Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

Kutsal kitap Kur'an'ı Kerim.

Serbest Kürsü içerisinde Kutsal kitap Kur'an'ı Kerim. konusu: Alıntı: Dar bakış acısıyla bakıyorsun dostum Akraba evliliği baştan beri sakat doğum demek çoğunlukla, adem ile havvanın çocukları ve onların çocukları ve onların çocukları zaten akraba evliliği yapıyorlar, doğal olarakta ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:12
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Dar bakış acısıyla bakıyorsun dostum
Akraba evliliği baştan beri sakat doğum demek çoğunlukla, adem ile havvanın çocukları ve onların çocukları ve onların çocukları zaten akraba evliliği yapıyorlar, doğal olarakta bu teze göre şu anki insanların çoğunluğu sıpastik olası gerekir. Kuran'a göre dünyadaki herkes adem ile havvadan gelme, yani bu duruma göre herkes sıpastik olamak zorunda
Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:16
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Fay Hatları

Kuran’da yeryüzü hakkında verilen bir başka bilgi ise fay hatları hakkındadır. Bilindiği gibi yeryüzü farklı tabakalardan oluşur ve bu tabakalar arasında ya da üzerinde çatlaklar vardır. Bunlar depremleri oluşturan fay hatlarıdır.

Bu fay hatlarının keşfi İkinci Dünya Savaşından sonra yeryüzünde madenlerin araştırılması esnasında ortaya çıkmıştır. Bilim adamları özellikle deniz altında yaptıkları çalışmalarında yeryüzünün her tarafının çatlaklarla dolu olduğunu fark etmişlerdir.
1950’lerede yeryüzünün bu durumu keşfedilmesine rağmen günümüzden 14 asır önce bu bilgi Kuran’da insanlara duyurulmuştur. Tarık suresinin 12. ayetinde bu gerçek şöyle bildirilmektedir:

Ve çatlaklarla dolu yer. (86 Tarık Suresi, 12 )


Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Hehe evet.. dünyanın yuvarlak olduğunu biliyolardı o zamanlar.. ama beklediler.. ilk önce başkaları bulsun sonra biz atlarız dediler..

yahu tercümeler niye böle.. benim okuduğum kitapta.. dünyayı gerdikçe gerdik yazıyo.. enteresan..
Resmi dilimiz Arabça olsaydı emin ol onlardan önce keşfederdik, Senin aldığın kitaplar sana göre demek

Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Akraba evliliği baştan beri sakat doğum demek çoğunlukla, adem ile havvanın çocukları ve onların çocukları ve onların çocukları zaten akraba evliliği yapıyorlar, doğal olarakta bu teze göre şu anki insanların çoğunluğu sıpastik olası gerekir. Kuran'a göre dünyadaki herkes adem ile havvadan gelme, yani bu duruma göre herkes sıpastik olamak zorunda
Alıntı:
İlk insan olan Adem ve Havva’nın genetik olarak bir hastalıklarının olmadığı ve düşünülürse onların çocukları ve onların çocuklarında böyle sorunların çıkmayacağı anlaşılır.
Teknoloji geliştikçe, Hastalık türüde çoğaldı biliyorsun.


Firavun Ve Haman!

Musa ve onun Firavunla mücadelesi Kuran’da en çok yer alan kıssadır. Bu kıssada Eski Mısır ve Firavun’un yaşantısı hakkında bir çok detaya yer verilir. Firavuna karşı toplumun tavrından ve toplum içindeki konumundan, Firavun’un yardımcısı Haman gibi değişik konular hakkında fikirler elde edilebilmektedir. Kuran’da geçen Haman ismi bazı Hıristiyanlar tarafında eleştiri sebebi olmuştur. Çünkü Haman ismi Tevrat’ta Ester’in hikayesinde geçer ve burada Haman, İsrail oğullarına kötülük yapan Pers kralının yardımcısı olarak belirtilmektedir. Bu nedenle Bazı Hıristiyan araştırmacılar Haman isminin Kuran’da yanlış geçtiğini iddia etmişler ve bunu Kuran’ın Tevrat’tan kopyalandığı iddiasına delil olarak göstermeye çalışmışlardır. Mısırın tarihi ve dili Roman imparatorluğunun işgali esnasında tümüyle değişti. Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul eden Roma, putperest olduğunu düşündükleri Eski Mısır dinine karşı yasaklayıcı bir tavır aldı. Mısır tapınaklarını yıkıp, kitabeleri söktüler. Hiyeroglif yazısının kullanılmasını yasakladılar. M.S 300’lerden sonra Hiyeroglif yazısı unutuldu ve yeryüzünde bu yazıyı okuyabilen kimse kalmadı. 18 yüzyıla kadar bu böyle sürdü. Bu dili bilen olmadığı için Mısır papirüslerinde ve yazıtlarında neler yazdığı hiç kimse tarafından bilinemiyordu. Bu durum 1799’da Mısır’ı işgal eden Fransız ordusundaki bir askerin, kendine siper kazarken bulduğu Rosetta Stoen isimli bir yazıtla değişti. Bu yazıtı diğer yazıtlardan ayıran özelliği aynı metnin hem Hiyeroglif, hem demotik hem de Yunaca olarak yazılmış olmasıydı.

