|
|
Ruh ikizleri ve telepati üzerineParapsikoloji ve Okültizm içerisinde Ruh ikizleri ve telepati üzerine konusu: PARAPSİKOLOJİ
TELEPATİ HAKKINDA GERÇEKLER
Parapsikoloji alanı dönüm noktasında. 30 yıldan uzun bir süredir yapılan yüzlerce deneyin sonucu bir araya getiriliyor ve yeniden değerlendiriliyor. Ancak, araştırmacılar sonuçlar üstünde henüz fikir birliğine ...

27-10-2007, 20:07
|
|
Normale dönmüş
|
|
Üyelik Tarihi: 26-10-2007
Nerden: Kuşadası
Mesajlar: 80
|
|
Ruh ikizleri ve telepati üzerine
PARAPSİKOLOJİ
TELEPATİ HAKKINDA GERÇEKLER
Parapsikoloji alanı dönüm noktasında. 30 yıldan uzun bir süredir yapılan yüzlerce deneyin sonucu bir araya getiriliyor ve yeniden değerlendiriliyor. Ancak, araştırmacılar sonuçlar üstünde henüz fikir birliğine varamadılar...
Bilim insanları, beynin ancak yüzde 10'unun kullanıldığını söylüyorlardı. Ancak, günümüzde bu iddia aşılmış durumda.
ºya düşünceleri kullanarak iletişim kurmak mümkün mü? Telepati konusu, yüz yılı aşkın bir süredir bilim dünyasını ikiye bölmüş durumda. Kimilerine göre, bu tür zihinsel güçlere sahip olabileceğimiz fikri dahi gülünç. Kimilerine göre ise, telepatinin gerçekliğinin tartışılması bile gereksiz. Bu iki uç noktanın arasında yer alan parapsikologlar, telepati konusunu ciddiye alan, kanıtlar bulmak için deneyler yapan bilim insanları.
1970'li yıllardan itibaren, dünyanın önde gelen üniversiteleriyle araştırma enstitülerinde çalışan parapsikologlar, çeşitli iddialar ortaya attılar ve iddialarını ciddi bilimsel çalışmalarda test etmeye başladılar. Testlerin sonuçları ise, konu üstünde çalışan bilim insanlarını bile fikir ayrılığına düşürecek nitelikte. Bazı araştırmacılar, elde edilen sonuçları telepatinin varlığını kanıtlamak için yeterli buluyor. Bazıları da, araştırma sonuçlarının geçerli bilimsel kanıtlar sunamadığını söylüyorlar. İşte bu yüzden, bir bilim dalı olarak parapsikolojinin sonunun yaklaştığı iddia ediliyor.
Evde telepati gücünüzü test edin
Telepati ile ilgili ikna edici kanıtlar, ancak otomatik ganzfeld deneyleri gibi titizlikle hazırlanmış deneylerde elde edilebilir. Yine de, evinizde iskambil kâğıtları, rahat bir koltuk ve "yollayıcı" olmayı kabul eden bir arkadaşınızla basit bir deney yapabilirsiniz. Bunun için sıradan bir iskambil destesinden as, dört, on ve papazları ayırın. Size yardım eden kişi bunları karıştırsın. Siz de başka bir odada (kartlarla ilgili ipucu almamak için), rahat bir koltuğa oturun. 15 dakika gözleriniz kapalı, nefes alıp vermeye odaklanın. Burada amaç, telepatik sinyalleri algılamak için zihninizi boşaltmak. Daha sonra "yollayıcı" kartlara konsantre olarak, üzerlerindeki resimleri iletmeye çalışsın. Birkaç dakika sonra, iletilen kartın hangisi olduğunu söyleyebilmelisiniz. Bu sırada yardımcınız doğru ve yanlış tahminleri not etsin. 16 kart bittikten sonra kartları karıştırıp, deneyi üç defa daha tekrarlayın. Rastlantısal tahmin yapılırsa, 64 tahmin içinde 16 civarında doğru bilme olasılığı var. 23 ya da daha fazla doğru ise, bilim dünyasınca istatistiksel açıdan anlamlı bulunabilecek kanıt olacaktır.
