|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
12 Eylül Darbesinin BilançosuSerbest Kürsü içerisinde 12 Eylül Darbesinin Bilançosu konusu: 12 Eylül'de ihtilal yapanlar bugün çıkıp "biz yanlış yaptık" diyebiliyorlar.
Peki bu, neyi değiştirdi veya değiştirir?
Bu gün hala 12 Eylül'ün yarattığı travmaları yaşamaktayız..
Yapılan açıklamalr, pişmanlıklar sadece ve sadece ...

07-12-2007, 11:48
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
12 Eylül Darbesinin Bilançosu
12 Eylül'de ihtilal yapanlar bugün çıkıp "biz yanlış yaptık" diyebiliyorlar.
Peki bu, neyi değiştirdi veya değiştirir?
Bu gün hala 12 Eylül'ün yarattığı travmaları yaşamaktayız..
Yapılan açıklamalr, pişmanlıklar sadece ve sadece vicdanlarını rahatlatmak için mi?
Haksız yare akıtılmış o kadar kan,
İdealleri yüzünden geleceklerine veda eden gençler,
Gençliklerini yaşama şansı tanınmamış insanlar,
Ve
Bozuk bir sistem...
"YANLIŞ YAPTIK" demek her şeyi düzeltmek için yeterli mi sizce?
Vatan millet sakarya edebiyatıyla gözlerimiz boyanırken, Vatan parça parça satılmakta...
"UYAN EY HALKIM"
DARBENİN BİLANÇOSU
1- TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı. Siyasi partilere kilit vurularak mallarına el konuldu.
2- 650 bin kişi gözaltına alındı
3- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
4- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
5- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
6- 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı.
( İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.)
7- 71 bin kişi TCK'nın 141., 142. ve 163. maddelerinden yargılandı.
8- 98 bin 404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı.
9-388 bin kişiye pasaport verilmedi.
10- 30 bin kişi "Sakıncalı" olduğu için işten atıldı.
11- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
12- 30 bin kişi" siyasi mülteci" olarak yurt dışına gitti.
13- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
14- 171 kişinin "işkenceden öldüğü1 belgelendi.
15- 937 film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı
16- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
17- 3 bin854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.
18- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi.
19- 300 gazeteci saldırıya uğradı.3 gazeteci silahla öldürüldü.
20- Gazeteler 30 gün yayın yapmadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
21- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
22- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
23- 14 kişi açlık grevinde öldü.
24. 16 kişi kaçarken vuruldu.
25- 95 kişi çatışmada öldü
26- 73 kişiye "doğal ölüm" raporu verildi
27- 43 kişinin " intahar ettiği bildirildi.
DELİLER TEKNESİ
|

07-12-2007, 12:01
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
|
|
|
Tam 3 defa 12 Eylül yargılansın diye gösteriye katıldım gene nasibime cop düştü, yılmak yok suçlular cezalandırılana kadar mücadeleye devam.
|

07-12-2007, 12:15
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyn'in kanın alalım
Tevekkeltü taalallah
Özü öze bağlayalım
Sular gibi çağlayalım
Bir yürüyüş eyleyelim
Tevekkeltü taalallah
PİRSULTAN ABDAL
Şiirden bu kadarı aklımda kalmış...
|

07-12-2007, 13:39
|
 |
mavi denizim
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Yaş: 26
Mesajlar: 572
|
|
|
çok doğru arkadaşlar bir yerlere ancak mücadeleyle varılır.....
hatta ana yasada hala 12 eylülün maddeleri vardı...her başa gelen yeni değişiklikler yaptı ancak tamamıyla temizlendiğini sanmıyorum
yukarıda belirtilen döneme ait hasarlar daha fazla...
o döneme ait araştırmalarım olmuştu..
ve hepsinde de insan kanını donduran açıklamalara sahipti...
dönemin başbakanı nihat erimdi yanlış anımsamıyorsam..
o cuntanın başıydı...
ve aşık mahzuni şerif ona bir türkü yapmıştı
erim erim eriyesin di ye ...
ulaşabilirsem tamamını yazarım
|

