|
|
Kabala'nın İfşasıParapsikoloji ve Okültizm içerisinde Kabala'nın İfşası konusu: ne saçma konu yaaaaaaaaaa ))) öfffffffffffff böğgggg löööghh :P...

11-01-2008, 17:01
|
|
Mendebur
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: ARAF ::::
Yaş: 18
Mesajlar: 311
|
|
ne saçma konu yaaaaaaaaaa  ))) öfffffffffffff böğgggg löööghh :P
|

11-01-2008, 17:15
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
sn.Murath ilgi alanınızın dışında olabilir.. bu size konuya TERBİYESİZCE ve SAYGSIZICA yaklaşma hakkını vermez..
eleştiriniz varsa saygı çerçevesi içersinide her türlü eleştiride bulunabilirsiniz...
en azından konuyu ciddiye alıp da yorum yapmış arkadaşlara karşı saygılı olun..
rica ediyorum haddinizi bilin..
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

11-01-2008, 17:27
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
arkadaşlar size bir kaç döküman buldum.. incelerseniz sevinirim... YALNIZ ARKADAŞLAR ŞUNU EKLEMELİYİM; BU DÖKÜMANLARIM KABALAYI DOĞRULAMAK YADA KANITLAMAK ADINA DEĞİLDİR.. GENEL ANLAMDA PARAPSİKOLOJİ İÇİN ELDE ETTİĞPİM DÖKÜMANLARDIR.. LÜTFEN YANLIŞ ANLAŞILMASIN.. KABALA KONUSUNDA BİLGİM YOKTUR...
Parapsikolojinin önemi..
Yakın tarihlere kadar sansasyonel ve ruhçu haberler olarak açıklanıp reddedilen parapsikoloji alanında ortaya çıkan haberler; artık uzmanlar, bilim adamları hatta askerler tarafından ciddiye alınmaya başlanmıştır. Bu sahada Sovyet Bloku'nda hızlı gelişmeler olduğu hakkında haberler olduğu artmaktadır.
Sovyet füze bilim adamlarının başında gelen K.E.Tisioloski, 1930 yıllarında şunları söylemmiştir:
"Telepatik yeteneklerin gerekliliği özellikle yakında başlayacak uzay yolculuğu çağında ortaya çıkacaktır. Bu yetenekler insanlığın genel tekamülünü değiştirecektir.
Bulgaristan Parapsikoloji Kurumu Başkanı Prof.Dr.Lozanov da ESP konusunda şöyle konuşmaktadır:
"Her insan telepattır (geleceği bilme, prejognition). ancak kimse bu sahip olduğu yeteneği kullanamıyor. Aynen musiki gibi. Herkes birkaç nota çalabilir, fakat onların içinde iyi bir müzisyen yeteneğine sahip bir kaç kişidir."
Çekoslavakya Bruno Üniversitesi Rektörü Biyolog ve Fizyolog Dr. Eduard Babak, parapsikoloji hakkında şu açıklamayı yapmıştır:
"İnsan beş duyumdan daha fazla duyuma sahiptir. Bugün hiç şüphe yok ki, bazı psiko-fizyolojik şartlar altında insan ruhu başka bir insanın ruhunu etkilemektedir. Hem de başka duyumların algılamaları karışmadan."
1970 yılları başında SSCB ' de paranormal olayları inceleyen, parapsikoloji alanında çalışan 20'den fazla merkez mevcuttur.
Yakın komşumuz Bulgaristan ,1965 yılında Prof.Dr. Lozanov başkanlığında 70 kişilik bir kadrosu olan, "Telkinbilim ve Parapsikoloji" kurumu kurmuştur. Zihin kontrolü, zihinsel şifa, retina ötesi görme, süratli öğrenme (saggestoloji) açık çalışmaları arasındadır. Çekoslavakya' da psikotronik adı altında bilimsel olarak ele alının ESP çalışmaları; telepati, telegnosis ve psikoknesis branşlar içinde bir devlet kuruluşu olan Çekoslovak Koordinasyon Komitesi tarafından yürütülmektedir.Çalışmalar Bilim Sekreteri Dr. Zdenek Rejdak tarafından organize edilmektedir. Çek Bilimler Akademesi, çalışmaları desteklemekte ve Charles Üniversitesi Nörofizyoloji Bölümü deneylere yardımcı olmaktadır.
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
Konu ÖZGÜRLÜK tarafından (11-01-2008 Saat 17:30 ) değiştirilmiştir..
|

11-01-2008, 17:28
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
PARAPSİKOLOJİ
Parapsikoloji terimi ilk olarak 1880 yıllarında Dessouir tarafından kullanılmıştır. Normal yaşantımızın kenarında, yanında cereyan eden fakat mevcut müspet bilgilerimizle açıklanamayan ruhi olaylar ifade edebilmektedir. Parapsikoloji beş duyumuzun dışında bazı olayları sezebilmek, etkileyebilmek ve geleceğe, geçmişe ait bazı şeyleri anlamayı kapsayan bir bilim dalı olarak ortaya atılmaktadır.