Parapsikoloji alanı bir dönüm noktasında. İnsan bilincinin anlaşılması ile ilgili büyük bir gelişmenin eşiğinde olduğumuz söyleniyor. Öte yandan, konuya kuşkuyla yaklaşanlar haklılarsa, parapsikoloji düşüşe geçmek üzere. Kuşku duyanların ve savunanların uzlaştıkları tek bir alan var: Bugüne dek en geçerli kanıtların elde edildiği "ganzfeld" deneyleri. Sözcük, Almanca'da "tüm alan" anlamına geliyor.
1970'li yılların ortalarında, meditasyon yapan insanların telepatik deneyimleriyle ilgili raporlar, zihinsel konularda araştırma yapan bilim insanlarının merakını uyandırmıştı. Raporlar, telepatinin insanlar arasında iletişim sağlayan sinyaller içerebileceği düşüncesini doğurdu
Sinyallerin normal beyinsel çalışma ile algılanamayacak kadar belirsiz olduğu, meditasyon gibi çalışmaların ise algılanmalarını kolaylaştırabileceği düşünülüyordu. Bu düşünce, ışık, ses ve sıcaklığı kapsayan bir "tüm alan"da rahatlayan insanlar üstünde deneyler yapılmasına yol açtı. Deneylerden sonra "ganzfeld", telepatinin test edilmesinde en popüler yöntem haline geldi.
Ganzfeld deneylerinde, katılımcılar, özel olarak yalıtılmış bir odada 45 dakika boyunca yumuşak bir koltukta oturup, kulaklıkla rahatlatıcı sesler dinliyorlar. Bu sırada, gözlerinde yalnızca yumuşak pembe ışık geçiren filtreler bulunuyor.
kaynak(fokus dergisi).
|

27-10-2007, 20:54
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 313
|
|
"...henüz fikir birliğine varamadılar..." Varacakları kesin mi ? "Henüz"müş... peh. Varmak zorundalar mı peki ?
"Bilim insanları, beynin ancak yüzde 10'unun kullanıldığını söylüyorlardı. Ancak, günümüzde bu iddia aşılmış durumda. " Bilim insanları demek... Karar versinler %10 mu , % 1 mi , milyonda bir mi ? Birisi de bana açıklasaya "beynin yüzde 3nü 5ini kullanıyoruz" demenin kaynağını ! Diğer organları da yazsınlar tam olsun : kalbimizin %16 sını , karaciğerimizin % 2 sini , gözümüzün %47 sini kullanıyoruz vs... Komik .
"Telepati konusu, yüz yılı aşkın bir süredir bilim dünyasını ikiye bölmüş durumda. Kimilerine göre, bu tür zihinsel güçlere sahip olabileceğimiz fikri dahi gülünç. Kimilerine göre ise, telepatinin gerçekliğinin tartışılması bile gereksiz." Diye yazıda geçen bir yer var.
Ama ne ilginç ki yazının başlığı "Telepati Hakkında Gerçekler" Her kim yazmışsa bulmuş yani kesin ve net gerçeği ! Bari "Telepati Hakkındaki Düşüncelerim" deseydi. Böyle kişisel fikirlerini kişiseldeğilmiş gibi yazınca bilimsel makale mi oluyor ?
"Bazı araştırmacılar, elde edilen sonuçları telepatinin varlığını kanıtlamak için yeterli buluyor. Bazıları da, araştırma sonuçlarının geçerli bilimsel kanıtlar sunamadığını söylüyorlar."  Ne kelime KANIT .
- Kanıtının kanıt olduğunu kanıtla bakayım ?
- Abra kadabra, hokuz bokuz !
"meditasyon yapan insanların telepatik deneyimleriyle ilgili raporlar, zihinsel konularda araştırma yapan bilim insanlarının merakını uyandırmıştı."
Acep ne yazıyodu acaba o raporlarda da bilim adamlarını pek bi meraklandırmış ?
Mesela şöyle birşey olabilir mi ?
- Biliyorum o da beni istiyor !  Düşüncelerini okudum onun . Hatta beni hangi pozisyonlarda istediğini bile gördüm . Müthiş bir telapati deneyimiydi !
Kaynak : Fokus ... Breh breh breh ...
|

27-10-2007, 21:06
|
|
|
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
"...henüz fikir birliğine varamadılar..." Varacakları kesin mi ? "Henüz"müş... peh. Varmak zorundalar mı peki ?
