|
|
Ben Kimim?Serbest Kürsü içerisinde Ben Kimim? konusu: Ben Kimim?
Efendim, bildiğiniz gibi atalarımızın nereden geldiğine dair abuk subuk ve bizi küçük düşüren bir efsane var. Bozkurt,Tukuy ya da Asena Efsanesi olarak bilinir. Buna göre, güya atalarımızın toprakları ...

01-07-2008, 20:50
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-06-2008
Nerden: şehirde
Mesajlar: 8
|
|
Ben Kimim?
Ben Kimim?
Efendim, bildiğiniz gibi atalarımızın nereden geldiğine dair abuk subuk ve bizi küçük düşüren bir efsane var. Bozkurt,Tukuy ya da Asena Efsanesi olarak bilinir. Buna göre, güya atalarımızın toprakları basılmış, herkes öldürülmüş, sadece 10 yaşında bir erkek çocuğu elleri kolları kesilerek bırakılmış. Bir kurt onu bularak bakıp büyütmüş. Sonra bu şahıs kurdun arka nahiyesine taaruz ederek, onu hamile bırakmış ve bu iş hoşuna gidince , 9 defa daha hamile bırakmış. Enik mi, çocuk mu herneyse,işte onlardan birine de Asena adı verilmiş ve biz onların soyundan geliyormuşuz. Böyle zoofilik kökenler bulmaya çalışırsak kendimize, Evropa Birliği'ne değil, psikiyatri kliniğine girebiliriz ancak. Sonra köy sosyolojisinin bulgularına bakacak olursak, bu efsaneye uyan hayvanın eşek olması gerekir ki, bu durumda da 'çüş' demek için yeterince sebebimiz olur. Paşalarımın izniyle, üstüme vazife olduğu üzere, size hakikatleri anlatmalıyım ki, hiçbir vatan evladı dolunay çıktığında, ele güne, anarşistlere ve uzaylılara rezil olmasın efendim.
Yine bildiğiniz gibi, hiçbir vatan evladının korsan olarak basmayı düşünemeyeceği, ama eksik aktarılan bir destanımız var. Sıkınca topakları arasında şüheda fışkırmasıyla ünlü bu topraklar için canını ve 10 yılda bir asker selamını esirgemeyen herkesin bildiğinden emin olduğum bu destan, özetle şöyledir: Albızın döllerinin saldırıları sonucunda Ergenekon'a sığınan ve haşa hiçbir hayvanla çiftleşmedikleri için Discovery Channel'da yayınlanan herhangi bir belgesele konu olmayan atalarımız, burada zamanla çoğalmış ve buraya sığamaz olmuşlar. Ancak, o başı pare pare dumanlı dağı aşmak için bir geçit bulamamışlar. Tam bu sırada, muhteşem bir kara geyik çıkmış ortaya. Boynuzlarındaki dalların sayısı, şimdiki Cumhurbaşkanlığı Forsu'daki yıldızlar kadar olan bu geyik, onlara çıkış yolunu göstermiş. Dağın dibinde bir geçit oluşturacak şekilde uzayıp giden bir demir madeni yatağının başlangıcıymış burası. Böylece önce geyiği, sonra da demiri bulan atalarımız, Çin Seddi'ne bakıp, son birkez 'abi kim bilir kaç kişi çalışmıştır bunun yapımında? Ne kadar çok taş harcamışlardır bunu yaparken? Vay vay vay! Vay ki ne vay'' deyip, çıkışın girişine (evet, paradoks da atalarımız tarafından bulunmuştur) doğru yollanmışlar. Yollanmadan önce de Çinliler'in ormanlarına dalıp, tarihin ilk kaçak odun kesimini gerçekleştirerek, demiri yakarak eritmek için gerekli maddeyi elde etmişler. Börtüçene adlı yiğit bir kişinin öncülüğünde girişmişler bu işe ve sonunda bir atın rahatlıkla geçebileceği bir geçit oluşmuş. (Şopar Arap kaynakları, bunun at değil, deve olduğunu belirtirler. Sözkonusu mahlukatın o ecüş bücüş deve değil de at olduğu, bugünkü üçlü bahis ve altılı ganyan tutkumuzdan belli değil midir? 'Atla deve değil' deyiminin kaynağı da bu olaydır.) Demiri eritenler dışındakiler de geyikle muhabbet ederek hem zamanı değerlendirmiş, hem de şimdiki cumhurbaşkanlığı yasa tasarısına kadar olan zamanda yaşayacakları şeyler hakkında bilgi almışlar geyikten. Geyik muhabbeti, zamanla geliştirilen bir sözlü edebiyat dalı olarak, işte bu kara geyikle başlamıştır. Yine bölücüler tarafından bugünkü nevrotik durumuna getirilmeden önce bütün Türk yurtlarında kutlanan Newroz da, (afedersiniz paşam, nevroz) Ergenekon'dan çıkış tarihine denk getirilerek, o zaman icadedilmiştir.
İşte o zamandan beri, atalarımız geyiklerle hep dost olmuş ve (zaman zaman yoldan çıkıp geyik avlama olaylarına karşı, bir duyarlılık örneği olarak da 'geyik avı' adlı türküyle, 'ağıt' adı verilen folklorik ögeyi icadetmişlerdir.) geyik muhabbetleri ebediyen sürdülmek kaydıyla günümüze kadar korunmuştur. Bazı açılardan,benden ve sayın Mehmet Ali Kışlalı'dan bile daha hayırlı bir vatan evladı olan sayın Hayrettin Karaca, vatan toprağının kaymasıyla ilgilenene kadar, 'çifte geyik karaca' markalı kazaklar üretmekteydi. Aslını unutmayan ve hayvanlı porno filmlere senaryo yazmaya karşı olan bu soylu kişiyi de saygıyla selamlıyorum.
Şimdi biraz tanımış oldunuz beni. Atalarımızın dostu olan bu hayvanın adını kendime yakıştırmaktan gurur duyuyorum efendim.
Hayvanlar alemiyle (afedersiniz, tarihle) ilgili, başka belgesel yazılarla ve atalarımızın becerdikleri şeylere dair, destansı güzellikte sohbetlerle sizi aydınlatmaya devam edeceğim.
savaskarsitlari.org
Alıntıdır
|

