Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü


Ne yapmalı ?

Serbest Kürsü içerisinde Ne yapmalı ? konusu: "...Karşı devrim eski düzen şerî devlet kurma amacı gütmüyor günümüzde, haklısınız, dinin pasifize edici tesiriyle başka bir formda yönetimsel güç adına dinin araçlandırılmasıdır. Bakınız Bush'un din koçu açıklıyor ki, Bush'un ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 13:31
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 172
"...Karşı devrim eski düzen şerî devlet kurma amacı gütmüyor günümüzde, haklısınız, dinin pasifize edici tesiriyle başka bir formda yönetimsel güç adına dinin araçlandırılmasıdır. Bakınız Bush'un din koçu açıklıyor ki, Bush'un hiç de dindar olmadığını, oysa seçim propagandalarında adeta kim daha dindar yarışı içerisindeler. İktidardakiler din adına bir şey yapmazlar, dini ancak iktidarları adına kullanırlar, bu anlamda da karşı devrim insanların akıllarındaki Tanrı inancını hizmet etmez, dini araç edinenlerin emrindedir..."

Bu paragrafta yazılanlara aynen katılmaktayım. Günümüzde dine hizmet görüntüsünde dini kullanma metodlarının ön planda olduğunun blincindeyim. Bu nedenle, hiç bir parti/cemaat/tarikat'ın "adamı" olmadığımı izah etmiştim. Fakat siz hariç, diğer arkadaşlara bunu izah edebilmem biraz zor olacak gibi görünüyor.

"...Örneğin «özgürlükler» makyajıyla 'türban'ın bilim ve araştırma yuvalarına sokulmasındaki tezatı nasıl açıklayacaksınız? Benim görüşüm şu yönde, Arap çöllerinde seks ve şehvet aracı olan kadının kapanması dönemin zaruriyetlerinden görülmüştür. Kabaca bu saikle kapatılan kadının günümüz koşullarında bir metrekarelik bir bezle "korunabileceğini" düşünebilir miyiz, hayır, kadın ancak sosyo-ekonomik alanlarda söz sahibi olmakla korunaklı hale gelir. Oysa İslamiyetin de kültür devrimi geçirmesi gerekirken, din bunun tastamam dışında katılıktadır..."

Türban girmez se, dinin başka şekiller de yönetimin kilit noktalarına giremeyiceğinin kanıtı varmıdır ? "Türbanlı" diye kızlarımızın okullara alınmaması nedeniyle bazı "tehdit" algılamaları bertaraf ediliriken, "İrtica" nın çember sakallılarını üniversitelere almamanın usüllerinin de tez elden oluşturulması gerekmez mi ?

Bir defa, Türban bu gün Müslümanın birnici sorunu değildir. Dini siyasal nemalanma alanı olarak görenler de, "Lâikçi" ler de, adeta bir kayıkçı döğüşü mantalitesinde bilerek ve isteyerek mevzuyu canlı tutmaktadırlar. Günümüzde memleketin en önemli sorunları Eğitim/İşsizlik/Terör/Hayat pahalılığı vs. gibi hususlarda tarafların müntesiplerine anlatacak kayda değer bir başarıları yoktur. Aksine bu hususlar tartışılmaya başlandığında, takke düşecek, kel görünecektir.

Müslümanın birinci sorunu eğitinmsizlik ve cehalettir. Türbanlı ya da türbansız üniversiteye gidecek okuyacak ve kendisini yetiştirecektir. Aslında cehalet sadece müslümanın değil, tüm insanlığın düşmanıdır.

"...Gelelim Ata'ya () ümmetten ulus devlet aşamasına sıçrayışta, İslamiyetin pasifize edici, bireyi arka plana atıp, kullaştırıcı etkisinin (ki bu insan adına hakkaniyetsizcedir) Kemalist devrimle ideal ölçülere getirilmesi, dinin kişinin inacı olduğu, devletin ise dinden katiyen ayrılması gerekliliğinin doğurduğu laiklik anlayışı, bahsettiğiniz demokrasiyle tamamlayıcı özelliklere sahiptir. Tabii sizin demokrasi anlayışınız çoğunlukçu demokrasi değil, çoğulcu demokrasi ise..."