"Bilim insanları, beynin ancak yüzde 10'unun kullanıldığını söylüyorlardı. Ancak, günümüzde bu iddia aşılmış durumda. " Bilim insanları demek... Karar versinler %10 mu , % 1 mi , milyonda bir mi ? Birisi de bana açıklasaya "beynin yüzde 3nü 5ini kullanıyoruz" demenin kaynağını ! Diğer organları da yazsınlar tam olsun : kalbimizin %16 sını , karaciğerimizin % 2 sini , gözümüzün %47 sini kullanıyoruz vs... Komik .
"Telepati konusu, yüz yılı aşkın bir süredir bilim dünyasını ikiye bölmüş durumda. Kimilerine göre, bu tür zihinsel güçlere sahip olabileceğimiz fikri dahi gülünç. Kimilerine göre ise, telepatinin gerçekliğinin tartışılması bile gereksiz." Diye yazıda geçen bir yer var.
Ama ne ilginç ki yazının başlığı "Telepati Hakkında Gerçekler" Her kim yazmışsa bulmuş yani kesin ve net gerçeği ! Bari "Telepati Hakkındaki Düşüncelerim" deseydi. Böyle kişisel fikirlerini kişiseldeğilmiş gibi yazınca bilimsel makale mi oluyor ?
"Bazı araştırmacılar, elde edilen sonuçları telepatinin varlığını kanıtlamak için yeterli buluyor. Bazıları da, araştırma sonuçlarının geçerli bilimsel kanıtlar sunamadığını söylüyorlar."  Ne kelime KANIT .
- Kanıtının kanıt olduğunu kanıtla bakayım ?
- Abra kadabra, hokuz bokuz !
"meditasyon yapan insanların telepatik deneyimleriyle ilgili raporlar, zihinsel konularda araştırma yapan bilim insanlarının merakını uyandırmıştı."
Acep ne yazıyodu acaba o raporlarda da bilim adamlarını pek bi meraklandırmış ?
Mesela şöyle birşey olabilir mi ?
- Biliyorum o da beni istiyor !  Düşüncelerini okudum onun . Hatta beni hangi pozisyonlarda istediğini bile gördüm . Müthiş bir telapati deneyimiydi !
Kaynak : Fokus ... Breh breh breh ...
|
Yakaladım mı yoksa sizi sn. Taçyıldız...  Felsefe bölümünde "yapısalcılık ötesi ve Derrida" da yaptığınız tartışmalarda (ve Feyerabend üzerine yazınızda) bilimsel gerçeklere karşı sakınımlı (en az sakınımlı!) duran felsefi tavrınızı gördüm de, sizin için Bilim de bir metin, bir kurgulanmış gerçek ise -ki bana öyle görünüyor- biraz daha açayım, eğer hiçbir verili gerçeğe ulaşılamayacağını; gerçek, akıl, bilim... kavramları ancak bir tür "ikinci el" kavramlarsa (umarım anlayabilmişimdir duruşunuzu) buradan telepati ye hangi konumdan saldırıyorsunuz? Ya da neden, bence ciddi bilimsel konuları seçmediniz? Ya da varsayın size ispat sunuldu, bunu siz ancak pragmatik veya kendi göreliğinde gerçeğinde görmeyecek misiniz? İspatların, ispat kavramının kendisi ne ki... üstelik bir de telepatiyi sorgulamışsınız.
|

27-10-2007, 21:45
|
 |
*** FİLOZOF ***
|
|
Üyelik Tarihi: 19-10-2007
Nerden: DÜnya
Mesajlar: 192
|
|
|
sn.Berk Taçyıldız eleştirileriniz tamamen saldırıya yönelik.. ve böyle alaylı eleştiriler hiç hoş değil..
