|
|
Kabala'nın İfşasıParapsikoloji ve Okültizm içerisinde Kabala'nın İfşası konusu: Kabala Nedir?
İnsan mükemmel olamaz....

10-01-2008, 15:58
|
|
Mendebur
|
|
Üyelik Tarihi: 05-12-2007
Nerden: ARAF ::::
Yaş: 18
Mesajlar: 311
|
|
|
Kabala Nedir?
İnsan mükemmel olamaz.
|

10-01-2008, 16:39
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
Kabala konusundaki bilgiye sahip olan arkadaş sn.Elloco dur..
benim yaptığım açıklama sn.Tenere'nin yorumuna cevap niteliğinde ve genel olarak Psişizmin aslında bilimsel olduğuna dairdir..
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

10-01-2008, 17:10
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
|
|
evet görülüyor ki forumumuza insan evriminin son halkası olan HOMO MİSTUCUS' lar yerleşmeye başlamış.
Vatana, millete hayırlı uğurlu olsun !!!!!!!!!!!!!!!!
Yaşasın Vahdet-i Vucut    
|

10-01-2008, 17:26
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
sn.anarko bi önceki sayfada açıkladığım gibi bu bilgilerin tamamı aslında bilimseldir..
nasıl ki yer çekimi yasası evrenin bir yasasıysa, beyin gücü ve enerji çekimleriyle alakalı çok fazla yasası da vardır.. bunlar keşfedilmeyi bekliyor.. ve yavaş yavaş ortaya çıkmakta...
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

