|
|
Siyah bir adam öldüSerbest Kürsü içerisinde Siyah bir adam öldü konusu: Bizde zenci düşmanlığı yoktur.
Çünkü bizde zenci yoktur.
Beyaz Amerikalılara karşı da zencileri tutarız her zaman.
Beyazların siyahlara niye kötü davrandıklarını bir türlü kavrayamayız.
Ermeni ya da Kürt olmayan birine ...

14-09-2007, 13:16
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,492
|
|
Siyah bir adam öldü
Bizde zenci düşmanlığı yoktur.
Çünkü bizde zenci yoktur.
Beyaz Amerikalılara karşı da zencileri tutarız her zaman.
Beyazların siyahlara niye kötü davrandıklarını bir türlü kavrayamayız.
Ermeni ya da Kürt olmayan birine ırkından dolayı kötü davranılması bizce ayıptır ve insanlığa sığmaz.
Beyoğlu Karakolu’nda Nijeryalı siyah bir adam polisler tarafından ensesinden vurularak öldürüldüğünde belki de bu yüzden şaşırdık biraz.
Gazetelerde haberler önce küçücük çıktı.
Zencilere düşman değildik, onları renklerinden ya da ırklarından dolayı aşağılamıyorduk ama gene de bir an “yasalarımızın” siyah derili insanları da kapsayıp kapsamadığı konusunda tereddüt ettik.
Beyaz bir adamı karakolda ensesinden vurmak yasaktı.
Peki siyah bir adamı vurmak da yasak mıydı?
Sonra gazetelerimiz yavaş yavaş “siyahları” vurmanın da yasak olması gerektiğine karar verdi ve haber büyüdü sayfalarda.
Polislere “niye vurdunuz” diye sormaya başladık.
Polisler niye vurduklarını açıklayamıyorlardı.
Karakoldaki kameralar da “garip bir rastlantı” cinayet anında çalışmıyordu.
İki Nijeryalı sorgu için karakola götürülmüş, aralarından biri karakola götürülmeye itiraz ettiği için, diğer arkadaşının anlatımına göre, polisler tarafından dövülerek üst kata çıkarılmış ve orada vurulmuştu.
Polisler, siyah adamın polisin tabancasını almaya çalıştığı sırada vurulduğunu iddia ediyorlardı.
Bu arada, İstanbul’un arka sokaklarında ürkek gözlü Afrikalıların dolaştığını da öğrendik.
Burada kendilerine yeni bir hayat arıyorlardı.
Bir bölümü bazı karışık işlere de girmişlerdi söylentilere göre.
Biz onları görmemeyi tercih etmiştik.
Zenci düşmanı değildik ama “bize benzemeyenleri” benimsemeye de pek yatkın görünmüyorduk.
Polis onlardan birini rahatça vurabiliyordu.
Bu konuda ciddi bir araştırma yapılmıyor…
Devlet, ikna edici bir açıklamadan kaçınıyordu.
“Bir zencinin öldürülmesini neden bu kadar abartıyorsunuz” der gibiydiler.
Binlerce kilometre ötedeki bir ülkeden kalkıp gelmiş siyah derili bir adam ölse dünyada ne değişirdi ki?
O bir yabancıydı, derisi siyahtı, Afrikalıydı, fakirdi, işsizdi, burada kimsesi yoktu…
Vurulabilirdi.
Öldürülebilirdi.
Fakir bir ülkenin fakir bir çocuğu çok da önemli değildi.
Bir Avrupalının karakolda vurulması yasaktı, bunu herkes biliyordu, polis de biliyordu, hatta bir Türk’ün vurulması bile yasaktı, belki Kürtlerle Ermenilerin bile karakolda vurulmasına karşı çıkan yasalar olabilirdi…
Ama siyah derili bir Nijeryalının vurulması?
Onun öldürülmesine kim karışırdı ki?
Tabancayı çekip ensesinden vurabilirdin.
Biz Amerika’daki zencileri seviyorduk.
Türkiye’de yeni yeni beliren zenciler konusunda henüz kararsızdık.
Bir tanesini öldürdük.
Onun yabancı bir ülkenin karakolunda dövülerek yukarı çıkarıldığında, etrafı polislerle çevrildiğinde, öldürüleceğini anladığında neler hissettiğini pek düşünmedik.
Yasalarımızın “siyahları” da kapsayıp kapsamadığından pek emin değildik.
Yeryüzündeki pek çok insan gibi biz de “insan” dendiğinde sadece kendimize benzeyenleri aklımıza getiriyorduk.
“İnsan” olmak için kalabalığa benzemek gerekiyordu.
Benzemeyenler pek “insan” muamelesi görmüyordu.
Vurulabiliyordu…
Öldürülebiliyordu…
“İnsan” olabilmek için sadece kalabalıklara benzemenin yeterli olmadığını, kendine benzemeyenlerin de haklarını savunmanın gerektiğini söylemiyordu kimse.
Siyah derili bir genci vurup öldürdüler.
Şimdi biz onun da bir “insan” olduğunu söylemek zorunda bırakıldığımız bir ülkede yaşadığımız için kuşkuya düşüyoruz kendi insanlığımızdan.
AHMET ALTAN
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
|