Eski darbecilerden Pakistanlı general Ziya-ül Hak, "Demokrasi çoğunluğun yanılmazlığı prensibine dayanır" demişti. Sizin bu "Çoğunlukçu ve çoğulcu" nitelemeniz bana bu sözü hatırlattı. Bir kaç kere arz ettim. Cumhuriyet ile demokrasi aynı şey demek değil. Cumhuriyet, Demokrasinin siyasl boyurudur. "Çoğulcu" anlayış, demokrasiyi ve gerçek manada Laikliği özümsemiş nitelikli insanları ifade ederken, "Çoğunlukçu"dan yönlendirmeye açık kullanılabilen yığınlar anlaşılır. Günümüzde herkes için en iyi olan, değişik düşüncelerde yaşayan insanların kendilerini rahatça ifade edebildikleri, inandıkları gibi yaşayabildikleri, bununla beraber "öteki" nin özgürlük alanına müdahele edilmeyen bir Demokrasi olduğunu müteaddit defalar izah ettim. Ama nedense bu açıklamam ya satır aralarında kayboluyor, ya da görülmek istenmiyor.

"...Gelelim Atatürk'ün kültür devrimiyle İslamiyeti "aşağıladığını" düşünmenize.
Bilim deneme yanılma yöntemiyle daima yanlışlanabilir bir süreçte hakikati arama adına genellemelerdir. Tek bir veri sapması, en hakikatli teoriyi çöpe gönderir. Oysa din her iki ucu kapalı, dogmatik normlar bütünüdür, sorguya ve eleştiriye kapalı kurallardır. Russel'in dediği gibi "İnsanlığın gerçekten bildiği fakat bilimin henüz bulamadığı hiçbir şey yoktur". Bilim dışındaki bilgi kaynaklarının hepsi bilgiden uzaktır. Uzun uzadıya bilim ve din karşılaştırması yapmayacağım çünkü alanları farklıdır..."


Ben de pek farklı söylemiyorum zaten. Din değişmesi ve hatta bazı noktalarda tartışılması mümkün olmayan kurallara sahiptir. Bilim se sürekli değişir. Birini diğeriyle açıklamak ise cehaletten kaynaklanmıyorsa, maksatlıdır. Bir şekil de hayatımın önemli bir bölümünü sosyal bilimlere ve eğitime harcamış olan ben, aksini iddia edersem, herkesin "Seni öğretmen yapanın..." diye hakkımda "Veciz" cümleler kurması müstehak olur. "Ben inanıyorsam herkes te ya benim gibi inanacak, yada inanmasa da benim seçtiğim yaşama biçimine razı olacak." düşüncsi, tamamen faşist ve baskıcı bir yaklaşımdır.

"Benim düşüncemde" olan diğer insanların ne yapacakları veya nasıl davranacaklarına kefil olmam mümkün değildir. Onları savunmak için burada bulunmuyorum. Şahsıma ait düşünceleri paylaşıyorum. Nasılki dünyada yaşıyan insanlar Bilgi/düşünce/mantalite olarak değişti ise, müslüman da değişti. Artık körü körüne itaat eskisine oranla azaldı. Benim itiraz noktam bir şekilde her düşüncede insanın değiştiği kabul edilirken müslümanın aynı kaldığı vehmidir. Dini kurallar değişmez ama, bunları algılama ve yorumlama değişir.

Bu değişim de azımsanmayacak dercede önemlidir.

Saygılarımla.

