Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü


evrimleşemeyen bakanlık

Serbest Kürsü içerisinde evrimleşemeyen bakanlık konusu: Üniversite Konseyleri Derneği, Fen Bilgisi ve Biyoloji derslerinde Evrim Kuramı'nın kapsamlı biçimde ele alınması ve yaratılış görüşünün müfredattan çıkarılmasını talep etti. Milli Eğitim Bakanlığı ise yazılı bir savunma yaptı. Buyurdu ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 27-10-2007, 19:52
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
Standart evrimleşemeyen bakanlık

Üniversite Konseyleri Derneği, Fen Bilgisi ve Biyoloji derslerinde Evrim Kuramı'nın kapsamlı biçimde ele alınması ve yaratılış görüşünün müfredattan çıkarılmasını talep etti. Milli Eğitim Bakanlığı ise yazılı bir savunma yaptı. Buyurdu ki: Evrim Teorisi ispat edilmemiştir, Yaratılış Görüşü bilimseldir. Dünya bilimiyle ters düşen Bakan istifa etmelidir. Eğer istifa etmiyorsa şu "görüş"leri de değerlendirmelidir: 'Leylek Kuramı', 'Kaburga Teorisi', 'Öküz Kuramı', 'Düzlük Prensibi', 'Nazar-Muska Teorisi', 'Con Ahmet Prensibi'…

Üniversite Konseyleri Derneği (ÜKD), 3 Mart 2006 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'na, Fen Bilgisi ve Biyoloji derslerinde Evrim Kuramı'nın bilimsel yönleriyle kapsamlı bir biçimde ele alınması ve yaratılış görüşünün müfredattan çıkarılması talebiyle bir dilekçe veriyor. Bu dilekçe çok sayıda bilim insanı tarafından imzalanıyor. Bakanlık bu dilekçeyi reddediyor. İşin peşine bırakmayan ÜKD, geçtiğimiz Temmuz ayında ret işleminin iptali talebiyle dava açıyor. Davanın tarafı olan Milli Eğitim Bakanlığı 10 Kasım 2006 tarihli bir yazılı savunma veriyor. Bu dosyada tamamını sunduğumuz savunma metninin altında "Hamit İnan, Bakan adına, Hukuk Müşaviri" imzası var. Yani söz konusu olan Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi görüşüdür. Yazımızın konusu da bu yazılı savunmadır.

Tartışma bilimsellik çerçevesinde yürütülecek mi?
Davanın tarafları, meslekleri profesyonel bilim yapmak olan akademisyenlerin oluşturduğu bir dernek ile Anayasa'nın öngördüğü laik ve bilimsel eğitim-öğretimi yürütmekten sorumlu olan TC Milli Eğitim Bakanlığı'dır. Dava konusu ise Evrim Kuramı ve Yaratılış Görüşü. Yani bilimi ilgilendiren bir konuda, bilimsellik düzleminde kalınması gereken bir tartışma yaşanıyor. Kaldı ki Bakanlık savunmasında da bu düzlemin çerçevesi çizilmeye çalışılmış. Denmiş ki:
"Bilim, tarafsız gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimidir.
"Hipotez, bilim adamı tarafından problemin çözümüne yönelik ortaya konulan geçici çözümdür.
"Teori, sürekli olarak kanıtlarla desteklenebilen hipotezdir. Görüş; bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikirdir."
Güzel; demek ki dava konusunu bu çerçevede konuşacağız. Tartıştığımız "görüş"ler de bilimsel nitelikli görüşler olacak; çünkü eğitim-öğretim müfredatına girip girmeyecekleri konuşuluyor.