14-09-2007, 14:25
|
|
|
|
Bir haberde izlemiştim: polisler dur ihtarına uymayan bir motorsiklet sürücüsünü yakaladılar. Ama nasıl? Yerde tekmeleye tekmeleye döverek. Bu etkisiz hale getirme değildi. Neydi? Polis minübüsüne attıktan sonra yakaladıkları, dövdükleri gence şöyle soruyorlardı (kızgınlıkları geçmemişti) :"Neden bizi uğraştırdın?", "Dur, dedik. Neden durmadın?" Bence onu uğraştırdıkları için cezalandırmışlar, yerde tekmeleye tekmeleye dövmüşlerdi. Şimdi, varsayalım ki sürücü gerçekten suçlu. Bir suçlu hemen teslim olmak zorunda mıdır? O suçluysa, kaçması, uğraştırması normal değil midir? "Uğraşmak" zaten polisin işi değil midir? Hangi durumda bir emniyet amiri veya bir içişleri bakanı bu yapılanı (polisin yaptığını) cezalandıracaktır. Devlet olmak, ya da herhangi bir ülke yönetim organizasyonu kurmak, bu organizasyonda çalışanların kendi anlayışlarına, bilinçlerine göre değil, yasalara, kurallara göre davranmasını gerektirir. Bir devlet çalışanı, bir devlet kurumu "orayı gaspedenlerden" ya da "orası ona ait olanlardan" oluşmaz.
Karakolda vurulma, karakolda camdan düşme, çoktan etkisiz hale gelmiş biri yerde tekmeleme bir bağlamda Devlet ya da herhangi bir yönetim kurumu kuramayacak, bu yeterlilikte olmayan bir bilincin hegamonyasıdır.
|

14-09-2007, 14:47
|
|
|
|
Siyah olduğu için vurulması bana ilginç gelirdi. Acaba "bize benzememesi de bir neden miydi?" Ya bir de "racism" türü şeyler çıkmasın, oluşmasın da... olabilir gibi de geliyor. Kasvet bastı, bir deli gülümseme belirdi, boğuldum, bir süre kendimi güncel konulardan izinli sayıyorum. İyileşince döneceğim
|

14-09-2007, 15:11
|
 |
Gözüm apla...
|
|
Üyelik Tarihi: 31-07-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 30
Mesajlar: 3,492
|
|
|
genelden değilsen..dışlanıyorsun işte..öyle birşey..ne acı
.
Ağzımda Bal Gibi Tatlı Bir Türkü.
Bir İner Bir Çıkarım Bu Yokuşu
Konu Lilith tarafından (15-07-2008 Saat 13:04 ) değiştirilmiştir..
|