Telepati konusunun doğruluğundan kişisel oalrak hiçbir şüphem yok..
insan beyninin çok küçük bir bölümü kullanılıyor.. beyin enerjisinin bir ampülü yakabilecek güçte olduğunu düşünürseniz bu çok barizdir.. ki (inanmadığınıza eminim) telekinezi gibi beyin gücünü açığa çıkaran oalylar da mevcut..
bana kalırsa bugüne kadar insan vücudunda en gizemli kalan bölüm beyindir.. araştırmaları çok zordur.. bu yüzden gelişmeler de çok yavaş olmakta.. fakat insan beyni herşeyi yapabielcek güçte..
metinde gçen bir deney var.. bu bana çok basit anlatılmış gibi geldi.. yani o deneyi yapmak her insanın harcı değil.. uzun süreler meditasyonla uğraşan yada çakraları açık olan insanlar bunu gerçekleştirebilir..
koltuğa oturun nefesinize odaklaınn zihninizi boşaltın.. basit şeyler değil bunlar.. en azından bi kaç haftalık bir çalışma sonucu meditasyona ufak ufak kendinizi alıştıraiblirsiniz..
ben yaklaşık bir aydır meditasyon yapıyorm henüz odaklanma sorunumu aşabilmiş değilim..
dediğim gibi her insanda farklı derecede etki gösterir.. çakraların açık olması bunu değiştirir..
parapsikoloji düşüşe geçecek değil, tam tersi önü çok açık oaln bir alandır..
evrendeki enejiler ve isnan enerjisi çok büyük bağlantılarla birbirini etkilemektedir.. böyler bir durumda enerjileri aynı frekansta olan insanlar telepatik iletişime geçebilirler..
dediğim benim bu konularda hiçbir şüphem yok.. çalışmalar ilerledikçe bu asılsız suçlaamlaırınza güleceksiniz..
Beynimdeki fırtınalar besliyor onu...
|

27-10-2007, 21:55
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 313
|
|
Sevgili arkadaşım, sen her ne kadar sayın vs. falan filan demişsende benim içimden daha teklifsiz yazmak geliyor .
Evet tespit yerinde. Ama bu yakalamak değil. Eğer düşüncelerimi sezinlemişsen bunun doğrultusunda insanlarla tartışmalarımın Aydınlanma felsefesindeki o hümanist dünya görüşünün merkezinde yatan "eğitim" vurgusunca olmadığı , "bilinç aşılamak" ya da "aydınlatmak" deyimlerini çok abuk bulduğumu da kolaylıkla tahmin edebilirsin .
O halde ben telepatiyi neden eleştirdim, daha doğrusu mizahi bir dille sorguladım ?
Çünkü ilk olarak sorgulanma hakkına sahipti ? Tıpkı tanrının , meleklerin ya da evrimin sorgulanma hakkı gibi . Aklıma şu geldi : bu sanırım ateist birinin sırf kılık kıyafette özgürlük için üniversiteye türbanla gidilmesini savunması gibi . Şahsen savunuyorum da. Ve bir o kadar satanistlere de saygılıyım. Ama gel gör ki satanizm hakkında sorgulayıcı yazılarım da var. Ha ben çok mu bilgiliyim ? Ukalıkta tam burada doruk noktasına varıyor ! "Bilgi dediğin nedir ki ? " " Kanıt dediğin nedir ki ? " ye varıyorsa olay - ki varıyor ve varmalı da - o halde bilginin azlığı ile çokluğu arasında bir fark yoktur. Niteliği ve niceliği arasında . Bu anlamda benim için ormanda yaşayan bir "ilkel" yerli ile kentte yaşayan bir "parapsikoloji bilimi" profesörü aynı bilgi düzeyindedir. Bilim denilen şey bilinemeyen varsayımlardan nedeni tam olarak belli olmayan formüllerle türetilir. Mantık bile çeşit çeşitken ( araştırın onu da ) aklın yolu bir değildir ve yine söylüyorum olmamalıdır da .
Tüm bunlardan sonra... benim bildiklerim yok ! hiç birşey bilmiyorum ve hiçbirşeyin bilinemeyeceğine İNANIYORUM . o halde bilmek değil inanmaktır esas olan ve her insan inanç hürriyetini sonuna kadar kullanabilmelidir . Mesela şu aralar " acaba , 'geçmişe dair' tüm 'anı'ların beynime kodlanmasıyla az önce mi 'var'oldum ? " diyorum. :%: Nerde ? Hangi matrix bu ? Acaba birazdan bana mavi - kırmızı hap ikiliminde bırakacaklar mı ? Bırakacaklarsa düşünme sürem ne olacak ? falan fişman diye düşünüyorum  heheh
Amaç dalga geçmek ... yaşamak oyalanmaksa şayet . İnançlarım var. Var-sayımlarım. Sayıyorum 1,2,3,4,&,5,6... Mesela 4 ile 5 arasında & diye birşey var. Onun bilim adamlarının sakladığı bir doğal sayı olduğuna inanıyorum ! İşte tam burada Foucault giriyor devreye. Bilgi Rejimi ve akıl hastanelerindeki incelemeleri, tarihteki epistemenin nasıl kırılma noktası yaşadığını, delilik-akılcılık arasındaki psikolojik tanım fırtlatmalarıyla modernizmin yapılanışını !
