Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Ciddi Mevzular > Serbest Kürsü

Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir!

İP’in yerine TKP mi hazırlanıyor?

Serbest Kürsü içerisinde İP’in yerine TKP mi hazırlanıyor? konusu: İP’in yerine TKP mi hazırlanıyor? TKP içinde çok değerli gençler ve aydınlar bulunduğunu biliyoruz. Tanıdığımız, sevdiğimiz arkadaşlar da var. Onları üzmek veya kızdırmak için değil, tersine uyarmak ve düşündürmek için ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 08-10-2008, 00:21
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 05-08-2008
Mesajlar: 125
Question İP’in yerine TKP mi hazırlanıyor?

İP’in yerine TKP mi hazırlanıyor?

TKP içinde çok değerli gençler ve aydınlar bulunduğunu biliyoruz. Tanıdığımız, sevdiğimiz arkadaşlar da var. Onları üzmek veya kızdırmak için değil, tersine uyarmak ve düşündürmek için bu satırları yazıyoruz. TKP’nin adına ve tarihsel mirasına saygısı olan herkesin, fakat en çok da bu partinin içindeki o değerli arkadaşların, şu günlerde Kemal Okuyan ile ekibinin yönelimine çok dikkat etmeleri gerekiyor.

TKP bir yerlere doğru götürülüyor. Belli ki, bir konsept belirlenmiş ve adım adım uygulanıyor.

TKP, Hrant Dink cinayetini lanetleyen kitlesel eylemlerin hiçbirine katılmadı. Bununla yetinseydi, “yanlış politika” diye eleştirilir ve adında komünist kelimesi yer alan bir partinin antifaşist mücadeleye böyle yaklaşmaması gerektiği anlatılırdı. Oysa TKP bununla yetinmedi; ancak bir Doğu Perinçek repliği olabilecek gayri ciddi üsluplara girerek; o eylemlerin emperyalist merkezlerce organize edildiğini, burjuva eylemler olduğunu vb. öne sürüp kendisi dışındaki herkesle ilgili tuhaf imalarda bulundu.

TKP, Ergenekon sürecinde AKP Hükümetini teşhir eden eylem ve söylemlere ağırlık verdi. Bununla kalsaydı, “tek taraflı politika” diye eleştirilir ve adında komünist kelimesi bulunan bir partinin kontrgerilla cinayetlerine tavır alması, bu suçlara bulaşmış devlet kadrolarından ve kurumlarından hesap sorması yönündeki görevleri hatırlatılırdı. Oysa TKP, bununla kalmadı. AKP’nin üstüne “suçluların tamamını yargılayın, suçların tamamını soruşturun” diye gitmediği gibi; Ergenekon operasyonlarını “yurtseverlerin direncini kırmaya dönük emperyalist komplolar” gibi gene Perinçek ağzıyla değerlendiren açıklamalarda bulundu. Daha da ileri gitti, “Cumhuriyet’inize Sahip Çıkın” mitingleri, eylemleri organize etmeye başladı. Şimdi bir an için düşünelim: Hrant Dink’i uğurlama törenine katılmamak… Katılanların emperyalist merkezlerce yönlendirildiğini ima etmek… Bu önemli anti şovenist toplumsal öfkeyi “burjuva eylem” diyerek çarpıtmak… Veli Küçüklerin, Şener Eruygurların, Hurşit Tolonların, Doğu Perinçeklerin, Sami Hoştanların, Osman Gürbüzlerin, Oktay Yıldırımların, Kemal Alemdaroğluların, Fikri Karadağların, Kemal Kerinçsizlerin yurtsever olduğunu ilan etmek… ‘Bu yurtseverlerin direncini kırmayın’ demek… Daha bir yıl önce Ergenekoncu kesim tarafından organize edilmiş mitinglerin yeni versiyonunu bizzat üstlenmek…Cumhuriyet’e ve laikliğe sahip çıkma çağrısında bulunmak… Bunları Türkiye siyasetini ortalama düzeyde bilen birine sorsanız, “Herhalde İşçi Partisi yapıyor” diyecektir. Bunlardan yalnızca birinin bile, adında komünist kelimesi bulunan bir partice yapılması yeterince şaşırtıcı olacakken; TKP bunların tamamını sistematik şekilde yapıyor. Böylesine bir sistematiği “yanlış politika” olarak değerlendirmek, ne kadar olası? Bu, yanlış politikadan öte bir durum değil midir? Tablo, size de ne yaptığının farkında olan birilerinin bu yanlış işleri ‘taammüden’ yaptığı izlenimi vermiyor mu?