07-12-2007, 20:30
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-12-2007
Yaş: 28
Mesajlar: 18
|
|
|
12 Eylül de 12 Mart gibi bir kesime yönelik sistematik eradikasyon (kökünü kazıma) hareketinin devamı niteliğindedir. Her nekadar dillere pelesenk olmuş biçimde bir taraf sürekli "biz de sizin gibi çok çektik, bizim de tırnaklarımız söküldü , bizi de filistin askısına koydular vb." şeylerden paye çıkarmaya çalışsa da 12 eylülün tek malubu vardır o da Türkiye 'de sol harakettir. zaten amaç budur , yani cunta öylesine başlamış ve ve sonunda ezilen kesim tesadüfen sol olmamış , cuntanın ortaya çıkış , ele alınış ve uygulanış biçimi doğrudan sol eradikasyondur. nihayetinde başarıya ulaştı mı ? Bal gibi de ulaştı . En güzel örneği 22 temmuz seçim istatistikleridir. Sol seçmen oranı % 10-15 deniyor. Tabi bunun içinde sol gösterip sağ vuranlar , silahlı kuvvetler partisi olmaya soyunanlar da var . e tabii geriye pek birşey kalmıyor.
Ülke, kendi çocuğunu darpeden , hapseden , hiçsayan , yaşını büyütüp darağacına gönderen , sürgünlerde ömür tükettiren insan müvettesi cuntacılardan hesap sormalıdır.....! Umarım geç kalımamıştır.
Sağlıcakla kalın dostlar !
|

14-12-2007, 18:46
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-12-2007
Yaş: 19
Mesajlar: 1
|
|
|
bunlar sadece bilinen yüzleri gibi geliyor bana aslıdna bu sayılar daha fazla ama biz ne şartlar altında olursak olalım mücadele ateşimiz sönmedi . biz DENİZ GEZMİŞLERİN, MAHİR ÇAYANLARIN , CHEGUEVARAların bırakdığı mirası ilelebet taşıyacağız . istediği kadar 12 eylül ler gelsin ama bunlar bizi yıldıramaz ve yıldıramayacak
|

14-12-2007, 19:08
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 22
Mesajlar: 155
|
|
|
sovyetler birliği ve amerika'nın dünyayı paylaşma savaşının Türkiyede ki sonuçlarıdır bunlar. Sovyetler birliği Türkiyeyi Amerika'nın kucağına atmıştır. Stalin Kars,ardahan gibi illerimizi işgal etmiş olduğu ermenistan topraklarına katmak istiyordu. Türkiye de abd'ye müttefik olmak zorunda bırakıldı. Birtakım solcular Sovyetler'in birtakım sağcılarda Amerika'nın peşinden gitti.
Yeni 12 eylüller gelemez. Abd ile Türkiye müttefik olabilecek konumda değiller. Çünkü artık soğuk savaş bitmiştir ve Abd Türkiye'nin baş düşmanıdır.
Konu Sercan.Us tarafından (14-12-2007 Saat 19:11 ) değiştirilmiştir..
|

