Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü


Evrimcilerin Afrika'lı Bir İnsana Yaptıkları Zulüm

Serbest Kürsü içerisinde Evrimcilerin Afrika'lı Bir İnsana Yaptıkları Zulüm konusu: Fenasi Abi yapmış yapacağını yine ! Haklısın sonuna kadar . 1904 tarihi gözümden kaçmış ....

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 09-01-2008, 18:10
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Fenasi Abi yapmış yapacağını yine ! Haklısın sonuna kadar . 1904 tarihi gözümden kaçmış .


Minimum devlet , maksimum birey ...
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 09-01-2008, 19:25
zula - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 03-11-2007
Mesajlar: 31
Çok saçma!!!Hiç kimse birşey dememiş mi bu duruma??
Bİr de ben Harun Yahya nın yatıp kalkıp Darwin e dua ettiğini düşünüyorum.Yoksa aynı mantıkla aynı sözlerle nasıl o kadar çok kitap yazabilirdi ki?
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 09-01-2008, 22:28
narziss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 06-10-2007
Nerden: Antalya
Yaş: 1
Mesajlar: 36
Standart EVRİM KURAMININ TUTARSIZLIĞI

İlk gençliğimde evrim kuramına müthiş merak sarmıştım.Bu konuda elime geçen herşeyi okuyordum.Ota Benga ile de o zamanlar tanıştım.Bilim adına yapılan bu yüzkarası davranışlar beni çok utandırmıştı.
Daha çok bilgi sahibi olmaya başlayınca evrim kuramının tutarsızlıklarını anlamaya başladım.Üstelik evrim kuramını desteklemek için Heackel in sahte çizimlerini gördüğümde tamamen soğumuştum.Şimdiye kadar evrim kuramını destekleyici tek kanıt ortaya çıkmadı.Peki neden hala bu kadar destekçisi var anlayabilmiş değilim.Belki de gerçek varoluş kuramını öğrenmek bizim sonumuzdur.İşin aslı şu ki insan milyarlarca yıl süren zaman dilimi içinde birden ortaya çıkmış gibidir.Doğrusunu söylemek gerekirse kuramın yaratıcısı Darwin'de kuramına tam olarak inanabilmiş değildi.Bu duygusunu da şu sözlerle dile getirmiş:
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse neden sayısızara geçiş formuna rastlamıyoruz?Neden doğa bir karmaşa halinde değilde tam olarak tanımlanmış ve yerliyerinde?Sayısız ara geçiş formu olmalı fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında göülü olarak bulamıyoruz...Niçin her jeolojik yapı ve tabaka böyle bağlantılarla dolu değil?Jeolojiyi iyi derecelendirmiş bir süreç ortaya çıkmamaktadır ve belkide bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.
Gördüğünüz gibi kendi teorisinden Charles Darwin bile emin değil.Belkide yaradılış yada varoluş hakkında tutarlı hiç değilse akla biraz olsun yatkın bir teori geliştirilememesi nedeniyle hala evrim teorisi bu kadar taraftar bulabilmekte...Bilim ise dinler bir yana bırakmak zorunda olduğu için evrim teorisine sarılmakta...Fakat son söz olarak şunu söylemek isterim objektif düşündüğümüzde kesinlikle evrim kuramının tutarlı bir yanı yoktur.