10-01-2008, 17:50
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
örnek oalrak bir metin sunmak istiyorum.. bahsettiğim auraların nasıl bilimsel olduğuna dair...
Vücudumuzdan çıkan enerjiler alev alev yanan bir kılıf gibi vücudumuzu sarmıştır.Bu kılıfa 'aura' denmektedir.Genellikle normal göz tarafından görülemeyen bu radyasyon kılıfı bazı hassas kimseler tarafından görülmüş hatta fotoğrafları da çekilmiştir.Aura fiziksel sağlığın bir aynası durumunda olduğundan herkesin kendine göre bir aurası bulunur.Bu farklılık biçim bakımından olmayıp,renk bakımındandır.İnsandan insana değişen aura renkleri,sardıkları vücutların belirgin özelliklerini yansıtmaları bakımından da önemlidir.İnsanlar,hayvanlar ve de bitkilerin etrafında bir ışık emanasyonu bulunmaktadır.Hayatın tümü devamlı olarak enerji radyasyonları yayıp durmaktadır.İşte bu radyasyonlara 'aura' denir.Beşeri aura,kendini vücudun etrafında nabız gibi atan bir ışık şeklinde belli olur.Bu ışıma baş ve omuzlarda daha kuvvetli olarak ortaya çıkar.Bunu görmesek bile algılarız.Örneğin bir insanın etrafına 'mutluluk saçtığını' düşünmemiz böyle bir şeydir.1900'lerde Londra'dan Dr. Walter Kilner 'dicyanin dye' boyasına batırılmış bir cam parçasının arkasından bakıldığında beşeri auranın izlenebildiğini keşfetmişti. Bu açıklamasından iki yıl sonra yine aynı araştırmacı,Londra'nın St. Thomas hastanesinde yaptığı çalışmalardan sonra daha değişik kimyasal ekranların ardından bakıldığında beşeri auranın görülebildiğini ve bu gözlemlere dayanarak onun renkli tablolarının yapıldığını açıklamıştır.Dr. Kilner'in The Human Aura isimli eserinden,insan bedeni etrafındaki aurayı oluşturan radyasyonların devamlı hareket halinde bulunan canlı enerjiler olduğu yazmaktadır.Çok sonraları bilim,bunun doğruluğunu kanıtlamıştır. 1936'larda Otto Rahn bu alandaki çalışmaları ile bilinenleri yeni bir aşamaya getirdi.Invisible Radiation Of Organisms isimli eserinde de belirttiği gibi, beşeri bedenler renk olarak mor-ötesi denilecek ışınlar yayar ve belirli şartlar altında bu ışınlar görülebilir.Rahn,keza gözün saydam tabakasının da bu tür emisyonun kuvvetli bir kaynağı durumunda bulunduğunu keşfetmişti.Gerek Kilner gerekse Rahn'ın keşifleri daha sonraki araştırma ve deneyler tarafından tasdik edilmiştir.Bu araştırma ve deneylerin başında Kirlian fotoğraf tekniği gelmektedir.Bu yöntemle enerji radyasyonlarının fotoğrafları,enerjinin kaynağı ortadan kaldırıldıktan sonra da çekilebilmiştir.Örneğin Ruslar dalından koparılmış yaprakların fotoğraflarını bu yöntemle çektikleri zaman,dalda yaprağın koparıldığı yerde hala yaprağın fantomunun bulunduğunu görmüşlerdir.Benzer şekilde kolu yada bacağı kesilen insanların çekilen Kirlian fotoğraflarında orada kolu yada bacağı varmış gibi radyasyonun bulunduğu görülmüştür. Gizli bilimciler,günümüz bilimcileri tarafından artık gözlenebilir hale gelmiş aurayı 2-3 feet(60-90 cm)kalınlıkta bir kılıf olarak tanımlarlar.Aura vücuda yakın kısımlarda daha yoğun olmak üzere,vücuttan uzaklaştıkça incelir.Orta kısımda parlak,kenarlara doğru gitgide açılan bir aleve benzetilebilir.Kirlian fotoğraf tekniğiyle gözlenme olanağı bulunmuş olan elektromanyetik güç alanlarının resimleri,gizli bilimcilerin çok eskiden beri söyledikleri gibi,ciltteki gözeneklerden enerji fışkırmaları olduğunu kanıtlamıştır. Bu biyoplazmik enerji radyasyonlarının çıkış noktaları hemen hemen akupunktur noktalarının bulunduğu yerlere rastlamaktadır.Eski Çin Tıbbı'na göre bu noktaların oluşturduğu çizgiler biyoplazmik beden içinde hayat enerjisinin akıp gittiği yollar olmaktadır. Bir canlının bedeninden çıkan radyasyonlar, o canlı ortadan kalksa bile,hiç değilse bir süre varlıklarını sürdürürler.Özel fotoğraf makineleriyle,örneğin bir adamın odayı terk ettikten sonra radyasyonlarının resimleri çekilebilmektedir.Bunun gibi başka bir saksıya alınmış çiçeklerin, park yerinden ayrılıp gitmiş arabaların resimleri bile çekilebilmektedir. Modern kızıl-ötesi dedektörler,toprakaltı su kaynaklarını fark edebilmektedirler.Başka tür kameralarla insan vücudunun içindeki rahatsızlıkların resimleri alınabiliyor.Bütün bunların esasını, canlıların vücutlarından çıkan radyasyonların etkileri oluşturmaktadır. Gerek klasik bilim gerekse gizli bilimler tarafından sinir sistemimizden bir elektrik akımının geçmekte olduğu bilinmektedir.Bu akım,endişe,yaralanma ve değişik hastalıkların oluşturduğu içsel güç alanları tarafından etkilenebilmektedir. Buna benzer fakat ters yönden de bu akımın etkilendiği doğrudur.Vücudumuzun içindekilere nazaran ters yönden gelen bu etkiler de dışarıdaki elektromanyetik güç alanlarından gelmektedir.Sinir sisteminin kontrol merkezi 30 watt'lık bir güçle çalışır.Duyu organları aracılığıyla elektrik sinyalleri devamlı olarak alınmaktadır.Ve bunlar,içeride fiziksel bir arıza olduğu zaman etkilenmektedir.Radyo-aktivitenin ölçüldüğü gibi, beşer bedeninden çıkan ışınlar da ölçülebilir durumdadır.Bu ışınlar ölçülebilmekten öte,görülebilirler de..Kayıtlara göre,görülemeyen birçok vakalarda da hissedilmişlerdir.Tıp denemelerinde görülmüştür ki,açık bir yara olduğu zaman akan kandan da bu ışımalar çıkmaktadır.Böyle durumlarda elektriksel aktivitenin normale nazaran artmış olduğu malumdur.Madde,küçücük atomlarla belirli bir frekans içinde bir arada ve birbirine bağlı olarak bulunan moleküllerden oluşmuştur.Bu enerjinin yayılan vibrasyonları aura içinde akar.El fenerinin ışığı nasıl kendi içindeki bataryasından hasıl oluyorsa,fiziksel bedenden yayılan ışımanın kaynağı da bedenin içindeki kaynak olan korteks ya da kontrol merkezi olmaktadır.Bu enerjiler auraya bağlı olarak hem özellik hem de renk bakımından değişiklikler gösterirler. Auranın renklerinin çok değişik etkenlerle değiştirildiğinde herkes hemfikirdir.Sağlık durumu,heyecansal durumlar,yaş,hatta belki de cinsiyet,beşeri auranın renk tonu üzerinde etkiye haizdirler. Mavi  adakat,sebat,gençlik.
Beyaz  afiyet.
Kırmızı:Etkililik.
Yeşil:Kıskançlık.
Gri:Hastalık anlamına gelir.
Reiki öğrenmeye başlayan birinin Kirlian Fotoğraf tekniğiyle çekilmiş fotoğrafları...
Celeste'nin Reiki uyuglamaya başlamadn önceki aurası (2000):
Celeste'nin uygulamlar sonrası fotoğrafı (2001):
Celeste'nin aurasının son durumu (2006) :
ReikiTurk.com - Reikinin Resimleri
INDEX / Aura Nedir
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