30 Aralık 1969 yılında parapsikoloji, Amerikan Bilim Geliştirme Birliği (AAAS)'ne esas üye olarak resmen kabul edilmiştir. Karar AAAS Meclisi tarafından alınmıştır. Bu meclis, tıp, mühendislik gibi 300 bilimsel üye birlikleri delegelerinden teşekkül etmektedir. Daha önce l963, l967, l968 yıllarında parapsikologların yaptıkları müracaatlar reddedilmişti. Bu degişiklik parapsikolojiye gelişmiş araştırma metotlarının getirilmesiyle sağlanmıştır. Schmidt'in imal ettiği elektronik numara jeneratörü ile yapılan araştırmalar ve Ulman'ın uyku monitörleri ile yaptığı deneylerin başarıya uluşması sonucu gerçekleşmiştir. ESP'nin varlığı konusunda yapılan bu deneylerin sonuçları tenkit edilememektedir. Bu teknolojik cihazlarla yapılan son PSİ araştırmaları bilim çevrelerince de ciddi olarak kabul edilmiştir. PSİ olayları laboratuvara sokulmuş, olaylar üzerinde çalışmalar başlamıştır. Şüphecilerin yegane üzerinde durdukları, aynı olayın aynı şartlar altında meydana getirilemeyişidir. Yıllarca yapılan tecrübe ve deneylere rağmen PSİ olaylarını tekrar meydana getiremiyoruz. Hatta bazen de karşıt sonuçlar meydana gelmektedir. Ancak olayların tekrar medana getirilmesi, fizik biliminde uygulanan bir metotdur.
Psikoloji ve fizyoloji bilimleri için yeni kriterler ve metotlar geliştirilmesi daha uygun görülmektedir.
Duyumlar dışı idrak ve PSİ dalgaları adını verdiğimiz paranormal olaylar:
-Parafizyolojik olaylar (hipnoz, suni uyku),
-Parapsişik olaylar (telepati, duru görü), olmak üzere üç grupta toplanabilir.
Parapsikoloji bilimi aşağıdaki PSİ (psişik, ruhi yetenekleri ve olayları incelemektedir:
-Telepati (Teliepathy): Diğer bir insanın zihin haline veya düşüncelerine karşı bir uyanıklık ve alğılamadır.
-Duru görü (Clairvoyance, Telestezi): Bir olay veya bir şeyin normal duyumlar dışında, uzaktan algılanmasını sağlayan uyanıklıktır.
-Önceden bilme (Precognition, Kehanet): Henüz cereyan etmemiş bir olayı görmek ve açıklamaktır.
-Zihnin madde üzerine etkisi (Telekinezi): Bir insanın fiziki organlarını kullanmadan, diğer bazı güçlerini kullanarak, maddeler üzerinde etkili olmasıdır.
-Psikometri (Psychometry): Bir insan veya olay hakkında, geçmişte ve gelecekte olacak veya olmuş şeyler hakkında cansız bir obje yardımıyla bilgi sahibi olmaktır.
-Radyestezi (Dawsing): Bir anten, çubuk veya sarkaç ile cisimlerin ve canlıların neşrettikleri dalgaları algılayarak, yeraltı su kaynakları ve madenlerin keşfedilmesi ve hastalıkların teşhis edilmesidir.
-Psikotoğraf (Psychophotograph): Hasta ile fiziki temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbi hastalık teşhisi yapmaktır.
-Ön teşhis (Paradiagnostic): Hasta ile fiziki temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbi hastalık teşhisi yapmaktır.
-Para Medieine: Çağdaş tıbbın açıklayamadığı değişik yollarla, hastalıkları iyileştirme metodudur.
Zihinle vücut kontrolü : irade dışı çalışan organların nasıl kontrol altına alınabileceğini öğrenmektir.
Vücut dışı deney (Out of body experience) OOBE, Astral Projeksiyon: Fiziki vücudun dışında, ruh veya zihnin, mekan ve zaman içinde seyahatidir.
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

11-01-2008, 17:31
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
ESP (DDİ) DUYUMLAR DIŞI İDRAK
(Extra Sensory Perception)
Duyumlar dışında bir algılamanın mevcudiyeti konusunda, ilk ciddi araştırmalar Dr. Josept Banks Rhine tarafından başlatılmıştır. Bu konuda daha önce Prof. William James ve İngiltere'den Dr. Mc. Dougall araştırmalar yapmışlardır.
Dr. Rhine insanın duyumlarını kullanmadan, dış dünyadan ve diğer insanların zihinlerinden bazı bilgiler alabileceğine inanıyordu. Bu hislere DDİ "Duyumlar Dışı Algılama" adını verdi.