Yunanca bilinen bir dil olduğu için buna bakılarak Hiyeroglif yazısı Jean-Françoise Champollion adlı bir Fransız tarafından da çözülebildi. Bu şekilde Eski Mısır dolayısıyla Firavun hakkında bir çok şey öğrenilebildi. Bu çalışmaları takip eden Fransız bilim adamı Prof. Dr. Maurice Bucaille Kuran’da geçen konularla Eski Mısır yazıtlarındaki bilgileri karşılaştığında ise çok ilginç sonuçlara ulaştı.

Maurice Bucaille “Haman” ismini bir Fransız Mısır Bilimcisine verir ve bunun 7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasından alıntı olduğunu söyler. (Bu ismin Kuran’da geçtiğini söylemeden, 7. yüzyıldaki Arap el yazması diyerek Mısır bilimcisinin tepkisini ölçer.) O da, 7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasında hiyerogliflere ait bir bilginin geçirilmiş olmasının mümkün olmadığını, fakat Firavun sarayının isim listelerine bakacağını söyler, Dr. Maurice Bucaille’a ise “Dictionary of Personal Names of the New Kingdom by Ranke” adlı Mısır isimleri sözlüğünü önerir. Bucaille ise Almanca hiyeroglif transliterasyon listesinden Haman’ın, Taş Ocakları İşçilerinin Şefi olduğunu bulur. ( Hermann Ranke, Die Ägyptischen Personennamen, Verzeichnis der Namen, Verlag Von J. J. Augustin in Glückstadt, Band I, 1935, Band II, 1952.)
Dahası Haman ismi Viyana’da Hof Müze’sindeki bir anıtta da kazılıdır.( Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K.K. Hof Museum in Wien, 1906, J. C. Hinrichs’ sche Buchhandlung.)

Kuran’da, Firavun’un kule yapma işini Haman’dan istemesini haber veren ayet, bu arkeolojik bulguyla tam bir uyum içindedir. Kuran’da da Firavun Haman’a seslenmekte ve ondan kendisine yüksek bir kule yapmasını istemektedir:

Firavun dedi ki: “Ey önde gelenler, sizin için benden başka İlah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa’nın İlahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum.” (Kasas Suresi, 38)

Eski Mısır’a ait bu yazıtların okunabilmesi, Kuran’da söylendiği gibi Haman’ın Eski Mısır’da yaşadığını ortaya koydu. Ayrıca Haman’ın tıpkı Kuran’da bildirildiği gibi Firavuna yapılar inşa eden bir kişi olduğu ortaya çıktı.


Ben, tanrıya borcluyum..

Konu fenasi tarafından (20-10-2007 Saat 02:06 ) değiştirilmiştir.. Sebep: flood
Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:24
sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
_b/s/en s/b/enim *
 
Üyelik Tarihi: 16-10-2007
Nerden: Son
Yaş: 20
Mesajlar: 1,035
Evet bana göre kuran-ı kerim almışım ben.. suç bende yaa.. sorcaktım en popüler hangisi gidiyo diyee.. abi bestseller hangi baskısı oldu be yaa.. öle mi dicektim...


Bin gölge, bin ağaçtan, bir güneşin gölgesidir.. _/ *

_gölge'li/ *
Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:25
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Firavun Ve Melik Arasındaki Fark

Hiyeroglif yazısının okunması Haman kelimesi dışında Kuran’da geçen başka detayları da ortaya çıkarmıştır. Bunlardan birisi de Mısır meliki ile Firavun arasındaki farktır. Kuran kıssalarından sadece Musa kıssası Mısır’da geçmez.

Yusuf kıssası da Mısır’da geçmektedir. Fakat iki kıssa arasında Mısır yöneticisinin sıfatlandırılmasında bir fark vardır. Ayetlerde bu fark şöyle geçmektedir:
Musa dedi ki: “Ey Firavun! Gerçekten de ben Alemlerin Efendisinden bir elçiyim” (7 Araf Suresi, 104)
Dediler ki: “Melikin (hükümdarın) su tasını kaybettik…” (12 Yusuf Suresi, 72)
Yusuf kıssasında geçen ayette Mısır yöneticisi için “Melik” sıfatı kullanılırken, Musa kıssasında ise Firavun ismi kullanılmaktadır. Bu ayrımın nedeni yine hiyeroglif yazılarında gizlidir.
Musa ve Yusuf birbirinden farklı dönemlerde yaşamışlardır. Mısır’da Firavun kelimesinin kullanımı sadece geç döneme aittir.