Bakanlık ne diyor, bilim ne diyor?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın savunmasında iki kritik iddia var: 1) Evrim Teorisi günümüze kadar ispat edilememiş bir teoridir. Henüz kesin bilgi olarak kabul edilmemektedir. 2) Evrim Teorisine karşı Yaratılış Görüşü de bilimsel bir görüştür. Dolayısıyla ders kitaplarına bu görüşün de alınmasında sakınca yoktur.
Evrim Kuramı hakkında burada uzun uzun açıklamalar yapmayacağız. Sadece üç resmi belgeyi sunmakla yetiniyoruz: Türkiye Bilimler Akademisi'nin (TÜBA) 17.09.1998 ve 21.10.1998 tarihlerinde yayınladığı Evrim Teorisi ile ilgili iki duyurusu ve aralarında TÜBA'nın da bulunduğu 67 bilim akademisinin imzalayarak 21 Haziran 2006'da dünya kamuoyuna sunduğu "Evrim Eğitimi Bildirgesi". Üçünün de ortak saptaması, Evrim Teorisi'nin yaşamla ilgili birçok soruna açıklık getiren en temel kavram olduğu, bilim dünyasında çok yaygın bir kabul gördüğü, saygın bilim adamları ve kuruluşlarınca kuvvetle desteklendiği ve Evrim Kuramı benimsenmeden -bırakın biyolojiyi- bilim yapılamayacağıdır.
Görüldüğü gibi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yargısı ile ülkemizin seçkin bilim insanlarının oluşturduğu Türkiye Bilimler Akademisi'nin ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin resmi bilim akademilerinin ortak yaklaşımı taban tabana zıttır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın -savunmasında geçen- tek dayanağı ise Hıristiyan cemaatler tarafından ABD'de kurulmuş olan ve ortaya attığı iddialar ABD Bilimler Akademisi tarafından defalarca reddedilmiş olan "Discovery Institude" adlı kuruluştur.
Bu durumda laik ve bilimsel bir eğitimin yürütülmesinden sorumlu olan Bakanlık, dünya biliminin neredeyse tamamını temsil eden kuruluşların saptamalarına karşı savaş açmış bulunmaktadır. Bu resmen bir rezalettir ve Milli Eğitim Bakanı'nın hemen istifa etmesi gerekir. Dünya bilimiyle zıtlaşan bir Bakanlığın laik ve bilimsel bir eğitim-öğretim etkinliği sürdürebilmesi herhalde düşünülemez.

Yaratılış Görüşü'nün gözlemi, deneyi ve kanıtı nerede?
Gelelim "Yaratılış Görüşü"ne… Bakanlığın söylemiyle "Bilim, tarafsız gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimidir". O halde Fen bilgisi ve biyoloji dersleri öğretim programlarına ve ders kitaplarına alınmasında ısrar edilen "Yaratılış Görüşü"nü de bu kıstaslara vurmak gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Yaratılış Görüşü'nün hangi "tarafsız gözlem ve deneylere" dayandığını açıklaması gerekir. Bu görüşü destekleyen herhangi bir gözlem ve deney yapılmış mıdır, yapılabilir mi? Bakanlık eğer "yapılamaz" diyorsa, o zaman bu görüş bilimsel değildir ve öğretim programına ve ders kitaplarına konması düşünülemez ve önerilemez. Eğer "yapılır/yapılabilir" diyorsa, o zaman yapacaktır/yaptıracaktır ve sonuçlarını da açıklayacaktır! Evrim Kuramı nasıl 150 yıldır gözlem, deney ve bilimsel kanıt kıstaslarına vuruluyor ve her defasında bu sınavlardan başarıyla ve daha da gelişerek çıkıyorsa, Yaratılış Görüşü de aynı kıstasların süzgecinden başarıyla geçmelidir, eğer müfredata girmesinde ısrar ediliyorsa.

Bilimin ilerici mantığı, MEB'in gerici mantığı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve danışmanlarının (aslında bütün Yaratılışçıların, Akıllı Tasarımcıların vb.) şöyle acayip bir mantıkla hareket ettiği anlaşılıyor: Evrim Kuramı henüz kanıtlanmadı, açıklayamadığı noktalar var; o halde Yaratılış Görüşü doğrudur.
Birincisi hiçbir bilimsel kuram "mutlak olmak" ve "her şeyi açıklamak" iddiasında olamaz. Böyle bir iddia bilim etkinliğinin niteliğiyle bağdaşmaz. Bilim, ucu açık bir etkinliktir. Herakleitos'un ırmağının akışı durdurulamaz. Yeni gözlemler, deneyler, veriler ve fikirler ortaya çıktıkça varolan kuramlar yeniden ele alınır. Eğer varolan kuram bu yeni olguları açıklayabiliyorsa ne âlâ; eğer açıklayamıyorsa o zaman bu olguları da açıklayabilecek yeni ve daha kapsamlı bir kuram ihtiyacı doğacaktır. Bilim böyle gelişir.
İkincisi, yaşamın gelişimine ilişkin bir kuramın açıklayamadığı olgular çoğalırsa ve yeni bir kuram ihtiyacı doğarsa, bu, Yaratılış Görüşü'nün doğru olduğunu göstermez. Newton yasalarının ışık hızına yakın hızlarda açıklayamadığı bazı olgularla karşılaşıldığında Batlamyus'un tanrısal dünya-merkezli evren modeline geri dönülmedi. Bu yeni olgular Einstein'ın Görelilik kuramlarına ve Kuantum Kuramına yol açtı. Astronominin henüz açıklayamadığı olgular astrolojinin, kimyanın henüz açıklayamadığı olgular simyanın doğru olduğunu göstermez. Bu olgular, tam tersine, astronominin ve kimyanın daha da gelişmesinin kapısını aralar.
Milli Eğitim Bakanlığı bilime karşı savaşıyor. Bu savaşımı, o mevkii işgal ederek sürdüremez!