10-01-2008, 18:21
|
 |
Taze Arıza
|
|
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 73
|
|
Alıntı:
ÖZGÜRLÜK´isimli arızadan alıntı
sn.anarko bi önceki sayfada açıkladığım gibi bu bilgilerin tamamı aslında bilimseldir..
nasıl ki yer çekimi yasası evrenin bir yasasıysa, beyin gücü ve enerji çekimleriyle alakalı çok fazla yasası da vardır.. bunlar keşfedilmeyi bekliyor.. ve yavaş yavaş ortaya çıkmakta...
|
beyin konusunda bilimsel çalışmalar devam etmekte.
''bunlar bilimseldir ama kanıtlanmamıştır'' şeklinde ki önermen. Cümle itibariyle mantıksızdır.
bildiğiniz gibi Einstein'ın izafiyet teorisine göre zaman da izafidir.. ve ışık hızına ulaşan bir cisim için zaman bize göre yavaşlamaktadır..
ortaya atılan teoriye göre beyindeki nöronlardan çıkan elektirikelr(yani düşünceler) ışık hızından hızlı oldukları için (hatta çok çok daha hılzı oldukları için) düşünceler için zaman diye bir kavramdan söz edilemez.. yani düşünceler aslında HerAnda vardır.. geçmişteki, gelecekteki ve Şimdideki tüm düşünceler TOPLU BİLİNÇALTI'nı(yazarın ifadesiyle) oluşturmaktadır.. toplu bilinçaltına ulaşabilen bir insan da geçmiş ve gelecekteki düşünceleri yakalayabilmektedir..
Ayrıca yukardaki bilgilerin de yanlış hiçbir parçacık ışık hızını aşmamıştır. Henüz böyle bir kanıt yoktur bu konuda da kuramsal ve pratik çalışmalar vardır ama henüz ışık hızı aşılamamıştır.
Hele senin bahsettiğin beynin sinir hücreleri olan nöronların hızı saniyede 120 metredir yani ışık hızının saniyede 300.000 kilometre olduğunu düşünürsek, yakınından bile geçemez.
insanlara yanlış bilgi vererek kafalarını karıştırmayalım lütfen, anlıyorum doğaüstü ilgi çekiyor ama bunu bilimle karıştırmayalım.
|