Firavun hitabı MÖ. 14. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Yusuf ise bu tarihten daha önce yaşamıştır. Encylopedia Britannica’da, Firavun kelimesi için yeni krallıktan itibaren (18. Hanedandan başlar; MÖ 1539-1292) 22. hanedana dek (MÖ 945-730) kullanılan bir saygı unvanı olduğu, daha sonraları bu hitabın kralın unvanına dönüştüğü, daha önceleri ise bu unvanın hiç kullanılmadığı ifade edilir. Kuran Allah sözüdür. Hiçbir yerinde ne bir hata ne de bir eksiklik vardır. Normalde fark edilmesi güç olan detaylar bile atlanmadan Kuran’da dosdoğru şekilde bildirilmiştir.


Alıntı:
sangre´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Evet bana göre kuran-ı kerim almışım ben.. suç bende yaa.. sorcaktım en popüler hangisi gidiyo diyee.. abi bestseller hangi baskısı oldu be yaa.. öle mi dicektim...
Bilmiyorsun, bilsen böyle demezdin..


Ben, tanrıya borcluyum..

Konu fenasi tarafından (20-10-2007 Saat 02:07 ) değiştirilmiştir.. Sebep: flood
Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:31
hayatsu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 18-10-2007
Yaş: 17
Mesajlar: 15
yha bence cok gusel seler bıse aktardıgn ıcn tesekkurler
Alıntı ile Cevapla
  #26 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:31
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Gök Cisimleri Arasındaki Fark

Kuran’da yıldızlardan, güneşten, aydan ve gezegenlerden söz edilmektedir. Bu kelimelerin geçtiği ayetlere dikkatli bakıldığında bu gök cesimleri arasında bazı farklar belirtildiği oraya çıkmaktadır. Bu farklar o dönemin teknolojisi ve bilgisiyle bilinebilecek detaylar değildir. Örneğin ayette güneş için şöyle denmektedir:

Sizin üstünüze sapasağlam yedi-gök bina ettik. Parıldadıkça parıldayan bir kandil (Güneş) kıldık. (78 Nebe Suresi, 12-13)

Bu ayette Güneş’in bir ısı ve ışık kaynağı olarak kandil kelimesiyle belirtmesi oldukça önemlidir. Ay ile Güneşin birlikte geçtiği ayette ise yine Güneşi kandil olarak belirtirken Ay’ın ise bir ışık kaynağından öte yansıtıcı olduğu ifade edilmektedir.

Ve Ay’ı bunlar içinde bir nur kılmış, Güneş’i de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (71 Nuh Suresi, 16)

Mürselat suresinde ise yıldızların bir sonu olduğu ve söneceği bildirilmektedir:

Yıldızlar söndürüldüğü zaman (77 Mürselat Suresi, 8 )

Yıldızların bir yakıtının olduğu ve zamanı geldiğinde bu yakıtın tükenip yıldızların söneceği, günümüzden 14 asır öncesinin teknolojisiyle bilinmesi imkansızdır. Kuran’da yıldızların söneceği bildirilirken onların yörüngelerinde olan gezegenlerin ise dağılacağı vurgulanmaktadır.

Gezegenler saçıldığı zaman
(82 İnfitar Suresi 2 )

Kıyamet hakkındaki bir haberin verildiği bu ayette, yıldızların söndüğünde onların yörüngesinde bulunan ve yıldızların çekim gücüyle bu yörüngedeki hareketini sürdüren gezegenlerin de bu etkiden kurtulup bulundukları yörüngeden sapacakları bildirilmiştir. Yıldızların söndüğünden söz edilirken gezegenler hakkındaki bu detay ayette vurgulanmış ve onların savrulacağı belirtilmiştir. Ayete verilen bu bilgiler Kuran’ın Allah sözü olduğunu bir kez daha insanlara göstermektedir.


Alıntı:
hayatsu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
yha bence cok gusel seler bıse aktardıgn ıcn tesekkurler
rica ederim


Ben, tanrıya borcluyum..