"Görüş"ten bol ne var!?
Milli Eğitim Bakanlığı, Yaratılış Görüşü'nün Fen Bilgisi ve Biyoloji derslerinin programına konulmasında -bütün bu yazdıklarımıza karşın- ısrar ediyorsa, şu "görüş"lerin ne suçu vardır? Aşağıda yazdığımız görüşlerin savunucuları da pekâlâ görüşlerinin müfredata girmesini talep edebilirler:
- "Leylek Kuramı": Yeni doğan bebeklerin leylekler tarafından getirildiği görüşü.
- "Kaburga Teorisi": Kadınların erkeklerin kaburgasından yaratıldığı görüşü.
- "Dünya Merkezli Evren Modeli": Gezegenimizin evrenin merkezinde olduğu ve diğer tüm gök cisimlerinin Dünya'nın çevresinde döndüğü görüşü.
- "Öküz Kuramı": Dünyanın bir öküzün boynuzlarının üstünde durduğu görüşü.
- "Düzlük Prensibi": Dünyanın yuvarlak değil, düz olduğu görüşü (Kaldı ki Dünyanın tam küre olmadığı kanıtlandı. O halde düzdür!).
- "Balçık Teorisi": İnsanın balçıktan yaratıldığı ve Tanrı'nın ona ruhunu üfürdüğü görüşü.
- "7 Gün Kuralı": Dünyanın ve tüm canlıların 6 günde yaratıldığı ve yorulan Tanrı'nın 1 gün de dinlendiği görüşü.
- "Adem-Havva Kuramı": İnsanların Adem ve Havva'nın çiftleşmesinden türediği görüşü.
- "Astroloji": Gökteki yıldızların konumunun insanların karakterlerini ve yaşamlarını belirlediği görüşü.
- "Nazar-Muska Teorisi": Özellikle mavi gözlülerin "nazar değdirdikleri", uzmanların hazırladığı muskaların bunu etkisizleştirdiği görüşü.
- "Daniken Kuramı": Gezegenimizin sık sık uçan daireler tarafından ziyaret edildiği ve uzaylıların insanlık tarihini belirlediği görüşü.
- "Sülün Osman Yaklaşımı": İktisat biliminde devrim yarattı!
- "Con Ahmet Prensibi": Hiç yoktan enerji var etme görüşü (son katkı emekli general destekli ERKE adlı Türk şirketinden geldi).
Daha pek çok "görüş" sayılabilir. Bilim açısından bütün bu "görüş"lerin Yaratılış Görüşü'nden farkı yoktur. Yaratılışı müfredata sokmaya çalışan Milli Eğitim Bakanı, bu "görüş"leri de değerlendirecek midir?
Okurlarımız bizi affetsin; böyle bir davada başka ne yazılabilir ki!

ender helvacıoğlu

bilim ve gelecek dergisi
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 21:38
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
bu ülkede bir bilim kurulu yok mu?

fransanın ve amerikanın var da o bakımdan soruyorum.

Konu asmara tarafından (16-12-2007 Saat 17:55 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 23:24
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Alıntı:
ender helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Bakanlık ne diyor, bilim ne diyor?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın savunmasında iki kritik iddia var: 1) Evrim Teorisi günümüze kadar ispat edilememiş bir teoridir. Henüz kesin bilgi olarak kabul edilmemektedir. 2) Evrim Teorisine karşı Yaratılış Görüşü de bilimsel bir görüştür. Dolayısıyla ders kitaplarına bu görüşün de alınmasında sakınca yoktur.
Bakanlığa katılıyorum .

Alıntı:
ender helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Evrim Teorisi'nin yaşamla ilgili birçok soruna açıklık getiren en temel kavram olduğu, bilim dünyasında çok yaygın bir kabul gördüğü, saygın bilim adamları ve kuruluşlarınca kuvvetle desteklendiği ...
Bilim dünyasında bir şeyin yaygın olduğunu söylemek , böyle düşünmeyen bir azınlığın olduğunu da söylemektir . Bu kişilerin söylemleri, argümanları da incelendiğinde bir takım kanıtlar , uslamlamaları olduğu görülüyor. Hakim güçler onların kanıtlarını çürüttüğünü iddia ederken , azınlık ta hakim tarafın kanıtlarını çürüttüğü iddiasında .

