında çatışma yaratıyorlar. Bu birlikler Afganistan’dan çekilirse, insanlarımız boşluğa düşmeyecek; aksine daha özgür olacak ve hem karmaşadan hem de kuşkularından kurtulacak. Böyle bir durumda Taliban ve Kuzey İttifakı ile “ulusal” maskeleri olmadan karşılaşak ve bu terörist düşmanlarla savaşmak için ayaklanacak. Ne Birleşik Devletler ne de herhangi başka bir güç Afgan halkını köktencilerin zincirlerinden kurtarmak istemiyor. Yalnızca Afgan halkı Afganistan’ın özgür olmasını sağlayabilir. Bir düşmanı yenmek için bir diğerine bel bağlamak sadece Kuzey İttifakı’nın ve efendilerinin halkımızın boynundaki ipleri germelerine yarayan yanlış bir politikadır.

Kanlı ve Hain Cihadi Yıllara Ait Bazı Belgeler [Some Documents of the Bloody and Traitorous Jehadi Years] isimli kitabı yayımlayarak RAWA son otuz yılın savaş suçlularının maskelerinin düşürülmesi ve cezalarını bulması için küçük bir adım daha attı. Ama burada durmayacağız. Parlamentoda oturan ve hükümete yerleşen teröristlerin sürekli tehditleri karşısında yılmayacağız; entelektüellerin pasifliklerine ve uzlaşmacı tutumlarına rağmen, adalet sever halkımızın ve Afganistan’daki ve tüm dünyadaki örgütlerin de yardımıyla, savaş suçlularını mahkemeye göndereceğiz. Milyarlarca dolara varan ulusal zararımızı onlardan talep edeceğiz. Ancak o zaman kederli halkımızın adalet ve demokrasi isteği karşılanmış olacak.

* Afgan Kadınlarının Devrimci Birliği (RAWA) The Revolutionary Association of the Women of Afghanistan (RAWA)

(zmag/turkey den alıntılanmıştır.)

************************************************** ************************************************** ****
Kadın Hakları İnsan Haklarıdır
RAWA’nın Dünya Kadınlar Günü Açıklaması (geçen yıl)
RAWA (Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği)

16 Mart 2007


Kökten dinciler iktidarda olduğu sürece, Afgan kadınlarına yönelik baskılar ve suçlar son bulmayacaktır.

Dünya, “Afgan kadınlarını özgürleştirmek” adına harekete geçti ve ülkemiz istila edildi. Fakat Afgan kadınlarının acıları ve yoksulluğu azalmadı, aksine toplumumuzun bu en perişan nüfusu üzerindeki zulüm ve vahşetin derecesi günden güne arttı.

Karzai’nin yozlaşmış mafya hükümeti ve onun uluslararası gardiyanları, utanmadan Afgan Kadınlarının dayanılmaz acıları üzerine oyunlar oynadılar ve bunu insanları kandırmak için propaganda aracı olarak kullandılar. Savaş lordlarının iltimas geçtiği birkaç kadına hükümette resmi görev verdiler ve bunun ülkede “kadınların özgürleştirilmesi”nin sembolü olduğunu ilan ettiler. Fakat yüksek mercilerdeki kadınların varlığı, meclis üyesi Malalai Joya’nınki gibi insanlarımızın sıkıntı ve acılarına derinden dokunmadığı; kadın hakları ve demokrasinin kanlı düşmanlarına karşı ödünsüz bir mücadele sergilemediği ve kadınların özgürleşmesini, ülkemizin kökten dincilerin ve onların yabancı patronlarının kirli prangalarından kurtulmasının ayrılmaz bir parçası olarak görmediği müddetçe önemli değildir.

Hükümet ve Batılı medya, 68 kadının meclisteki varlığını Afganistan için büyük bir başarı ve demokrasi ve kadın haklarının bir göstergesi olarak lanse etti. Fakat bu kadınların neredeyse hepsi kadın hakları ve demokrasinin korkunç birer düşmanı ve savaş lordlarının elindeki küçük kuklalar durumundalar. Bu tiksindirici gerici mecliste, Joya’nın şerefli ve boğulmuş sesi dışında, kalan 68 kişiden Khalqi, Parchami, Jehadi ya da Talibi akbabalarına karşı bir ses yükselmiyor. Safora Niazi, Noorzia Atmar, Parveen Durani, Shakeela Hashmi, Malalai Isaqzai vb. gibi Meclisin kadın üyeleri Malalai Joya’ya meclis içinde fiziksel saldırıda bulunarak Sayyaf, Rabbani, Alam Seya, Farooqi ve diğer kan emicilerin görevini devralacak kadar utanmazlar.

Gerçekte Saimas, Rahimas, Gul Shahs, Sanoobers, Gul Bibis, Aminas’ın yürek parçalayıcı acısı ve gözyaşları, ülkenin her köşesindeki adaletsizlik ve hayal kırıklığının sonucu olan yüzlerce dehşet verici intihar ve kendini feda etme hikayesi, kurumların ve politik çıkarları için Afganistan’da kadın haklarını parlak bir resim olarak göstermeye çalışanların yüzünde bir utanç lekesidir. Uyuşturucu hükümdarlarının, yıkım, yozlaşma ve suç şampiyonlarının ve bir avuç güvenilmez entelektüelin iktidarda olduğu bir yerde, kimse kadınların korkunç durumlarında ani ve büyük değişiklikler beklememeli.

