Küreselleşme karşıtı eylemlerin ön saflarında, Yunanistan'da şiddetli sokak gösterilerinde, Cenova'da ve Seattle'daki G7 zirvelerinin protestolarında, Türkiye'de nükleer karşıtı bir eylemde ve 1 Mayıs gösterilerinde anarşistleri siyah bayraklı ve çember içine çizilmiş
A'larıyla görmek mümkün.
Yaygın kanının aksine, anarşist; yıkıcı, bölücü, kanun dışı insanların genel adı değil. Son dönemde, Hrant Dink'in cenaze töreni ve 1 Mayıs anmalarında gördüğümüz anarşistler, kendilerine özgü felsefeleriyle, düşünüş ve yaşam tarzlarıyla, aslında Türkiye ölçeğinde oldukça az sayıda yandaşı olan bir politik görüşün adı. Genellikle 'aşağılama ve küfür'
olarak kullanılan 'anarşist' sözü onları rahatsız etmiyor elbette. Fakat doğru anlamda kullanılmasını istiyorlar.
H. Hüseyin TAHMAZ
(1015 – 17 Mayıs 2007) s. 34-38
***
Küreselleşme karşıtı eylemlerin ön saflarında, Yunanistan’da şiddetli sokak gösterilerinde, Cenova’da ve Seattle’daki G7 zirvelerinin protestolarında, Türkiye’de nükleer karşıtı bir eylemde, 1 Mayıs gösterilerinde anarşistleri siyah bayrakları ve çember içine çizilmiş
A’larıyla görmek mümkün. Türkiye’de 80’lerden itibaren bir siyasi akım olarak var olmaya başlayan anarşizm, aslında dilimize çok daha uzun zamandır yerleşmiş vaziyetteydi. Hem zaten 12 Eylül, “anarşi ve terörü” sona erdirmek için gelmemiş miydi?
Anarşist grupların çeşitliliği, bazen birbirinden çok farklı yaklaşımlar sergiliyor olmaları, aralarında güçlü bir koordinasyon ve işbirliğinin gelişmemiş olması bize, bir bakıma kendilerinin de içinde yer aldıkları Türkiye solunun halini anımsatıyor.
Nasıl örgütleniyorlar?
Otoriteye ve hiyerarşiye karşı olan anarşistleri, Marksist örgütlerdeki gibi yasal – yasadışı partiler halinde görmek mümkün değil. Gönüllü birliktelikler ve bağımsız küçük inisiyatif grupları şeklinde örgütleniyorlar. Kimi zaman otonom dedikleri küçük gruplar bir araya gelip
çeşitli federasyonlar kuruyorlar, ama çoğu kez “kurumsal” ve kalıcı örgütlenmeler haline dönüşmüyor / dönüşemiyor bu yapılar. Liderleri ve değişmez kuralları yok, söylediklerine göre. Kapitalizme olduğu kadar, yeni otoriteler ve hiyerarşiler ürettiğini söyledikleri sosyalizmin Leninist yorumuna da karşılar.
Dünyada da genel olarak bağımsız küçük gruplar şeklinde örgütlenen anarşistler, birbirlerine gevşek bağlarla ilişkilendikleri, çoğu zaman da ilişkilenmedikleri için belirli gündemlerde bir araya gelip, eylem yapıp dağılabiliyorlar.
Yasadışı “Uşak Anarşist Otonomu”
Türkiye’de kayıtlara geçen tek örgüt davası, 2001 yılında Uşak’ta bildiri dağıtmaktan tutuklanan 5 kişiye açılmış. Bakın, İzmir DGM’de açılan davada Savcı nasıl tarif ediyor anarşizmi; ''Anarşizm; Devleti, Hükümeti, Özel Mülkiyeti, Aileyi, Dini netice olarak
bütün teşkilatı ve kurumları lüzumsuz ve sömürge aleti olarak görerek toptan kaldırılmasını isteyen, bunun için savaşılması gerektiğini öngören bir doktrin olduğu, bu doktrini benimseyip bu amaç doğrultusunda hareket eden anarşistlere göre ‘Tarih boyunca denenmiş her çeşit hükümet azınlıkların çoğunluğu ezmesi sonucu doğmuştur, o halde kişinin tam
hürriyetini ve gerçek mutluluğunu sağlamak için bütün yapma kurumları ortadan kaldırmaktan başka çare yoktur. Şimdiye kadar yapılmış ihtilaller aslında bir despotizmi yıkıp yerine yeni bir despotizmi koymaktan öteye gidememiştir’ inanç ve ilkelerine sahiptirler.''