Konu fenasi tarafından (20-10-2007 Saat 02:07 ) değiştirilmiştir.. Sebep: flood
Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:32
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 41
Mesajlar: 4,006
Blog Başlıkları: 1
sn. blood sizin gibi her ay buraya bir kaç misyoner gelir ve gider, bizler yani size göre allahsız koministler her daim kafamız güzel olduğu için, her seferinde karşımızdakinin gerçekten bizim gibi Kuran'ı bir çok defa okumuş, teolojik kitapları devirmiş, diğer doğmatik (semavi) dinsel kitapları okumuş, hadisleri ve diğer islam kitaplarını okumuş, bilimsel yayınları ve makaleleri takip eden, tarih ve sosyolojik yayınları ve kitapları okumuş, düşünceye ve insana saygılı birisi geldi diye cevap yazar, sonrada onun kendini tekrar etmekten başka bir şeyi olmayan, sevap yapma takıntılı cennet hedefli bir misyoner adayı olduğunu görünce sıkılırız, siz ise alkol ve buna benzer bir şeyler kullanmayan (öngörüdür, inancınızla doğru orantılı) birisi olarak nasıl bu kadar ısrarcı ve dalgın olabiliyorsunuz anlamış değilim...
Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:33
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Standart Göğüsün Daralması

Göğüsün Daralması

2005 yılının ağustos ayında Kıbrıs Rum kesimine ait bir uçak, kabin basıncının düşmesinden dolayı pilot ve yolcuların nefes alamaması ve bilincini yitirmeleri sonucunda düşmüştü. Gerçekten de atmosferde yukarıya doğru çıktıkça insan için nefes alma özelliği de o derece düşmektedir. 3000 metreye kadar insan ek bir önleme ihtiyaç olmadan nefes almayı rahatlıkla sürdürmektedir. 300 ile 5000 metre arasında nefes alma zorlaşır, tansiyon yükselir. Nefes alma güçleştiğinden göğüste daralma hissi meydana gelir. Özellikle solunum güçlüğü çeken hastalar için ölümcül riskler bu mesafede meydana gelebilir. 7500 metreden sonra ise insanlar bilincini tümüyle yitirmekte ve nefes almak imkansız hale gelmektedir.

Yükseklik ve nefes alıp verme ilişkisi ancak teknoloji ile ulaşılmış bir bilgidir. Fakat teknolojik olarak bunun bilinmesinin imkansız olduğu bir dönemde Allah Kuran’da insanların gökyüzünde yükseldikçe göğsünün sıkıştığı hissine kapılacağını bildirmektedir:

Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam’a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (6 Enam Suresi, 125)


Ben, tanrıya borcluyum..
Alıntı ile Cevapla
  #29 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:33
sofistikasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 17-10-2007
Nerden: OSİRİS
Mesajlar: 23
bloooooooooooooooooodd kahramanımsın sangre sana kuranın dvd sini tavsiye ederim üçfilm birden ardarda çok keyifli al ve tövbe et rabbine sığın blooddan af dile...
Alıntı ile Cevapla
  #30 (permalink)  
Alt 20-10-2007, 01:35
bLood - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Mesajlar: 55
Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
sn. blood sizin gibi her ay buraya bir kaç misyoner gelir ve gider, bizler yani size göre allahsız koministler her daim kafamız güzel olduğu için, her seferinde karşımızdakinin gerçekten bizim gibi Kuran'ı bir çok defa okumuş, teolojik kitapları devirmiş, diğer doğmatik (semavi) dinsel kitapları okumuş, hadisleri ve diğer islam kitaplarını okumuş, bilimsel yayınları ve makaleleri takip eden, tarih ve sosyolojik yayınları ve kitapları okumuş, düşünceye ve insana saygılı birisi geldi diye cevap yazar, sonrada onun kendini tekrar etmekten başka bir şeyi olmayan, sevap yapma takıntılı cennet hedefli bir misyoner adayı olduğunu görünce sıkılırız, siz ise alkol ve buna benzer bir şeyler kullanmayan (öngörüdür, inancınızla doğru orantılı) birisi olarak nasıl bu kadar ısrarcı ve dalgın olabiliyorsunuz anlamış değilim...
Ben sadece bi kulum syn.fenasi kimsenin inancını sorgulama gibi bi hakkım yok =) Türkiye laik bi ülkedir zaten.


Ben, tanrıya borcluyum..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kutsal, kitap, kurani, kerim


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Mısır'da Kutsal Hayvanlar detays Parapsikoloji ve Okültizm 2 01-04-2008 16:04
elvis-kutsal kitap MELEKLER elvistuna Felsefe 2 30-10-2007 20:32
en kutsal örtü dondur Lilith Güncel Mevzular 17 05-10-2007 12:34
Kerim - Yanıldım fatih Video Klipler 1 07-06-2007 17:04
Kerim Tekin-Karbeyaz patis Video Klipler 0 06-03-2007 17:59


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:44 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org