Not: Mesajı ilk yazdığımda sehven bazı karışıklıklar oldu. Daha yeni düzene koyabildim. Başlangıçtaki karışıklık için özür dilerim.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (01-02-2008 Saat 14:07 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 14:11
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 172
Sn. Tenere,

"...Bazı insanların ülkeleri algılayış biçimleri bana epeyce yanlış geliyor.Örneğin Türkiye'yi İngiltere'nin şekillendirmesi, ABD'nin idare etmesi gibi bir düşünce sığ ve tam da düşünülmesi istenen bir düşüncedir..." demişsiniz

Yazdıklarımın bir kısmı ile alâkalı böyle bir sonuca ulaşmanız sizin takdirinizdir. Ancak beğenmeyip eleştirdiğiniz husus, en az üç farklı tarihçinin yakın tarihimiz ile alâkalı görüşlerinden süzülüp şekillenmiştir. Doğan AVCIOĞLU'nun Milli Kurtuluş Tarihi, (3-4. Ciltler) Stefanos YARESİMOS'Un Az gelişmişlik sürecinde Türkiye (Cilt 3) ve İsmail CEM'in Türkiyede geri kalmışlığın tarihi eserlerinde benzer huuslar yer alır. 1938 sonrası Türkiye de 1950 ye kada İngiltere ve Daha sonra NATO ile birlikte ABD etkileri tarihsel gerçekliklerdir, kilşisel yorumlarım değildir.

Çok uzun mesajlar ancak muhatapları tarafından okunuyor. Ben de bir hayli uzun mesajlar astım. Bunu sebebi daha ziyade düşüncelerimi tafsilatlı biçimde izaha yönelik idi. Artık mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışacağım.

Mesajınızın geri kalan bölümlerini iyici okuyup değerlendireceğim. Hemen ve düşünmeden cevap vermek adetim olmadığı gibi bunu muhatabıma saygısızlık addederim.

"Kaypak"lığım yoktur. Bunu hakedecek hiç bir davranış/cümlem olmadı. Mesajlardaki sert üsluplar, yerini kavgalara terk ettiğinde, sadece "geyik" arayanlar için malzeme olmaktan öteye gidilmeyecektir.

Saygılar.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 15:17
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 172
"...Ne diyorsunuz siz sn. erdoğan, kendiniz demiyormusunuz ben aydınlanmaya ve bunun için yapılan devrimlere karşıyım diye, siz demiyormusunuz islamı red eden Türkiye Cumhuriyetine karşıyım diye, sonrada İran Cumhuriyeti gibi bir demokrasiyi tasvir edip bizlere, buna inanmamızı bekliyorsunuz ve bütün bunların tek karşılığı olan şeriat sözcüğünü kullanınca bana mazlum pozisyonlarında kem küm diyorsunuz ayıptır yapmayın, takıyyecisiniz anladıkta bu forumda sizin dediklerinizi anlayan çok insan var merak etmeyin ve ona göre cümleler kurun..."

Sn. fenasi,

Bazı husuların forumun sayın üyeleri tarafından farklı algılanabileceklerini hesap etmemişim. Takdir edersiniz ki, bir insan düşüncelerini anlatırken muhatabının bunu nasıl anlayacağını bütünüyle tahmin edemez. Bütün müslümanların aynı inançta olmaları, aynı düşünceyi paylaştıkları anlamına gelmeyeceği gibi, aynı ideoloji/düşünceyi paylaşanların da, aynı çizgi de olmaları beklenemez. İslam da mezhepler, sol ideoloji deki fraksiyonlar bunun tipik kanıtlarıdır.

"Takiyye" hiç kullnmadığım bir yöntemdir. Bunu muhatabıma saygısızlık olarak görür ve açık olmayı yeğlerim. Bu meyanda mevzu ile alâkalı bir şahsi kanaatimi de belirtmeden geçemiyeceğim. Bizim "Adalet" sistemimizde bir garbet vardır. "Mahkemeye ilk baş vuran haksız da olsa davacı olur" derler.Biz de "Takiyye" söylemi hep bir kesimi itham için kullanıldı. Acaba İslamı bir hurafe/gericilik olarak görüp, geri kalışımızın en büyük nedeni olarak değerlendirdiği halde, "Ben de müslümanım, benim de annemin başı örtülü" gibi sahte söylemler gelişltirenler yok mu ? Maalesef biz de "Kazan kazana dibin kara" muhabbeti pek revaçta.

