Tarikat gerçeği
Beğensek de beğenmesek de, Türkiye'de bir tarikat gerçeği var. Tarikatlar siyasi ve sosyal hayatta belirleyici konumdalar.
Bir kısmının siyasetle ilişkileri var. Bazı siyasiler bu tarikatların birer üyesi.
Bir kısmı, sonsuz denilebilecek miktarda parasal güce sahip. Ve bu güçle istediği gibi at oynatıyor.
Siyaset üzerinde baskı ortamı kurup, istedikleri şeyleri hayata geçirtebilecek güce sahipler. Bunlar önemsenmeyecek ve basit şeyler değil.
Bunlara özellikle dine bağlı muhafazakar kesimden ciddi bir yardım akışı söz konusu. Buna "bağış" demek de yanlış olmaz.
Liderleri son model arabalarda yolculuk edip, lüks denecek tüketim malları kullanıyor. Plazma TV ve lüks evleri var mesela.
Ama müritlerine bakıldığında, bu zenginliğin onlara pek yansımadığı görülüyor.
Onlar kendi halinde kavrulup gidiyor! Amaçları tarikat şeyhini (lideri) memnun etmek, hayr duasını almak!
Temel amaçları insanların ahlaklı ve mutlu bir hayat sürmesini sağlamak, bu dünyanın araçlarını ve nimetlerini kullanıp öteki dünyayı garanti altına almak.
Bu amaçla, belli bir bölgeyi kendi kurallarına göre idare edenleri bile var. Camileri, vakıfları var bunların.
Mesela bunların yerleştiği bölgede bulunan bir camide imamlık yapacak kişi bunların arasından seçiliyor.
Aynı yerde eğer ev tutmak veya dükkan açmak isterseniz, bunların soruşturmasından geçmeniz şart. Sıkı bir içekapalılık durumu hakim yani.
İslamı yaşadıklarını söylüyorlar. Güzel. "İslamı yaşamasınlar" demiyor zaten kimse de, ama belli bir bölgeyi kale gibi kuşatıp orayı kendi kurallarına göre yönetme durumuna ise mantıklı bir cevap bulunamıyor.
Son çevrilen Takva filminde tarikatların iç yaşamları-düzenleri insanlara aktarılmaya çalışıldı. Kendi halinde bir mümin olan bir tarikat üyesi, liderin güvenini kazandığı için para idaresinin başına getiriliyor. Hayatında maddi güçten kendini uzak tutmaya çalışmış kendi halinde bir mümin, bir anda yabancı olduğu bir yaşam biçimiyle karşı karşıya geliyor.
Anadolu'da yüzyıllardır varolan ve okul haline gelmilş Bektaşilik, Mevlevilik, Halvetilik gibi tarikatların yeri ise apayrı ve çok özel.
Benim anlamaya çalıştığım şeyse, bu tarikatlarla mutluluğa erişilip erişilemeyeceği.
Gerçekten de bunlarla, vaadettikleri mutluluğa ulaşmak mümkün olabilir mi?
|