Rhine deneyler için kart tahmin, tekniğini geliştirdi. Bir çok süje üzerinde yaptığı kart tahmin deneylerini, matematik ihtimal hesaplarıyla karşılaştırıyordu. Altı yıl süreyle yüz bine yakın deney yaptı. Sonuçları 1934 yılında ESP adı altında yayınlandı. Rhine'ne araştırmaları, mekanistik modern bilimin temellerini sarsıyordu. Duke Üniversitesi, ESP deneyleri için büyük para desteği sağlıyordu. 1935 yılında Rhine , Duke Üviversitesinde müstakil olarak parapsikoloji laboratuvarını kurdu. Rhine'in araştırmalarına karşı büyük bir tenkit kampanyası başlamıştı.
Mc. Gill Üniversitesi Psikologlarından Prof. E. Kellogg insanlığı refahı için önem taşıyan araştırmaların başka istikametlere saptırıladığını söylüyordu.
Prof. Rhine'in yürttüğü araştırmalar devam ediyordu. Ancak Duke Üniversitesi'nce tahsis edilen para çok azaldı . Başlıca tenkitler Rhine ve arakadaşlarını kullandığı matematik usullere yöneltiliyordu. Deney usulleri üzerinde de duruluyordu. Kayıt hataları, bilgi kartları, kartların hatalı karıştırlması tenkitler arasındaydı. Yapılan tenkitler deneylerin geliştirilmesine yardımcı oldu. Rhine'in başlangıç deneylerinde metot bakımından bir çok noksanlıklar olabilirdi. Bu seriden yapılan en önemli deney "Pearce Pratt" serisi olarak bilinmektedir.
1932 yılında Pratt, Dr. Rhine'in bir konferasına katıldıktan sonra kendisinin ve ailesinin ruhi güçleri olduğunu ileri sürdü. Pratt Dr. Rhine ile üniverrsitenin başka bir odasında açılan kartları tahmin ediyordu. Kartlar çift kopya olarak zarflar içinde veriliyordu. Sonuç hayret vericiydi. Tahminler ihtimal hesaplarının çok üstündeydi. Mesafe 250 metreye kadar artırıldı sonuç aynıydı. Dr. Rhine tahmin için kartlar üzerinde; yıldız, daire, kare, artı işareti, dalgalı hat olarak beş adet geometrik şekil kullanıyordu.
İngiltere'de de Prof. Rhine"ın deneyleri şüpheyle karşılanıyordu. Londra' da Quenn Mary College'den Prof. SG. Soal l939 yılında ESP konusunda bir seri deney yaptı. Sonuçlar başarılıydı. Değişik şartlar altında deneylerini yaparak araştırmaları geliştirdi. Gayretleriyle İngiltere' de parapsikolojiyi kabul ettirdi. l945 yılında Londra Üniversitesi Prof. Soal'a Bilim Doktoru unvanını verdi.
Parapsikoloji konusunda bu yıllarda bir de mecmua çıkıyordu. l943 yılında mart sayısı sayfaları arasında enteresan bir olayın haberi veriliyordu. Olaya PK (Psiko Kinesis) adı verildi. Rhine'in bürosuna genç bir kumarbaz gelerek zar ile deneyler yapabileceğini bildirdi. Genç adam istediği zarı atabiliyordu. Rhine talebe leri üzerinde de aynı deneylere girişti. PK olayı mevcuttu. Zihin, maddeyi etkiliyordu. Böylece PK çalışmaları da ESP'nin yanında yer aldı. Bu iki fenomenin insanın iradi ve gayri iradi sinir sistemiyle ilgili olduğu kabul ediliyordu. ESP konusunda ilk çalışmaları başlatan William Mc. Dougall l933 yılında öldü. Ölmeden önce çalışmalarının kısmi sonuçlarını gördü. Parapsikolojinin ABD ve dünyada yayılmasına J. B. Rhine'in yenilmez iradesi ve araştırma arzusu sebep olmuştur. 25 deneyde beş isabet matematik ihtimal hesabına girmektedir. Beşin üzerinde elde edilen doğru tahminler ESP kabul edilmektedir.
Rhine'ın bazı süjelerle elde ettiği sonuçlar aşağıya çıkarılmıştır.
Rhine ve Soal'in yaptığı deneyler l933 yılında ABD'de kimyağer Dr. George R. Price'in ortaya koyduğu tenkitlerle, duyumlar dışı algılamaya inanış büyük bir sarsıntı geçirdi. Dr. Price şöyle diyordu: "Rehine ve takipçileri gerçekleştirdikleri deneyleri karşılıklı hipnoz halinde başarmışlardır. İstatistik ve kabul hataları yapılmıştır.