Aydınlanmaya karşı olduğumu beyan eden hiç bir cümlem yoktur. Kastettiğim, "Aydınlanma" görünümünde Militarist/Faşist baskılar,inançlı insanları aşağılayan dışlayan yaklaşımlardır. Bunu dile getirmem de yanlış olmasa gerek.

"...siz istediğiniz kadar dış mihrak iç mihrak karmaşası içine gömmeye çalışın, burdaki tek gerçek karşı devrim ikdidar olduğunda rakiplerini tasviye eder sözümün doğruluğudur..."


"Karşı devrim, öncekini tasfiye eder" sözüne katılmamak mümkün değil. Anlaşamadığımız husus, siz bir karşı devrim tehlikesini yakın görürken, ben böyle bir şeyin olamayacağını düşünüyorum. Gerekçelerini önceki mesajlarımda uzun uzadıya açıkladım. Burada mükerrer izahlara gerek duymuyorum. Devrim/Karşı devrim olgularını besleyen özgürlükler değil, baskılardır Özgürlükleri farklı düşüncelerin serbest hareket alanı görmek, kendi düşüncesinden başka hiç bir şeye güvenmemek anlamı taşır ki, o zaman demokrasiden, düşünce özgürlüğünden bahsetmek de takiyyenin "Ağa babası" olacaktır.

"...şimdide vay beni İrancı gösteriyorsunuz gibi felan kem kümlere girmeyin lütfen, ben sadece söylemlerinizin böyle bir devleti tasvir ettiğini anlıyorum sizin cümlelerinizden, her eleştiriyi kendinize alınmak yerine fikirlerinize söylendiğini anlayabilirseniz o zaman tartışabiliriz belki..."

Beni nasıl gördüğünüz sizin şahsi tasarrufunuzdur. Buna müdahil olmam mümkün değildir. Derdim, düşüncelerimi ifade de yaşadığım zorluktur. Ya olması gerektiği gibi anlatamıyorum, ya da insanların içinde iyice yer etmiş kuşku ve ön yargılar karşılıklı bir diyalog ortamını zorluyor. Bana şeriatçi demenize neden kızayım ? Fakat her insanın "Şeriat" ten anladıkları farklıdır. İlk paragraf ta da izaha gayret ettim.

Bütün kuşlar uçarlar. Horoz da bir kuştur. O halde o da uçar. gibi bir aristo mantığı ile değerlendirilme gayretlerinedir itirazım.

Bir de "Şunun veya bunun adamı" gibi görülmek istemem.Yazdıklarımın böyle anlaşılmaması için de âzami çaba sarfediyorum. Düşüncelerimin adamıyım sadece, kimsenin değil.

Saygılarımla.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (01-02-2008 Saat 16:20 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 17:02
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
Sayın Erdoğan, aslına bakarsanız mevzu olan kayıkçı dövüşünü burada da hissetmeye başladım, fikirlerden öte kimin hangi tarafta olduğuna bakılarak münazara ediliyor ki, bu benim son derece uzak olmaya çalıştığım bir yöntem. Herhangi sağcı bir yazarın da bazen dürüst olabildiğine kanâat getirdim (mesela Namık Kemal Zeybek) herhangi solcu bir yazarın da aksine. Herkesten alınabilecek bir öz bir nektar olduğuna inancım, kişilerin tarafgirliğine ılımlı bakmamda etken. Bir tarih memuru olan sizin (ki fizikçi bir yeğenim vardır, ben ona fizikçi dedikçe fizik memuru diye düzeltir) tarihî çıkarımlarınızı okumaktan keyif alıyorum.

Velakin şu türban meselesine daha fazla dalmamak için kısa kesiyorum. Bilim ve din yanyana birbirilerini ikame edici özellikler taşımazlar. İnsanlık ilmî gelişmeler üzerine yükselir, din üzerine ise her daim karanlığa düşmüştür. Lakin bilimin de ortadan kaldırılıp (bknz. akıllı tasarım, nükleer enerji, savaş teknolojileri) burjuvasinin kucağına niyetlerine dair bir araç olarak tanzim edilmeye gayret edildiğini biliyoruz. Bize düşen ya büsbütün susmak ya da bundan sonra farklı bir «gerçeklik» penceresinden bakıp konuşmak olacaktır.

