Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü


Bindirilmiş Kıtalar, Azınlık Hakları ve Demokrasi

Serbest Kürsü içerisinde Bindirilmiş Kıtalar, Azınlık Hakları ve Demokrasi konusu: Ben ne bir ahlâkçıyım ne de bir ahlâk sisteminin mensubu. ‘Bireysel ahlak’ı tüm ahlak sistemlerine yeğ tutarım. Ama burada da, tahmin ettiğin gibi yineleyeceğim: Birbirinden ayrımlı durumları genelliyor ve bundan ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11 (permalink)  
Alt 03-10-2007, 18:03
kim bilir
 
Üyelik Tarihi: 23-09-2007
Nerden: Rize
Mesajlar: 69
Ben ne bir ahlâkçıyım ne de bir ahlâk sisteminin mensubu.

‘Bireysel ahlak’ı tüm ahlak sistemlerine yeğ tutarım.

Ama burada da, tahmin ettiğin gibi yineleyeceğim:

Birbirinden ayrımlı durumları genelliyor ve bundan da yanlış sonuçlara varıyorsun.

Olay: Tek bir şehirde, orada yaşamakta olanların yerel yöneticilerini seçme hakkına dışarıdan gelenler müdahale etmekte ve seçim sonucunu belirlemektedirler. Yani insanların kendi yöneticilerini seçmeleri engellenmiş olmaktadır. İmdi bu durumda birincil kavramımız dışarıdan gelip seçime müdahale edenlerin ‘gerekçeleri’ mi olmalıdır, yoksa orada yaşayan insanların kendi yöneticilerini seçme hakkı mı?
Konuyu başka örneklerle kıyaslamadan sunulan özgünlüğü içinde anlar ve yanıtlarsak sorumuzu, aynı yanıtta buluşmuş olacağız. Yoksa, olmayacağız.

Demokrasinin, hele de kapitalist demokrasinin (alternatif: Sosyalist demokrasi) ahlâki normlarla birebir uyuştuğunu düşünenlerden de değilim… Bugün de söylediğim gibi; kişi eğer bir ‘değer’e içtenlikle sahip ise, asıl dıştan gelen zorlama karşısında hatta öz-çıkarını bile reddederek sürdürmelidir tavrını-duruşunu. Yoksa işler yolunda iken hepimiz ahlâklı mahlâklı oluruz yav




sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
Alıntı ile Cevapla
  #12 (permalink)  
Alt 03-10-2007, 19:31
demkaçkını - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
....!
 
Üyelik Tarihi: 22-09-2007
Mesajlar: 323
nbb ye katılıyorum kapitalist demokrasi zaten ahlak sınırları dışındadır yapılan eylemi bu çerçeve de ele alırsak gayet normal ahlak kavramıylada ilgisi yok çünkü o durumu sistem kendisi doğurmuş
Alıntı ile Cevapla
  #13 (permalink)  
Alt 04-10-2007, 00:22
Henüz arızalanmış
 
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: konya
Mesajlar: 10
demokrasi o kadar gereksiz bir yönetim biçimidir ki ne iyiye ne de kötüye doğru bir ivme kazandırabilir insana. aydınlanma dan önce gelen demokrasi güç sahibinin işine yarar. hiç bir sürü ya da çoğunluk bundan faydalanamaz. üstüne ağızlarına verilen bir ot parçasına çok kolay tav olurlar. çünkü ; bilinmeyen istenemez de.

bir toplumun aydınlanması için "aydınlanma" amacı dogrultusunda ilerlenilmesi gerekiyor ki bu durumda yine çoğunluk asıl güç olamamaktadır. sizin de dediğiniz gibi bilim ve felsefe yeterince aydınlatıcı bir konumdadır.
ahlağa gelince duyguların ürünü olan ahlak yine duygular gibi kişiden kişiye zamandan zamana değişebildiği için kriter olamaz.
Alıntı ile Cevapla
  #14 (permalink)  
Alt 06-10-2007, 03:51
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,011
Blog Başlıkları: 1
Standart Öteki olmak...

Olaya Almancı (Eski) olarak katılıyorum bende.