Bu deneyler, bilim dünyasını bir tercihle karşı karşıya bırakmıştır. ESP mevcutsa mekanistik modern bilim yanlıştır. Yahut bu ESP deneylerini yapanlar namuslu insanlar değildirler."
l960 yıllarında Parapsikoloji Price Hansel Okulu'nun tenkitleri ve yetenekli deneklerin bulunamaması sonucu kötü deneklerin bulunması sonucu kötü günler geçirmiştir. l965 yılında Rhine emekli yaşına geldi. Duke Üniversitesi de parapsikoloji laboratuvarını desteklemekten vazgeçti. Ancak dünyanın çeşitli bölgelerinde münferit deneyler yapılıyordu. Prof. Hansel, ESP hakkında yazdığı kitapta şöyle diyordu: "ESP yoksa genç bilim adamlarının enerjileri daha faydalı sahalara çevrilmelidir." Bu arada Hava Kuvvetleri (ll) laboratuvarlarında Amerika'da Veritac adı verilen otomatik bir makineyle deneyler yapılmıştır. Veritac otomatik bir makinedir. Rastgele kart atışları yapmakta denekler de bu kartları tahmin etmektedirler. Makine isabet eden sonuçları da kaydetmektedir. Bu makineyle yapılan deneyler ESP'nin mevcudiyetini teyit ediyordu. Bu makineyle insanın yapacağı hata ve hile ihtimalleri ortadan kalkıyordu.
İngiltere'de de Gn. Tyrreli bir cins makineyle başarılı ESP deneyleri yapmıştır. IBM hesap makineleriyle de bazı deneyler yapılmıştır.
l970 yıllarında geliştirilmiş yeni metotlarla yapılan deneylerle parapsikoloji yeniden doğuyordu. Uzay çağının başlamasıyla elektronik endüstrisinde bir patlama olmuştur. Entegre devrelerle, silikon levhaları üzerine milimetrik işlemlerle kompleks devreler meydana getirilmiştir. Böylece çok küçük hacimlere sığan ESP makineleri yapılmıştır.
İlk ESP makinesini Boing Araştırma Laboratuvarları'nda Dr. Helmut Schmidt meydana getirmiştir. Bu maksat için Strontium 90 kullanılmıştır. Modern fiziğe göre atomik çekirdeğin radyoaktif çözülmesi tamamen tesadüflere bağlıydı. Bu nedenle matematik hesaplarla bilinmesi mümkün değildi. Strontium 90 atomu çözülmede yüksek hızla elektron fırlattığı zaman Geiger-Müller tüpüyle kaydedilebiliyordu. Bu elektronlar tamamen tesadüflere bağlı aralıklarla yayılıyordu. İşte bu elektronlar Schmidt makinesi tahminleri için esas alınmıştır. Makine çalıştırılınca içindeki sayaçta l, 2, 3, 4, rakamları görülmektedir. Her durumun tekrar meydana gelmesi için ihtimal, saniyede milyonda birdir. Denek panelin önünde dört renkli lamba mevcuttur. Her lambaya komuta eden bir anahtar bulunur. Düğmeye basıldığı süre bir şey görülmez. Geiger Müller tüpüne gelen elektronla o anda hangi durumda ise Modulo-4 sayacını durdurur. Bu esnada çeşitli geçitler açılır ve panel üzerindeki ilgili lamba yanar. Eğer denek doğru olarak tahmini yapmışsa o lamba yanar ve cihaz otomatik olarak bu tahmini kaydeder. Aynı şekilde başarısız deney de kayıt edilir. Ayrıca bir kart delinmek suretiyle dışarıda da kayıt yapılmış olur. Makine üzerinde sayacı değiştirme ihtimali yoktur. Bu suretle hile ve yanılma ihtimalleri ortadan kaldırılmıştır.
Schmidt makinesi parapsikoloji deneylerinde kullanılan en gelişmiş bir cihazdır.Schmidt bu makineyle birçok deneyler yaptı. Bir kısmı şans hudutlarını aşıyordu. Bir fizikçi olan Dr. DW. ile yaptığı çalışmalar çok başarılı oldu. DW. 7.600 denemede 2.065'lik bir isabet sağlamıştı. Bu şansa bağlı olan ihtimalden l65 daha fazla idi. Schmidt yeni süjeler aradı. Scattle de bir grup psikabiliyetli spirütüalist arasında deneyler yaptı. Şansa karşı başarılı sonuçlar aldı. Schmidt'in ikinci deneyi: (l2)
DENEK HEDEF DENEME ADEDİ ŞANS SAPMASI YAKLAŞIK ODS.
OC Yüksek 5.000 + 66 30'a l
Yüksek 5.672 + l03 6.200'e l
JB Alçak 4.328 - l26 l20.000'e l
SC Alçak 5.000 - 86 200'e l
Bu yapılan deneylerde iki ihtimal ortaya çıkmaktadır. Süje yalnız tahmin yapıyorsa bu önceden bilmektir. Eğer makineyi etkileyerek istediği lambanın yanmasını sağlıyorsa PK, zihnin madde üzerindeki etkisi ortaya çıkmaktadır.