15-12-2007, 16:06
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 20-08-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 85
|
|
|
Şimdfi olayı inceleyelim. Makale yazarının verdiği sayılara göre,1000 kişi haksız yere öldürülmüş,doğru olabilir. Darbe öncesi anarşik olaylarda ölenlerin sayısı 4000. Herhalde bunları da birileri öldürdü öyle değil mi? Kim bunlar Siyasi partilerin destek verdiği sağ ve sol militanlar. Doğru mu? En azından büyük çoğünluğunu. Bunların katilleri nerde ve kaç kişiler. O zaman asker defalarca uyardı siyasileri,gelin bir araya gelerek bu kanı durdurun diye. Hepsi diğerine attı sıuçu ve kendi militanlarını desteklemeye ve savunmaya devam etti. Günlük 30 kişi ölüyordu. Peki askeri idare gelmeseydi ne olacaktı. Ölmeye devam edecekti her gün 30 kişi. Ner zamana kadar onu da söyleyin ve ya bir araya gelemeyen siyasiler nasıl durduracaktı akan bu kanı. Seçim yapıyorlardı kimse kendi partisini bırakıp ta bu işin oluru yönünde oy vermiyordu. Askeri idare çözüm oldu mu? Kısmen oldu. Akan kan durdu. Ha bu arada haksız öldürülenler ve mağdur edilenler olmuş mudur. Olmuştur. Ben bıunların müdafisi değilim. Onlardan da kim suç işlediyse cezalarını görmeliler.. . Bünyeyi hastalık ölüme götürüyordu,operasyon yapıldı. Ameliyatla bünye ölümden kurtarıldı. Hastalıklı parçaya müdahele edildi. Tabi bu arada gerek hastalıklı parçadan olsun gerekse diğer bazı organlardan da zarar görenler oldu.. Peki bu anaşist olaylar derin devletin tezgahı olabilir mi askeri darbe yapmak için. Olabilir. O durum da incelenmeli. Ve bu tezgahı yapanlar da cezalarını çekmeli, Gerek sivil,gerek asker ve gerekse siyasi kesimden. Ama netice vatandaşın hayatna güvence sağlandı. Hatırlayın o dönemleri,mahallemize girmek için sağ ve sol militanlardan izin alıyorduk,biri bu sizden değil diye gammazladı mı karnımız alana kadar sopa yiyorduk. Esnafı haraca bağlamışlardı. Bir şeye ideolojik pencereden bakmak kolay. Ama gerçekleri de görmek lazım. Askeri idare çözüm olabilir mi? Olabilir. Hakkaniyete dayalı bir anayasa yapılarak,asker tarafından bu anayasayla ülkenin yönetilmesi bugünden daha iyi olur bence. Çünkü Cumhuriyet ve demokrasi çözüm değil,çözümsüzlük sistemidir. Niye? Siyasi şaklabanlar birilerine çıkardığı kanunlarla kıyak çekerler,geri kalana zulüm ederek iktidarlarını devam ettirmek için,kıyak çekilenler de zulüm edilenlerden bana ne diyerek seçimlerde gider kendilerine kıyak çeken partiye özgürce oylarını veirirler. Bu günkü sistemin özeti bu değil mi? Hukuku da çıkardıkları kanunlarla kendilerine bağımlı hale getirirler. İşte ispatı. Son seçimler. 2.5 milyon zedeye zulmeden AKPyi kendi yalınayakları ve bir çuval kömür,bir torba erzak,bir çuval un verdi diye oy vermediler mi seçmenlerin % 47si.
İşte doğru teşhis çok önemlidir hastalığın tedavisinde. Dertlerden niye kurtulamadığımızı,nerde yanlış yaptığımızın teşhisini doğru yaparsak,dertlerden de öyle kurtulabiliriz. Aksi halde yanlış teşhis ve tedaviyle uğraşa uğraşa bir de bakmışız ki bedeni kaybetmişiz. Selamlar.
Konu Cabir tarafından (15-12-2007 Saat 16:28 ) değiştirilmiştir..
|

15-12-2007, 19:32
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 30-10-2007
Nerden: istanbul
Yaş: 22
Mesajlar: 155
|
|
|
Sayın devletzede
Derin devlet dediğimiz olay cia'dır. Devlet içinde ki bir kısım karar vericilerin, derin güçler tarafından yani cıa gibi ajanların kontrolü altına girmesidir. Demokrasi ve cumhuriyet çözümsüzlükse faşizm mi antidemokratik yönetimler mi çözüm sizce ?
Yargıyı bağımsızlaştırır ulusuda bilinçlendirirseniz gizli kapalı hiçbirşey kalmaz. herşey şeffaf olur. Hiçbir antidemokratik yönetim şekli ne insan onuruna yakışır ne de uzun vadeli çözümdür.
sorun bazı şeylerin tam oturamamasında ve bundan faydalanan üçkağıtçılarda.
Sosyal devletin çöktüğü, yarı sömürge, laik bilimsel eğitime karşı, tarikat-cemaat, imam hatip ve yığınla kaçak kuran kursları ile yetişen iki kesimin oluştuğu bir ülkede demokrasi ancak araç olur derseniz doğru olur.
Ülkenin bir kısmı dogmatik bir ortamda yetişiyor. öğretim birliği yasası çiğneneli yıllar oldu.
Anlatmam gereken çok şey olduğu için fazla uzatmak istemiyorumm. Gerçek laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olduğumuzda bunlar yaşanmayacaktır. Daha Türk toplumu olarak ulusallaşmayı başaramadık. Ulus kavramının ortak tarihe ortak kültüre yaşantıya ve dile sahip olması gerektiği bilincinin farkında değiliz. Etnik milliyetçilik ile laik-antilaik türban saçmalıkları yüzünden çözmemiz gereken problemlere el atamıyoruz.
Türk milleti deyince aklınıza ne geliyor? kürtü çerkezi lazı arnavutu yani hangi kökenden gelirse gelsin hepimiz Türk milletini oluşturuyoruz. Hepimiz Türk milletinin birer ferdiyiz. Ama devamlı etnik kökenler ön plana çıkartılmaya çalışılıyor. Türk vatandaşlığını içlerine sindiremeyenler türkiyelilik gibi kavramlar türetiyorlar. Türkiyelilik etnik kökenleri ve mezhep farklılıklarını öne çıkartır ve bu işin ileri aşaması bölünmedir. Onun için uluslaşmayı öğrenmeliyiz. bakınız ıraka. arap arapı vuruyor. Ümmetçi düşünceden kurtulup ulus olabilselerdi bugün amerikan işgaline direnirlerdi. Konunun dışına çıktım fakat bazı temel olaylar yerli yerine oturmayınca ülkemiz çok çabuk kaosa sürekleniyor o yüzden birtakım şeylerin altını çizmekte fayda var.
|