01-07-2008, 22:09
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-05-2008
Nerden: izmirin kavakları
Yaş: 17
Mesajlar: 365
|
|
yazıyı senin ayzdığını sanarak sonuna kadar öyle büyük bi heycanla okudum ki sonundaki alıntıdır'ı görünce uğradığım hayal kırıklığını hiç kimseler tahmin edemez 
|

02-07-2008, 18:40
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-06-2008
Nerden: şehirde
Mesajlar: 8
|
|
Alıntıydı ama okudugumda çok eglenmiştim eminim sen de begenmişsindir 
|

02-07-2008, 19:42
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-05-2008
Yaş: 17
Mesajlar: 36
|
|
|
BENİM -benim burada mesajm vardı kim siliyor, öncedeen haber verilir
|

02-07-2008, 19:51
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,277
|
|
|
sevgili yeni üyemiz caner; belki içerik uygunsuz bulunmuştur..... burası sitemizin aile kısmı...kimbilir belki de içindeki çocuğu durduramayan demoadmin denemede yapmış olabilir tam bilemiyorum...lakin sizi üzdüyse(k) bizi bağışlayın..zira sizlerin burada vukuuu bulması bizleri motive edip, hayata farklı açılardan bakmamızı sağlıyor..ben eskiyen bir üye olarak, 2 yıl sonra emekli olmayı düşündüm naçiz sitemizi siz gençlere bırakmayı düşünüyorum mesela...
saygılar efenim
çarıklı lol paşa
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

02-07-2008, 20:09
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 21-05-2008
Yaş: 17
Mesajlar: 36
|
|
|
teşekkür ederim, bu geçen msjıda silebilirsiniz salata olmasın konu
|