TKP’nin devrimci olduğunu, komünist olduğunu düşünen her TKP’linin, hele de adıyla sanıyla aydın olarak bilinen arkadaşların, TKP yönetimine şunları sorması gerekiyor: Ne oluyor? TKP, zihniyetiyle, söylemiyle, eylemiyle, mizacıyla gittikçe İP’e mi benziyor? Maraş’ın, Gazi’nin, hapishane katliamlarının, kirli savaşın, askeri darbelerin, faili meçhullerin, kayıpların, bin gizli operasyonun sorumlusu kontrgerillaya dokunmamak, dahası bu suç imparatorluğunun bir kısım tetikçisine, yöneticisine ve savunucusuna ‘yurtsever’ demek, adında komünist kelimesi bulunan bir partiyle zerrece bağdaşır mı? Veli Küçüklerin direncinin kırılmamasını niye istiyorsunuz? Direnci kırılmamış bir Veli Küçük, size niçin lazım? TKP yöneticileri direnci sağlam bir Veli Küçük’le, bu suç makinesinin bugüne değin yaptıklarından başka, ne yapmayı düşünüyorlar? Bunlar önemli sorulardır. TKP üyelerinin sorması, TKP yöneticilerinin cevaplaması gereken sorulardır.

Komünistler ve devrimciler, kontrgerilla devletinin üstüne giderlerken, AKP gibi burjuva gerici düzen partilerini desteklememeyi, hatta onun etrafındaki neoliberal cenaha mesafe koymayı da başarabiliyorlar. Yani herhangi bir politik aktör, Ergenekon üzerinden kontrgerilla devletine karşı mücadele etmenin, ille de AKP’ye yedeklenmek anlamına gelmeyeceğini artık somut örnekleriyle biliyor. Peki, AKP şahsında gericiliğin ve emperyalizm işbirlikçiliğinin üstüne gitmek, bazıları için neden ille de Ergenekon’u savunmak biçiminde oluyor? TKP, nasıl oluyor da, AKP’ye hücum ederken, Ergenekon’u desteklemek, hatta onun dolaysız müttefiki olmak gibi bir pozisyona düşüyor? Faşist ve üstelik paramiliter bir örgütlenmeye yedeklenmiş, onun siyasal etki alanında dolaşan bir ‘komünist’ partinin ucubeliğini açıklayacak kimse yok mu? Açıktır ki, böyle komünist partisi olamaz. Bu pozisyonuyla bir partinin devrimci demokrat, hatta ilerici demokrat olabilmesi dahi mümkün değildir. TKP, her geçen gün belirginleşen politik pozisyonunu sosyal şovenizmin son sınırından nasyonalizmin alanına doğru zorlamaktadır. Sosyal şovenizmde derece yapmak isteyenler, o sınırı geçtikten sonra, nasyonalizmin vatanına ayak basarlar. TKP yönetimi, bilerek ve isteyerek, koşar adım oraya yönelmiş durumdadır.

TKP, önceleri, Sosyalist İktidar Partisi (SİP) adıyla oluşmuş, esasen bir öğrenci gençlik örgütlenmesi izlenimi veren ilerici, antifaşist bir partiydi. Birkaç yıl önce ismini TKP olarak değiştirdiğinde, kurucularının başvurduğu bir alicengiz oyunu, çoğu kimsenin dikkatini çekmemişti.