''Ölülerden arta kalan tozdur diller''
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 09-01-2008, 22:38
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
narziss´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
İlk gençliğimde evrim kuramına müthiş merak sarmıştım.Bu konuda elime geçen herşeyi okuyordum.Ota Benga ile de o zamanlar tanıştım.Bilim adına yapılan bu yüzkarası davranışlar beni çok utandırmıştı.
Daha çok bilgi sahibi olmaya başlayınca evrim kuramının tutarsızlıklarını anlamaya başladım.Üstelik evrim kuramını desteklemek için Heackel in sahte çizimlerini gördüğümde tamamen soğumuştum.Şimdiye kadar evrim kuramını destekleyici tek kanıt ortaya çıkmadı.Peki neden hala bu kadar destekçisi var anlayabilmiş değilim.Belki de gerçek varoluş kuramını öğrenmek bizim sonumuzdur.İşin aslı şu ki insan milyarlarca yıl süren zaman dilimi içinde birden ortaya çıkmış gibidir.Doğrusunu söylemek gerekirse kuramın yaratıcısı Darwin'de kuramına tam olarak inanabilmiş değildi.Bu duygusunu da şu sözlerle dile getirmiş:
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse neden sayısızara geçiş formuna rastlamıyoruz?Neden doğa bir karmaşa halinde değilde tam olarak tanımlanmış ve yerliyerinde?Sayısız ara geçiş formu olmalı fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında göülü olarak bulamıyoruz...Niçin her jeolojik yapı ve tabaka böyle bağlantılarla dolu değil?Jeolojiyi iyi derecelendirmiş bir süreç ortaya çıkmamaktadır ve belkide bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.
Gördüğünüz gibi kendi teorisinden Charles Darwin bile emin değil.Belkide yaradılış yada varoluş hakkında tutarlı hiç değilse akla biraz olsun yatkın bir teori geliştirilememesi nedeniyle hala evrim teorisi bu kadar taraftar bulabilmekte...Bilim ise dinler bir yana bırakmak zorunda olduğu için evrim teorisine sarılmakta...Fakat son söz olarak şunu söylemek isterim objektif düşündüğümüzde kesinlikle evrim kuramının tutarlı bir yanı yoktur.
sn. narziss, sizi hayretlere düşüren haber asparagastır bir önceki sayfada görmediğiniz üzere anlattım, evrim teorisine gelince Harun Yahya gibi yapın bence siz direkt olarak evangelist kilisece üretilen akıllı evrim teorilerinden birisini alında yazın daha güncel olur yoksa sizin ortaya koyduğunuz darwin'in üzerine o kadar bilgi eklendiki bu kıytırık konuda anlatmaya kalkmak beyhude olur size. Ayrıca biraz araştıracak olursanız bu forumda yeteri kadar evrim teorisi tartışması var, isterseniz ortaya atılmadan önce onları okuyun siz ilk önce. Sizden önce kaç misyonerin ve serdengeçtinin bu teori üzerine meydana çıktığına ve yazdıklarına bakın, en azından aynı şeyleri söyleyip servırı şişirmemiş olursunuz kanaatimce. o konulardan birisinde aradığınız cevaplarıda bulacağınızdan eminim, hala meydana çıkıcam diye diretirsenizde eminim size durumu izah edecek bir çok sn. üye bulabilirsiniz.

saygılar.
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 10-01-2008, 05:54
harvester
 
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
Alıntı:
narziss´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Gördüğünüz gibi kendi teorisinden Charles Darwin bile emin değil.
Evrim Teorisi(kanunu desek daha doğru) Darwin'in tekelinde olmadığı gibi, Darwin'den sonra çok değişmiştir ki zaten bu evrimin kendi doğasıdır.Herşey bitti kişileri mi tartışıyorsunuz?Yok Darwin şöyleymiş, böyleymiş; yok evrimciler köleye zulüm yapmış...kölelik ve cariyelik konusunda islamın eline su dökecek kimse yada düşünce yoktur.
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 10-01-2008, 08:37
anarko1000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
sn. narziss, sizi hayretlere düşüren haber asparagastır bir önceki sayfada görmediğiniz üzere anlattım, evrim teorisine gelince Harun Yahya gibi yapın bence siz direkt olarak evangelist kilisece üretilen akıllı evrim teorilerinden birisini alında yazın daha güncel olur yoksa sizin ortaya koyduğunuz darwin'in üzerine o kadar bilgi eklendiki bu kıytırık konuda anlatmaya kalkmak beyhude olur size. Ayrıca biraz araştıracak olursanız bu forumda yeteri kadar evrim teorisi tartışması var, isterseniz ortaya atılmadan önce onları okuyun siz ilk önce. Sizden önce kaç misyonerin ve serdengeçtinin bu teori üzerine meydana çıktığına ve yazdıklarına bakın, en azından aynı şeyleri söyleyip servırı şişirmemiş olursunuz kanaatimce. o konulardan birisinde aradığınız cevaplarıda bulacağınızdan eminim, hala meydana çıkıcam diye diretirsenizde eminim size durumu izah edecek bir çok sn. üye bulabilirsiniz.