PK testleri için Schmidt makinesini değiştirerek daha basit yalnız iki çıkışlı bir cihaz meydana getirmiştir. Bir daire içine yerleştirilmiş dokuz lamba gözle görülür bir panele bağlanmıştır. Schmidt bu yeni cihazla da yaptığı deneylerde ESP ve PK'nın mevcudiyetini ortaya çıkarmış oluyordu. Ancak şüphe edenler, Schmidt'in bütün deneylerinin hatalı olduğunu ileri sürerek İPS realitesini kabul etmekten kaçınabileceklerdi.
Başka bilim adamları da Schmidt makineleriyle deneyler yaparak müspet sonuçlara ulaştılar. l969-l970 yıllarında Kuzey Karolina Parapsikoloji Enstitüsü'nden Erlengur Haraldsson çeşitli kaynaklardan temin ettiği 74 denek arasından en başarılı l2 tanesini seçti. Bunlarla yaptığı testlerde 2.000'de 1'lik bir sonuca ulaştı. l969 yılında, Boig Laboratuvarı'na taşınmış, insanlar ve hayvanlar üzerinde çeşitli başarılı deneyler yapmaktadır.
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

11-01-2008, 17:33
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
SSCB'DE PARAPSİKOLOJİ ÇALIŞMALARI
SSCB'de Prof. Vassiliyev'in l930 yıllarında yaptığı araştırmalar ilgi çekicidir. Buluşları, Zihni Telkin Tecrübeleri adı altında ancak l962 yılında Stalin devrinin kapanmasından sonra yayınlanabilmiştir. Vassiliyev araştırmalarını telepati yoluyla düşüncelerin beyinler arasındaki nakli sahasına yöneltmiştir. Fizyolog l. F. Tomasevski ve psikiyatris A. V. Dubroski çalışmalarında yardımca oluyorlardı. Bu maksat için yetenekli iki süje buldular. Ruhen hasta olan İvanovna ve Fedorova, Dr. Dubroski'nin tedavisi altında idiler. Yaşları yirmi beşti. İvanova deney odasında beyin dalgaları, cilt direnci ve diğer biyolojik fonksiyonları ölçülecek şekilde aletlere bağlanıyordu. İvanova'ya telkin yapılmaya başlanınca hipnoza giriyordu. Cihazlar da bunu kaydediyordu. İki kadın önceleri ayrı ayrı odalarda daha sonra da uzak mesafelerde transa sokuldular. Beyin yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajler kaydediliyordu. Beyin dalgalarında şiddetli değişiklikler meydana geliyordu. Faraday kafesi içinde aynı deneyler yapıldı. Telepatik neşriyat devam ediyordu. Bu dalgalar elektromanyetik dalgaların özelliğine sahip değildi.
Vassilyev telepatik yayının radyasyon olup olmadığını da araştırmıştır. Tomasevski kurşundan bir tabut içine yerleştirilerek deneylere devam edilmiştir. Fedorova, Tomasevski'nin verdiği kısa bir zihni telkinle uyku haline girmiştir. Telepatik zihni dalgalar kurşun levhalardan da geçiyordu. Vassilyev ruhi olayları mekanistik görüşe bağlayamayınca endişeye kapıldı. Çünkü buluşları rejime karşıydı. Başlangıçta süjelerin karşılıklı transa girmeleri şartlı refleks olarak düşünüldü. Deneyler değişik süjeler üzerinde de yapıldı. Netice katiydi. Deneklerde şuur kaybı oluyor, transa giriyorlardı. Prof. Vassilyev mesafeyi uzatarak da deneyler yaptı. Tomasevski'yi Sivastapol'a gönderdi. Arada 1.500 kilometre mesafe vardı.
Tomasevaki kararlaştırılan saatte konsantrasyona geçti. O anda Dubroski ile konuşmakta olan İvanova uyuyarak trans halindeyken soru sorulup cevap da alınıyordu. Süjeler arasında mükemmel bir haberleşme kanalı mevcuttu. Kendile rine sorulunca bu hali telefona benzetiyorlardı. Bazen de iplere bağlı birer kukla gibi hareket ettiklerini söylüyorlardı.
Prof. Vassilyev uyuşturucu ilaçlarla da deneyler yapmıştır. Meskalin verdiği bir kızla başarılı duru görü deneylerine ulaşmıştır. Sekiz adet kutu içine pamuklara sarılı cisimler yerleştirerek bunların ne olduğunu sormuştur. Üzerinde Moskova Merkez Postanesi'nin bulunduğu resimli bir pulu "bu koca taştan binayı bu kutu içine nasıl soktunuz" diye cevaplandırmıştır. Denek kız, beş kutu içindeki cisimleri bilmeyi başarmlıştır.