04-07-2008, 12:50
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-05-2008
Nerden: izmirin kavakları
Yaş: 17
Mesajlar: 365
|
|
Alıntı:
silmaril´isimli arızadan alıntı
Alıntıydı ama okudugumda çok eglenmiştim eminim sen de begenmişsindir 
|
evet çok beğendim 
|

06-07-2008, 16:25
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 29-06-2008
Nerden: şehirde
Mesajlar: 8
|
|
Alıntı:
kafambozuk´isimli arızadan alıntı
evet çok beğendim 
|
Öyleyse bunu da beğeneceginden eminim
YALAN MAKİNESİ FİKRİ TÜRKLERE AİTTİR!
Efendim, daha önceki yazılarımda da atalarımızın çeşitli icatları olduğuna, imza atabildiğim halde, özellikle parmak basmıştım. Paradoksu, geyik muhabbeti gibi sözlü edebiyat türlerini ve daha birçok şeyi bulan atalarımız, yalan makinesinin de fikir babası -tedbirli olalım; feministlere malzeme doğmasın- ya da fikir anası olarak bilinirler. Mevzu şudur: eski yazılarımda cennetten başlayan yolculuğumuzu anlatmıştım. Cennetin Hindiya bölgesinde buldukları nesneyi üfleyerek nefes kuvvetinin üstün insanın bir özelliği olduğunu kanıtlamıştı atalarımız. Bu arada üflentiliği de bulmuş oldular. Üfürükçülük şeklini alarak sonradan bozulan bu yetenek, aslında çok önemli bir mitolojik, antropolojik, teolojik ve aktüel bir olgudur. Üstün insanın bir vasfı olarak bilinen bu durum, zamanla çarpıtılarak, Eski Yunan mitolojisinde rüzgar tanrısının marifetleri arasında sayıldı. Onların tanrılarına yüklediği bu vasıf bizimkinin cennet yıllarında döndürürken muhabbetin tıkandığı zamanlarda yaptığı ve şimdi televizyonlarda haber sonrası kuşağında yer alan ‘havadan-sudan’ muhabbetlerdir. Zamanla ‘hepibörtdey’ şeklinde bir batılı geleneğine dönüşmeden önce, ‘kişinin nefesiyle ömrünün uzunluğu ve soyunun kalitesi’nin belirlenmesi için, bir ritüel halini almış olan bu olay, Alevi meclisleri denen yerlerde de sınanmak istendi. Malumunuz ortalıkta troçkist-anarşist-alihaydarveziroğluist kılıklarında epeyce dolandıktan sonra mana derinliğinin hiçbir şey, devlet derinliğinin ise her şey olduğuna kanaat getiren ve DYP karar organlarında yerini alan Reha Çamuroğlu adlı kişi ve başka bazı kişiler, Aleviliğin Türk kökenlerini öne çıkarmak gibi etkinliklere girişmişlerdi. Bunlar, Osmanlı arşivlerinde ‘mum söndü’nün kökenine ve yalan makinesinin icadına dair belgeler bulmuşlardı. Buna göre batıni faaliyetlerle işgal eden bazı Alevi kişiler iş üstünde yakalanmışlar ve bir Osmanlı Paşası’nın karşısına çıkarılmışlar. Paşa da ‘ bi üflettirin bakalım; nefesleri Türk kadar kuvvetli mi görelim’ diye imtihana buyur etmiş bunları. Alevileri derdest eden sübaşı: ‘esrar piyasası Kürtler’in kontrolünde, ama parafin-eroin-kokain-peri ve cin piyasasına Türkler bakıyor. Mum üfletelim de bir bakalım nefesleri Türk kadar kuvvetli mi görelim’ demişler. Üfletmişler Alevileri. Birmumdurikimumdurüçmumdurdörtmumdurondörtmumdur, derken nefes kalmamış bunlarda ve Hastürk olmadıkları anlaşılmış. Zira ondörtmumdan sonrasına nefesleri yetmemiş ve yatsıya daha çok vakit varmış.
