|
|
Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!
Savaşa HayırSerbest Kürsü içerisinde Savaşa Hayır konusu: SAVAŞA HAYIR
Savaşa hayır diyorum, yeryüzünde ki tüm savaşların hemen sonlandırılması ve Dünya barışının sağlanmasını istiyorum. Savaşa harcanan kaynağın İnsan'lık için harcanmasını, yeryüzünde ki bu sefalet ve açlığın durdurulması için ...

29-11-2007, 13:02
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Savaşa Hayır
SAVAŞA HAYIR
Savaşa hayır diyorum, yeryüzünde ki tüm savaşların hemen sonlandırılması ve Dünya barışının sağlanmasını istiyorum. Savaşa harcanan kaynağın İnsan'lık için harcanmasını, yeryüzünde ki bu sefalet ve açlığın durdurulması için yeteceğini ve böylece barışa katkının maksimum düzeye çıkacağını düşünerek, tek kazananı silah tüccarları ile onların komisyoncuları olan bütün savaşların hemen bitirilmesini istiyorum.
Savaş karşıtları, Dünya genelinde örgütlü ve kitlesel bir siyasi güçtür artık. Klasik söylemlerin dışında ve barış için çalışan bu gönüllülerin oluşturduğu konfederasyonlar ve bu konfederasyonların oluşturduğu koalisyonlar savaşla mücadeleyi uluslararası düzeyde yürütmektedir. Bir çok uluslararası toplantı ve eylem ile yeterli siyasi baskıyı oluşturmuştur. Süper güç ABD'nin saldırgan savaş yanlısı işgallerini yavaşlatan bu eylemler genişleyerek devam etmektedir. ABD dahil dünyanın her yerinde eylemlerini ve etkinliğini artıran bu yeni siyasi gücü artık tüm ülkeler kendi iç siyasetlerinde tanıma yoluna gitmektedir.
|

29-11-2007, 16:24
|
 |
sıtkı sıyrılmış inat yara
|
|
Üyelik Tarihi: 25-09-2007
Nerden: ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 276
|
|
|
bu başlık, canıgönülden katıldığım bir fikir ve eylemi içermekte...
teşekkür ediyorum sayın fenasi
|

29-11-2007, 16:55
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 10-10-2007
Nerden: nefes alabildiğim her yer..
Mesajlar: 693
|
|
hazar...
çok hassas bir konu bu tam da bu aklıma bir şiir getirdiniz ilerleyen dakikalarda yayına da vermeli bu şiiri rutkay azizin o tok sesinden mazlum çimen albümlerinin birinde yer vermişti hani o mavi kapaklı olan tamda bu konuda paylaşmak aklıma gelmişken paylaşayım ki özümsensin hazarın ütopik bir eylemden öte gideceği............
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.
Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.
Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.
Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.
Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.
Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.
yannis ritsos
her bir kelimesi ezberimdedir..iki yıl önce bir orotoryoda benim payıma düşmüştü..
|

29-11-2007, 17:06
|
|
Lestat..
|
|
Üyelik Tarihi: 26-11-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 104
|
|
|
Başlığından son noktasına kadar çok doğru bir yazı olmuş .. Tebrik ederim ..
|

30-11-2007, 12:48
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
|
Düne kadar bir avuç meczup olan çevreciler haklı çıktılar. Her şey çoğalmak ve kabullendirmek ve kabullenmek ile ilgilidir. Gerçeklerden sonsuza kadar kaçamaz insanlar. Bir gün savaşlar bitecek elbette.
|

30-11-2007, 13:45
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Yaş: 22
Mesajlar: 54
|
|
çocuk o ne bilir nükleer silahı ,petrolü ,anlaşmazlıkları ,toprak parçasını..
bombayı sor ona,gece yarısı baskınları sor,babasının boğazını nasıl kestiklerini sor,ablasına yapılan tecavüzleri sor...ama sakın ne den diye sorma ...

.................................................. ....
|

30-11-2007, 14:20
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 28-11-2007
Yaş: 22
Mesajlar: 54
|
|
ßir insanLık ayıbı Lübnan.. İşte Lübnan ' da 1 annenin can çekişirken çekiLmiş fotoğrafLarı ve yavrusunun çırpınışLarı..
O 1 anne. Can çekişirken biLe yavrusunu teseLLi ediyor üzüLmesin diye
Çocuk çaresiz tek teseLLi qöz yaşLarı
ßüyük imtihan ya sizin anneniz oLsaydı ?
Ve annenin şahadet anı ...

.................................................. ....
|

01-12-2007, 21:12
|
 |
Meyilli ...
|
|
Üyelik Tarihi: 01-12-2007
Nerden: IstANbull
Mesajlar: 15
|
|
|
Sizce cephede sipere yatmış askerler hangi niyetle savaşmaktadır ? Ülkeleri uğruna mı ? Dinleri, ideolojileri ya da milletleri uğruna mı ? Savaşa giden birisi devrim için, ülkem için savaşacağım diyebilir. Ama savaş esnasında, o kanlı meydanlarda hiç kimsenin aklından bile geçemez bunlar. Geriye tek bir neden kalıyor. Hayatta kalmak için. İnsanlar hayatta kalmak için savaşırlar. Her ne kadar onu savaşa sürükleyen sistem başka bir şey söylese de bir insan can havliyle savaşır. Ölmek istemez. Biricik güdümüz olan yaşama güdüsünün bir yansımasıdır bu. Hayatta kalmak için savaşmak. Yoksa devrim için, ülkem için savaşırım demek bize kültürün aşıladığı nedenlerdir. İnsan bir tehditle karşılaştığında canı için karşılık verir, savaşır.
|