16-12-2007, 12:02
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 20-08-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 85
|
|
T-
[quote=Sercan.Us;56748]Sayın devletzede
Derin devlet dediğimiz olay cia'dır. Devlet içinde ki bir kısım karar vericilerin, derin güçler tarafından yani cıa gibi ajanların kontrolü altına girmesidir. Demokrasi ve cumhuriyet çözümsüzlükse faşizm mi antidemokratik yönetimler mi çözüm sizce ?
Yargıyı bağımsızlaştırır ulusuda bilinçlendirirseniz gizli kapalı hiçbirşey kalmaz. herşey şeffaf olur. Hiçbir antidemokratik yönetim şekli ne insan onuruna yakışır ne de uzun vadeli çözümdür.
sorun bazı şeylerin tam oturamamasında ve bundan faydalanan üçkağıtçılarda.
Sosyal devletin çöktüğü, yarı sömürge, laik bilimsel eğitime karşı, tarikat-cemaat, imam hatip ve yığınla kaçak kuran kursları ile yetişen iki kesimin oluştuğu bir ülkede demokrasi ancak araç olur derseniz doğru olur.
Ülkenin bir kısmı dogmatik bir ortamda yetişiyor. öğretim birliği yasası çiğneneli yıllar oldu.
Anlatmam gereken çok şey olduğu için fazla uzatmak istemiyorumm. Gerçek laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olduğumuzda bunlar yaşanmayacaktır. Daha Türk toplumu olarak ulusallaşmayı başaramadık. Ulus kavramının ortak tarihe ortak kültüre yaşantıya ve dile sahip olması gerektiği bilincinin farkında değiliz. Etnik milliyetçilik ile laik-antilaik türban saçmalıkları yüzünden çözmemiz gereken problemlere el atamıyoruz.
Türk milleti deyince aklınıza ne geliyor? kürtü çerkezi lazı arnavutu yani hangi kökenden gelirse gelsin hepimiz Türk milletini oluşturuyoruz. Hepimiz Türk milletinin birer ferdiyiz. Ama devamlı etnik kökenler ön plana çıkartılmaya çalışılıyor. Türk vatandaşlığını içlerine sindiremeyenler türkiyelilik gibi kavramlar türetiyorlar. Türkiyelilik etnik kökenleri ve mezhep farklılıklarını öne çıkartır ve bu işin ileri aşaması bölünmedir. Onun için uluslaşmayı öğrenmeliyiz. bakınız ıraka. arap arapı vuruyor. Ümmetçi düşünceden kurtulup ulus olabilselerdi bugün amerikan işgaline direnirlerdi. Konunun dışına çıktım fakat bazı temel olaylar yerli yerine oturmayınca ülkemiz çok çabuk kaosa sürekleniyor o yüzden birtakım şeylerin altını çizmekte fayda var.
Görüşlerinizin hiç birine katılmam mümkün değil,çünkü olabilirliği yok.Sanal ve içi boş öneriler. Sırayla gidelim.
Hukuk ve adalete dayalı sistemi kim getirirse getirsin çözüm olur.Yeterki getirsin. İster asker,ister bir parti. Yeter ki çözümü gerçekleştitecek sistem gelsin.Ulusu bilinçlendirmekten bahsetmişsiniz.Neye göre bilinçlendireceksiniz,bilinçlendirmek için hangi kriterleri onlara öğreteceksiniz. Eğer özgür iradenizi kullnın derseniz,herkesin özgür iradesi nefsinin güdümündedir. Yani nefsi nasıl yapmasını istiyorsa öyle yapar. Nefiste zaten kendinden başka kimseyi düşünmeyen bir şeydir. Neden ? Çünkü Şeytanın güdümündedir. Onu Şeytanın elinden kurtarmanın tek yolu ona karşı uygulanacak islami yaptırımlardır. Yani senin DOĞMA dediklerin.