İşte Amerikalılar bu fikri ve tekniği kullanarak yalan makinesini icat ettiler. Suçlu olaya dair sorular sorulunca kalp atışları hızlanıyor; yavaş ve derin nefes alıp veremediğinden, nefesi kifayetsiz kalıp yeterince üfleyemiyor.
Kritik eşik önceleri ondört mumdu ki, bu Kürtlerdeki kritik eşik olarak da bilinir. Şiwan Perwer namlı bölücü kişi ‘yek mumik, du mumik, se mumik, çar mumik dewçar mumik’ şeklinde yabancı harflerle dolu bu 14 mumluk türküyü meşhur etmiş, sonra da İbrahim tatlıses ünlü etmiştir.
Ama ne oldu sonra? Batının teknolojisi Edison aracılığıyla, Alevi’nin ve Kürt’ün nefesini aşan, ama Türk’ün nefesine asla yaklaşamayan daha yüksek miktarda mumlarla ifade edilen ölçüleri çıkardı ortaya. Ve dedi ki onlara: nefesiniz yetersiz. Sizi azınlık statüsüne sokalım. Bu densizler ve hadlerini bilmezler de daha önce Almancı göçüyle gidenlerin öğrettiği şekille, caz yapmaya başladılar, Bremen mızıkacıları gibi. Biz azınlık değiliz demeye başladılar. Nefesleri yetmedi neyse ki.
Osmanlı zamanında da çok isyan ettiler biliyorsunuz. Bunlar alışmış bir kere. Huzursuz tipler. Yakın zamanlarda da rahat durmadılar. Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da ülkücü tosuncuklar bunlar üzerinde çeşitli nüfus planlama teknikleri uyguladı; ama azınlık denecek kadar azaltamadılar.
Tabi bunlara evire çevire anlatılmaya çalışılırken kafaları iyice karıştı. Bakıyorsunuz bazıları ‘biz azınlık değil, asli unsuruz’ diyor, bazıları varlığımız tanınsın diyor. Halbuki vatan için kurşun sıkan yiğit evlatlar, bunların yokluğunu bile tanımaya çalışıyordu. Şimdi de her yerde fink atıyorlar. (Hastürk olsalardı cirit atarlardı) Büyük şehirlerimizin eğlence yerlerini dolaşıp pavyon ararken (affedersiniz, sosyal araştırma yaparken) çok rastladım bunlara. Her yeri türkü barlarla doldurmuşlar, ha bire halaya durup tepiniyorlar. Azınlık olmaktan çok, azgınlık halindeler. Bakın efendim azınlık dediklerimize: varlık vergisiyle resmileştirerek, varlıklarını tanıdık zamanında. O kadar memnunlar ki (Evropalı bazı zındıklar kışkırtmasa) gıkları çıkmıyor. Çiçek Pasajı’nda akordeon çalmakla yetiniyorlar. Öbürleri öyle mi? Davul-zurna-halay-cümbüş! Gidecek pavyon bulamıyorum efendim, (yani Türkler’de gece hayatı konusundaki ilmi merakımı gidermek derdindeyim, zira konsomatris denen hanımların engin tarih bilgisine sahip olduklarını öğrendim sayın Hadi Uluengin’den) her yeri bunlar kaplamış. Yetmiyor bir de cem evi istiyorlar. Biraz da orada tepinecekler.
Atık semah mı dönerler, dua mı ederler bilemem ama, 17 aralıkta Türk haysiyetini rencide edecek bir hadise olursa, sayın Haluk Kırcı’nın dönüşü muhteşem olur. Namlusunun dumanını Sivas’ta mı üfler, Maraş’ta mı bilinmez. Ne de olsa Hastürk. Üflemeyi bilir, burundan çekmeyi de.
KARAGEYİK
savaskarsitlari.org
|

06-07-2008, 22:56
|
 |
Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 16-05-2008
Nerden: izmirin kavakları
Yaş: 17
Mesajlar: 365
|
|
pek güzel pek hoş pek geyikçi bir arkadaş  geyikçileride severim çaktırmam ama sağda solda laf olur  
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:31 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|