saygılar.

fenasi abi olayı özetlemiişşsin yine bunun üzerine birşey söylemek abesle iştigal olur.
Ben başka bir konuya değinicem;
bu forum da bile görülmüştür ki bilgi sahibi olduğunu zannedip bilim düşmanlığı yapan o kadar çok üye bulunmaktar ki. Bildiklerini zannettikleri ve beyinlerini doldurdukları o düşüncelerin hangi merkezlerce derlenip, tasarlanıp insanlara medya aracılığıyla sunulduğunu burda anlatmaya kalksak sayfalarca malzeme çıkar. Fenasi birazına değinmiş zaten.
İnsanların hala evrim konusunda bırakın kafa karışıklığını, tartışması bile absürd. Evrimbilim şuan da onlarca ülkede üniverstelerde okutulan temel bir bilimdir. Her geçen sene ara geçiş formlarına ilişkin yeni bilgilere ulaşılmaktadır, bilimde böyle bir tartışma konusu yoktur.
Ama tabii forumumuzda ki mütedeyyin kardeşlerimiz inançlarıyla biraz çelişince evrim (bilim) karşıtlığında hemen saf almaktalar ve bunu felsefe çatısı altında eleştirmeye kalkmaktalar.
Felsefe felsefedir, bilimse bilim. Bilim gerçektir, evrim yaşamın ta kendisidir.
Alıntı ile Cevapla
  #17 (permalink)  
Alt 10-01-2008, 08:39
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,075
Aslına bakarsanız ben "amerikada kölelik kaldırıldı" türü bir saptamayla bu konuyu kestirip atamadım.
Yukarıdaki metnin çevirisi bile-isteye eksik yapılmış ve çarpıtılmış. Orjinal metinden anladıklarımı aktarmak isterim sizlere (aramızda ehil çevirmenler varsa konuya dahil olurlarsa sevinirim). Ki dönemin tarihi itibarıyla Afrikadaki yerlilere yapılan soykırımı bildiğim için bu olayın da olabiliritesi hakkında kuşkular taşıdım.
Kongo'daki 1885 sonrası, Belçika kralının bölgedeki soykırımını yeni yeni konuşuyor dünya. İşte hikayeye konu olan Otto da Kongo'da böyle bir ilkel kabilede yaşıyor, Amerikalı bir uyanık kabileyle anlaşmaya vararak Otto'yu ve sekiz yerliyi Amerikaya getirmiş. Onlara çeşitli değişik hayvanat bahçelerinde kalmaları için yer ayarlamış. Zincire vurulma vs olayı hikaye, metnin aslında böyle bir şey yok. Hayvanat bahçesinde serbestçe dolaşabiliyormuş Otto, hayvanları besliyormuş, özellikle de maymunların olduğu alana yönlendirilmiş doğal olarak. İşin pij yanı burada başlıyor; pigme olduğu için ziyaretçi sayısı gün be gün artmış, böylelikle uyanık hayvanat bahçesi sahibi ve müdürü bir levhayla "Afrikan Pigmesi, 23 yaşında, 4 fit 11 inç, 103 ağırlıkta, Kasai River'den getirilmiş" bla bla diye yazarak, teşhir etmeye kalkınca Otto'yu, Protestan Klisesi insan haklarına aykırılığından ötürü karşı çıkmış ve kilise tarafından himaye edilerek zenci sığınma evine konmuş. Orada bir şair tarafından eğitim görmüş, dişlerinin düzeldiği ve Amerikalılar gibi giyindiği not ediliyor. Sonra da bu pigme adamcık bir sigara fabrikasında çalışmaya başlamış, küçük boyutlardan ötürü öteki görülen adamcık çok da değerli bir işçi olabileceğini de kanıtlamış merdiven kullanmaksızın tırmanmasıyla. Lakin orada sandviç ve bira karşılığı öyküsünü işçi diğer arkadaşlarına da anlattığı notu var.
Evli iki çocuk babası gibi bir ibare metinde göremedim.
Yalnız doğal yaşamdan kent yaşamına getirildiği için, bunalıma girip, kendini eski usul bir tören eşliğinde ev sahibinden ödünç aldığı bir silahla öldürdüğü de yazıyor. Aynı şekilde ikiz kızkardeşlerin öyküsünü de anımsarsınız, hani şu ormanda yaşayıp da bulunduklarında, normal çocukların bulunduğu bir yurtta himaye altına alınıp da ehilleşmeye başladıktan bir süre sonra öldükleri hikayeyi.
Yukarıdaki metnin aslı, bırakınız Evrim Teorisini teorisyenler nezlinde çürütmesi, destekler özellikte. Teori desteklenirken birkaç işgüzar adamın da ticari amaçla pigmeyi kullandığını çıkarsayabiliyoruz. Elbette bu bir öykü olabilir, şehir efsanesi de olabilir, referanslar verilmiş hoş makalenin altında. Ama bu metin Evrim teorisyenlerini karalamaya destek bir metin asla olamaz, çarpıtılıp da zincir mincir atılıverdi mi alın size mis gibi bir oktarperest safsata.