Cumhuriyet tarihinde ilk kez ‘anarşist olmak ve bu maksatla örgütlenmek’ suçlamasıyla “Uşak Anarşist Otonomu” adlı “yasadışı örgüte” açılan dava, beraatle sonuçlanmış.
Ne tür eylemler yapıyorlar?
Türkiye’deki anarşist gruplar genellikle çeşitli kitle gösterilerinde, kendi pankartları ve siyah bayraklarıyla yer alıyorlar. Bu gösteriler savaşa, nükleer enerjiye ya da insan hakları ihlallerine karşı olabiliyor. Bunların dışında, sadece anarşistlerin katıldığı herhangi bir eylemden söz edilmiyor.
Askerlik görevini yapmayı reddedenleri bu değerlendirmenin dışında tutmak gerekiyor. Felsefi ve vicdani anlamda otoriteyi, hiyerarşiyi reddeden anarşistler, en fazla “vicdani red” konusunda dikkat çekiyorlar. Vicdani red; kişinin ahlaki tercih, dini inanış ya da siyasi nedenlerle askere gitmeyi reddetmesi olarak tanımlanıyor.
***
RÖP
İstanbul’da iki farklı gruptan anarşistlerle bir söyleşi yaptık. Açık açık sorduk kafamızdakileri, onlar da yanıtladılar. Fotoğraf çektirmeyi biraz gereksiz bulsalar da, saklayacak bir şeyleri olmadığını düşündüklerinden, buna da itiraz etmediler.
Anarşistler deyince, ne anlamak gerekiyor? Kaç çeşit anarşizm var?
Genellikle bireyci ve toplumcu anarşistler diye ikiye ayrılıyor. Yani bir grup anarşist, daha bireyci bir yorumla kişisel anlamda otoriteden, hiyerarşik yapı ve anlayışlardan uzak durmayı tercih ediyor. Diğer bir grup ise toplumcu bir bakışla yaklaşıyor anarşizme. Çevre sorunlarından, cinsiyetçiliğe, sendikal haklardan, demokratik muhalefete kadar bir dizi
alanda mücadele etmeye çalışıyor.
Anarşistler şiddet hakkında ne düşünüyor?
Çok farklı anlayışlar var. Tümüyle pasifist bir çizgi izleyenler olduğu gibi, şimdi olmasa da, zamanında suikastçı olan anarşistler de var. Bunun yanında, toplumsal devrim hedefiyle şiddete yaklaşanlar da var, sadece “savunma durumunda şiddet uygularım” diyenler de.
Kamuoyunda anarşistler, teröristler, komünistler… hepsi aynı anlama gelecek şekilde kullanılıyor genellikle. Bunu açıklamakta zorlanıyor musunuz?
Üniversitede masa açmıştık, dergilerimizi satıyorduk. Biri yanımıza geldi ve sordu; “Sizler de kimsiniz?”
“Anarşist komünistiz”, dedik.
“Estağfurullah” yanıtını aldık. Gerçekten de anarşist deyince insanlar
şaşırıyorlar.
Tahmini olarak, Türkiye’de kaç tane anarşist vardır? En kalabalık eyleminizde kaç kişi vardı mesela?
En kalabalık eylemde, Ankara’da 1 Mart Teskeresini protesto eyleminde toplam olarak 650 kişi kadardık.