Bu durumda "bilim dünyası" adı verilen dünyadan olmayan bir kişi nasıl seçim yapacaktır ? İki görüş önünde duruyor ve işin içinden çıkamıyor diyelim ; şu kelimeler seçimini kolaylaştırır mı ? :

- "saygın bilim adamları"nın dediğine bakılırsa ...
- Bilim adamlarının çoğunluğu bu görüşte ...

Değil mi ki bir şeyi kim daha fazla tekrar ederse o daha inandırıcı gelmeye başlar ? Değil mi ki bir şeyi bağırarak söyleyince o daha fazla haklılık kazanır ? (Elbette değil tabiki ama etkisi bence yadsınamaz . )

Bir gerçeklik inancına sahip olurken ki insan doğasının yadsınamaz özellikleri de düşünülmeli . Bence bir görüş için ; taraftarının çok olması , ve o taraftarların arasında kimin kimin saydığı belli olmayan "saygın" insanların olması , "bilimsel olarak" bir artı olma özelliği taşıyamaz .

Alıntı:
ender helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Yaratılış Görüşü'nün gözlemi, deneyi ve kanıtı nerede?
Benim aklıma şu da geliyor :

"Akıllı tasarım" iddiası nihai anlamda Tanrı'nın varlığı iddiasıdır. Ve kanıtlanmaya çalışılan Tanrı'nın varlığıdır . "Akıllı tasarımcılar"ın kendilerince kanıtlarını okudum az önce . Ancak bu kanıtlar hakkında bir fikir sahibi olabilecek kadar bilgi sahibi değildim . ( En basitinden bahsedilen Kambriyen patlamasını ya da matematikçi Dembski'nin "Tasarım Çıkarımı: Tesadüfün Küçük Olasılıklarla Elimine Edilmesi" çalışmasını bilmiyorum. )

Bana kalırsa Tanrı'nın varlığını kanıtlamanın zorluğu kadar yokluğunu kanıtlamakta bir o kadar zordur ! Evrim teorisi belki "yaygın ve saygın" yönü ile teizmin yaratılış destanını , dolayısı ile de teizmi yıpratabilir. Ama idealizm sadece teizmden oluşmaz. Pek çok başka dalı , kökü vardır . Bu nedenle benim düşüncem ;

Alıntı:
ender helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

hiçbir bilimsel kuram "mutlak olmak" ve "her şeyi açıklamak" iddiasında olamaz. Böyle bir iddia bilim etkinliğinin niteliğiyle bağdaşmaz. Bilim, ucu açık bir etkinlik
olduğu yönündedir .

Alıntı:
ender helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Newton yasalarının ışık hızına yakın hızlarda açıklayamadığı bazı olgularla karşılaşıldığında Batlamyus'un tanrısal dünya-merkezli evren modeline geri dönülmedi. Bu yeni olgular Einstein'ın Görelilik kuramlarına ve Kuantum Kuramına yol açtı.
Belki gelecekte keşfedilen "yeni olgular" da , geleneksel Tanrı tanımımızı değiştirip yeni ve daha komplike bir Tanrı'ya bağlayacaktır bizi .

Nasıl ki ülkemizde mümlümanlar yaygın diye yalnızca zorunlu/seçmeli din dersinde müslümanlığın öğretilmesini uygun bulmuyorsam , biyoloji kitabında da bilim dünyasının yaygın görüşü diye yalnızca evrim teorisinin okutulmak zorunda olduğu görüşünü uygun bulmuyorum. İki görüş eşit derecede anlatılmak zorunda değildir. Ama bence her birine yer verilmelidir. Daniken kuramını ya da Matrix kuramını gibi diğer başka konulardaki görüşlere de yer veriyorsa bir kitap , benim "ütopik kitap ideam"a yaklaşmış olacaktır .