Yani senisevdimbirkere seni sevdim bir kere !  Olay tamamen şenlik maksatlı .
Konu Berk Taçyıldız tarafından (27-10-2007 Saat 21:58 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Foucault'un adını yanlış yazmışım . Belki gerçek adı yazdığım gibiydi bilmiyorum :)
|

27-10-2007, 22:29
|
|
|
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
Evet tespit yerinde. Ama bu yakalamak değil. Eğer düşüncelerimi sezinlemişsen bunun doğrultusunda insanlarla tartışmalarımın Aydınlanma felsefesindeki o hümanist dünya görüşünün merkezinde yatan "eğitim" vurgusunca olmadığı , "bilinç aşılamak" ya da "aydınlatmak" deyimlerini çok abuk bulduğumu da kolaylıkla tahmin edebilirsin .
Çünkü ilk olarak sorgulanma hakkına sahipti ? Tıpkı tanrının , meleklerin ya da evrimin sorgulanma hakkı gibi . Aklıma şu geldi : bu sanırım ateist birinin sırf kılık kıyafette özgürlük için üniversiteye türbanla gidilmesini savunması gibi . Şahsen savunuyorum da. Ve bir o kadar satanistlere de saygılıyım. Ama gel gör ki satanizm hakkında sorgulayıcı yazılarım da var. Ha ben çok mu bilgiliyim ? Ukalıkta tam burada doruk noktasına varıyor ! "Bilgi dediğin nedir ki ? " " Kanıt dediğin nedir ki ? " ye varıyorsa olay - ki varıyor ve varmalı da - o halde bilginin azlığı ile çokluğu arasında bir fark yoktur. Niteliği ve niceliği arasında . Bu anlamda benim için ormanda yaşayan bir "ilkel" yerli ile kentte yaşayan bir "parapsikoloji bilimi" profesörü aynı bilgi düzeyindedir. Bilim denilen şey bilinemeyen varsayımlardan nedeni tam olarak belli olmayan formüllerle türetilir. Mantık bile çeşit çeşitken ( araştırın onu da ) aklın yolu bir değildir ve yine söylüyorum olmamalıdır da .
Tüm bunlardan sonra... benim bildiklerim yok ! hiç birşey bilmiyorum ve hiçbirşeyin bilinemeyeceğine İNANIYORUM . o halde bilmek değil inanmaktır esas olan ve her insan inanç hürriyetini sonuna kadar kullanabilmelidir . Mesela şu aralar " acaba , 'geçmişe dair' tüm 'anı'ların beynime kodlanmasıyla az önce mi 'var'oldum ? " diyorum.  Nerde ? Hangi matrix bu ? Acaba birazdan bana mavi - kırmızı hap ikiliminde bırakacaklar mı ? Bırakacaklarsa düşünme sürem ne olacak ? falan fişman diye düşünüyorum  heheh
Amaç dalga geçmek ... yaşamak oyalanmaksa şayet . İnançlarım var. Var-sayımlarım. Sayıyorum 1,2,3,4,&,5,6... Mesela 4 ile 5 arasında & diye birşey var. Onun bilim adamlarının sakladığı bir doğal sayı olduğuna inanıyorum ! İşte tam burada Foucault giriyor devreye. Bilgi Rejimi ve akıl hastanelerindeki incelemeleri, tarihteki epistemenin nasıl kırılma noktası yaşadığını, delilik-akılcılık arasındaki psikolojik tanım fırtlatmalarıyla modernizmin yapılanışını !
Yani senisevdimbirkere seni sevdim bir kere !  Olay tamamen şenlik maksatlı .
|
Ben hiç yazışmadığım birine sn. dedim -bilemezdim ki,  neyse...