Beşiktaş taraftarlarının Çarşı grubu ile anarşist sembol oldukça popüler hale geldi. Bu durum hoşunuza gidiyor mu, yoksa rahatsız edici mi buluyorsunuz?
Anarşizm ile alakaları yok elbette. Neden bunu tercih ettiklerini bilmiyoruz. Fazla da bir şey söylemek istemiyoruz ama, keşke tüm tutumlarıyla o sembole uygun davranıyor olsalardı.
Anarşistlerin yürüyüşlerde attığı kimi dikkat çekici sloganlar var. Mesela “ne tanrı ne devlet”… ne demek istiyorsunuz?
Burada kastedilen, dinsel tercihlerle ilgili bir şey değil, daha çok dinlerin, inançların egemenlik aracı olarak kullanılmasına yönelik bir tepki.
Sizler “ne tanrı ne devlet” diyorsunuz, bu oldukça radikal bir söylem.
Mesela banka hesabınız yok mu? Evlenmiyor musunuz? Hem her şeyi reddetmek ama öte taraftan sistemle bütünleşik olmak, çelişik değil mi?
Yemek yemek için, kıyafet almak için, ev kiralamak için paraya ihtiyaç var. Para kazanmak için ise çalışmak gerekiyor. Kimi anarşistler modern tüm yaşam biçimlerini reddedip doğayla uyumlu anarşist komünler içinde yaşamak gerektiğini söylüyor, bazıları ise bireysel bir kurtuluşun söz konusu olamayacağını, ancak bizleri çevreleyen toplumsal ilişkileri
değiştirerek kendi kurtuluşumuzu da sağlayabileceğimizi…
Askerlik yapmayı reddeden anarşistler var. Tüm anarşistler açısından, askerlik yapmak reddedilmesi gereken bir şey midir?
Vicdani redçilerin bir bölümünün anarşist olduğu doğru, ama tüm anarşistler vicdani redçidir demek doğru değil. Anarşist redçiler, genellikle “total red” kavramını kullanıyorlar. Yani sadece silahlı askerliğe değil, yerine geçebilecek her şeyi reddediyorlar.
ANARŞİZM NE DEMEK?
“Anarşi” ve “anarşizm” kelimeleri Yunanca an (-sız, olumsuzluk eki) archos (yönetici) kelimesinden türemiş. Bu yüzden anarşizm en genel anlamıyla; yönetimin gereksiz olduğu ve ortadan kaldırılması gerektiği yönündeki inanç ve düşünceler bütünü, diye tarif ediliyor. Buna karşın, 10 anarşiste sorulacak “anarşizm nedir” sorusuna, 10 ayrı yanıt alınabilir.
NASIL DOĞDU?
Aydınlanmanın, liberalizm ve komünizm ile birlikte üç çocuğundan biri olarak adlandırılan anarşizm, sanayi devrimi sonrası ortaya çıkmış bir felsefi, siyasi, ahlaki görüş. Toplumsal altüst oluşun yıkıcı etkilerinin yaygın biçimde yaşandığı 1800’ler Avrupa’sında, çeşitli filozoflar sosyal sorunlara çözüm olacak, eşitsizliği ve yoksulluğu giderecek, “insanlığı
kurtuluşa götürecek” fikirler üzerinde duruyorlardı. Çağdaşı olan Marx’ı ve manifestosunu “sefaletin felsefesi”ni yapmakla suçlayan Proudhon, anarşizm kavramını sahiplenip dile getiren ilk düşünür olmuştu. Proudhon’dan sonra, Michael Bakunin, Peter Kropotkin, Emma Goldman ve ardılları anarşist teoriyi geliştirdiler.
ANARŞİST SEMBOL
Çember içine çizilmiş (A) harfinden oluşuyor anarşist sembol. İlk olarak İspanya İç Savaşı’nda bir anarşist militanın, kaskının arkasına çember içinde A çizdiği rivayet ediliyor. Ancak bu konuda da kesin bir yargı yok. Fakat 1956’da Brüksel’de bir anarşist grup tarafından sembol olarak kullanılmaya başlandığı kayda geçmiş.