Tek parti yönetimini ne kadar özgürlükçü bulmuyorsam , bilimin yaygın görüşü budur denilerek önümüze konan Tek bir teori dayatmasını da özgürlükçü bulmuyorum. Çünkü daha öncede belirttiğim gibi bilimde bir inançtır. Ve inanç özgürlüğü için seçim olanakları gerekir. Seçenekleri arttırmak gerekir .
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 23:36
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
sayın berk bey...

bilim dünyasında evrim teorisine hakim olmayan bir azınlığın olması normaldir. çünkü herkes kazılara katılıp, yıllarca emek harcayıp, gözlem yapıp, fosillerle ilgili inceleme yapma şansına sahip olamıyor. yani bazıları saygın bilim adamı mertebesine ulaşamıyor. bu da normaldir.

evrim teorisini reddeden bilim adamlarının bush yönetimine bağlı kilise okullarında görevli insanlardan oluştuğunu ben de bizzat araştırdım.

isim isim baktım.

üniveristelerin sitelerine girip bu bilim adamlarının konumlarına baktım.

ülkemizde ne olup bittiğine de baktım. ve gördüm ki evrimi reddedenler ilahiyat profesörleri hatta iktisat mezunları ve cemaat liderleri.

ayrıca yaradılış teorisine hadi inandığımızı varsayalım... neden tek tanrı?

Konu asmara tarafından (16-12-2007 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 23:47
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
size Darwin Yanıldı mı? @ National Geographic Türkiye

bir de amerikada evrim konusu ile ilgili çalışmaları olan berkeley üniversitesinin adresini de vereyim.
bulabilirsem

Konu asmara tarafından (01-11-2007 Saat 23:49 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 23:51
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
sayın asmara ;

"Evrim" iddiasını savunanlar ile "akıllı tasarım" ın paralel : "canlıların evrimsiz yaratıldığı" iddiası sadece arkolojik kazılar ile sınırlı değil . Matematikçilerin bile konuya dahil çalışmaları var. Benim daha evvelinden bildiğim 20. yüzyılın en büyük matematikçisi seçilen (TIMES dergisi anketi) ve Einstein'in bile "Enstitüye artık tek bir gitme sebebim var o da Gödel ile eve kadar yürüme ayrıcalığına erişmek " dediği Kurt Gödel'in dahi Tanrı inancını güçlendirmeye yönelik çalışmaları vardır . Konu dediğim gibi sadece kazı yapmak, ve kazıya sabaat ile ulaşılabilinecek soyut bir mertebe ertafında açıklık kazanmaz.

Amerika'da ve ülkemizdeki akıllı tasarımı savunan profesörlerin bir şekilde dini bağlantıları olması son derece doğaldır. Çünkü bu kişiler düşünceleri itibari ile zaten dindar kişiler. Dindar profesörlerin Bush ile temasta olması bence o kadar ilginç bir bulgu değil. Çünkü Bush'ta dindar bir kişi .

Neden tek tanrı ? Vallahi hiç bir fikrim yok ?
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 01-11-2007, 23:57
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
sn. berk taçyıldız,

tabii tercih meselesi ancak ben paleontoloji, biyoloji, antropoloji bilim dalları ile ilgisi bile olmayan kişilerin fosillere sadece BAKARAK "bu değişmemiştir. o halde evrim yoktur" demesini etik bulmuyorum.
o zaman bu konuda uzmanlaşan insanlar neden okullarda dirsek çürütüyorlar?
göstersinler bana fosilleri ben BAKARAK karar vereyim.
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Alt 02-11-2007, 00:02
Berk Taçyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Sadece BAKARAK ya da sadece KAZARAK ... Sonuçta bu tür düşünceler sadece bir şey yaparak tartışılmaz. Benim de dediğim bu .
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Alt 02-11-2007, 00:13
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
ben iyi niyetli düşünüyor ve bu konunun uzmanlarının bakarak değil ölçüp biçerek karar verdiklerini düşünüyorum.

şu anda evrimle uğraşan bilim adamları,
acaba evrim var mı, diye sormuyor.

evrim var ama nasıl ve hangi aşamalardan geçerek gerçekleşti, sorularına cevap arıyorlar.

herneyse,

sonuçta elde fosiller var, teknoloji gelişiyor. fosillerden alınan DNA'lar ile ilk insanların yeniden canlandırılması gündeme gelecektir.
bekleyelim ve görelim diyorum o zaman

benim konuyla ilgili sorunuma gelince,

ülkemize matbaanın geç gelmiş olmasına sebep olan zihniyetin yine işbaşında olduğu düşüncesi beni rahatsız ediyor.

avrupa ve amerikada bilim adamları eğer kendi eğitim sistemlerine yaradılışı koymuyor ise bunu sebebi bazı şeylerden emin olmalarıdır.

Konu asmara tarafından (21-12-2007 Saat 20:47 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Alt 02-11-2007, 00:14
asmara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 12-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 730
ben kaçtım... iyi geceler
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:27 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org