Bu konuları sitede defaatle konuştuk yazdık, artık bunun da üstüne çıkan bir bakış açısı olmaksızın "ne yapalabilir"i konuşmak bana beyhûde bir çaba olarak görünüyor.

Konu duarden tarafından (01-02-2008 Saat 18:18 ) değiştirilmiştir.. Sebep: konu ile alaksız kısmı çıkardım
Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 17:35
harvester
 
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
Mesajlarımı elimine etmek konusundaki üstün gayretlerinizden dolayıs sizi tebrik ediyorum sorumluluk, yetki sahibi arkadaşlar.3 kişi mesajlarıma müdahale etmiş.Sebep neymiş?Tartışmaya, konuya bir katkısı yokmuş gibi birşey.Teşekkürler beni, bizi bu gaflet ve anlam kargaşasından kurtardığınız için.
Ama merak ediyorum Maria kullanıcısının hakkımda yazdıkları, şahsıma yazdıkları silinmeden muhafaza edilirken daha da ötesi Maria'nın konuya herhangi bir mesajı ile herhangi bir katkı yaptığını göremiyorken benim mesajlarımın ilgili gerekçeler ile silinmesi, bazı mesajlarımın da düzeltilmesi, makaslanması ne kadar doğrudur?Demek ki hakareti de edebi kılıfına(!), sözüm ona söz sanatına uydurmak gerekiyor mesajlarının silinmemesi, harcanan emeğin çöpe gitmemesi için burda.Velakin, defaat gibi kelimeler kullanmıyor olabilir bazılarımız yada bilakayduşart vesaire.Bu başlık Divan Şairlerinin atışma platformuymuş, kusuruma bakmayın ben farketmemiştim(halbuki yazıyordur bir yerlerde ben görememişim işte).Ben de ne yapmalı deyince, garip-az kullanılan ama içeriği olmayan kelimeler, cümleler ile konuşmak yerine; ortada bir sorun olduğunu ve onun hakkında açık seçik konuşulacağını zannetmiştim.Benim haddini bilmezliğim, vurdumduymazlığım işte.
Erdoğan.Takiyyenin, başka deyişle kaypaklığın allahını yapmaktasın hala.sorulmuş sorular seni beklemekte.Ama düşüneceğim diyorsun.Tamam bir ara aklına geldiği zaman döner yazarsın o zaman.
Alıntı ile Cevapla
  #26 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 17:46
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,074
http://www.anarsist.org/geyik-mevzul...gi/sayfa2.html (Konuları Bölmeme Topağı)
Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 17:54
harvester
 
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
Alıntı:
Erdoğan´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Sn. Tenere,

"...Bazı insanların ülkeleri algılayış biçimleri bana epeyce yanlış geliyor.Örneğin Türkiye'yi İngiltere'nin şekillendirmesi, ABD'nin idare etmesi gibi bir düşünce sığ ve tam da düşünülmesi istenen bir düşüncedir..." demişsiniz