Bindirilmiş kıtalar hiç bir siyasi kıriterde onaylanmıyacak bir davranış olmasına rağmen, günümüze kadar uygulanan bir stratejidir. Siyasi Etik olarak onaylanmayıcak bir davranış olmasına rağmen, sık sık uygulanan bu davranış, daha önceki Cumhuriyet siyasi seçim davranış kalıpları içerisinde, aşiret oyları yada tarikat oyları içerisinde sık sık görülen bir oy kullanma şeklidir. Demokrasinin kendini tekrarı sık karşılaşılan bir davranış kalıbıdır, Cumhuriyet rejimi, 80 küsür yıldır rahatsız olmadığı bu seçim sisteminin, popüler bir şekilde form değiştirmesinden neden rahatsızlık duydu anlamış değilim. Ellere verir talkını kendi yutar salkımı deyimi gerçek oldumu acaba?

Burda tasdiklediğim tek nokta ise...

Alıntı:
Ben ne bir ahlâkçıyım ne de bir ahlâk sisteminin mensubu.

‘Bireysel ahlak’ı tüm ahlak sistemlerine yeğ tutarım.

Bu saptamadan yola çıkarak...

Alıntı:
Aslında Nb, yöntemi ahlaksızca bulduğu gibi, o yörede sürekli yaşayan insanların seçim haklarını sabote etmeyi de ahlaksızca buluyor...(Buradaki ahlak kavramının yerine benzer her şey gelebilir, takılınmamalı...)
durumunda söze; kafam karıştı, içses ne diyordu felan demeden, Almancı olarak cevap vermek daha mantıklı olacaktır. Burda söz konusu olan, Başta da belirttiğim gibi rejimin kendisini kopyalamasından başka bir şey değildir. Makyevelist siyasi davranışlar ilk defa karşılaşılan bir davranış şekli değildir. Taşıma ıvır zıvır davranışlar kalıbına şaşırmış gibi olmak da yeni bir şey de değildir. İyi polis kötü polis gibi davranmakta yeni bir şey değildir. Irkçı davranmayıp, ırkçı olmakta yeni değildir.

Sorun şudur aslında; öteki oluyorken, yani Almanya da kakalak iken aslında, ses çıkarmayıp sana sunulana boyun eğeceksin (Etik bir tartışma olan bindirilmiş kıtalar dışarda olarak) ve evet sahip diyeceksin. Kendi çağırdığın bindirilmiş kıtaları ahlaksız bulman ise zaten ayrı bir değerlendirme olamıyacak kadar trajedi. Sorunun bu kadar çarpıtalarak Türkiye ye uygulanması ve yorumlanması ise ayrı bir etik tartışma konusudur.

Alıntı:
Olay: Tek bir şehirde, orada yaşamakta olanların yerel yöneticilerini seçme hakkına dışarıdan gelenler müdahale etmekte ve seçim sonucunu belirlemektedirler.
Olay bu kadar basit olsa keşke. Keşke günümüz AKP geçeği ile örtüşse, ama orada gerçekler çok başka malesef. Burda karıştırılan bu gerçeklerin bulandırılarak iç ses marifetiyle, günümüz AKP geçeği ile bağdaştırılarak, ırkçı bir gizemle söyleme dökülmesi ayrı bir bindirilmiş kıtalar gerçeğini göz önüne sermektedir. Unutmayalım ki konunun başlangıcı ''Ana dilde eğitim'' dir.

Çok iyi paslaşan bu zeki forum yaşamları, umarım bundan sonrada iç ses olmadan cevap verebilir hale gelirde, bizde tartışmaktan daha da zevk alır hale geriliriz.

Bunu yazan Almanya'lı Kakalak. Oturduğu kasabanın son türkçe eğitim alan türkü.

Kakalak= Hamamböceği-Kaloriferböceği
Alıntı ile Cevapla
  #15 (permalink)  
Alt 06-10-2007, 08:17
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,076
Aslında olaylara akil, hukuki, politik, ahlaki/vicdani ve insani vs.vd.vb. yönden baktığımızda farklı sonuçlara ulaşmak olası. Usumuzdaki hangi enstrumanı hangi durumda öncelikli kullanmanız gerekliliği "doğru"ya gidilen yolda mühim.

Ya da hangi "tarafta" olmamız da usumuzun nereye evrileceğinde önemli olabiliyor bazen. Güç mü, azınlık mı, çoğunluk mu, birey mi, öteki mi, bir yabancı mı?

