Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür  & Sanat ve Mizah  Forumu Ana Sayfa İletişim Site Haritası

Geri git   Felsefe, Edebiyat, Sinema, Müzik, Tarih, Kültür & Sanat ve Mizah Forumu > Hayat Güzeldir > Parapsikoloji ve Okültizm


Suyun Hafızası

Parapsikoloji ve Okültizm içerisinde Suyun Hafızası konusu: Suyun Hafızası Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortadadır. Su, bir şey ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 26-07-2007, 00:45
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 2,226
Arrow Suyun Hafızası

Suyun Hafızası


Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortadadır. Su, bir şey söylendiğinde, ona aktarıldığında, anında etkilenmekte.



Fransız bilim adamı Dr. Jacques Benveniste, araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiş. 1980′lerde başlattığı çalışmalarında suyun hafızası olduğunu anlamış. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda karıştırarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş. Ancak ne kadar sulandırsa da suyun içine en başta eklenmiş olan maddenin yok olmadığını tespit etmiş. O zaman suyun yüklenen maddeyi bir şekilde hafızaya kaydettiğini anlamış. Bir başka deneyinde suya bir zehir yerine sadece zehirin frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü tespit etmiş.

Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katılmış. Fransa, İtalya, Belçika ve Hollanda'dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika Katolik Üniversitesinde, Benvenistenin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak, yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuardaki bilim adamları deney solüsyonlarının içinde ne olduğunu bilmeden çalışmışlar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su varmış. Tüm deney bağımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyormuş. Bu kişi tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyormuş ama deneylerde bil-fiil çalışmıyormuş, bu yüzden yalan ve dolana yer kalmamış. Yapılan tüm deneyler Benveniste'nin sonuçlarını desteklemiş. Benveniste buna karşılık "12 sene önceye, bizim başladığımız noktaya gittiler" demiş. Benveniste ayrıca "Biyokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır" demiş.

Unutmayalım ki; insan bedeninin %85′i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, iç içe geçmesi, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.

Masaru Emoto:



"İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR."

Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto'nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.

Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor.



Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortadadır. Su, bir şey söylendiğinde, ona aktarıldığında, anında etkilenmekte.

Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara, dondurulmadan önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılarak resimlerin altında yazılı kelimeler yüklenilmiş. Su, kelimelerin enerjisini kopyalıyor ve görüntü olarak şaşırtıcı bir şekilde kelimenin manasını yansıtıyor. Kelimelerin enerjisel frekansları suyun moleküler yapısını değiştiriyor. Yapılan araştırmada ayrıca suya müzik çalınmış, film de oynatılmış. Örnek fotoğraflarda kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup, şekil bozuklukları yarattığı görülmüş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.)

Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. "Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim" cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına bakınız. Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesinde yaşarsınız. Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.

Solda "Teşekkür ederim!", sağda "Seni aptal!"

Üstteki resimde Japonya'da iki ilkokul talebesinin, okul için yaptığı bir deneyin sonucunu görüyorsunuz. İki farklı şişeye pişmiş pirinç koyup şişenin birine "Teşekkür ederim!" diğerine ise "Seni Aptal!" diye yazmışlar. Bir ayın sonunda "Teşekkür ederim!" yazılan pirincin renginin sarı ve kokusunun helmelenmiş pirinç gibi olduğunu ve "Seni Aptal!" yazılan pirincin ise simsiyah ve kötü kokulu olduğunu, pirincin bile kelimelerden etkilendiğini görmüşler. Bu deney yayılmış ve dünyada birçok değişik insan aynı deneyi tekrarladığında aynı neticenin elde edildiğini görmüşler. Siz de deneyebilir, farklı kelime veya cümlelerle ne tür netice elde ettiğinizi görebilir, söz ve düşüncenin etkisini bizzat gözlemleyerek yaşayabilirsiniz.

http://www.limk.com/golimk.php?lid=114396

Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 01-08-2007, 08:44
pechorin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
защитник
 
Üyelik Tarihi: 22-05-2007
Nerden: USA
Mesajlar: 55
Çevirmeye üşendim. İsteyenler wikipedia'dan Jacques Benveniste adını araştırıp, tamamını okuyabilir ama asıl yukarda aktarılan deneyle alakalı kısım aşağıda;

A week after publication of the article, Nature sent a team of three investigators to Benveniste's lab to attempt to replicate his results under controlled conditions. The team consisted of Nature editor and physicist Sir John Maddox, American scientific fraud investigator and chemist Walter Stewart, and skeptic and former magician James Randi.