Yazdıklarımın bir kısmı ile alâkalı böyle bir sonuca ulaşmanız sizin takdirinizdir. Ancak beğenmeyip eleştirdiğiniz husus, en az üç farklı tarihçinin yakın tarihimiz ile alâkalı görüşlerinden süzülüp şekillenmiştir. Doğan AVCIOĞLU'nun Milli Kurtuluş Tarihi, (3-4. Ciltler) Stefanos YARESİMOS'Un Az gelişmişlik sürecinde Türkiye (Cilt 3) ve İsmail CEM'in Türkiyede geri kalmışlığın tarihi eserlerinde benzer huuslar yer alır. 1938 sonrası Türkiye de 1950 ye kada İngiltere ve Daha sonra NATO ile birlikte ABD etkileri tarihsel gerçekliklerdir, kilşisel yorumlarım değildir.
Rothschild,Rockefeller,Ford,Morgan,Murdoch vesaire gibi isimler senin için birşey ifade ediyor mu Erdoğan?Hala bana tarihi kaynaklardan bahsediyorsun.NATO,ABD,Birleşik Krallık vesaire...ülkeleri ülkeler idare etmez, insanlar idare ederler.Sistemin oluşumunu da, devamını da insanlar sağlarlar.Sen perdenin arkasındakileri göremezsen, tarih öğretmeni olduğunu belirttiğin halde tarihi sana sunulan şeklinin ötesinde okuyamazsan kaldırır kılıcı,mızrağı herneyi ise yukarda bir arkadaşın da dediği gibi ABD'ye, Avrupa Birliği'ne saldırırsın ki o da Don Kişotçuluk olur.Ayrı telden çalıyoruz özetle Erdoğan.
Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 18:20
harvester
 
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Sitede Tenere ve sizin ısrarla bir «şey»in sözcüsü ilan ettiğiniz üyeye her forumda bir tür önyargıyla yanıt yazmanız konunun bütününü kaçırmanızda fevkâlade tesirli olmaktadır.

Kaldı ki, haydi Erdoğanvari (bknz. Başbakan olanına) söyleyeyim "velevki sözcülüğünü yapıyor, bunda sakınca nedir?" Hepimiz isteyerek istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek düşüncelerimizin sözcüsü değil miyiz zaten? Niyet okumacılığınız sıkıntı yaratmaktadır. Ûslup hakarete kaymadıkça, herkesin dilediği gibi kendini ifade etmesi gerektiğini düşünenlerdenim. (Kaldı ki Erdoğan'da böyle bir misyonerlik tadını hiç almadım, sakil bir propaganda sezer isem kendisine karşı ben de düşüncelerimi ifade ederim.) Bir üyeye yukarıda "densizlik yapma" jargonuyla hakaretamiz söylemler sarf ediliyor ama üyeye yine de kimi cenahların teşeronluğu yakıştırılıyor. Aradaki biçem farkını herkes görüyordur sanırım (en azından ben görebiliyorum.) Bunu hatırlatma sebebim ise kamusal bir amaç gütmüyor, tamamen kişisel, konularının bu şekilde bölünmesi ve benim de tüm bunları okuma zahmetine girmiş olmam, mesaim açısından fevkalade sıkıntı yaratıyor.

Not 1: İmlanız hususunda en az sıkıntı çektiğim üyelerdensiniz velakin şu birlikte yazılması elzem olan -daki ekini ve ayrı yazılması zorunlu -de, -da bağlacını daha dikkatli kullanırsanız, metinlerinizi okurken dön başa yapmak durumunda kalmam. En pratik yöntem -de, -da ekini cümleden çıkarttığınızda anlam bozulmuyorsa ayrı yazılmasıdır. Aidiyet ve bulunma anlamları olan -daki eki her daim birlikte yazılır.

Not 2: Gece kapatmadan evvel bana yanıtınız bu şekilde değildi Tenere, iki saat sonra gelip değiştirme ihtiyacı duymuşsunuz, ben de yanıt verme ihtiyacı duyuyorum. Müsade ediniz ki muhatabımın bana nasıl hitap etmesi hususunda kendi sınırlarımı tayin etme hakkım olsun. Tanımadığımız insanlarla senli-benli konuşmayız reel hayatımızda da, sanal da reelin form değiştirmiş bir hali iletişim hususunda, mevcut mesafemizi koruyalım derken bundan bahsediyordum, ne bir hürmet ne de bir büyük içtenlik diliyorum buralarda, ama insanlara "siz" diye hitap ediyorsam, aynı hassasiyeti ortak iletişimin sürdürülebilirliği açısından karşı taraftan da bekliyorum. Kolaylıklar.
Bu kısımlar da silicilerin gözünden kaçıyor ve konuyla pek alakalı görünmüyor sanki...
Alıntı ile Cevapla
  #29 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 18:31
Erdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2007
Mesajlar: 172
"....Ayrı telden çalıyoruz özetle Erdoğan..."