Siz "aydınlanmayı" ve "bilinç aşılatmak"ı falan sadece ideolojik taktikler, yanılsamalar çerçevesinde özgürlük adına eleştirmiyorsunuz. Yine özgürlüğe çok değer veriyorsunuz kanımca. Ama siz bu söylemleri "abukluk" olarak nitelendiriyorsunuz. (Bu arada "eğitim"in de gitmesinden özel bir zevk aldığımı söylemek isterim  )
"Bilgi dediğin nedir ki ? " " Kanıt dediğin nedir ki ? " ye varıyorsa olay - ki varıyor ve varmalı da -
Belki şöyle yorumlamalıyım: sizin kafanızda benim gibi ulaşmaktan korkacağınız limanlar yok: nihilizm, solipsizm gibi... işin renkli güzel tarafından bakmayı tercih ediyorsunuz: "benim için ormanda yaşayan bir "ilkel" yerli ile kentte yaşayan bir "parapsikoloji bilimi" profesörü aynı bilgi düzeyindedir." İlkel biraz ileridedir bence ama "para"sı atılmışsa profesörün yetişme, hatta geçme şansı da olabilir.
"Tüm bunlardan sonra... benim bildiklerim yok ! hiç birşey bilmiyorum ve hiçbirşeyin bilinemeyeceğine İNANIYORUM . o halde bilmek değil inanmaktır esas olan ve her insan inanç hürriyetini sonuna kadar kullanabilmelidir ."
Ve ortada bilginin hiçbir tözsel dayanağı yoksa budur, diyenlerdensiniz. Bu açıdan çok da rahatsınız aslında. Sorun tek bir konuda: A'ya onunla ayrım taşıyan B'ye, ikisinin ötesindeki C'ye, hiçbir alakası olmayan D'ye... nasıl, neye göre inanacağınıza geldiğinde afakanlar basabilir sizi ancak (eğer becerebilirlerse) geriye seçtiğiniz tavırlar/duruşlar kalır ama daima temelsiz olarak.
Foucault okumanın, onun durduğu konumdan genellikle çok uzakta olarak yapsam da ben kendisine eklektik yaklaşabiliyorum ancak, iyi bir uyaran benim için iyi doktor felsefeci...
Ben sizin görüşünüze nereden nasıl bakacağımı şimdi tam olarak bilmiyorum, yazdığınız yazılar arasında -şanslıyım ki- en iyisinin bu olduğunu düşündüğüm için sizden uzun alıntılarda bulundum ve derinlemesine almaktansa -ki felsefi duruşum sallantılarda ve sallanmasından zevk de alıyorum- böyle ancak şimdi sonuna geldiğimde gördüğüm abuk bir alıntılardan derleme ve yorumlar silsilesi oldu...
Nick'im bir defa eğlencelidir,  Bunu da belirtmek isterim... neyse tşk yanıtladığınız için
|

27-10-2007, 23:07
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 313
|
|
Vallahi arkadaşım , sağol ne diyeyim.
Temelsizlik noktasında dizgeli olmayan bir yaklaşım sergilemen kaçınılmaz olur. Mesela Nietzsche bunun güzel bir örneği. Yaklaşık 9 kitabını okudum ve kuşbakışı bakabilirsen düşüncelerine birilerinin deyimi ile "çelişki"ler görürsün. Halbuki ben şöyle tanımlamayı seçtim : Nietzsche çok katmanlı bir düşünürdür.
Bu anlamda çelişki aranacaksa aynı katmandaki düşünceleri arasında çelişki aranmalıdır. Katmanları belirleyense varsayım-belit-aksiom larıdır. Her farklı ön-kabul kendi gerekirlik tutarlılık düzlemini oluşturur. Nietzsche gibi bir filozofunda dönem dönem hatta aynı dönem içinde , aynı kitapta bile başı sonu ayrı inançların merkez olması görülür. Bu doğal birşey hatta bu yüzden çelişkili ve kafa karışıklığı olan düşünürleri hep dürüst ve samimi bulmuşumdur. "felsefi duruşum sallantılarda ve sallanmasından zevk de alıyorum" Benim içinde öyledir .
Ben şöyle bir yol izliyorum .
1. inancım : herşey inançtır (saltık kuşkuculuk )
2. inancım (1.nin alt kümesi): Tanrı yok. Hayat amaçsız . Saçma , trajik ve hatta bazen şanslı isem "komik" ...
