|
|
Şeriat Nedir ?Serbest Kürsü içerisinde Şeriat Nedir ? konusu: Şeriat Nedir ?
Bu basit soruyu cevaplamakta basit aslında...
1- şeriatı kulları için Allah koymuştur.
2- şeriat, dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır.
3- şeriat, "din" kelimesiyle eşanlamlıdır.
4- şeriat kavramının ...

29-08-2007, 23:39
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Şeriat Nedir ?
Şeriat Nedir ?
Bu basit soruyu cevaplamakta basit aslında...
1- şeriatı kulları için Allah koymuştur.
2- şeriat, dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır.
3- şeriat, "din" kelimesiyle eşanlamlıdır.
4- şeriat kavramının içinde, imani hükümlerin yanında ahlaka, ibadete ve günlük
hayattaki işlere dail hükümlerin hepsi vardır.
5- genel anlamda, her peygamberin getirdiği ilahi kanunlarada şeriat denir.
6- şeriat kelimesiyle açıkça; kur'ana, hadise ve icmaya dayanan hükümler
kastedilmiş olur.
Elmalılı hamdi efendinin
"hak dini kur'an dili" adlı eserinde;
1-Şeriatı Allah koymuş ve kullarından sorumlu tutmuştur.
2-Allah şeriatı, kullarının ebedi hayata ve hakiki saadete ulaşmaları için
gönderilmiştir.
Bediüzzaman Said Nursi (Kürdi) şeriatı ikiye ayırarak şöyle ifade eder;
1- "küçük alem" olan insanın fiillerini ve işlerini düzenleyen ve Allah'ın
"kelam" sıfatından gelen bildiğimiz şeriat.
2-"büyük insan" olan alemin hareketlerini ve durumlarını düzenleyen şeriat.
Dİn tanrı ile birey arasındaki bir konu değildir. Dinin yapısı ve getirdiği yaptırımlar sonucunda, din toplumsal bir olgudur. Din maddi ve manevi dünyayı düzenleyen kanunlar getirdiği içindir ki tanrı ile birey arasında kalamaz. Din bir vicdani özgürlük değildir, ya içinde olup yaşarsınız, yada dışında kalırsınız.
|

30-08-2007, 00:31
|
 |
__Kemalist__
|
|
Üyelik Tarihi: 15-07-2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 108
|
|
|
Şeriyatta bu konuyu açamazsın..
Sen sınırlısın nete giremezsin...
Şeriyatı koyan Allah koyanı yanlış lanse eden Allahın aptal kuludur..
Şuan dünyadaki şeriyat rejimli ülkeler aptal kişilerin buyruğu altındadır..
Cumhuriyet gibi özgür sistemde kıçını sağa sola kaydırmama durumunu isteyende tas kafa (:
Oh canıma değsin
|

30-08-2007, 03:08
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 08-08-2007
Nerden: evde
Yaş: 36
Mesajlar: 88
|
|
|
şeriat;
Allah ın kanunlarıdır..
gerisi yalan ...
|

30-08-2007, 15:40
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 30-04-2007
Nerden: Universe
Mesajlar: 1,794
|
|
Alıntı:
|
Dİn tanrı ile birey arasındaki bir konu değildir. Dinin yapısı ve getirdiği yaptırımlar sonucunda, din toplumsal bir olgudur. Din maddi ve manevi dünyayı düzenleyen kanunlar getirdiği içindir ki tanrı ile birey arasında kalamaz. Din bir vicdani özgürlük değildir, ya içinde olup yaşarsınız, yada dışında kalırsınız.
|
Din Allah ile birey arasındadır.
Allah adına kimse dini kuralları zorla bireylere uygulatamaz.
Isteyen Dine inanır , isteyen inanmaz.
Beyenmeyen Şeriatla yönetilen ülkelere baş vurup yaşamakta serbesttir.
Türkiye Laik ve Demokratik bir Cumhuriyettir.
Türk Devleti ve halkı tüm Din ve ırkları kucaklayan bir ulustur. Bu aynı zamanda anayasa ile güvence altına alınmıştır.
1 gün mutlaka her kez bunu değiştiremeyeceğini anlayacaktır.
Konu LYNX tarafından (30-08-2007 Saat 15:45 ) değiştirilmiştir..
|