Aslında SİP ile TKP arasında hiçbir organik bağ yoktu. Bunlar tamamen ayrı, birbiriyle siyaseten de ilişkisiz partilerdi. Zaten Türkiye’de komünist adıyla parti kurmak yasal olarak mümkün olmadığı için, TKP her zaman illegal bir partiydi. Bu yasak kalkınca, TKP’yi temsil eden veya o geleneğin içinde bulunan kesimlerin bir bölümü yasal parti kurmayı zaten düşünmedi. Öyle bir yönelimi olan var idiyse bile, geç kalmıştı; çünkü SİP daha hızlı hareket etti ve TKP’nin yasal izin hakkını aldı. Onyıllar boyunca yasaklı olan TKP adının legalleşmesi de haliyle büyük gündem oldu ve geniş kesimlere “ilk yasal komünist partinin kurulması” biçiminde yansıdı. Gerçekte bir TKP geleneğinin ta 1920’lerden itibaren olduğu, yeraltında şekillendiği, bunun değişik dönemlerinin bulunduğu, kurucusu Mustafa Suphi ve arkadaşlarının Mustafa Kemal hükümeti tarafından Karadeniz’de boğdurtulduğu gibi bilgilere o günün şartlarında fazla ilgi gösteren olmadı. Türkiye’de ilk defa TKP kuruluyordu; gündemin sansasyonel yanı buydu. Yeni ve sahte TKP’nin yöneticileri de bu durumdan ziyadesiyle yararlandılar. Kendileri tarihi TKP’nin devamıymış gibi davrandılar. Sanki legal SİP ile illegal TKP birbirinin parçası olan örgütlerdi de, TKP yasağı kalkınca SİP’in adını değiştiriyorlardı. Olup bitene bu süsü verdiler. Öyle ki, buna uygun bir vizyon bile oluşturdular. Parti Meclisi olarak ifade ettikleri ‘vitrin’in ön sıralarına yaşı epeyce ilerlemiş eski TKP’lileri yerleştirdiler. Yıllar sonra bu vitrin dağıtılarak, Yurtsever Cephe adıyla bugünkü politikaya dönüştürüldü ama ‘vizyon’, TKP görüntüsü vermeyi kolaylaştırmıştı doğrusu. SİP’ten TKP’ye ‘dönüşme’ sürecinin bu sahtekarca yöntemine yeterince tepkinin gösterilmemesi, TKP yönetimindeki bazı ‘yakından tanınmaya muhtaç’ odaklara pişkin davranma kredisi sunmuş olabilir. Ne ki, bugün TKP’nin ‘geleceği’ne bakarken, ‘geçmiş’i hatırlamak zorunda kalışımız önemsiz sayılmamalıdır. Geçmişi parlak olmayan, geleceği de karanlık gözüken bir zihniyet; yalnız Perinçek ağzıyla konuşup onun üslubuyla politika yapmaya heves ettiği için değil, naylon tabela sahtekarlığı nedeniyle de ilgiyi hak ediyor. Acaba diyoruz, TKP yönetimi içinde yer alan o aydınlık olmayan unsurlar, bu partiyi nasyonalist bir mayın tarlasına sürme konseptini ne zaman oluşturdular veya böyle bir konsept önceden var idiyse, buna ne zaman dahil oldular? Yoksa daha isim operasyonundan başlayarak, pek çok şey önceden hesaplanmıştı da, sürecin hızlandırılması için bugünkü konjonktür mü daha elverişli bulundu?

Biz soruyoruz; TKP yönetiminin bir cevabı varsa, onu da yayımlarız.

Atılım gazetesinin 222. sayısında yayınlanan köşedir
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
hazırlanıyor?, yerine, İp’in


Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
şeytan yerine gözünü çıkarttılar! katre Güncel Mevzular 3 27-11-2007 15:40
Apocalyptica’nın Yeni Albümü ’’Worlds Collide’’ 23xx Müzikal Enfeksiyon 0 11-09-2007 22:28
Gişe Rekoru Yerine Hayal Kırıklığı! detays Yakın Çekim 0 08-07-2007 17:11
‘Uçan Süpürge’ havalanmaya hazırlanıyor' titania Yakın Çekim 0 11-04-2007 09:34
73’lük malul dedeye ’çalış’ emri KemalistGNC Güncel Mevzular 1 19-02-2007 17:27


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:42 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org