01-12-2007, 21:40
|
|
Raporlu Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 14-10-2007
Nerden: kanserli kent
Mesajlar: 1,685
|
|
çok güzel ve çok değerli bir konu sn fenasi . savaşlar bir gün bitse ben de bunu hep düşünürüm ama ne yazık ki insanlık (yada insandışılık ) devam ettiği sürece ne yazık ki savaşlar kaçınılmaz olacakmış gibime geliyor. çünkü insan denen canlı vahşi ve acımasız olabiliyor 
|

02-12-2007, 00:58
|
|
sui generis
|
|
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: ist
Mesajlar: 1,328
|
|
|
SONRA YAPILACAK TEK ŞEY VAR!...
Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki. Sana yarın su boruları ve vanalar yerine çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, yapılacak bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız. Sana yarın bomba doldurmanı ve keskin nişancı tüfekler için hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Fabrika sahibi. Sana yarın pudra ve kakao yerine barut satmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Laboratuardaki araştırmacı. Sana yarın eski yaşama karşı yeni bir ölüm icat etmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Odasındaki ozan. Sana yarın aşk şarkıları yerine nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Hastası başındaki doktor. Sana yarın savaşa adam yazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Kürsüdeki din adamı. Sana yarın savaşa dair kutsal sözler söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Vapurdaki kaptan. Sana yarın buğday yerine top ve tank taşımanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Havaalanındaki pilot. Sana yarın kentler üzerine bomba ve fosfor yağdırmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Dikiş masası başındaki terzi. Sana yarın üniformalar dikmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Cübbesi içindeki yargıç. Sana yarın savaş mahkemesine gitmeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. İstasyondaki adam. Sana yarın cephane treni ve kıt'a nakli için kalkış sinyali vermeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Kentin varoşlarındaki adam. Sana yarın gelir de siper kazmanı emrederlerse, yapacağın bir tek şey var:
HAYIR de!...
Sen. Normandiya'daki ana ve Ukranya'daki, sen Frisko ve Londra'daki ana. Sen Hoangho ve Missisippi' deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo'daki ana., bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar, sizden yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse, dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var:
HAYIR deyin!... Analar, HAYIR deyin!...
Çünkü eğer hayır demezseniz, eğer hayır demezseniz analar, sonra, sonra:
Gürültülü vapur dumanlarıyla yüklü liman kentlerinde büyük gemiler inildiye inildiye sessizleşecek, dev mamut kadavraları gibi su üstünde ölgün ve hantal, su yosunu, deniz bitkileri ve midye kabuklarıyla kaplı, önceleri öyle ipildeyip çınlayan gövdesi mezarlık ve çürümüş balık kokusuyla yüklü, yıpranmış, hasta ve ölü gövdesi rıhtım duvarlarına karşı, ölü ve yalnız rıhtım duvarlarına karşı yalpalanacak.
Tramvaylar beyinsiz, ışıltısız, cam gözlü kafesler gibi yamru yumru olacak. Çürümüş hangarların arkasında, büyük çukurlar açılmış yitik caddelerde raylar öylece duracak.
Çamur grisi, pelteleşmiş, kurşuni bir sessizlik dönenecek ortalığı, her şeyi unutarak, büyüyecek okullarda ve üniversitelerde ve tiyatro salonlarında büyüyecek, stadyumlarda ve çocuk parklarında, korkunç ve hırslı kesintisiz bir sessizlik büyüyecek.
Güneşli taze bağlar yıkık yamaçlarda çürüyecek, kuraklaşan toprakta kuruyacak, pirinç ve patates ekilmeyen tarlalarda donacak ve sığırlar katılaşmış bacaklarını devrilmiş iskemleler gibi dikecek gökyüzüne.
Enstitülerde büyük doktorların dahi buluşları asitlenecek, çürüyüp, mantarsı küfle kaplanacak.
Mutfaklarda, hücre odalarda ve kilerlerde, soğuk hava depolarında ve ambarlarda son torba un, son kase çilek, kabak ve diğerleri bozulup gidecek, ekmek ters çevrilmiş masaların altında, parça parça olmuş tabakların üstünde yemyeşil kesilecek, ortalığa yayılan yağ arap sabunu gibi kokacak, tarlalarda buğday paslanmış karasabanların yanına düşüp kalacak, yok edilmiş bir ordu gibi ve tüten tuğla bacalar, demirci ocakları ve yıkık fabrika bacaları sonsuz çimle kaplanarak ufalanacak, ufalanacak, ufalanacak.
Sonra son insan dökülüp parçalanmış barsaklarıyla ve kirlenmiş ciğerleriyle zehir gibi kızaran güneşin altında yalnız ve yanıtsız ve yalpalayan yıldızların altında bir yanılgı gibi ordan oraya dolaşacak, o kocaman beton yığınları, tenha kentlerin soğuk putları ve gözden kaçması olanaksız toplu mezarlar arasında yalnız, son insan, kupkuru, delirmiş, allaha küfrederek, yakınarak o korkunç soruyu soracak : NEDEN? Bu ses bozkır derinliğinde yiterek duyulmaz bir hale gelecek, yıkıntılar üzerinde esecek, çatlaklar arasından akacak, bu ses, ibadethane enkazları içinde ve sığınaklara çarparak şaklayacak, kan birikintileri üzerine düşecek, duyulmayacak, yanıtlanmayacak, son insan-hayvanın son hayvanca bağırışı.
Tüm bunlar olacak, yarın, yarın belki, belki hemen bu gece, belki bu gece, eğer-eğer-eğer siz.
HAYIR demezseniz!...
wolfgang borchert
Çeviri : Rahman Haydar
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:54 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|