Dr. Vassilyev l960 yılında yapılan bir bilimsel toplantıda şöyle demiştir. "ABD Deniz Kuvvetleri nükleer denizaltılarda haberleşme için ESP deneyleri yaptılar. Bizim ortaya attığımız bilim üzerinde 25 yıldır inandırıcı deneyler yapıldı. Peşin hükümlerden kurtulup çok önemli olan bu sahada çalışmalara girmeliyiz. ESP yoluyla elde edilecek enerji ve güçlerin keşfi nükleer enerji kadar önemli olacaktır."
Bir yıl sonra da Leningrad'da Vassilyev yönetiminde üniversitede parapsikoloji laboratuvarları kuruldu. SSCB'de l970 yılı başlarında 20 'den fazla ESP sahasında çalışan laboratuvar mevcuttu. Genç bilim adamlarından Prof. Edward Maumov biyologtur ve parapsikoloji sahasında çalışmaktadır. SSCB'de bugün geniş çapta parapsikolojik araştırmalar yürütülmektedir. Bilhassa Nikolayev Yuri Kaminski çifti üzerinde başarılı deneyler yapılmaktadır.
Novosibirsk ile Moskova arasında 3.000 km. uzaklıkta Sovyet Bilim Akademisi tarafından aşağıdaki deneyler gerçekleştirilmiştir: Deneyleri Dr. Kogan yönetmiştir. Moskova' da Yuri Kaminski elektrikle tecrit edilmiş bir odaya bilim adamları nezaretinde yerleştirilmiş kayıt cihazlarına bağlamıştır.
Kamiski biyofizikçidir. Krat Nikolayev de Sibirya'da Novosibirsk'te bir otelde bilim adamları nezaretinde deneye hazırlanmıştır.
Kaminski'ye evvela halkalı parlak bir yay verilmiştir. Kamisnski bir süre gevşedikten sonra cisme ve Nikolayev'e karşı kendini teksif etmiştir. Nikolayev aldığı telepatik mesajları şöyle bildirmiştir. "Parmakları görünmeyen bir şeyi tutuyor. Dairevi, madeni, parlak, bir bobinebenziyor." İkinci cisim de siyah saplı bir tornavidaydı. Onu da kşöyle algılamıştır: "Uzun ince, madeni, plastik. Siyah plastik," Kaminski müteakiben zener kartlarıyla göndermeye geçmiştir. Nikolayev 20 karttan l2 tanesini başarıyla bilmiştir. Bu ihtimal hesaplarına giren 25'te 5'in çok üstünde bir sonuçtu. Dr. L. Kogan şöyle demektedir: "Yapılan tecrübelerin sonuçları göstermiştir ki, sırrını henüz bilemememize rağmen, parapsikoloji bir bilim dalı olarak ortaya çıkmıştır."
Bir tiyatro aktristi olan Nikolayev de, kendisinin doğuştan güçlü bir insan olmadığını telepatik yeteneğini uzun çalışma ve egzersizlerle elde ettiğini, herkeste mevcut olan bu yetenkleri geliştirebileceğini açıklamıştır.
SSCB'de l965 yılında Popov grubu geniş bir programla çalışmalara girişmiştir. Bu grubun başkanı Dr. Kogan ve yardımcısı Edward Naumov idi. l967 yılında Leningrad Üniversitesi ile Moskova arasında değişik bir deney gerçekleştirildi. Karl Nikolayev EEG ve diğer cihazlara bağlanmış olarak Leningrad Üniversitesi'nde bir odaya konuldu. Yarım saatlik bir gevşemeden sonra tecrübeye başlandı. Kaminski Moskova'dan telepatik mesajları göndermeye başladığı zaman Nikolayev'in bağlı olduğu EEG'deki A ritmi halinde yayılmakta olan beyin dalgalarının aniden değiştiği görüldü. Bu suretle kağıt şerit üzerine çizilen grafik, Nikolayev'in beynine ulaşan mesajlardı. Telepati olayı bu deneyle bilimsel olarak kanıtlanmış oluyordu.
Karl Nikolayev, Yuri Kaminski çifti üzerinde Leningrad Üniversitesi'nde yapılan diğer bir deneyde de başarı elde edilmişti. Kaminski bir odada oturuyordu. Dürbüne benzer bir cihaza bakıyordu. Cihazın içinde belirli frekansta titreşen farklı aralıklarla yanıp sönen bir ışık görülüyordu. Bu ışık flaşları deneğin beyin dalgaları üzerinde karakteristik degişimler meydana getiriyordu. Aynı anda Kaminski Nikolayev'i tahayyül ediyordu. Gönderme esnasında başka bir odada oturmakta olan Nikolayev telepatik mesaj aldığını bildiriyordu. Başına elektrotlarla bağlı EEG'de de ışık çakışları sıçramalarla görülüyordu.