21-10-2007, 02:51
|
|
Lethe..
|
|
Üyelik Tarihi: 30-09-2007
Mesajlar: 291
|
|
Siyah Bir Adam Öldü ..
Bizde zenci düşmanlığı yoktur.
Çünkü bizde zenci yoktur.
Beyaz Amerikalılara karşı da zencileri tutarız her zaman.
Beyazların siyahlara niye kötü davrandıklarını bir türlü kavrayamayız.
Ermeni ya da Kürt olmayan birine ırkından dolayı kötü davranılması bizce ayıptır ve insanlığa sığmaz.
Beyoğlu Karakolu’nda Nijeryalı siyah bir adam polisler tarafından ensesinden vurularak öldürüldüğünde belki de bu yüzden şaşırdık biraz.
Gazetelerde haberler önce küçücük çıktı.
Zencilere düşman değildik, onları renklerinden ya da ırklarından dolayı aşağılamıyorduk ama gene de bir an “yasalarımızın” siyah derili insanları da kapsayıp kapsamadığı konusunda tereddüt ettik.
Beyaz bir adamı karakolda ensesinden vurmak yasaktı.
Peki siyah bir adamı vurmak da yasak mıydı?
Sonra gazetelerimiz yavaş yavaş “siyahları” vurmanın da yasak olması gerektiğine karar verdi ve haber büyüdü sayfalarda.
Polislere “niye vurdunuz” diye sormaya başladık.
Polisler niye vurduklarını açıklayamıyorlardı.
Karakoldaki kameralar da “garip bir rastlantı” cinayet anında çalışmıyordu.
İki Nijeryalı sorgu için karakola götürülmüş, aralarından biri karakola götürülmeye itiraz ettiği için, diğer arkadaşının anlatımına göre, polisler tarafından dövülerek üst kata çıkarılmış ve orada vurulmuştu.
Polisler, siyah adamın polisin tabancasını almaya çalıştığı sırada vurulduğunu iddia ediyorlardı.
Bu arada, İstanbul’un arka sokaklarında ürkek gözlü Afrikalıların dolaştığını da öğrendik.
Burada kendilerine yeni bir hayat arıyorlardı.
Bir bölümü bazı karışık işlere de girmişlerdi söylentilere göre.
Biz onları görmemeyi tercih etmiştik.
Zenci düşmanı değildik ama “bize benzemeyenleri” benimsemeye de pek yatkın görünmüyorduk.
Polis onlardan birini rahatça vurabiliyordu.
Bu konuda ciddi bir araştırma yapılmıyor…
Devlet, ikna edici bir açıklamadan kaçınıyordu.
“Bir zencinin öldürülmesini neden bu kadar abartıyorsunuz” der gibiydiler.
Binlerce kilometre ötedeki bir ülkeden kalkıp gelmiş siyah derili bir adam ölse dünyada ne değişirdi ki?
O bir yabancıydı, derisi siyahtı, Afrikalıydı, fakirdi, işsizdi, burada kimsesi yoktu…
Vurulabilirdi.
Öldürülebilirdi.
Fakir bir ülkenin fakir bir çocuğu çok da önemli değildi.
Bir Avrupalının karakolda vurulması yasaktı, bunu herkes biliyordu, polis de biliyordu, hatta bir Türk’ün vurulması bile yasaktı, belki Kürtlerle Ermenilerin bile karakolda vurulmasına karşı çıkan yasalar olabilirdi…
Ama siyah derili bir Nijeryalının vurulması?
Onun öldürülmesine kim karışırdı ki?
Tabancayı çekip ensesinden vurabilirdin.
Biz Amerika’daki zencileri seviyorduk.
Türkiye’de yeni yeni beliren zenciler konusunda henüz kararsızdık.
Bir tanesini öldürdük.
Onun yabancı bir ülkenin karakolunda dövülerek yukarı çıkarıldığında, etrafı polislerle çevrildiğinde, öldürüleceğini anladığında neler hissettiğini pek düşünmedik.
Yasalarımızın “siyahları” da kapsayıp kapsamadığından pek emin değildik.
Yeryüzündeki pek çok insan gibi biz de “insan” dendiğinde sadece kendimize benzeyenleri aklımıza getiriyorduk.
“İnsan” olmak için kalabalığa benzemek gerekiyordu.
Benzemeyenler pek “insan” muamelesi görmüyordu.
Vurulabiliyordu…
Öldürülebiliyordu…
“İnsan” olabilmek için sadece kalabalıklara benzemenin yeterli olmadığını, kendine benzemeyenlerin de haklarını savunmanın gerektiğini söylemiyordu kimse.
Siyah derili bir genci vurup öldürdüler.
Şimdi biz onun da bir “insan” olduğunu söylemek zorunda bırakıldığımız bir ülkede yaşadığımız için kuşkuya düşüyoruz kendi insanlığımızdan.
__AhMeT ALtAn__
|

21-10-2007, 02:55
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Alıntı:
|
Beyaz bir adamı karakolda ensesinden vurmak yasaktı.
|
seneler önceydi Aydında vurdulardı bahsedilen kişiyi, avukatı benimde avukatımdı, şahit değilsemde olaya bilirim yakınen...
|

21-10-2007, 02:59
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 30-04-2007
Nerden: Universe
Mesajlar: 1,794
|
|
|
çok doğru bir konu
kötü bir yazım dili , ele alış tarzı bile konuyu zayıflatmış.
|

21-10-2007, 03:06
|
|
Lethe..
|
|
Üyelik Tarihi: 30-09-2007
Mesajlar: 291
|
|
|
Ahmet Altanın cümleleri..Yazı dili ne kadar kötü de olsa konunun öneminden birsey kaybettiğini sanmıyorum..
|

21-10-2007, 03:09
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
|
kaçıncı cumhuriyetciydi bu altan, babasınıda sevmezdim zaten süt oğlan...
|

21-10-2007, 03:17
|
|
|
Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı
kaçıncı cumhuriyetciydi bu altan, babasınıda sevmezdim zaten süt oğlan...
|
Ben de, kendisini hiç sevmem... Babasının geçmişini anlattıkları kadarıyla biraz
Öte yandan, sn. Siyah'ın kalın harflerle belirttiğim bölüme de katılıyorum
Alıntı:
SiyAh´isimli arızadan alıntı
Ahmet Altanın cümleleri..Yazı dili ne kadar kötü de olsa konunun öneminden birsey kaybettiğini sanmıyorum..
|
Burada konu, A. Altan'ı kurtarmış...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:59 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|