The team pored over the laboratory’s records and oversaw seven attempts to replicate Benveniste’s study. Three of the first four attempts turned out somewhat favorable to Benveniste; however the Nature team was not satisfied with the rigor of the methodology. Benveniste invited them to design a double blind procedure, which they did, and conducted three more attempts. Before fully revealing the results, the team asked if there were any complaints about the procedure, but none were brought up. These stricter attempts turned out negative for Benveniste. In response to Benveniste’s refusal to withdraw his claims, the team published in the July 1988 edition of Nature the following critiques of Benveniste’s original study:

Benveniste’s experiments were "statistically ill-controlled", and the lab displayed unfamiliarity with the concept of sampling error. The method of taking control values was not reliable, and "no substantial effort has been made to exclude systematic error, including observer bias"
"interpretation has been clouded by the exclusion of measurements in conflict with the claim". In particular, blood that failed to degranulate was "recorded but not included in analyses prepared for publication". In addition, the experiment sometimes completely failed to work for "periods of several months".
There was insufficient "avoidance of contamination", and, to a large extent, "the source of blood for the experiments is not controlled".
The study had not disclosed that "the salaries of two of Dr Benveniste's coauthors of the published article are paid for under a contract between INSERM 200 and the French company Boiron et Cie."
"The phenomenon described is not reproducible". "We believe that experimental data have been uncritically assessed and their imperfections inadequately reported."

The July 1989 edition of Nature reported that INSERM placed Benveniste on probation following a routine evaluation of his lab. Although INSERM found that his laboratory activities overall were exemplary, it expressed severe discomfort with his high dilution studies, and criticized him for "an insufficiently critical analysis of the results he reported, the cavalier character of the interpretations he made of them, and the abusive use of his scientific authority vis-à-vis his informing of the public".[10]

Yani kısaca araştırma geçersiz, doktor Benveniste Fransız Medikal araştırmalar enstitüsü tarafından açığa alınmış..

Bu da japonla alakalı olan, ki kendisi bilim adamı değil zaten..

Even sympathetic commentators have criticized Emoto for insufficient experimental controls, and for not sharing enough details of his approach with the scientific community. In addition, Emoto has been criticized for designing his experiments in ways that leave them open to human error influencing his findings.

In the day-to-day work of his group, the creativity of the photographers rather than the rigor of the experiment is an explicit policy of Emoto. Emoto freely acknowledges that he is not a scientistö and that photographers are instructed to select the most pleasing photographs. Emoto says that he selects the photos that he wishes for consistency. This is an explicit admission of observer bias.

James Randi, founder of the James Randi Educational Foundation, has publicly offered Emoto one million dollars if his results can be reproduced in a double-blind study. Randi has also stated that he does not expect to ever have to pay the million dollars.
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-08-2007, 22:01
Normale dönmüş
 
Üyelik Tarihi: 20-06-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 898
ilginç bir konu bu detays.
sağol.
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 06-08-2007, 22:36
magnvs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
exodus
 
Üyelik Tarihi: 03-02-2007
Nerden: Dersaadet
Mesajlar: 226
Leh bir arkadaşım anlatmıştı. Artık anı mı hikaye mi bilmiyorum da Polonyalı bir genç kendine Slovakyalı bir sevgili buluyor. İşte bildiğiniz gibi dilleri de az çok yakındır ya Doğu Bloku ülkelerinin. Slovakya'ya kızın ailesini ziyarete gitmiş. İşte yalandan sohbet vs. derken kızın babası birden sinirlenmiş. Şimdi kelimeleri hatırlamıyorum ama meğer Lehçe'de normal bir kelime olan Slovakça'da baya ağır bir küfürmüş. Hemen de aklıma o geldi acaba o kelimeyi yazsak ne olur pirinçlere
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 27-08-2008, 23:16
sloth - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 15-08-2008
Yaş: 21
Mesajlar: 31
büyük hayal kırıklığına uğradım... halbuki o suya ne de inanmıştım
üzdün beni emoto
Alıntı ile Cevapla
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:19 .
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Copyright ©2007 - 2008 Anarsist.Org