03-12-2007, 20:43
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
|
Şeriat sadece Müslümanların kullandığı bir kavram değildir, Yahudiliktede vardır bu kavram, olmasıda doğaldır çünkü İslam iddia eder ardılı olduğunu Yahudiliğin. Yahudiliğe göre kısaca Şeriat nedir dersek;
''Şeriat Tanrı'nın Musa peygamber aracılığıyla İsrail halkına vermiş olduğu kanun veya yasaların tümüdür. Bu kanunların bazısı Yahudi halkının ibadet şekli, kurban sunuşları, kahinlerin hizmetiyle (Levililer kitabı) ilgilidir. Bazıları da on emir gibi bizzat Tanrıca verilmiş ahlaksal buyruklardır. Diğer yasalar pratik, sivil veya sosyal yaşamı içeren kanunlardır. Kölelere karşı tutum, mirasların dağılımı, mal mülk edinme, toprağı işlemek vs… gibi pratik yaşamda karşılaşılan sorunların çözümüyle ilgilidir.'' (1)
Hıristiyanlık bu noktada diğer doğmatik dinlerden ayrılır hemen, kendi içinde laik devrimi yapmış olmanın verdiği güvenle. Gerçi Şeriat sistemi ile tapınan ve yaşayan Hıristiyan tarikatları vardır ama bunlar genele nazaran çok azınlıktadırlar. Hıristiyanlık şeriata şöyle bakar;
''Şeriat veya yasanın tümünü Tanrı'yı memnun eder derecede uygulamak veya izlemek olanaksızdır. Örneğin bir kimse on emrin dokuzunu yapıp da birini çiğnerse hepsinde de suçlu sayılmaktaydı. (Galatyalılar 4; ve Romalılar 7'nci bapları okuyunuz) Belki hemen sorabilirsin kimsenin yerine getiremeyeceği bu yasa sistemini neden Tanrı koydu? Hemen söylemeliyiz ki, Şeriatin Tanrı'nın kurtarma programında insanı kurtuluşa kılavuzlaması yönünde hazırlayıcı bir eğitmenlik rolü olmuştur. Elçi Pavlus'un da belirttiği gibi ‘Eğer şeriat ‘tamah etmeyeceksin' dememiş olsaydı biz tamahı veya tamahın günah olduğunu bilmeyecektik. Şeriat günahın varlığını ve yıkıcılığını belirgin kılar (Rom 7:7-14).
‘İmandan gelen doğrulukla donatılalım diye, ruhsal yasa (şeriat) Mesih'in gelişine dek bizlere eğitmenlik yaptı. Ama şimdi iman geldiğine göre bundan böyle ruhsal yasanın eğitmenliği altında değiliz.' (Gal. 3:23)
‘ Mesih kutsal yasanın sonudur.' (Rom. 10:4).
Bu demektir ki, şeriat kurtuluş veremez. Ancak insana insanın günahlılığını ve kendi kendini kurtaramayacağını gösterip, İsa Mesih'e, inayete ve kurtuluşa sevkeder. İşte Yasa'nın başlıca amacı budur. Kutsal Kitap bu nedenledir ki, kurtuluşun kesinlikle şeriatle olmayıp, Mesih'e iman yoluyla inayetle olduğunu ilan eder. Pavlus'un belirttiği gibi :
‘İnsanın şeriat işlerinden değil, ancak Mesih İsa imanı ile salih sayılacağını bildiğimizden biz de Mesih İsa'ya iman ettik.' (Gal. 2:16; 3:11; Rom. 3:20; Elçi. 15:10-11).
Mesih İnanlıları Mesih'in getirdiği yeni inayet düzenlenmesi altında bulunduklarından artık şeriat altında değillerdir (Gal. 3:23) . Bu demek değildir ki, bizler şeriatı çiğniyoruz. İsa Mesih şeriati yıkmak için değil tamamlamak ve ona gerçek anlamını vermek için geldiğini bildirmiştir. Şimdi bizlerin şeriati yalnızca Mesih'in getirdiği yeni inayet ışığı altında algılayıp izlemesi gerekmektedir. Mesih'i ve O'nun getirdiği düzenlemeyi kabul edenler aslında şeriatı tamamlamış sayılırlar. Çünkü belirtmiş olduğumuz gibi şeriatin başlıca amacı insanları Mesih'e ve imanla kurtuluşa kılavuzlamaktır. Mesih geldikten sonra hala eski şeriat düzenlemesinde kalmak lanet altında kalmak demektir (Gal. 3:10-14; Kol. 2:14-15).'' (2)
Şeriat dünyevi yaşamı dini kanunlar çerçevesinde yaşama şeklinden öte birşeydir. Şeriatı bilmeden İslamı ve yaşam biçimini algılamak olanaksızdır. Gerçi Şeriat'ın hukuki kısmında uygulandıkları bölgelere göre büyük farklılıklar olsada temel kök olarak çıkış noktaları aynıdır ve Kuran'dır.
1- Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi
2- Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi
|