TÜRKİYE’DE ANARŞİST GRUPLAR
otonomA : İstanbul ve Ankara’da örgütlü toplumsalcı bir anarşizm anlayışındalar
anarşist komünist inisiyatif : Sınıf mücadelesi perspektifliler, İstanbul’da örgütlüler. Kara-Kızıl Notlar adlı bir dergi çıkarıyorlar.
taçanka : Sınıf mücadelesi perspektifliler, Ankara’da örgütlüler
mekAn : Her türlü anarşist görüşe açık bir yapılanma, genel olarak isyancı
anarşistler
Ankara Anarşi İnisiyatifi : Ankara’daki tüm anarşistlere açık ortak platform mecmu-A : Kara Mecmu-A dergisi çevresi, bireyciliğe daha yakınlar
otonomizmir : İzmir'de örgütlü, daha çok post yapısalcılığa yakın ama
diğer anarşist görüşlere de açık bir grup Anarşist Gençlik Federasyonu (AGF) olarak bilinen grup.
Kır Anarşi : Şehirle ilişkilerini koparmayan kır komünlerini savunuyorlar.
Karahat Ekolojik Yaşam Grubu: Ağırlıklı olarak ekoloji ile ilgili
çalışmalar yürütüyorlar.
Nifak Otonomu : Sanata anarşist bir bakış ile ilgileniyorlar.
TANINMIŞ ANARŞİSTLER
Anarşizmin “babası”
PIERRE JOSEPH PROUDHON
Troçki'nin ifadesiyle "Sosyalizm'in Robinson Cruose'su"dur Proudhon. Sanayi devrimi Avrupa’sında, geniş kitleler çok zorlu çalışma şartlarına mahkum edilmişken, sanayi devriminden esinlenen kimi düşünürler, “insanlığın kurtuluşu”nu ifade edecek çeşitli arayışlar, teoriler, ideolojiler üretme peşindeydiler. Benzer bir arayışa, Marx ve Engels
“komünist manifesto” ile cevap vermeye, işçileri, ezilenleri “uluslar arası işçi birliği”, Enternasyonal’de örgütlemeye çalışırken, Proudhon Marx’ı eleştirmiş ve eleştirilerini “Sefaletin Felsefesi” adlı kitapla göstermişti. Ona göre urtuluş adı altında yeni tahakküm biçimleri önerilemezdi. Proudhon kısa zamanda, başsızlığı savunmakla, hükümetsizliği, anarşizmi önermekle suçlandı. Proudhon’un buna yanıtı “evet, anarşizmi öneriyorum zaten” oldu. Anarşizmi derli toplu olarak ilk dile getiren kişi olma şerefini bahşettikten sonra, ardılları onu eleştirmekten geri durmadılar elbette.
Sacco ve Vanzetti
“…
Burjuvazi,
Katletti içimizden ikisini
Bu iki ölü ölmeyen ölümsüzdür!
Burjuvazi,
Kavgaya davet etti bizi
Davetleri kabulümüzdür!
Biz nasıl bilirsek hep bir ağızdan gülmesini,
Biliriz öylece yaşamasını ölmesini
Hepimiz - Birimiz için,
Birimiz - Hepimiz için.”
Nazım Hikmet yukarıdaki dizeleri yazmıştı, 1927 Ağustosunda ABD’de idam edilen göçmen iki İtalyan anarşistin ardından. 16 bin doların çalındığı bir soygunda 2 kişiyi öldürmekle suçlanmışlar, skandal kabul edilen bir yargılamanın ardından, 7 yıl ölümü bekledikten sonra idam edilmişlerdi. Serbest bırakılmaları için yapılan gösteriler belki de ilk küresel
eylemlerdi. 6 kıtadan aydın ve düşünürler, işçiler ve muhalifler, serbest bırakılmaları için yoğun kampanyalar yürüttüler. Ancak idamlarını önleyemediler.