Bioinformasyon konusunda Sovyetlerin yaptıklarını öğrendiğimiz bir deney de nükleer denizaltı ile kara arasında cereyan etmiştir. Denizaltıya yavru tavşanlar yerleştirilmiştir. Merkezde de ana tavşanın başına EEG elektrotları bağlanmıştır. Denizaltı uzaklaşıp dalışa geçtikten sonra yavru tavşanlar belirli aralıklarla öldürülmüştür. Her yavrunun öldürülmesinde ana tavşanın beyin dalgalarında tepkiler kaydedilmiştir. Bilindiği gibi elektromanyetik dalgalar su içinde yayılmamaktadır. Bu deneyle canlılar arasında mahiyeti bilinmeyen, haberleşmenin yayıldığı bir vasatın mevcudiyeti kanıtlanmış oluyordu.
SSCB parapsikologu Naumov, ESP konusunda görüşlerini şöyle açıklamaktadır:
"Biz insan düzeyinde şuur dışı gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmak üzereyiz. İnsan normal şuuru dışında başka bir insanı etkileyebilir mi? Bu telesomatik akımların yayılmasına neden olan şartlar nelerdir? Bu telesomatik akımlar belirsiz bir boyutun bilinmezliği içindedir. İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacak çalışmalar sonucu elde edilecek buluşlar beşeri münasebetleri mükemmel bir ahenk içine sokabilecekter."
bunların devamı ve daha farklı bir boyutu için KAYNAK ;
PSİKOLOJİ adresidir...
başka dökümanlar için araştırmalarım devam etmekte..
bu kadar fazla alıntı yapmak hoşuma gitmiyor fakat bunlar elde edilmiş deneysel sonuçları da açıkladıkları için ekledim buraya..
okursanız sevinirm...
saygılarımla...
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
Konu ÖZGÜRLÜK tarafından (11-01-2008 Saat 17:45 ) değiştirilmiştir..
|

12-01-2008, 00:51
|
|
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
|
|
|
Öncelikle verdiğin kaynağın ismi psikoloji ama merak ediyorum acaba dünyanın hangi üniversitesinin Psikoloji Kürsüsü'nde bu şeyler kabul görebilir?
Çekoslavakya Bruno Üniversitesi Rektörü Biyolog ve Fizyolog Dr. Eduard Babak, parapsikoloji hakkında şu açıklamayı yapmıştır:
"İnsan beş duyumdan daha fazla duyuma sahiptir. Bugün hiç şüphe yok ki, bazı psiko-fizyolojik şartlar altında insan ruhu başka bir insanın ruhunu etkilemektedir. Hem de başka duyumların algılamaları karışmadan."
Ne gariptir ki Biyolog ve Fizyolog Dr. ünvanları taşıyan bir kişi bilimsel olarak ispatlanmamış ruh kavramını bu kadar rahat bir biçimde kullanabiliyor.Sen daha önce bir yazında materyalist olduğundan bahsetmiştin.Sanırım materyalizm anlayışlarımız da farklı.Kusura bakma lütfen ama işaret ettiğin yazılar bilimsel, objektif dökümanlar değiller.Diyebilirsin ki bazı üniversitelerde(özellikle ABD, İsviçre, Avusturya gibi yerlerde) Parapsikoloji bölümleri var...evet ne gariptir ki üniversitelerde İlahiyat Fakültesi denen şeyler de mevcut.
|

12-01-2008, 06:54
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
|
|
|
sn. Filozof öncelikle şu konuda bir uzlaşmaya varmadan bu tartışmanın sidik yarışı olacağını düşünmekteyim; parapsikoloji bir bilim midir, değil midir?
Parapskoloji dünyada büyük çoğunlukla bir bilim dalı olarak kabul edilmemekte. Oran olarakta %99 diye bilirim. Ama şu da bir gerçek ki bazı üniverstelerde kürsüleri bulunmakta, parapsikolojik araştırmalar sürmekte.
Fakat sorun şu ki bu üniversiteler genel olarak Rus kökenli olup, aynı üniverstelerde Astroloji, bioenerji vb. gibi tartışmalı alanların da kürsüleri bulunmakta. Bu saydığımız üniverstelerin ne kadar bilimsel oldukları ve ne ölçüde bilim ürettikleri muğlaktır.
Ayrıca bu tip üniverstelerin doktoraları kabul görmemekte, lisansları geçersiz sayılmaktadır.
A.B.D. de 3000 e yakın üniverstenin yalnızca %15' inin doktoralarının kabul edildiğini biliyormusun? Tabelesında üniverste yazan her komples üniverste değildir. O komplekslerde yapılan her çalışma da bilim değildir.
Parapsikoloji çalışmaları, bu konuya merak salmış birkaç kişinin deneysel çalışmalarından başka birşey değildir.
