Vakit Gazetesi'ne niçin dokunulamıyor?
(Anadolu'da) Vakit ismindeki gazeteyi açtığınızda, karşınıza her gün ayrı bir provokatif ve nefret dolu başlık-haber çıkıyor.
Vakit, para verip satın aldığım bir gazete değil. Gazeteyi rafta görsem, cinlerim tepeme çıkıyor ama yine de "bakalım yine ne yazmışlar" demeden yapamıyorum. Bazen trende bir koltuğa bırakılmış bir tane buluyorum ve alıp göz atıyorum. Bunun haricinde, parayla almışlığım yok.
Gazetenin üslubu saldırgan. Tamamen saldırı odaklı bir yayın anlayışı var. Ve bence, İslam'ı temsil eden bir gzt. değil kesinlikle.
Sayın Sezer'e ve paşalara yazılanlar, atılan menşetler yenilir yutulur değil.
Bu hakaretlerden nasibini en çok ülkemizin laik, aydın kesimleri ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve onun mensupları alır. Atatürk'le açıktan alay edilir. Hiçbir ülkenin hiçbir yayın organı, Vakit'in bizim ordumuza sövüp aşağıladığının binde birini yapmaz.
Bu gazete, kimliğini "müslüman" olarak kabul ediyor ama manşetinden hedef göstermekten çekinmiyor.
Gümüşhane Barosu Başkanı, bu gazetede yapılan yayından kısa süre sonra öldürülmüştü.
Ahmet Taner Kışlalı, Türban kararını veren ekipte yer alan Danıştay hakimi bu gazetenin manşetinde hedef gösterildikten sonra öldürüldüler.
Bu gazete hakkında çok sayıda tazminat davası açılır. Mahkemeler tazminata hükmeder. Fakat parayı tahsil etmeniz mümkün olmaz. Haciz kararı aldırırsınız, avukatları gazeteye sokmazlar.
Polis dahil gazeteye hiç kimse, hiçbir icra emri giremiyor.
Gazetenin sahibi, adresi ve sahibi olan şirket sık sık değişir. Alacak tahsiline gidilir, avukatların karşısına her seferinde başkaları çıkar.
Şu an devam eden bir davası var gazetenin. TSK'daki bazı generalleri hedef gösterdiği iddiasıyla açılmış bir ceza davası.
14/12/2007'e ertelenmiş duruşması.
Onlar tarafından hedef gösterilen, sonra öldürülen ve yaralanan, her gün hakaret yağdırdıkları insanların hiç önemi yok. Yargı, mahkeme kararları falan vız gelir tırıs gider.
Sanki gizli bir kol "kanat" oluvermiş, bu gazeteyi koruyor.
|