Bartolomeo Vanzetti’nin, yargılama sırasındaki son sözleri ise şunlardı; “Ömrümde gerçekten hiç suç işlemediğim gibi, bütün ömrümce suçu, yani bugünkü yasaların ve ahlakın suç saydığı şeyleri yeryüzünden yok etmenin mücadelesini verdim. Bunların yanı sıra bugünkü yasaların ve ahlakın haklı bulduğu ve kutsadığı suçu da yani insanın insanı ezmesi ve sömürmesi
suçunu da işlemedim. Ve birkaç dakika sonra beni mahkûm etmeniz için bir neden varsa, o da işte bundan başka bir şey değildir."
Anarşizmin büyük “Generali”
Buenaventura Durruti
.
İspanya iç savaşı 1936’da başladığında Barselona’yı ele geçiren anarşistler arasındaydı. Anarşist ilkeler emir - komutayı, rütbeyi ve otoriteyi reddediyordu. Ancak kapıya dayanmış bir iç savaş vardı. Özdisiplin temeli üzerine kurulmuş anarşist bir tugay örgütledi ve savaşa
katıldı. Geçtiği yerlerde ücretli emeği yok ediyor, toprakları köylülere dağıtıyor, halkı komünler kurarak örgütlüyordu.
Franco’nun Madrid’i kuşatması üzerine 4 bin gönüllü ile şehrin savunmasına koştu. Birliğindekilerden 2 bin 400’ünü çarpışmalarda kaybetti. 20 Kasım 1936’da arabasından inerken, nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla başından vuruldu. Yanlışlıkla kendi silahından çıkan kurşunla öldüğü iddia edilse de olay hiçbir zaman açıklığa kavuşmadı. Cenazesi 500 bin kişinin katılımıyla toprağa verildi.
İspanya iç savaşı, 2. Dünya Savaşının adım adım gelişinin göstergesi olarak değerlendirildi sonradan. Hitler ve Mussolini’nin savaş uçaklarının ve diğer askeri yardımlarının gücüyle Franco, Cumhuriyetçileri ezip yeniden krallığı getirdi. Kendisini devletin ömür boyu koruyucusu ve kral naibi atadı. 40 yıl boyunca ülkeyi diktatörlükle yönetti.
Anarşist harekette Durruti büyük bir kahraman olarak tanındı. İç savaş koşullarında anarşist ilkeleri ihlal etmekle suçlansa da, anarşist hareketin tarihindeki en önemli liderlerden biri olduğu tartışma götürmez.
Özdisiplin üzerine kurduğu birlikteki kimi yoldaşları, cepheyi terk etmeye, eşlerinin çocuklarının yanına dönmeye karar verip, bunun anarşist “gönüllülük” ilkesine dayandırdığında, Durruti bir seçimle karşı karşıya kaldı. Planlamayı belirli sayıdaki kişi üzerinden yapmıştı ve o kişilerden bazıları kendi kafalarına göre dönmek isteyebiliyordu. O anda Durruti, dönmek isteyen yoldaşlarına şunu söyledi, “Özdisiplin üzerine kurulu bir
birliğiz. Otoriteye ve hiyerarşiye karşıyız. Bunlar doğru… fakat buradaki yoldaşlarınıza bir söz verdiniz, savaşma sözü. Ve şimdi sizden sözünüzü tutmanızı bekliyoruz. Kimse mevzisini bırakmayacak.” Bu tutumu çok eleştirildi. Belki de savaşın gerektirdiği bir zorunluluk nedeniyle Durruti, son zamanlarında iç savaştaki Marksist gruplara daha çok
yaklaştı. Ancak, bu adım çok geç atılmış bir adımdı. Cumhuriyetçilerle, Franco karşıtı bir ittifak örgütlemeyi başaramayan sol gruplar, yenilgiye de engel olamadılar.
Kaynak:
FORZA LIVORNO ::
ANARŞİZM