Ülkemizdeki felaketin asıl sebebi, tiranlık ve barbarlıkla dolu karanlık bir tarihi olan Rabbani, Sayyaf, Qanoni, Muhaqiq, Dostum, Khalili, Ismail, Fahim ve benzerleri gibi vatan hainlerinin iktidarda olmasıdır. Bu adamların ellerinin altında yerel ve uluslararası koruyucuları ve ceplerinde birkaç utanmaz entelektüel vardır. Yakın zamanda bu dinci faşistler, ülkemizde yüzlerce, binlerce savunmasız insanın öldürülmesi konusunda, adaletten kaçmak ve herhangi bir mahkemeye karşı dokunulmazlığın keyfini sürmek için mecliste ve senatoda “Ulusal Uzlaşma” adında bir yasa çıkardılar.

Anavatanımızın hainleri, Kabil’de bir yürüyüş düzenleyerek bir kez daha güçlerini göstermeye ve kederli halkımızı sindirip uzlaşmaya ikna etmeye çalıştılar. Aleyhlerinde dava açılmayacağını düşünecek kadar kör olduğumuzu sanıyor olmalılar. Eğer yürüyüşleri Karzai’ye güçlerini göstermek içinse, Karzai’nin uzun süredir babasının ve yüz binlerce yurttaş ana, baba ve kardeşin katiliyle gizli ittifak yaparak tarihi, rezil bir işbirliğini kabul ettiğini bilmeliler.

Fahim ve işbirlikçileri, bir dahaki sefere Jehadi liderleri savaş suçu ile itham edilirse buna ciddi bir tepki verecekleri konusunda uyarıda bulundular. Eğer Karzai onların suçuna ortak olmadıysa, bu utanç verici tehditlere bir karşılık vermeli ve Fahim adındaki suçludan mareşal ünvanını geri almalıydı.

Bu hareket, en azından Karzai’nin hanesinden bir utancı silmiş olur ve mantıksız hainlerin bakanları olarak yanında varolmalarını engellerdi. Bu soyguncu haydutlar, ucuz tehditleriyle insanlarımıza karşı bitmeyen suçlar için hala hevesleri ve imkanları olan vahşi kan emiciler ve savaş tüccarları olduklarını kanıtladılar – korkulu 1992-1996 yıllarını tekrarlayabilirler.

Karzai’nin bu sahte dokunulmazlık yasası taslağına onay damgası vurup vurmaması çok önemli değil. Karzai’nin yasama, yürütme ve yargı organlarındaki insanların düşmanlarıyla yurtseverlik karşıtı olarak yaptığı anlaşmalar, Jehadi, Parchami, Khalqi, ve Talibi katillerinin kara kovasına kafasını soktuğunu gösterdi. Fakat şunu bilmeliler ki, bir gün halkımız tüm bu suçluların elini kolunu bağlayacak, mutlaka adalete teslim edecek ve Karzai de onların suç ortağı olarak sorgulanmak zorunda kalacak.

Şehit liderlerinin kanıyla ve ulusunun acı ve ızdırabıyla yetkilendirilmiş RAWA (Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği) katiller, kökten dinciler, onların dalkavuk entelektüelleri ve yurtdışı patronlarına karşı ödünsüz mücadelesine hiçbir şekilde uzlaşmaya veya diplomasiye başvurmadan devam edeceğine, baskı altındaki özgürlük tutkunu kadın ve erkeklerin önünde yemin ediyor. Halen susturulan çoğunluğumuz adına, bu baskıcılara karşı davamıza devam edeceğiz. Halkımıza ve dünyanın adalet yanlısı insanlarına güvenerek, dinci kardeşleri Zardad’a yaptığımız gibi onları da adalet mahkemesine götüreceğiz.

Birleşik Devletler ve müttefikleri, Jehadi mafyasını iktidara getirerek halkımızı unutulmayacak bir ihanete uğrattılar. Halkımız ve tüm dünya, hiç şüphesiz onların kendi küresel ve yerel çıkarlarının peşinden gittiklerini, Afganistan’da istikrar, özgürlük ve demokrasinin işlerine yaramadığını biliyor.

Afgan kadın ve erkekleri, özgürlük ve demokrasinin bize B52 bombalarının gücüyle; yabancı ülkelerce ve İran, Pakistan, ABD ve Rusya’nın casusları tarafından hibe edilecek değerler olmadığını bilmeliler. Bu değerlere ancak kendilerinin bilinçli, istikrarlı ve sürekli cesareti ve mücadeleleri sayesinde ulaşılabilir.

Dünya Kadınlar Günü’nde tüm destekçilerimize ve dünyadaki arkadaşlarımıza en sıcak selamlarımızı gönderirken RAWA herkesten; adaleti, özgürlüğü ve insan haklarını savunan tüm insanlardan son 30 yılın savaş suçlularını dava etmelerini istiyor.

Kahrolsun tüm kökten dinciler, din suçluları, diğer suçlular ve onların yabancı koruyucuları!

Yaşasın Afgan kadın ve erkeklerinin bağımsızlık, demokrasi ve sosyal adalet mücadelesi!

zmag'den alıntılanmıştır.
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:38 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org