Yukarıdaki meselede Nb. mantıkî ve siyasi yönden bakmış ve bir bölgedeki azınlıkların haklarındansa, bir bölgedeki asıl yerlilerin seçme haklarının gasp edilme yöntemini doğru bulmamış.

Fenasi olaylara -"kakalak" olduğundan ya da Almanyadaki azınlıklar adına düşünerek- vicdani yönden bakmış olabilir ve : "Sorun şudur aslında; öteki oluyorken, yani Almanya da kakalak iken aslında, ses çıkarmayıp sana sunulana boyun eğeceksin (Etik bir tartışma olan bindirilmiş kıtalar dışarda olarak) ve evet sahip diyeceksin. Kendi çağırdığın bindirilmiş kıtaları ahlaksız bulman ise zaten ayrı bir değerlendirme olamıyacak kadar trajedi." demiş...

Oysa mutlak "doğru"nun var olmadığını, felsefenin de başat sorunlarından biri olduğunu az çok biliriz.

Yukarıdaki olaya siyasal ahlak açısından bakarsak (ki siyasette ahlak yoktur deriz hep); "kapitalist demokrasilerin çürümüş siyasi organizasyonlarında" doğruyu aramak naçar kalır sonucunu çıkarsayabiliriz.

Akil yönden bakarsak; "bir bölge halkının azınlıklar-çoğunluklar haklarının seçim adaleti"ne tesirinin yöntemi hususunda hakkaniyetini sorgulayabiliriz.

Vicdanî veya ahlakî bakarsak da "doğruya giden her yol mübah" kanıksamasından sıyrılılıp, bireylerin "temel" hak ve özgürlükleri adına "yöntemin" dahi yargılanamaz olduğunu çıkarsayabiliriz...

Yukarıdaki fikrin çıkış kaynağı "ana dil" olsa da, sorgulanmak istenen; "doğru"ya bakışın derece düzenlemesinde hangisinin öncelliği sorunsalıydı.

Ben de ilk gün net bir karar veremeyişimi, günün yorgunluğuna ve aklımın bulanıklığına vererek, ertesi gün verdiğim net hükümle -kendileyim- insanın/bireyin temel haklarından; yaşama, özgürce düşünme/yaratma/yayımlama, ana dilinde konuşabilme/eğitim görme ve onlarcasını sayabileceğimiz ana/esas haklar hususunda verilen mücadeleyi / yöntemi "asil ve ahlaklı" ve aslında "doğru" buldum...
Çünkü bir başkasının temel hakkını -ki kazanılmış haklar geriye işlemez mantığı da vardır hukukta- engelleme "hakkına" hak diyemiyorum ben vicdanen...

Hangi pencereden bakarsak
O açıdan görüyoruz manzarayı
Hangi kişiysek o yargıda gerçekliğimiz
Ve ben inanırım ki
Her birey olma bilincinde olanın da mutlaka tek ve özgün bir penceresi vardır/olmalıdır...
"Karekterimiz geleceğimizdir" demiş Herakleitos...
Mutlaklık bilimde bile muğlaklığını korurken, beşeri mevzularda tek ve keskin bir "doğru"nun varlığını saptamamız güç görünüyor...
Alıntı ile Cevapla
  #16 (permalink)  
Alt 17-04-2008, 17:48
Mendebur
 
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: ARAF ::::
Yaş: 18
Mesajlar: 314
Blog Başlıkları: 1
Varsayım: 100 milyon kişilik bir ülkede 70 milyon kişinin oy kullandığını varsayalım. 2 parti A partisi ve B partisi olsun. A partisi 32 milyon B partisi 28 milyon oy alsın 10 milyon kişide oy kullanmasın şimdi . A partisi iktidar olsun . Diğer 28 milyon enayimi ?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bindirilmis, kitalar, azinlik, haklari, demokrasi


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Minority Report - (Azınlık Raporu) HattoriHanzO Film Arşivi 7 10-12-2007 19:11
Bir Demokrasi Masalı Cabir Serbest Kürsü 1 29-09-2007 16:01
Hasta Hakları Mental Güncel Mevzular 3 03-02-2007 12:53
Tüketici Hakları Mental Güncel Mevzular 1 03-02-2007 11:13
Vatandaşlık Hakları Mental Güncel Mevzular 0 03-02-2007 09:11


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:55 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org