04-12-2007, 12:36
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
|
Alevilikte şeriat Nedir?
Alevilikte şeriat sistemi sünni İslama göre daha yalın bir hal almakla beraber salt öğretide değildir. Kendi şer'i hukuk hükümlerinide içinde barındırır. En bilinen Şer'i hükmü; eline, beline, diline hakim olacaksın'dır. Alevi Şeriat hükümleri anabaşlık olarak şöyledir.
1. İman etmek
2. İlim öğrenmek
3. İbadet etmek
4. Haramdan uzaklaşmak
5. Ailesine faydalı olmak
6. Çevreye zarar vermemek
7. Peygamberin emirlerine uymak
8. Şefkatli olmak
9. Temiz olmak
10. Yaramaz işlerden sakınmak
|

04-12-2007, 16:23
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Nerden: .hiçbir yer
Mesajlar: 396
|
|
Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı
Alevilikte şeriat Nedir?
Alevilikte şeriat sistemi sünni İslama göre daha yalın bir hal almakla beraber salt öğretide değildir. Kendi şer'i hukuk hükümlerinide içinde barındırır. En bilinen Şer'i hükmü; eline, beline, diline hakim olacaksın'dır. Alevi Şeriat hükümleri anabaşlık olarak şöyledir.
1. İman etmek
2. İlim öğrenmek
3. İbadet etmek
4. Haramdan uzaklaşmak
5. Ailesine faydalı olmak
6. Çevreye zarar vermemek
7. Peygamberin emirlerine uymak
8. Şefkatli olmak
9. Temiz olmak
10. Yaramaz işlerden sakınmak
|
alevilikte "şeriat" adı altında hiçbir şey yoktur..yukarı da yazanlar zaten herkesin uyması gereken toplum kurallarıdır. (1,3,4,7 hariç).. bu hariç olanlarda zaten "din" yaşayan herkesin uyması gereken öz kurallardır..bunlar şeriat değildir..ve yineliyorum alevilikte "şeriat" adı altında hiçbirşey yoktur..
saygılarımla...