Ama şunu da eklemeliyim çok ilerde bu kavramın bir bilimsel disiplin olarak bütün ünivertelerde kabul görme olasılığı varmıdır, evet vardır. Fakat bu günün dünyasında mevcut verilerle, bunun bilimsel bir gerçek olduğunu söylemek akıldışılıktan başka birşey değildir.
|

12-01-2008, 13:45
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
sn.anarko ve sn.Tenere konuya ilginizden ve samimi seviyeli cevarplarınızdan ötürü teşekkür ediyorum....
Sn.Tenere alıntıladığınız Profösörün açıklamasındaki Ruh kavramı günlük yaşamda kullandığımız (o kanıtlanamamış olan) ruh anlamında kullanılmamış sanırım.. yani ruh kavramı ParaPsikolojide genel olarak İNSAN ENERJİSİdir.. o tabiri kullanması doğru değil haklısınız fakat belki çeviride onun kullandığı terimi ruh olarak algılamış ve öyle çevirmiş olabilirler.. onun yerine bahsettiğim İNSANDAKİ ENERJİ ALANI kullanılabilir.. İnsanların birbirlerinin enerjilerini etkilediği (galiba bu da genel bi doğru değil) kabul görmekte.. ayrıca Materyelizm anlayışımızda bir farklılık olduğunu sanmıyorum.. öyle olsaydı eğer tüm bu faaliyetleri doğa üstü güçlere bağlayıp sadece inanarak işin içinden çıokabilirdir.. ama ben tüm bu olayların bilimselm olduğuna sonuna kadar İNANIYORUM... ispatlamak için büyük uğraşılarım olacak...
Sn.Tenere kaynak olarak PSİKOLOJİ yi göstermedim.. o PSİKOLOJİ yazısı linkin kısaltması şeklinde kendiliğinden o ismi aldı.. üzrine tıklarsanız yazıları aldığım siteyi görebilirsiniz..
Sn.anarko ve sn.Tenere yukarıdaki yazıları okudunuz mu yoksa sadece bi göz mü gezdirdiniz bilemiyorum ama eğer ikinci şık sizin uygulamanızsa tamamını okumanızı rica ediyorum..
yukarıdaki yazılarda kurulan labaratuvarlardan yapılan deneylerden ve teknolojinin PARAPSİKOLOJİye yardım edebilecek, geliştirmiş olduğu makinalardan söz ediliyor.. bunlar daha sonraki dönemlerde daha da geliştirildi.. yukarıdaki yazının özü SSCB ve ABD arasındaki soğuk savaş döneminde Parapsikolojinin gücünü kullanmak için yarışa girmeleridir.. fakat bunu açıklarken bilimsel olarak da nasıl çalışmalarda bulunduklarını anlatmışlardır..
arkadaşlar deneysel çalışmalar tüm olasılıkların üstünde çıktığında buna olan inancınızda hiçbir değişiklik olmuyor mu?
bir insan zarları atıyor ve düşünerek istediğini atabildiğini söylüyor.. olasılık dahilinde 2000de 1 bir oranda tutabilecek miktarda doğruluk oayına sahip sonuçlar alınıyor.. burada kafanıza hiçbirşey takılmaz mı?
ayrıca telepati konusu.. bunun günümüzde çok yaygın şekilde varlığının bilindiğini düşünüyorum.. Ruh Sağlığı üzerine çalışan yada Psikoloji, PDR gibi alanlarda uzman olan tanıdıklarınız varsa onlarla konuşmalısınız telepatiyi..
hatta bununla ilkgili deneyler de yapılıyor ve sonuçlara baktığınızda gerçekten olasılık üstü veriler elde ediliyor.. deneyde telepati kurabilen iki kişiden birisi suyun altında ve arada çok mesafe oalcak şekilde uzakta tutuluoyor.. deneyin içeriğini tam olarak hatırlamıyorum.. fakat bu şartlarda bile telepatik iletişimde bulundukları ihtimalini çok yüksek tutan sonuçlar çıkıyor.. aksi takdirde belki milyonda bir ihtimalle tutabilecek bir sallama olayı gerçekleşmiş oluyor..
Sn.Anarko ve Sn.Tenere sizden ricam şudur ki bu tip konularda sizin de önyargısız bi şekilde ufak araştırmalar yapmanız.. yada en azından güvendiğini uzmanlarla bu konu için konuşmanız..
tekrar teşekkür ediyorum..
saygılar..
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

12-01-2008, 13:52
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 40
Mesajlar: 4,009
|
|
|
sn. özgürlük konuya eklemiş olduğunuz mesajlarınızda kaynak belirttinizde benmi görmüyorum yoksa bir kaynak belirtilmedenmi eklendiler onlar oraya?
Ayrıca eklediğiniz konular zaten kendi adını taşıyan bölümde var ve tartışılıyor orada, ısrarla hiç bir ilgisi olmayan bu konunun içine taşımanız bana garip geldi.
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:36 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|