10-01-2008, 21:53
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
sn.anarko yalnızca olumsuz eleştiri yapmak için yazıyorsunuz..
''bunlar bilimseldir ama kanıtlanmamıştır'' şeklinde ki önermen. Cümle itibariyle mantıksızdır.
bunun mantıksız olduğu görüşünüzü kabul etmiyorum.. bir araştıramnın bilimsel olup olmaması yasa haline geçip geçmemesiyle ölçülmez.. Big Bang de bir teoridir yasa haline gelmemeiştir.. fakat bilimsel bir olaydır değil mi? yada Kuantum Fiziğiyle alakalı yasalaşmamış şeyler vardır.. Einstein'ın paralel evrenler uğraşı bilimsel bir uğraş değil midir? mistik midir? metafizik midir?
onun dışında Toplu Bilinçaltıyla ilkgili yazıma verdiğiniz tepki bana karşı yaptığınız suçlamaları kendi bünyesinde barındırıyor.. öncelikle o anlattıklarım "OLASILIKSIZ" adlı kitapta geçen teorilerdir ve doğruluğunu asla savunmadım.. onu yazmamım sebebi sn.Tenere'ye parapsikoloji üzerinden, daha çok Kuantumu katarak birçok teorinin ortaya atıldığıdır.. ve bu teoriler de tamamen BİLİMSEL bilgiler ışığında oluşturulmaktadır..
ayrıca anladığım kadarıyla orada söylenen Nöronların kendi aralarındaki iletişim hızı değil.. Bu iletişim sonucu gönderdikleri düşüncelerin(yani elektiriklerin) hızı.. bu konuda tartışmam çok doğru olmaz, çünkü bilgim çok kısıtlı haklı olabilme olaslığınız yüksek olmakla beraber haklı olduğum şey onu yazma amacımı anlamamış olmanızdır.. ve de yapmanızdan hoşnut olmadığım şey de koca bir yazının amacını anlamadan yalnızca bir paragrafı koparıp burada o paragraf üzerinden benim söylediklerimin tamamını eleştirmenizdir.. kaldı ki aldığınız paragrafta benim kendi düşüncelerim değil bir kitap yazarının teorileri vardır.. yani alıntıladığım bir yazıdır..
sn.anarko telepati, telekinezi gibi beyin gücüyle beraber enerjinizi yoğunlaştırarak ve başka bir yere ulaştırarak gerçekleştirilern olaylar PARAPSİKOLOJİ konularıdır ve BİLİM ışığı altında gerçekleşmektedir.. DENEY ve GÖZLEM yapılmakta, bilimsel çalışmalar ışığında, aletler kullanılarak, enerjiler gözlenerek gerçekleşmektedir..
ben materyelist bir yapıya sahibim.. ve iddaa ediyorum ki tüm bu konular ileride bilimsel çalışmalar sonucu KANUN haline gelecektir.. bunun inançla, dinle, metafizikle yada mistisizmle alakası yoktur.. ayrıca da Parapiskoloji henüz yaklaşık 50 senelik bir alandır.. geçmişi yoktur çok yenidir.. henüz yolun başındadır.. ileride dediklerimin gerçekleşmesini biz görebilir miyiz orası meçhul 
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
Konu ÖZGÜRLÜK tarafından (10-01-2008 Saat 22:03 ) değiştirilmiştir..
|

11-01-2008, 00:25
|
|
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
|
|
Alıntı:
ÖZGÜRLÜK´isimli arızadan alıntı
bunların her an etkileşim içerisinde olması, telepati, telekinezi yada geleceği hissetme (kahinlik biraz daha geniş oluyor çok sağlıklı bi kavram olmuyor kanımca) gibi kavramlar da olasılık dahilinde kalıyor..
bunlar kanun değil teoriler..
örenek vermem gerekirse Olasılıksız adlı kitapta ortaya atılan bir teoriden bahsetmek istiyorum..
bunun dışında Telekinezi ve Telepati olaylarına gelirsen çok daha fazla bilimselliğe ulaşmış oluyoruz..
bunlar teoriden öte bilimsel gerçeklerdir..
telekinezi dediğimiz olay beyin gücüyle cisimleri hareket ettirmektir.. bu da beyinden gönderilen enerji dalgalarının cismi hareket ettirmesidir..
telepati de aynı şekilde insanların düşüncelerini odaklanarak yönlendirmesiyle bir başkasına yollamasıdır..
başka bir alanda insanların çevresinde aura denilen bir enerji alanından söz edilir.. ve insanlar eğitilerek bu kalkan görevi yapan enerji alanını daha genişletebilirler.. REİKİ gibi bir alnda bunu geliştirmek öğretilir insanlara ve bu o enerjiyi gösteren kameralarla da net bir şekilde görülmektedir(kameranın ismini hatırlayamıyorum)...
reikideki başka bir özellik de şifa vermektir.. bu da tamamen bilimseldir... vücudunuzdaki enerjinizi kullanarak kendinizi yada bir başkasını tedavi etmeniz mümkünüdür.. herşey insanın beyin gücü ve enerjilerle bağlantılıdır.. siz de deneyebilirsiniz sn.Tenere..
daha birçok anektot vardır sn.Tenere.. bu konuda araştırma yapmanızı önereceğim çünkü benim anlatmalarıma konuya hakim olmak zor.. tamamını anlatacak kapasite bence mevcut değil şu anda 
|
Öncelikle telepati, telekinesi, yada kahinlik(geleceği görmenin adı kahinliktir) kanun değil, teoridir demişsin.Teori de değildir.Teori bilimsel bir kavramdır, bilimsel ilkelere uyulmadan teori sıfatı alınamaz.Ne telepati ne de telekinesi(yada telekinezi) bilimde kendine yer bulamayan, gözlemlendiğine yada var olduğuna dair bilimsel veriler bulunmayan kavramlardır.Daha çok ''bul karoyu al parayı'' yada ilüzyon gibi başlıklarda incelenebilirler.
Aura, reiki, meditasyon, alfa kanalı,bio-enerji, şifacılık gibi kavramlar hakkında da söyleyecek daha farklı şeylerim ne yazıktır ki yoktur.O konularda araştırmalarım oldu ama her hangi bir bilimsel dayanakları olmadıklarına ikna oldum.Eğer o konularla ilgili bilimsel veri yada döküman veyahut literatür bilgisi getirip sunabilirsen, bizimle paylaşırsan memnun olurum.
|