( Burada görüldüğü üzere 1. ön-kabulden sonra geniş inanç "sistemleri" başlıyor. İkinci aşama da varoluşçu-nihilzm olabilir illa birşey diyeceksek . (Sonuçta Cioran'a bile kulp taktılar )
3. inancım : (artık burada daha da daralmaya başlıyor ) 
Vallahi işlerde en çok burada karışıyor hehehe... Bu aşama güncel... Ne canın çekerse katmanı burası !
Yaaa böyle işte. Benim yazı daha da karman çorman oldu . Senin "bilimin açıklayamadığı 10 olgu" konusundaki alıntılamalarını da okudum. Çok isabetli.
Devam eder bu konu . Artan bir bilgi paylaşımı, sorgulama , merak etme, yeri geldiğinde bocalama ile...
Haydi kal sağlıcakla .
Konu Ebruli tarafından (29-10-2007 Saat 02:05 ) değiştirilmiştir..
Sebep: Kişisel atıflarda bulunmayalım lütfen...
|

28-10-2007, 17:17
|
 |
über-arıza-mensch
|
|
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 24
Mesajlar: 313
|
|
- Bugün ne oldu ? -
Bugün bir öğretmen ile sohpet ediyorum . Konu "insan"dan başladı evrildi evrildi "ürün"e vardı. Ben "toplumları zaman(tarih) ve mekan(doğa), insanları da toplumlar üretir " dedim. O da "olmaz öyle şey; insan ürün olamaz"dedi. Oradan da konu çevrildi çevrildi geldi atomlara !  Ben: "sizi oluşturan atomlar daha öncede vardılar, sizden sonra da aynen olmaya devam edecekler. O halde sizin 'var'lığınız yalnızca bir biçim ! " Hocam çıkıştı : "Ne demek senin atomların ! Canlının en küçük yapı taşı hücredir ; maddemiyim ki ben atomum olsun ! "  Ben tabii bu noktada dumura uğradım. "Şaka yapıyorsunuz değil mi hocam ?"diye sordum . Ama hocam devam ediyor ...Ben de hararetle ve "konuşmayalım tamam" denilmesine rağmen "Hocam benim bildiğim 2 tür madde var. İnorganik ve organik . Masa inorganik, bizse organik maddeyiz. Değil mi ki hücre moleküllerden oluşur , su molekülü (tuz molekülü, biber salçası molekülü , hafif yağ molekülü) vs... Moleküller elementlerden, elementler atomlardan ,atomlar nötron-proton-elektron ,onlarda kuarkalardan ve parçacıklardan oluşuyor. (arada atladığım var mı acep ? ) Varlık fizik, kimya biyoloji olarak uzmanık katmanlarına ayrılmış. Bilim denen birşey var hocam yapmayın ! " 
|

28-10-2007, 18:45
|
|
|
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı
- Bugün ne oldu ? -
Bugün bir öğretmen ile sohpet ediyorum . Konu "insan"dan başladı evrildi evrildi "ürün"e vardı. Ben "toplumları zaman(tarih) ve mekan(doğa), insanları da toplumlar üretir " dedim. O da "olmaz öyle şey; insan ürün olamaz"dedi.
|
İnsanı insan yapan doğal, tarihsel-toplumsal koşullar olduğu gibi bir de kendisi vardır, etkin koşul olarak biraz da kendisi. Belki sadece onu eklemeyi unutmuşsunuz. Hocanıza gelince ÜRÜNSÜN SEN, PİS ÜRÜN diye bağırmak, ya da çocuksu bir şekilde "ürrüünn, üürrüünn"  ... dalga geçmek geldi içimden 
|

28-10-2007, 23:02
|
|
Henüz arızalanmış
|
|
Üyelik Tarihi: 28-10-2007
Yaş: 22
Mesajlar: 5
|
|
|
Sanırım bu konuda yazabilecek yetkin kişilerdenim astral deneyimler üzerine konuşabilecek olanlarınız var mı?
|
29-10-2007, 00:11
|
|
maria
|
Bu Mesaj duarden tarafından silinmiştir.
Sebep: Konu dışı ileti...
|
29-10-2007, 00:41
|
|
sevdimsenibirkere
|
Bu Mesaj duarden tarafından silinmiştir.
Sebep: konu ile alakası yok ...
|
|
Konuyu toplam 1 kişi okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:41 .
Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.
Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org
|
|
|
|