.b/s/en s/b/enim
.!/?/!
.gölge'li_
|

04-12-2007, 16:56
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
Şeriat: (Arapça: الشر يعة), bir İslam dini terimi.
Etimoloji ve Tanım
Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı", "İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın âyetleri, İslam'ın son peygamberi olan Muhammed'in söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanun"dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, "dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü", "dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı", "İslam Hukuku" gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.
Şeriat sözcüğü şer' (الشر ع) sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana "Şâri'"denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. Şeriat sözcüğünün çoğulu "şerâyi"dir.
Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. "Musa'nın şerîatı", "Zerdüşt şerîatı" gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: "Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (el-Câsiye, 45/18). İslam inancına göre son peygamber olarak kabul edilen Muhammed'den önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani kanun bütünü ile gönderildiğine inanılır, Muhammed'in getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: "Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13).
Şeriatın Üç Ana Bölümü
Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir: İbadetler, muâmeleler ve ceza hukuku.
İbadetler: İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.
Muameleler: İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, boşanma, nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir.
Ceza hukuku: İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar.
İslam Şeriatının Kaynakları
İslam şeriatı klasik olarak temelde dört delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır.
Kur'an, içerdiği hükümler)
Sünnet, (İslam'ın son peygamberi Muhammed'in söz ve fiilleri)
İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular)
Kıyas, (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması)
Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; Zahiri mezhebi gibi.
Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır.
Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır.
İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.
Allah razı olsun vikipedi.
Sn. Kanca, Alevilerde de bir ilahi emir ve yasaklar toplamı vardır. Sünni İslamdan farklı yönlerinin olması Alevi İslamın Şer'i uygulamasının olmadığını göstermez. Konuya en yakın örnek, İran'daki uygulanan Şeriat hukukudur. Örneğin; recm dir uygulanan, bir çok şer'i hükmün uygulandığı islam devletleri ile çok benzerlik gösteren bir uygulamadır. Şeriat denilince aklımıza sadece çember sakal ve karaçarşaf gelmesin. Alevi yada Şii İslamda kendi Şeriatını uygulamıştır tarihte ve hali hazırda İranda da uygulanmaktadır. Recm örneğinin dışında bir çok örnek verilebilir konuyu aydınlatmak için. Tabii olarak, Allahı Ali suretinde gören tarikatlar yada buna benzer diğer tarikatlar bu durumun dışındadır. Kısaca İslamı revize etmemiş her İslami tarikat Şeriat hükmü ile yönetilmek zorundadır.
Alıntı:
|
Zira şeriat, "dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü", "dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı", "İslam Hukuku" gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.
|
Dinsel bir yaşam süren tüm siyasal sistemler, Tanrının emirleri doğrultusunda ve zamanla oluşturulmuş bir Dinsel hukuk etrafında yaşarlar. Burda benim belirttiğim hususta bu doğrultudadır, bunun adıda dinsel literatürde Şeriattır. Alevilerin dinsel bir Anarşizm içinde yaşadıklarını söylemek belki bir kaç tarikat için geçerli olabilir (Alevilikte yol diyede adlandırılır). Yani Aleviler hırsızlık yapanın elini kesmezlerdi ve alnından öperlerdi demeniz tarihle örtüşmez örneğin.
saygılarımla.
|