Kendimi bir tarihçi olark değil, sadece tarih öğretmeni olarak görmekle birlikte, tarihçiler ve eserleri ile alâkalı görüşünüz bana pek ciddi gelmiyor.

Esasen bana hitaben yazdığınız mesajların hakaret ve aşağılama bölümleri hariç, bilimsel mevzularda ne yapmaya çalıştığınızı anlayabilmiş değilim. Tarihçiler geçmişi aydınlatır, geleceğe ışık tutarlar. Günümüzün ve geleceğin anlaşılması ile alâkalı paha biçilemeyecek doneler veririler. Sen "Tarihçileri boş ver" gibi bir anlatım tarzı seçmişin.

"...ülkeleri ülkeler idare etmez, insanlar idare ederler..."

Yine hep basit/bildik taktikler. Söylemediğim şeyleri bana mal edip üzerinden kendince cevap veriyorsun. Ben artık cidden bir mevzuyu tartıştığını düşünmüyorum. Kendince insanlarla kafa bulma modunda geçinip gidiyorsun. Bir nokta da sana katılmak mecburiyetindenyim.

Aynı dili konuşmadığımız kesin.


Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois

Konu Erdoğan tarafından (01-02-2008 Saat 18:39 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #30 (permalink)  
Alt 01-02-2008, 18:54
harvester
 
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
Daha ne kadar açık yazmam gerekiyor Erdoğan?Sana diyorum ki Amerika Birleşik Devletleri Başkanları, fiilen ABD, Avrupa Birliği yada hiçbir ülke sorumlu değildir tarihte yaşananlardan.
Çanakkale'de yüzbinlerce insan öldü.1. ve 2. Dünya Savaşları'nda milyonlarca insan öldü.Diyorum ki ülkeleri karşına almanın, ABD şöyle yaptı, İngiltere böyle yaptı demenin bir anlamı yok.Mesele Dünya'nın Sistemi ile direk ilgilidir.Para kimdeyse, güç kimdeyse istediğini yapar.İnsanları savaşa sürer, ülkelerin kaynaklarını başka ülkelere sömürtür ama sonunda parsayı kendisi toplar.Sen şimdi dersen ABD, İngiltere bundan sorumlu ne anlamamız gerekiyor bundan?Tamam yargıladık ve ABD suçludur diyelim olanlardan.Ne yapacaksın?ABD kimdir?Şimdi ABD hükümetine mi düşman olmalıyız yada cezalandırmalıyız, yada Amerikan halkını mı suçlamalıyız?Şunu gör artık, sömürüden elde edilen herşeyi toplayan 3-5 bilemedin 12 aile vardır yeryüzünde.İster inan ister inanma insanların ABD düşmanı olması da onların bilgisi ve kontrolü dahilinde olan, insanlara aşılanan ve en etkili kozlarından biridir bu Kapitaller'in.Ne yapalım diyorsun ya; önce oyun içinde kimlerle muhattap olduğunu görmen gerek diyorum ben de.Bunları anlaman için İsmail Cem'in tarihi tezlerinin, tarihten çıkarımlarının ötesine geçmen gerekiyor biraz.
Düşündüğünün aksine ben ciddi şeylerden bahsediyorum burda.Sana birkaç isim yazmışım.Kısa bir araştırma yapabilirsin James Rockefeller örneğin.Bir bak bakalım kimdir bu adam, neler yapmıştır, Dünya'nın bu noktaya gelmesinde ne kadar pay sahibidir.Yoksa kafa bulacak, dalga geçecek olsam Superman, Batman'den, Heroes, Lost gibi göz boyayan şeylerden bahsederdim burda.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
yapmali


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Foruma ulaşamayanlar ne yapmalı? fenasi Biri Bana Anlatsın 33 19-01-2008 02:34
Nasıl yapmalı-Nikolay Gavriloviç Çernişevski Lilith Edebi Mevzular 2 13-11-2007 09:32


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:09 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org