Metnin sonunda referanslar verilmiş uzun uzun, ilgilenenler için linki;
Ota Benga - Wikipedia, the free encyclopedia
Alıntı ile Cevapla
  #18 (permalink)  
Alt 10-01-2008, 09:13
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,075
Bulmuşken ekleyeyim dedim, Otto örneğiyle benzerlik gösteriyor.

Alıntı:
Hepimiz ormanlarda hayvanlar tarafından yetiştirilen ve sonradan insanlar tarafından bulunan çocukların öykülerini duymuşuzdur. Bu tür olayların en heyecanlısı 1920 yılında Hindistan'da ortaya çıkanıdır. Öksüzler evinin başkanı
olan Mr. Singh, birtakım garip varlıkların kurtlarla birlikte bir mağarada yaşadıklarını duyar. Halk bunların hayalet olduklarını söylemektedir, fakat daha sonra bunların iki küçük kız çocuğu oldukları anlaşılır. Bu çocuklar kurtların elinden alınır ve öteki çocuklarla birlikte yetiştirilmek üzere öksüzler evine getirilir. Ancak kızlar çevreleri için büyük bir dert kaynağı olurlar. Çünkü, bir insandan doğmuş olmalarına rağmen; iki küçük hayvan gibi davranmaktadırlar. Hayvanların arasında geçen yaşamları yalnız davranışlarını değil, aynı zamanda bedensel yapılarını da etkilemiştir. İnsanların önemli özelliklerinden biri olan dik yürüme bu çocuklarca bilinmemektedir.