11-01-2008, 00:52
|
|
harvester
|
|
Üyelik Tarihi: 03-01-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 198
|
|
Alıntı:
ÖZGÜRLÜK´isimli arızadan alıntı
bunun mantıksız olduğu görüşünüzü kabul etmiyorum.. bir araştıramnın bilimsel olup olmaması yasa haline geçip geçmemesiyle ölçülmez.. Big Bang de bir teoridir yasa haline gelmemeiştir.. fakat bilimsel bir olaydır değil mi? yada Kuantum Fiziğiyle alakalı yasalaşmamış şeyler vardır.. Einstein'ın paralel evrenler uğraşı bilimsel bir uğraş değil midir? mistik midir? metafizik midir?
ben materyelist bir yapıya sahibim.. ve iddaa ediyorum ki tüm bu konular ileride bilimsel çalışmalar sonucu KANUN haline gelecektir.. bunun inançla, dinle, metafizikle yada mistisizmle alakası yoktur.. ayrıca da Parapiskoloji henüz yaklaşık 50 senelik bir alandır.. geçmişi yoktur çok yenidir.. henüz yolun başındadır.. ileride dediklerimin gerçekleşmesini biz görebilir miyiz orası meçhul 
|
Tabii ki bilimsel olması için bilimsel kanun olması gerekmez, bilimsel bir argümanın.Ancak bilimsel kanun olması için öncelikle bilimsel ilkeler dahilinde bir argüman(teori) olması gerekmektedir.İnanmazsın ama Big-Bang de bilimsel değildir.Eğer bir Bang olmuşsa bile buradan bizim galaksimizin oluşumu sonucu çıkarılabilir en zorlama şekliyle, Evren'in oluşumu sonucu değil.Paralel Evren kurgulaması ise Einstein'a değil, Stephen Hawking'e aittir ve bu tür şeyler bilimin değil, bilimkurgunun konusudurlar.
Parapsikoloji kısa bir süredir parapsikoloji adıyla bilinmektedir.Önceleri Kabalah, Reiki, Yoga, Meditasyon,Metafizik,Ruhbilim gibi isimler kullanılmıştır bu tür şeyler için.Demode olduğu düşünülmüş ki parapsikoloji terimini seçmişler inanırları.Metafizik kelime anlamı olarak fizik ötesi, fizik dışı demektir.Yani nesnellikle bağdaşmaz anlamını da içerir ki; nesnellik bilimin temel direğidir.Bir de Aristoteles'in yazdığı ''Fizik'' isimli bir kitabı vardır.Bu kitaptan sonraki yazıları da ''Metafizik'', ''Fizik Ötesi'' olarak adlandırılır(Metafiziğin etimolojik kökeni).Parapsikoloji'nin kökenler ise Eski Yunan'a kadar gider.İlginçtir ki Parapsikoloji de psikoloji ötesi anlamındadır.Paranormal olayların, fenomenlerin, bilinmeyen durumların bilim dışı(sözde bilim üstü) yöntemlerle anlaşılmaya çalışılmasıdır.Paranormal olayların varlığı bile bilimsel olarak delil yetersizliğinden inkar edilirken hem de.Bu gibi şeylerin kökeninde Eski Yunan'da Platon,Pisagor,Çiçeron,Virgil gibi kişilerin anlamsız, bilim dışı arayışları ve İdealar Evreni(yada benzerleri) saplantısı yatmaktadır ve materyalizmin tam zıttı olarak mücadele veren şeydir kendisi.
|

11-01-2008, 16:47
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 189
|
|
|
sn.Tenere açıklamalarınız için teşekkür ederim..
Telepati ve Telekinezi o dediğiniz kavramların Parapsikoloji dalına girmesiyle beraber bilimsel araştırmalar dahilindedir artık..
dediğim gibi daha çok yeni oldukları için henüz bilimsel anlamda elde bir kanıt olmayabilir.. fakat çeşitli deneyler ve insandaki enerjinin aktarımıyla ilgili veriler bunları doğrular niteliktedir..
daha fazla argüman bulmaya çalışacağım.. sizinle paylaşmak büyük zevk olacak...
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
Konu ÖZGÜRLÜK tarafından (11-01-2008 Saat 16:50 ) değiştirilmiştir..
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:10 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|