İşte 80 yıllık Cumhuriyet tarihi,oluşturulabilmiş mi bilinçli seçmen,hatta dünyaya bak,var mı?
En son örneği son seçimler,bir çuval una,bir torba kömüre oy veren 20 milyon seçmen.
Ülkenin geri kalmasının başlıca sebebinden biri de üniversitelerdir. Üniversitelerin görevi nedir. Teknik ve bilimde araştırmalar yapıp ilerlemesni sağşlamak ülkenin. Onlar Ne yapıyorlar? Laiklikle,başörtüsüyle uğraşıyorlar. Sana ne bunlardan,senin görevin bu değilki,bırak onlarla uğraşmak kimin göreviyse onlar uğraşsın.Sana ne?
Arapların Ulusallaşamadıkları için ve ümmet oldukları için savaşı kaybettiklerini yazmışsın.Ne saçma şey. Ulusallaşmaya kalksalardı bizim gibi bölünmeme mücadelesi veriyor olurlardı.İşte kürtler.
Niye kaybettiler biliyor musun Ümmet olamadıkları için. Saddam ayrı çekti,Esat ayrı çekti,mübarek ayrı çekti,Şah ayrı çekti,kral ayrı çekti,de ondan.
Ümmet nedir?Efendimizi İmam kabul edenlere denir,yani müslüman olanlara. Ne kadar bunların sayıları.1 milyardan fazla. 1 milyar ümmet tükürseler boğarlar israili tükrükleriyle. Demek ki biri tükürürken diğeri seyire bakıyor,öbürü karşı çıkıyor,diğeri tükürülenin yanında yer alıyor. Türkiyeyi bunlardan münasip olanın içine de sen koy artık.
Halkın özgür iradeleriyle adalete dayalı bir sistemi getirmeleri asla mümkün değildir ve insanlık tarihi boyunca bu hiç mümkün olmamıştır. İslamdan önceki devirlerde de halk hep kendi iradeleriyle hareket etmişler ama asla bu sistemi kuramadıklarından.,hep nefislerinin isteklerine mağlup olup,zulme dayalı sistemler kurarak insanlara zulüm ettiklerinden Allah Peygamberlerle adalete dayalı sistemleri göndermiştir. Yani adalet senin doğma dediğin ilahi sistemlerdedir. Bilmem anlatabildim mi? Yeterki insan bu sistemi de kendi sistemi gibi uygularken çorbaya çevirmesin.
Bitrde İnsan onuruna yaraşan bir sistem demişsin demokrasiye. Yani adalete dayalı sistemi insan yapmadığı,Allak gönderdiği zaman bu insan için onursuzluk mu oluyor? Niye olsun ki,Allah insana sen benim varlığımı aklınla bulabilirsin ama,ne yapacağını bütün detaylarıyla bilemezsin be bulamazsın. Ben sana o kadar güç verdim,kapasiten odur. Ne yapacağınla ilgili kanunları ben göndereceğim sen de uygulayacaksın. Yani 12 ton yük taşıma kapasiteli yapılan bir kamyon,ben 30 ton götüreceğim demesi ve kamyonun yalpalamaya başlaması normaldir. Çünkü onu götürmek onun kapasitesi değildir. Ve bu yükü götüremeyeceğini söylemek ve onu götütecek kapasitede bir kamyon gönderip,al bunula gçtür demek onun için onursuzluk değildir. Selamlar.
Konu Cabir tarafından (16-12-2007 Saat 12:11 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:09 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|