Ayrıca insan bilincine ve düşünme yeteneğine veya insanca duygulara, heyecanlara sahip oldukları yolunda da hiçbir belirti yoktur. Alacakaranlıkta yaşarlar, gündüzleri uyur, gece olunca hareketlilik gösterirler. Yıllar geçer. Zamanla, büyük çabalar sonucunda, fakat yavaş yavaş, insanca özellikler belirmeye başlar. İlk sözcükler söylenir. Çevrelerinde olup bitenleri kavradıklarını gösteren insanca kavrayışın ilk belirtileri ortaya çıkar. Başlangıç kavramları biçimlenir ve küçük hayvanlar insana dönüşmeye başlarlar. Ne yazık ki büyüyemeden ölürler. Bu
gerçekler bize neyi anlatır? İlkin bilincin doğal yaşambilimsel kaynağı kuramının tamamen yanlış olduğunu gösterir. Kaba ya da bilimsel olmayan özdekçiler (maddeciler) insanın, doğanın çocuğu olduğunu ileri sürerlerdi. Bu iddiada,
bilincin kaynağının doğaüstü olduğu yolundaki idealist ve teolojik iddialarla çeliştiği ölçüde gerçeklik payı vardı. Fakat, insan bilincinin yalnız doğal temelini vurgulayan metafizik özdekçilik de tümüyle doğru değildir. Bu gerçek, kurtlardan kurtarılan çocuklar olayında hiç kuşku bırakmayacak bir biçimde kanıtlanmıştır. Bilinç, örneğin ellerimiz, kanımız, gözlerimiz ve saçımızda sözkonusu olduğu gibi doğanın basit bir ürünü değildir. Bilincin ortaya çıkabilmesi ve görevini yapabilmesi için, doğal yaşambilimsel temelinin yanısıra, toplumsal koşullar (toplumsal yaşam ve insan toplumu) da gereklidir. İnsan bilinci karakteri itibariyle toplumsaldır. İnsanın toplumsal ilişkilerinden, toplumsal yaşamından ve hareketliliğinden soyutlanmış olarak ortaya çıkamaz. Bir çocuk, ancak bir insan topluluğu içinde yaşayarak, bir insan olabilir (İbid, Bilim Yayınları, Engin Karaoğlu çevirisi, s. 53-5).
Otto'nun düştüğü bunalım da bu türden olabiler. Onun gelişimi kızların gelişiminden elbetteki hızlı lakin ana vatanında da ilkel bir yaşam içerisinde olmasına rağmen toplumsallığı başlamıştı. Doğal selleksiyon Evrim kuramında güçlünün ayakta kalıp, güçsüzün türünü kaybettiği yönünde. Varsayımsal diye addedelim haydi Otto'yu, ama o da türünü devam ettirememiş ve intiharı seçmiştir, hem de kendi ritüellerinde, Amerika'ya geldikten sonra düzelen diş ve ağız yapısında çekilen dişlerini vs yaktığı ateşin içine atarak törensel bir intiharı seçmiş. Onun Amerika'ya getirilmesi işgüzar tüccarların suçudur (unutmamalı ki atom bombasını da aynı işgüzarlar yapmıştır, bilim adamından sahtekarın çıkması bilimsel tezi topyekün çürütmeye yeter mi yav, bilim ahlakîlikle ilgilenmez ki). Bu forum bana Eshq'ın açtığı Felsefenin Sefaleti forumunu da anımsattı, birkaç felsefecinin zaaflarını didikleyen makalede, topyekün Felsefe'yi küçümsemeye yeltenen bir hadsizlik vardı orada da.
Neyse. Hasta oluyorum ben sanırım, eh birkaç gün "zırıltı"mı duymazsınız rahat edersiniz artık))

Not: Mesaj çok uzun olacağından flood kapsamında, editlenmemesini reca edeceğim bir de.
Alıntı ile Cevapla
  #19 (permalink)  
Alt 13-02-2008, 01:01
darbeli matkap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Yaş: 33
Mesajlar: 132
Alıntı:
CiNYoRiTa´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Yanlış bir koku almıssınız Sn Anorka..Söz konusu olan tarihin sürecinden geçirilebilecek katledilen insanlar değildi..Çıkış noktasını Allah ile de bağdaştırmayalım lütfen..Bilimin getirilerinin yanında neler götürebileceğini göstermek istedim..Söz konusu ne olursa olsun hoş bir manzara değil insanlık adına..
Ne alakası var yahu bilimin götürüsüymüş!
Asıl şu asparagas yazıyı buraya kopyalayıp da bilime çamur atmak için meydana getirilmeye çalışılan şu manzara hiç hoş değil. Alınan sitede dahi kaynağı olmayan bir yazıya hangi akla hizmet inanılır bunu da anlamış değilim insaf yahu.
Asıl din için ölen milyonlarca insandan bahsedin bana!


Yalnızca iki şey sonsuzdur: İnsanoğlunun aptallığı ve evren. Fakat ikincisinden o kadar emin değilim..." EINSTEIN

Konu darbeli matkap tarafından (13-02-2008 Saat 01:13 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #20 (permalink)  
Alt 13-02-2008, 18:52
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,075
Yukarıdaki konu başlığının ilk metni, orjinal kaynağı çarpıtılarak Türkçeleştirilmiş ve nette dolaşıma sokulmuş. Asparagas ya da takiye yapılarak çarpıtma, lakin haberin ilk metni doğru değil.
Kaynak;
Ota Benga - Wikipedia, the free encyclopedia
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
evrimcilerin, afrikali, bir, insana, yaptiklari, zulum


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kızılderililere Değil, Amerikan Halkına Yaptıkları gordion Köşe Yazıları 0 14-02-2007 03:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:00 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org