04-12-2007, 17:03
|
|
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 09-11-2007
Mesajlar: 79
|
|
|
Alevilik, Hıristiyan şeriatına tavırlı Anadolu yerli halkının, İslam şeriatına tavırlı Ali Yandaşları’nın ve Asya kökenli insanların Anadolu’da yarattığı, doğatanrıcılık ve insantanrıcılık temelli, geriye dönüş tapımıyla kendisini İslam’ın doğuş koşullarına taşıyan, “tersine dönüşüm” ile Hz. Muhammet’i “mürşit”, Hz. Ali’yi “pir” durumuna yükselten, kendine özgü kural ve törenleri bulunan bâtıni-heterodoksi nitelikte felsefi/inançsal-siyasal bir bilgelik öğretisi ve bilinç-inançtır.
Devletini dini “şeriata” yönelerek “resmi” ve “biçimsel” bir İslam inancını kemikleştirirken; halkın dini Yol’a yönelerek inancı “dünyalaştırdı”; kendisini peygamberli dinlerin muhalefetine taşıyarak paylaşmacı/dayanışmacı değerlerin ve etik kuralların ağır bastığı bir “yarı-ilahi ideoloji” yarattı.
Şeriatçı İslamlık, yani Sünnilik devletin, düzenin, daha açık bir anlatımla Selçuklu ve Osmanlı egemen sınıfının ve bunların sömürü çarkının “taşıyıcısı” oldu. Şeriat dışında ve ona karşı yapılanıp biçimlenen Alevcilik-Bektaşilik, devlet “olamadı” ama insanlığın yarattığı paylaşmacı/dayanışmacı değerlerin “son” taşıyıcıları olarak, yaşanan andaki “toplumsal muhalefet” insanıyla buluştu. Şeriatın güdücülüğünde devletin ezen, sömüren; Alevilik-Bektaşiliğin güdücülüğünde halkın ezilen, sömürülen ama başkaldıran rolünü oynadığı bu sürecin yaşanmasına koşut olarak dilleri, dinleri ve kültürleri birbirinden bütünüyle farklı “iki ayrı dünya” ortaya çıktı. Aleviler-Bektaşiler, o koşullarda “sınıfsal çıkarların” belirlediği genel bir toplum örgütlenmesine gidemedi; genel bir halk örgütlenmesi yaratamadı. Böyle olmakla birlikte Ortaçağ koşullarında temel üretim aracı olan “toprak” ve toprağa bağlı “üretim”le kentlerin “zanaat” zemininde örgütlendiklerinden, Alevi-Sünni ayrımının da ötesinde üretici/yaratıcı olan Anadolu insanının düşünsel ve yaşamsal gereksinimlerini karşılayabildi, onların ekonomik/demokratik ve siyasal istemlerine yanıt verebildi.
Sünni anlamda şeriat, gökyüzünden yeryüzüne indirildiğine inanılan tanrı buyruklarının toplamıdır. Öyküsel anlatımla Tanrı’nın bir defteri vardır; adı “Levh-i Mahfuz”; Tanrı bu deftere ne düşündüğünü ne yapmak istediğini yazar. Melek Cebrail, Tanrı’nın deftere yazdıklarını okur, ezberler ve Peygamber’e taşır: Taşıdıklarına “vahiy” adı verilir ve bunların toplamı şeriattır. Alevilerin karşı oldukları şeriat budur: Çünkü, varlık-ötesi bir tanrı algısı yoktur Alevilikte. Böyle olduğu için de varlık-ötesinden varlık âlemine bir buyruk inmez.
Alevilikte Tanrı, varlığın içinde olduğuna göre, “varlığın içinden dışına taşınan” , yani “bâtınından zâhirine taşınan” şeydir şeriat. Varlığın bâtınına, “tanrısal öz” adı verilir; “tanrısal öz”, tanımından da anlaşılacağı gibi “gizil durumda” bir nesnelliktir. Tanrı, “gizil nesnellik”tir. Alevilerin savunduğu felsefi şeriat görünmeyen tanrısal özün görünüşe taşınmış biçimidir.
Yani duyu organlarımızla algılayabildiğimiz canlı-cansız somutluklar dünyasının kendisidir. Görüldüğü gibi gökyüzünden, yani varlık-ötesinden gelen bir şey yoktur. Bizim şeriatımız çocuklarımızdır. Bu Sünnilikte olduğu gibi bir metafizik idealist inanç kabullenmesi değil, varlığın özünde “saklı” eğilimin “sırrının” çözülmesiyle, yani inanarak değil düşünerek ulaşılan “düşünceci idealist-maddeci-düşünceci” bir çıkarsamadır, bir “keşiftir”.
Dört kapı kırk makam’daki şeriat, “yol bilgisi”dir.Alevilerin savunduğu ikinci şeriat algısı da budur.
Yıllarca kimimiz Alevilik İslam içi, kimimiz Alevilik İslam dışı dedi. Tozu dumana kattık ama bir sonuca varamadık. Yol diliyle söylersek “edepli” bir tartışmanın içine sokamadık kendimizi.
Alevilik-Bektaşilikte topluluk dendiğinde, yaşarken henüz dirilememiş canların oluşturduğu topluluk, ölmeden evvel ölmek zemininde yetkin duruma gelmiş canların oluşturduğu topluluk ve Hakk’a yürümüş canların canlarının oluşturduğu topluluk anlaşılır. Atalar tapımı bağlamında, Hakk’a yürümüş canların canlarının toplamı aslında, toplumsal bilinç demektir. Bu bilinçten yararlanma çabası Alevi-Bektaşi eğitimini oluşturur.
Anadolu Aleviliği kaynak kültürden kendisine ulaşan atalar tapımı değerlerini Hz. Ali’nin değerleri durumuna dönüştürür: Artık “Konuşan Tanrı” görüntüsü ardında Hz. Ali “ata-baba” ya da “ata-tanrı”dır; daha doğrusu bir “doğa-tanrı”dır. Hz. Fatma, “ata-ana”dır ya da “ata-tanrıça”dır, daha doğrusu bir “doğa-tanrı”dır. Tektanrıcı dinler öncesinden taşıdığı değerleri, tarihin gerisine taşıyarak “ilahi ezberi” bozdu. Kendisini “şeriatın” dışına, “vahyin” dışına taşıdı. “İlahi ezber”de, yani Sünnilikte vahiy, “bir düşünce ya da buyruğun Tanrı tarafından Peygamber’e ilham edilmesi ya da Peygamber’e ilham edilen tanrısal kelam ve haber”, anlamına gelir. Aleviler, metafizik idealist bir inanç kabullenmesi olan böylesi “vahiy” anlayışına karşıdır. Ancak bir “vahiy” anlayışı vardır Alevilerin: Şeriat, varlığın içinden dışına taşınan şey, somutluk idi, ötesinde bu şeye, somutluğa ilişkin bilgi idi. Alevilikte vahiy dendiğinde “varlığın içinden dışına taşınan bilgi” anlaşılır. Örneklersek tohumun içinde bir ağaç, yumurtanın içinde bir civciv bilgisi vardır. Bu bilgi “eyleme” geçerse tohumun ve yumurtanın dışına çıkar; çıkarak ağaç ve civciv olur. İşte Alevilikte özel anlamda herhangi bir varlığın içinden dışına, genel anlamda bâtından zâhire taşınan bilgiye vahiy adı verilir. Vahye uymak Alevilikte varlığın, yani dağların-taşların, suların-bulutların, hayvanların-insanların ne düşündüğünü öğrenmek, öğrendiğini sese dönüştürmek, nedenlerin nedeni olarak algılanan Tanrı’nın nasıl bir düşünce içinde bulunduğunu öğrenmek demektir.
Bilgi Kaynağı: Esat KORKMAZ
|

04-12-2007, 17:06
|
 |
.b/s/en s/b/enim
|
|
Üyelik Tarihi: 15-10-2007
Nerden: .hiçbir yer
Mesajlar: 396
|
|
saygılar hepimizin olsun efenim..
yazıklarınıza yanlış diyemem..hepsini de okuyamadım kusura bakmayın ama ne anlatmak ve açıklamak istediğinizi anladım..amayine söylüyorum.. şu anda bahsedilen ve herkesin "şeriat" diyince aklına gelen "şeriat" yok yine de..
ben aleviliği bir kültür olarak algıladığım için hiç mi hiç bağdaştıramıyorum bu gibi şeylerle..zaten şahsi görüşümün yanısıra şu zamanda yaşayan alevilerin görüşü de bu diye düşünüyorum..hengi aleviye deseniz "ne şeriatı kardeşim" der size ya da sizin gibi "şeriat" kelimesini yakıştıranlara...
saygılarımla 

.b/s/en s/b/enim
.!/?/!
.gölge'li_
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:13 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|